PROF. DR. DOĞAN’DAN 2 TEMMUZ MESAJI

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Sivas katliamının 21.yılında, katliamda hayatını kaybedenleri acıyla andığını ve ailelerine başsağlığı dilediğini söyledi.

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Sivas katliamının 21.yılında, katliamda hayatını kaybedenleri acıyla andığını ve ailelerine başsağlığı dilediğini söyledi.

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof.Dr. İzzettin Doğan, 2 Temmuz 1993 yılında yaşanan “Madımak Katliamı” anması dolayısıyla Cem TV Ana Haber Bülteni’ne telefonla bağlandı. Sivas’ta 1993’te yanarak ve boğularak hayatını kaybeden 35 Can’ı anan Doğan, katliamı yapanların mutlaka yargı önünde cezalandırması gerektiğini söyledi. Doğan sözlerine şöyle devam etti:

“Maalesef her yıl üzülerek hatırlayacağımız bir olay, bu acıyı dindirebilecek olan siyasi iktidarların böyle bir olay karşısında yapmış oldukları hataları kabul etmesi ve bu katliamı yapanların mutlaka yargı önünde cezalandırılması gerekirdi. Bu belki yaşanan acıyı bir nebze azaltabilirdi. Ancak bizdeki yargı sistemi yeterince çalışamamıştır bu olayla ilgili. Adaletin gerçekleşmesi engellenmiştir. Asıl üzücü olan bu, çünkü siyasi iktidarlar her zaman bir ülkede yasa hâkimiyetini kurmakta muktedir olamıyorlar.”

“KASTA DAYALI YAKLAŞIM”

Yeterince güce sahip olan ordu ya da güvenlik güçlerinin basit bir olayı engellenemediğini vurgulayan Doğan, “adeta kasta yakın bir yaklaşımla insanların yanmasına göz yumuluyor. Sivas’ta 1993’te meydana gelen olayın özeti buydu aslında” diye konuştu.

Doğan, o dönemde sorumlu olanların hiçbirinin istifa etmediğini vurgulayarak, “Bu tür olaylarda normal olarak siyasi sorumluluk mekanizması işler demokrasilerde, bu mekanizmada hiçbir şekilde işlenmemiştir. Ne Başbakan, ne de içişleri bakanı hiç kimse istifa etmeyi aklından geçirmemiştir ve bunun siyasal bir sonucu olmamıştır. Demokrasileri demokrasi yapan bu tür olaylarda sorumluluğu doğrudan doğruya olsun ya da olmasın emri verebilecek durumdaki en üst merci bu nedenle görevden çekilmelidir. Yani onu engelleyememiş olmasında ya da yeterince müdahale edememiş olmalarının demokrasilerdeki sonucu o kişilerin makamlarını terk etmeleri ve yargı önünde hesap vermeleridir. Bu da sağlanamamıştır” dedi.

BAŞBAKAN “HAYIRLI OLSUN” DEDİ

Doğan, aradan 20 yıl geçmesine rağmen yapılan yargılamalarda alınan sonuçlara değinerek, “adaletin gerçekleşmemesi yönünde olmasına rağmen, sayın Başbakan’a sorulduğunda “Hayırlı olsun” diyebilmiştir” dedi ve Türkiye’de demokrasinin kat etmesi gereken çok mesafe olduğunu vurguladı.

İslam inancında kin ve nefrete yer olmadığını söyleyen Doğan, “bunun her yıl deşilmesi, hata yapanların tabi teşhir edilmesi siyasal sistemin yeniden gözden geçirilmesi sağlamaya vesile olduğu sürece yararlı olduğu kabul edilebilir ama eğer bir kin ve nefreti teşvik edecekse ki, bugünün siyasi iktidarı ne yazık ki Alevi- Sünni ayrımını keskinleştirmek suretiyle buna katkı sağlıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Demokrasiyi zaman içinde çökertir ve demokrasi işlenmez bir rejim haline gelebilir” dedi.

ASKERİ KORDON ALTINDA MUSAMMAA GÖSTERİLDİ

Vatandaşların öncelikli isteğinin can ve mal güvenliğinin yasaların himayesi altında olmasıdır diyen Doğan, “Sivas olaylarından maalesef Aleviler açısından yeterince bulunmadığını ve ayrılıkçı muamelelerden dolayı siyasi iktidarlara müdahale etmek isteyenler içinde vesile bir araç olarak kullandığını tanık kıldı bizi. Bu olaylara neden askeri kordon altında adeta musammaa gösterildi, çünkü yapılacak olan bir müdahalenin meşru olabilmesi için, akan kanın durdurulmasını sağlamak amacıyla müdahale zorunluluğu doğdu demek için. Ama bu tür olayların iktidarlar tarafından ya da siyasi güç odakları tarafından bir araç olarak kullanılmaması ve kendi yurttaşlarına karşı, bu tür tezgâhlanmaları –biraz ağırda olsa- organize edilmemesi gerekiyor.

Aradan 21 yıl geçtikten sonra Sivas olaylarını tabii ki oradaki yakınlarını kaybedenler için geride bırakmış olduğu ızdırabı, acıyı yıllar geçse de dindirmek kolay değil, ama kitleler toplu olarak bir takım sonuçlar çıkarabilirler.  Farklı inançlara farklı görüşlere rağmen bir arada hukukun güvencesi altında nasıl yaşayabilirler? Bu nasıl sağlanabilir? Noksanlıkları var mı? Hangi noksanlıklarla meşgul ki bu siyasal sistem bu olay ve bu sonuçlar doğdu? Onun cevabını bulabilmeye vesile oluşturmalıdır geçen seneler. Onun için 21 yılında Sivas olayların, böyle bir sonucun çıkmadığını yeterince idrak edilmediğini, siyasal sistemin zaaflarını gidermek yerine tam tersine bu siyasal sitemin gittikçe bölünmeyi, ayrıştırmayı getirecek istikamette devam ettiğini görmekten dolayı da müteessiriz” diye konuştu.

Doğan, bu durumun sadece Sivas ile ilgili olmadığını, yeni durumlara zemin hazırlayan bir siyasal sistemle karşı karşıya olunduğunu da ekledi.

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, sözlerini Sivas olaylarında hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileyerek bitirdi. Doğan, “Sivas olaylarının 21. Yılında hayatlarını kaybetmiş olan tüm yurttaşların ailelerine derin teessürlerimi iletiyorum, acılarını paylaşıyorum. Ve hayatta kalanlara mutluluklar diliyorum” dedi.

Duygu Hayır/habercem.com