PROF. DR. İZZETTİN DOĞAN: “YENİ ANAYASADA ALEVİLERİN HAKLARI MUTLAKA YER ALMALI.!”

PROF. DR. İZZETTİN DOĞAN:

“YENİ ANAYASADA ALEVİLERİN HAKLARI MUTLAKA YER ALMALI.!”

Prof.Dr. İzzettin Doğan,25 Ekim 2012 tarihinde, Cem Vakfı Genel Merkezinde Kurban Bayramı nedeniyle Cemevinde yapmış olduğu konuşmalarında; Kurban Cemine katılan canları selamlayarak, bir bayram sabahı burada olmaktan dolayı mutluluğunu belirtmiştir. 

Prof.Dr. Doğan,

“Tanrıyı zikretmek üzere beraberce hemhal olmaya geldiğiniz her toplantıda, sizlerle beraber olmayı istedim ve mümkün olduğunca bunu gerçekleştirmeyi istedim. Ancak, ülkemizde, din ve siyaset sürekli birbirine karıştırıldığına, dinin siyasi platformlarda suiistimal edildiğine, dinin siyasetin bir aracı olarak kullanıldığına hep tanık olmaktayız. Bu durumdan başta Alevi inancına mensup olanlar rahatsız olduğu gibi aklıselim sünni kardeşlerimizin de rahatsızlık duyduklarını biliyoruz.” Prof. DOĞAN, “Din ve siyasetin birbirine karışmaması anlamını taşıyan Laisizm’in, Aleviliğin İslam anlayışında, Hz. Ali’nin düşünceleri ve uygulamaları bizlere kılavuz olmuştur.” şeklinde konuşmasını sürdürmüştür.

Bu ülkede yaşayan herkesin; dini, ırkı, rengi, cinsi, siyasi-felsefi kanaati ne olursa olsun, yasalar önünde eşitliğini öngören Anayasamızın 10. Maddesine rağmen bu eşitliğin sağlanamadığına değinen Prof. Dr. DOĞAN, 3 ana konuya dikkat çekmek istediğini ve düşüncelerini belirtmek istediğini söylemişlerdir.

Öncelikle, Türkiye’de halen, devlet nizamının önemli bir parçası olarak yürürlüğe konmuş olan ve bu nizamın uygulamasını sağlama göreviyle donatılmış olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın durumu hakkında bilgiler vermiştir.

Prof. Dr. İzzettin DOĞAN,

“Cumhuriyet’in kuruluşu aşamasında bir denetleme kurumu olarak ortaya çıkan Diyanet işleri Başkanlığı, günümüzde dejenere edilerek amaçlarından saptırılmıştır.

Devletin ve dinin kendi alanlarında kalması, birbirinin alanlarına müdahale etmemesi için kurulmuş olan bir denetim organı bugün bünyesinde 117.000’i aşan personel barındıran bir kurum haline gelmiştir. Özellikle Laik Demokrasilerde bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Çünkü sonunda, devleti aklıyla yönetenlerin yerine, Diyanet İşleri Başkanlığı talimatlarıyla işlerin yürütüldüğü bir devlet düzeni haline gelmiştir. Bu tür düzene sahip devletler, ya büyük bir devletin patronajı altında yaşayan bir devlet ya da İran-Irak savaşı örneğinde olduğu gibi mezhep çatışmalarının toplumu huzursuz kıldığı, milyonlarca insanın öldürüldüğü bir devlet olma riskiyle karşı karşıya kalırlar. Türkiye, bugün yavaş yavaş buraya doğru meyletmektedir. Bu konuda Türkiye’de Alevilerin haklarının teslim edilmemesi durumunda yaşanabilecek olumsuzluklar hakkında, AKP hükümeti iktidara gelmeden önce de görüşülen Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar bize, hep aynı şekilde ‘Hocam, biz diyaneti aşamıyoruz.’ cevabını vermişlerdir..

Bugün Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinin, birçok bakanlığın bütçe miktarının toplamından daha büyük olduğu, 4 Milyar 604 Milyon TL doğrudan tahsis edilen bütçe miktarı olduğu bilinmektedir. Anayasa’nın amir hükmüne rağmen söz konusu bütçeden Alevilere ayrılan bir tek kuruş yoktur. Bu durum karşısında Alevi olsun, Sünni olsun, adalet ve vicdan sahibi olan herkesin buna karşı koyması gerektiğine inanıyorum.” şeklinde Diyanet işleri Başkanlığı hakkında düşüncelerini paylaşmıştır.  Sayın İzzettin DOĞAN, bu konuda yapılması gerekenleri:  “Diyanet işleri Başkanlığının statüsüne ve kendisine tüm yurttaşlardan alınan vergilerle oluşturulan bütçeye tüm kamuoyunun dikkatini çekilmesi ve Alevi yurttaşlarla birlikte tüm yurttaşların haklarının verilmesi ve bütçeden geçirilmesi gerekiyor ki, sizler de daha güzel Cemevleri ve İbadethanelerde inançlarınızı yaşayabilesiniz.” şeklinde aktarmıştır.

Prof. Dr. Sayın İzzettin DOĞAN’ın üzerinde durduğu bir diğer konu ise yeni anayasanın hazırlanması sürecinde Alevilerin görüş ve önerilerinin alınmamasıdır. Yeni anayasanın hazırlanması aşamalarında, Alevi Yurttaşların gerçek temsilcileriyle bir defa dahi konuşulmadığına değinen Sayın DOĞAN, bu konudaki görüşlerini:

“Alevi yurttaşların haklarının, hazırlanmakta olan yeni anayasayla ne şekilde güvence altına alındığı hususunda, Alevilerin %98’inin temsilcisi olan Cem vakfı, Alevi Vakıfları Federasyonu gibi kurumlarla görüşülmemiştir. Üstelik biz bu konuda hazırlık çalışmaları da yapmıştık. Hem TBMM Başkanına hem de Anayasa Komisyonu hazırlık çalışmalarını yürüten kuruma düşüncelerimizi mektupla bildirmemize rağmen, yıllardır, Alevilerden sakınılmış olan hakların ne şekilde güvence altına alındığına dair bir çalışma yapılmamıştır. Bu ülke, bugüne kadar, eğer gerçekten iyi niyetle yönetilseydi, ayrı bir hükme de gerek yoktu, inanç özgürlüğü bakımından ayrıca Aleviliğin güvence istemesine de gerek kalmazdı. Fakat Alevilere bir tek kuruş ayrılmazken, Camilerin hem elektriği-suyu, hem de orada çalışan imam, vaiz gibi personellerin maaşları veriliyor. Yani adaletsizliğin bu kadar boy attığı bir ülke, size bu işleri bilen birisi olarak söylüyorum, yoktur, sevgili Canlar. Hem, demokratım, hatta ileri demokratım diyeceksiniz, hem de sayıları 20-30 milyonu bulan insanlarınıza yoklarmış gibi muamele yapacaksınız… Eğer bu yeni Anayasada bu sakıncalar ortadan kaldırılmazsa, herkes bilsin ki, bu Anayasa, Alevilerin Anayasası değildir.” diye belirtmiştir.

Prof. Dr. İzzettin DOĞAN’ın bayram konuşmasında önemle değindiği diğer bir konu ise Suriye konusudur. Prof. DOĞAN:

“Doksan yıla yaklaşan bir Cumhuriyet döneminde Türkiye’de zaman zaman yokluklar çekildi, gelir dağılımında adaletsizlikler oldu hiç şüphesiz, ama her şeye rağmen Türk halkı bir savaş korkusu yaşamadı. Oysa dünyanın gelmiş olduğu bu noktada Türkiye, bir Sünni-Şii ekseni çatışmasının ortasında kalmakla kalmıyor, orada aktif bir rol üstlenmeye çalışıyor. Bugünün diktatörü rolündeki Esat, hiçbirimizin tasvip ettiği bir lider değildir belki, ama hiçbir biçimde de bir ülkede, haklın kendisinin tahsis ettiği, sıfatı ne olursa olsun, diktatör ya da yönetici, bir başka ülke o mevkiinden söküp atmak için çatışmaya girmemeli, bir savaşa halkını sürüklememelidir. Bugün, Suriye’ye yapılacak bir müdahale, Rusya’yı da sizin karşınıza diker.

Bir bayram sabahında, bütün günlerimizin bir bayram neşesi içinde geçmesi gerektiği, en azından, çocuklarımızı, gençlerimizi savaş meydanlarında ya da o korkuyla yetiştirmememiz için, hükümetin, bugün ortaya çıkan konjonktürü ve ateşkesi vesile ederek, bu konudaki politikasını tekrar gözden geçirmesini diliyorum.  Hükümet, bu kez barış için inisiyatifi alıp, Rusya, İran, Irak, Suriye ve Azerbaycan’la birlikte bu işi barış içinde çözmenin yolunu aramalı ve bu konuda kararlılığını kamuoyuyla paylaşmalıdır.” şeklinde Suriye konusundaki görüşlerini bildirmişlerdir.

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın İzzettin Doğan,

“Ben size barış içinde bir Türkiye ve çoluk çocuğunuzla birlikte mutlu olacağınız, her günü bayram gibi yaşayacağınız güzel günler diliyorum. Hepinize saygı ve sevgilerimi, muhabbetlerimi sunuyorum.” diyerek bayram konuşmasını sonlandırmıştır.