CEM VAKFI’NDAN TARİHİ TOPLANTI 6. ULUSLARARASI ANADOLU İNANÇ ÖNDERLERİ TOPLANTISI


CEM VAKFI

6. ULUSLARARASI

ANADOLU İNANÇ ÖNDERLERİ TOPLANTISI

 2 KASIM 2013 CUMARTESİ 

SAAT 10.00

BOSTANCI GÖSTERİ MERKEZİ

KADIKÖY/İSTANBUL

 

Sevgili İnanç Önderimiz,

1400 yıldır Aleviliğin değerleriyle yaşayan ve bu değerleri bugünlere getiren çok değerli seyyidlerimiz, dedelerimiz, babalarımız, dervişlerimiz, ozanlarımız, aşıklarımız, zakirlerimiz, analarımız, sadıklarımız, kamberlerimiz…

Esenlik ve barış dini olan İslamiyet’in nurunu Kuran’a dayanarak, Hz. Muhammed Mustafa’nın buyruklarıyla birlikte Velayetin sahibi olan İmam Ali ve On İki İmamlar’la bugünlere getiren birbirinden değerli gönül sultanları…

Hakk din olan İslamiyet’in Kuran’ı Natık’ı, İman ve İlim Şehri’nin kapısı, yiğitlerin sultanı, Allah’ın Arslanı İmam Ali’ye dahil olup yüzyıllardır en özlü bir şekilde Alevi İslam’ı yaşayan ve yaşatan Alevi, Bektaşi, Mevlevi, Nusayri, Caferi ve tüm Ehlibeyit’in gönül ışıkları…

2 Kasım 2013, Cumartesi günü Saat: 10.00’da, 6. Anadolu İnanç Önderleri Toplantı’sıyla yani dünya çapında Uluslararası Alevi İnanç Önderleri Buluşması – Kurultayı’yla Bostancı Gösteri Merkezi’nde bir kez daha bir araya geliyoruz.

Adem Ata’nın çocukları olarak yani hiçbir renk, cins, ırk, inanç farkı olmaksızın tümümüzü balçıktan ve bir damla sudan yaratan; Kainatı kendi özünden var eden ve insana şah damarından daha yakın, kün emriyle 72 bin alemi yaratan yüce Yaratıcı’nın buyruğuyla bir araya geliyoruz.

Yüce Tanrı yeryüzünde ancak adeleti sağlamak için bugüne kadar 124 bin peygamber göndermiş, son din ve son Peygamber Muhammed Mustafa’yla birlikte nübüvet devri nihayetlenmiş ama velayet devri yani tüm ilimleri kendinde toplayan yeryüzünde şerefli insanların tümünün temsilcisi olan İmam Ali’yle velilik devri başlamıştır.

“Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm” diyen büyük mutasavvıf ve Alevi Ozanı Yunus Emre’nin söylediği gibi hepimizin özü bir cevherden gelmektedir. İnsan ete kemiğe bürünebilir ama bir Yunus olarak görünür aleme çıkabilmesi için ilk doğduğu günden yani yeryüzünün ilk yaratıldığı günden son bulacağı yani bir insan ömrünün son anına kadar tamalayacağı yaşamda, devri daimini yapabilmesi yani kendini bulması özüne, aslına dönmesi gerekir.

Bir insan nasıl gerçek bir insan olabilir? Bir insan nasıl kamil bir insan olabilir? Bir insan nasıl yaratılmışların en şereflisi olabilir? Nasıl bu dünyadayken “Cennet cennet dedikleri bir kaç melekle bir kaç huri – İsteyene ver sen onu – bana sana gerek seni” diyerek bedeninden, benliğinden, kimliğinden ve her türlü nefsinden arınıp gerçek cennete yani Hakk’a vasıl olabilir?

Bu soruların cevabını en iyi bilen çok değerli İnanç Önderlerlerimiz;

Bugüne kadar gönüller fethettiniz, cemler yürüttünüz, insanları aklayıp pakladınız, görgü meydanlarında suçluyla suçsuzu bir araya getirip en adilane bir şekilde haklının hakkını talep edip verdiniz. “Bir kez gönül kırdın ise bu kıldığnı namaz değil”, diyen büyük ozanın sözündeki gibi, gönül kalsın yol kalmasın deyip, Tanrı’nın bile çekindiği “Kul Hakkı”nı yani “rızalık almayı” cemlerde bu dünyada hallettiniz. Sizlere dahil olan insanlara barış, kardeşlik, dostluk, birlik, dirlik, ahlak, edep, erkan, yol, sürek, dört kapı kırk makam, müsahiplik, gönül alma, komşu hakkı, helal kazanç ve Ahilik, ulu ozanlar, adalet, yurt, kitap, bereket kavramlarını öğrettiniz, onları eğittiniz. “Elimizde yok tartı ile terazi oldu mu herkes hakkına razı?” Dedirterek herkesi hakkına razı kıldınız. Gönül kırmayın, gönül yapın, dediniz.

Bu topraklarda sizlerin de öncüleri vardı; Korkut Ata (Dedem Korkut)’dan başlayarak; Seyyid Battal Gazi’den, Seyyid Hüseyin Gazi, Koca Ahmet Yesevi, Ebul Vefa, Ağu içen, Koca Seyyit, Mir Seyyid, Köse Seyyid, Seyyid Mencek, Hacı Bektaş Veli, Baba Mansur, Karacaahmet Sultan, Dede Gargın, Baba İlyas, Baba İshak, Şeyh Edebali, Seyyid Mahmut Hayrani, Kureyşan, Kolu Açık Hacım Sultan, Güvenç Abdal, Şahkulu Sultan, Hubyar Sultan, Seyyid Mahmudi Ahi Keçeci Baba, Abdal Musa, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Seyyid Nesimi, Şah İsmail Hatai, Fuzuli, Yemini, Virani, Kul Himmet, Pir Sultan Abdal, Köroğlu, Karac’oğlan, Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah’a; Sarı İsmail, Cemal Sultan, Şah Haydar, Kumral Abdal, Üryan Baba, Piri Baba, Haydari Sultan, Hasan Dede, Budala Sultan, Seyyid Sultan Süceattin Veli, Şeyh Bedrettin, Tebrizli Şems, Ahi Evran, Kumral Abdal, Doğrul Abdal, Geyikli Baba, Abdal Musa, Kaygusuz Abdal, Sarı Saltuk, Kızıldeli Sultan, Seyyid Ali Sultan, Otman Baba, Akyazılı Sultan, Demir Baba, Hüseyin Baba, Yunus Abdal, Elmalı Baba, Sersem Ali Dedebaba, Gül Baba, Mevlana’ya bu büyük inancı yaşayan yaşatan öncüler de vardı.

Ellerinde gül ve güvercin, bellerinde tahta kılıçlarla seller gibi akıp, gittikleri topraklara bereket götüren, barış götüren işte o büyük ulularla birlikte onların yolunu velilerin, erenlerin, ozanların yollarını sizler; dedeler, babalar, aşıklar, dervişler sürdünüz, Alevi İslam’ı sizler bugünlere kadar getirdiniz, yaşattınız.

Bugüne kadar çektiğiniz çileler, eziyetler sizleri hidayete kavuşturacak olan atalarınıza, ocaklarınıza, On İki İmamlar’a bir vefa borcuydu. Hiç bir karşılık beklemeden bir hizmet aşkıyla türlü belaları def ettiniz.

Orta Asya’da, Anadolu’da, Balkanlar’da, İran’da, Suriye’de, Irak’ta, Azerbaycan’da, Avrupa’da Alevilerin yaşadıkları ve sizlerin bulundukları tüm coğrafyalarda yüzyıllar boyunca hoşgörüyü ve barışı hakim kıldınız.

Her gittiğiniz yere bu arada Balkanlar’a Tuna boylarına kadar, (Rumeli’ye) huzuru sizler götürdünüz. İç savaşlar içinde kıvranan bu topraklara yedi yüzyıllık barış sizlerin sayesinde ulaştı.

Değerli İnanç Önderlerimiz;

Sizler bu büyük mücadeleyle her türlü baskı, terör, zulüm altındayken kimi zaman Osmanlı baskısı altında, kimi zaman, Türkiye gerçeğinden, dünya gerçeğinden, halkından kopmuş kimi gurupların din düşmanlığı, yerleşik değerlere düşmanlık şeklinde algılanıp uygulanan yanlış siyasi tercihlerle de iyice boğulmak, yok edilmek, dağıtılmak istendiniz. Cemleriniz basıldı, yobaz, gerici olarak, sömürücü olarak değerlendirilip hakaretlere uğradınız.

Aleviliğin hümanist, birleştirici, bütünleştirici, eğitici, hoşgörülü hayat anlaşıyından, 72 milleti birbirinden ayırmayan herkesi bacı kardeş olarak gören anlayışından çok uzak zihniyetlerce asimile edilip, yok sayıldınız, yok sayılmak istendiniz.

Türkiye’de kimi gerici çevrelerin, devlet içindeki gerçek devlet adamlığından uzak siyasiler tarafından hakları verilmeyen, ayrımcı muamelelere tabi tutulan 25 milyonluk bir kitlenin önderleri olarak sesleriniz kesildi, önlerinize duvarlar örüldü.

Köyden kentlere geldikçe işsizlikle mücadele ettiniz, ekmeğinizin peşinde koştunuz, şehirlerdeki Sünni İslam anlayışını benimseyen Türkiye’nin diğer bütünü olan vatandaşlarımızla dolayısıyla onların inançlarıyla tanıştınız, ortak yaşam alanlarında buluştunuz.

Sevgili İnanç Önderlerimiz;

Türkiye’de Cumhuriyet döneminde de haklarınızdan mahrum olsanız, Aleviliğinizi, dedeliğinizi, babalığınızı telafuz edemeseniz de barış için semah döndünüz, köy derneklerinde, küçük karanlık salonlarda ibadetlerinizi yerine getirmeye gayret ettiniz. Hangi şart altında olursa olsun Aleviliğinizden ödün vermeden, Aleviliği yaşamının ibadetleri yerine getirmenin her türlü bedelini ödemenize rağmen bu büyük inancı yaşadınız, yaşattınız, bugünlere getirdiniz.

Sayın İnanç Önderleri

Son 25 yıldır kitlesel örgütlenme sürecine giren Aleviler büyük şehirlerde yani kent dediğimiz yerlerde; Alevisiyle, Sünnisiyle, Caferisiyle, Hıristiyanıyla, Rum ve Ermeni’siyle birlikte iç içe yaşamak, çalışmak, okumak zorunda oldukları görünür alanlarda Aleviler başka başka sorunları gidermek zorunda kaldılar.

Bu konuda cemevlerinin yapımı, cemlerin yürütülmesi, dedelerin, babaların kendilerini açıkca ortaya koyarak bu kurumlarda görev almaları, dernek, vakıf ve cemevi yöneticilerinin Alevi vatandaşların ibadetlerini rahatça yerine getirmeleri, Alevilerin yasalardan kaynaklaran ve insan olmalarından dolayı elde etmeleri gereken hakları almaları için büyük mücadeleler verildi.

Sevgili İnanç Önderleri;

İşte bu aşamada 20 yıl önce kurulan CEM Vakfı, Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı sizlere duyulan güven ve inançla bu çalışmalara öncülük etti.

Bu ülkede yok sayılan; Alevilerin ve Aleviliğin yararına, hiç bir menfaat düşünmeden gece gündüz çalışan Cem Vakfı’nın tek gayesi vardı; Türkiye’de yaşanan en büyük sorun olan vatandaşlar arasındaki ayrımların bitmesi, tüm yurttaşların kanunlar önünde fiilen eşitliğinin sağlanması için uluslararası temel haklar ve özgürlükleri düzenleyen antlaşmalarda ve Anayamızda öngörüldüğü üzere Alevi İslam İnancı’nı taşıyan yurttaşların da yararlanması ve yaşadıkları sıkıntıların son bulması, devletle bütünleşerek barış ve huzur içinde bu ülkenin asli unsurları olarak Sünni Vatandaşlarla tam bir eşitliğe kavuşacak inançlarını gereğini diledikleri gibi yerine getirmelerini sağlamak.

CEM Vakfı bu konudaki barışçıl ve hukuk içindeki çabaları sizlerin de geyretleriyle sizlerin de sayesinde çok büyük mesafeler katetti.

Bugüne kadar CEM Vakfı olarak; devleti yöneten tüm devlet yöneticileri, hükümet başkanları ve bakanlarla, bürokratlarla çok uzun mesailere dayanan görüşmeler yaptık. Alevi gerçeğini bu ülkenin ve uluslararası toplumun gündemine taşıdık.

Alevilerin sorunlarını, isteklerini, beklentilerini çözüm yolları önerileriyle siyasi partilerin tümünün temsilcilerine anlattık.

Aleviliğin ne olduğunu, tüm gerçekleriyle Türk kamuoyuna taşıyıp bunu Türk milletine mal ettik. CEM Vakfı’nın sayesinde Aleviliğin ne olup olmadığı Türk Milletince bilinir hale geldi.

Türkiye’de Alevilerin 1400 yüzyıldır ibadet haneleri olan cemevlerinin Mescidi Nebevi’den başlayarak varlığını yenilerinin yapılması gerekliliğini anlattık. Başta belediyeler olmak üzere Alevisiyle Sünnisiyle insanlarımzın katkılarıyla, bugüne kadar devlet bütçesinden tek kuruş almadan, 2000 cemevinin yapımını sağladık, onların yapımına öncülük ettik. Bu cemevlerinin temel atmalarına ve açılışlarını devletin başındakileri getirterek ülkede barış ve kardeşliği sağlamak için büyük gayretler sarfettik.

Zorunlu olarak okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitapları’nda büyük gayretlerimiz ve çabalarımız sonucunda çok yetersiz de olsa Alevilik’le ilgili temel bazı bilgilerin yer almasını sağladık, bunun geliştirilmesinin önünü açtık.

Bizlerin en büyük isteklerinden birisi olarak TRT’den Alevilere belli saatler ayrılması yönündeki talebimiz büyük ölçüde karşılanmasa da bizlerin yoğun çabaları sonucunda TRT’de Muharrem Orucu boyunca programlar yapılmasını sağladık.

Devlet bütçesinden gerekli kaynağın ayrılması için büyük mücadelelerde bulunmamıza rağmen bugüne kadar bu konuda somut bir ilerleme olmaması hükümetlerin bir ayıbı olarak ortada durmaktadır.

Alevilerin haklarının alınması yolunda Milli Eğitim Bakanlığı ve Başbakanlık aleyhine açtığımız ve 2000 kişinin dilekçelerinden ve katılımlarından oluşan davalarımızda iç hukuk yolları tükenince olayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımak zorunda kaldık. Bizlerin amacı Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti ve laik bir devlet olarak bugüne kadar taşıdığı ayıptan kurtulmasıyken bu olmayınca en doğal hakkımız olarak uluslararasındaki en saygın mahkemelerden birisine başvurmaktan geri kalmadık.

Değerli İnanç Önderlerimiz;

Tüm bu uğraşların dışında aslında bizlerin en büyük çabası sizlerle ilgili olan çalışmalardı.

Hepinizin çok iyi bildiği gibi CEM Vakfı kuruluş gününden bugüne kadar en büyük emeği sizlere vermiştir.

Nasıl ki sizler bugüne kadar bu yola hizmet etmiş, Aleviliğin kaybolup gitmesini önlemiş ve bu topluma sayısız fayda sağladıysanız, CEM Vakfı olarak bizler de sizlere aynı değeri verdik, vermeye çalıştık.

Şunu hiç kimse inkar edemez ki, bugün Alevi inanç önderi dediğimiz; dede, baba, derviş, zakir gibi kimliğe sahip insanların haklarının teslim edilip onlara değer verilmesini, onlara görevler verilmesini, onların bilgisinden en azami şekilde yararlanılması gerektiğini CEM Vakfı kamuoyuna mal etmiştir.

CEM Vakfı; bugüne kadar beşi uluslararası olmak üzere yüzlerce toplantıyla binlerce inanç önderini bir araya getirip birbirlerini tanımalarını sağlamış onların bilgilerini derlemiş, binlerce söyleşiyle, arşiv çalışmasıyla, kitap çalışmasıyla, gezilerle, ocaklarla ilgili bilgilerin ortaya çıkartılmasıyla, bilim adamlarının yararlandıkları envanterin derlenmesiyle başka hiçbir kurumun yapamadığını yapmıştır.

CEM Vakfı Türk kamuoyu bu arada Alevi dünyasının da unutmaya başladıkları en önemli inanç önderleri olan dede ve babaların önemini, kim olduklarını yine halkımza net bir şekilde hatırlatmıştır.

CEM Vakfı; bu arada dedelere, babalara kendi kimliklerini net bir şekilde bir kez daha hatırlatmış, onları toplum içinde hizmet yürütmeleri için özendirmiş, bu konuda kurslar açmış, yüzlerce genç dedeye eğitimler vermiştir.

CEM Vakfı birçok kurum ve kuruluşun yazar, çizer adı altındaki yüzlerce insanın karalamalarına, yok saymalarına, onları küçük düşürücü ifadeler kullanmalarına rağmen yüzlerce dede ve babayı kendi kutsal mekanlarına götürmüş, kendi talipleriyle buluşturmuş, onlara hizmet yapma aşkını vermiştir.

Bunlar inkar edilemeyecek gerçeklerdir.

Türkiye’de ilk kez, Cem Dergisi, Cem Radyo ve Cem Televizyonu diğer hiçbir kesimin değer vermediği, önemsemediği siz değerli inanç önderlerimizin görüş ve düşüncelerinin halka mal olması için seferber olmuştur.

Bizler sizler için ne yapsak azdır.

Sevgili Dostlar, Sevgili Seyyidler, Sevgili Dedeler, Sevgili Babalar,

Sayın İnanç Önderleri,

Büyük kuşatmalar altında, insanın insanın kurdu, devletlerin büyük politik çıkarlar için böl yönet zihniyetini en fütürsuz bir şekilde uyguladıkları bir çağda yaşıyoruz. Artık bir ülkenin bir başka ülkeyi topla tüfekle de işgal etmesi gerekmiyor. Bir gün içinde devletler yıkılıp, bir gün içinde yeni devletler kuruluyor. Çıkarlar üzerine kurulan bir dünyada insanların manevi değerleriyle yaşamaları gittikçe güçleşmektedir. Artık insanlar en gaddarça yöntemlere başvurmayı bir maharet saymakta; çiğerleri sökülen insanların etlerini yiyenler nerdeyse yamyam olarak değil bir görsel kahraman olarak sunulmak istenmektedir. Çağımızda ahlaki değerler insana dair en güzel duygular ayaklar altına alınmakatadır. Güçlü güçsüzü yok etmekte kimsenin bunun karşısında gıkı çıkmamaktadır. Böylesi bir dünyada var olmanın tek yolu insanların birbirene sımsıkı sevgiyle, saygıyla sarılmasıdır. Bugün Kerbela’da İmam Hüseyin’in vermiş olduğu mücadeleye Arapların bir iç meselesi, iktidar mücadelesi diyen sözde Alevi yazarlar mevcuttur.

Sayın İnanç Önderleri,

İmam Hüseyin’in davasını bir insanlık davası olarak anlamayanlar, algılayamayanlar bir insan olamaz. Hele hele de bunu Alevilik adına yapıyorsa o aşağılık bir insandır. Çünkü Hz. İmam Hüseyin Kerbela çölünde en sevdiği insanları da zalimlerin atlıları altında feda ederken bir mazlum olarak zalime direnmiş ve insanlığı kurtarmıştır.

Bugün İmam Hüseyin’in ve ondan ilham aldığı muhakkak olan Mustafa Kemal Atatürk’ün davasını anlayamayanlar gerçekte Alevi olamazlar.

Bugün bizlere düşen her türlü kaos altında manevi değerlerimize sarılmak, o büyük değerleri yaşatmaktır. Biz insanlığımızın gereğini, bizler bizi var eden inancımızın değerlerini yaşatmazsak, bu ülkede ne barış ve huzur olur.

Sayın İnanç Önderi

Artık 20 yıldır verdiğimiz büyük mücadelede bir noktaya geldiğimizi söylemeliyiz.

Bizler inanıyoruz ki siz değerli inanç önderlerimizin özlük hakları eninde sonunda verilecek, daha rahat bir ortamda hizmet yürütmenizin önü açılacaktır.

Kim ne derse desin, bizler “devlet bizi içine alsın” diyoruz. Bu devlet bizim devletimiz diyoruz.

Bizler bu ülkede yaşıyoruz, yaşayacağız, diyoruz. Bizler bu ülkenin vatandaşlarıysak, vatandaşlık sorumluluklarını yerine getiriyorsak, devletin tüm vatandaşlarıyla eşit bir şekilde vatandaşlık haklarından da yararlanmak istiyoruz. Tüm mesele bu kadar basit ve nettir.

Sizler artık atalarınızdan aldığınız bilgelik, sağduyu, hoşgörü ile kendinizden sonraki gençleri yetiştireceksiniz, halkımıza, gençlerimize Aleviliğin dolayısıyla İslamiyet’in temel değerlerini anlatarak onların manevi hocaları, bir nevi psikologları olacaksınız.

Çağımızın en büyük sorunu yaşamın zorlukları karşısında karşılaşılan psikolojik sorunlardır. Bu kent insanın en büyük bunalımlarıdır.

Sizler sadece cem yürüten birer inanç önderi değil aynı zamanda toplumun daraldığı yerde başvuracakları gönül rehberleri de olacaksınız.

Bizlerin en büyük istekleri üzerinde çalışılan yeni anayasada Alevilerin inanç ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde hür insanlar olarak her türlü haklarını elde etmeleri, gerçek açılımlarla artık sorunsuz bir ülkede yaşamalarıdır.

İkinci büyük isteğimiz de dedelerin özlük haklarını almaları, yasal olan cemevlerinde rahatlıkla ve huzur içinde hizmetlerini yerine getirmeleridir, dedelerin, babaların devlet himayesinde eğitilmeleri okullarına kavuşmalarıdır.

Alevisiyle Sünnisiyle bütünleşmiş, kaynaşmış, birbirini tam anlamış, birbirlerinin ibadetlerine saygı duydukları ortamlarda kendi özgün inançlarını rahatça yaşamaları, yaşatmalarıdır.

Günümüz Alevi inanç önderi; okuyan, araştıran, genç-yaşlı, kadın-erkek, Alevi-Sünni, Hıristiyan ayrımı yapmadan tüm insanları aynı sevgiyle kucaklayan, onların sorunlarını çözen, sorularına sabırla ve doyurucu bir şekilde yanıt veren bir rehber kişi olmalıdır.

Günümüz Alevi inanç önderi; sadece edep erkan sahibi olarak halka hizmet edemez. O aynı zamanda atalarında olduğu gibi sabrını bu sefer kent koşullarında yaşayan insanların hayat şartlarını göz önünde bulundurarak onları rahatlatmanın tüm erdemli yollarını bilmek zorundadır.

Günümüz Alevi inanç önderi; bir dünya vatandaşı olmak zorundadır.

İnanç önderlerimiz artık tek bir ocağın, köyün, beldenin, yörenin dedesi, babası olamaz. Ben şu ocaktanım, ben şu dergahtanım, şu sürektenim, deyip diğer Alevileri ve diğer insanlara hizmet etmemezlik yapamaz. Dede dünyanın her yerinde ve herkesin dedesidir. Evrensel olamayan bir inanç önderinin günümüzde yaşaması imkansızdır.

Günümüz Alevi inanç önderi; geçmişten daha fazla bir tevazu sahibidir; çabuk sinirlenen, söylediklerinde direten, kolaycılağa kaçıp sabırsızlık gösteren bir inanç önderi gerçek bir Alevi inanç önderi olamaz.

Sevgili İnanç Önderlerimiz;

Bu vesileyle Aleviliği değerleriyle 1400 yıldır yaşayan siz değerli toplum temsilcilerini, özellikle günümüzde yaşadığımız gelişmeler çerçevesinde değerlendirmelerde de bulunacağımız 2 Kasım’da yapacağımız 6. Anadolu İnanç Önderleri Toplantısı’na davet ederken, en güzel günlerin ve yarınlerin sizlerin olmasını diliyor, sevgi ve saygılarımla niyaz ediyorum.

PROF. DR. İZZETTİN DOĞAN

CEM VAKFI GENEL BAŞKANI