ÜÇÜNCÜ KÖPRÜYÜ KATLİAMLARI HATIRLATACAK İSİMLE TAÇLANDIRMAK YANLIŞ

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim’in isminin verilmesinin siyaseten yanlış olduğunu belirtti. Doğan, “Siz devleti yönetenler olarak üçüncü köprüyü hediye ederken o katliamları hatıra getirecek bir isimle taçlandırıyorsanız bu yanlıştır” dedi.

 

Prof. Dr. İzzettin Doğan, önceki gün temeli atılan üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim’in isminin verilmesiyle ilgili CEM TV, FLASH TV ve İHA’na yaptığı değerlendirmelerde “Alevlerin kıyımını yapan bir padişahın ismini köprüye koymak siyaseten yanlıştır. Siz devleti yönetenler olarak üçüncü köprüyü hediye ederken, o katliamları hatırlatacak bir isimle taçlandırıyorsanız bu yanlıştır, savunulur tarafı yoktur. Kendiniz Yavuz Sultan Selim’i çok sevebilirsiniz. Ama Yavuz Sultan Selim’in bir o kadar da sevmeyeni var” dedi.
“Bile bile ya da farkına varmadan bunun tartışılacağını görmemek bence siyasi bakımdan yanlış bir takdirde bulunmak demektir. Bu bir takdir hatasıdır” diyen Doğan, şöyle devam etti:
“Bana sorarsanız benim için Yavuz Sultan Selim olsun ya da başkası olsun… Ben belki derdim Kanuni Sultan Süleyman’ı koyun. Kamuoyunun yatkın olduğu sevdiği bir padişah her şeye rağmen. Belki de medyanın gücü sayesinde. Ama Yavuz Sultan Selim için aynı şeyi söylemek zordur. Fakat ben çok da önemsemiyorum. Ama istismar edilebilir. Onu  görmek lazım. Siyaset adamının görevi de o istismarın önünü geçmek ya da istismara medyan verecek davranışlar içine girmemektir. Eğer siz bile bile bunu yaptıysanız, ‘Alevi-Sünni ayrıştırması her gün o köprüden gelip geçtikçe, ya da insanlar birbirlerini bu konudaki ayrışmaya teşvik ettikçe bunu kullanacaklardır, ben de bu işten rant elde edeceğim’ diyorsanız bu çok fahiş bir hatadır. Başbakan ya da Cumhurbaşkanı yönettiği ülkenin huzur ve barış içinde yönetilmesini ister ve vatandaşların bu tür konularda tedirginlik duymamalarını ister. O da kendisinin başarı hanesine yazılır.”
Barış sürecine vurgu yapan Doğan, kendisinin de devletin yardım rica ettiği 63 kişiden biri olduğunu ifade ederek, “Ama doğrusunu isterseniz ben uygun bulmadım. Bunu siyaseten fevkalade yanlış buldum. Uluslararası terör gruplarının bu konuda büyük çaba harcadıklarını bile bile böyle bir şeyin istismar edileceğini bileceksiniz. Eğer bilemiyorsanız o makamlarda oturmak şaibeli hale gelir. Ülkeye barışı getirmek yerine insanları ayrıştıran, karşı karşıya getiren, durum dururken yeni bir huzursuzluk kaynağına dönüştürüyorsunuz. Siyasi bakımdan fevkalade yanlıştır” dedi.
Prof. Dr. İzzettin Doğan, köprünün ismini ilk duyduğunda “Çok yanlış yaptılar” dediğini anlatarak, “Niye Kanuni Sultan Süleyman değil de Yavuz Sultan Selim. Yavuz Sultan Selim sertliğiyle bilinen, yaptığı katliamlarla bilinen bir zad. O günün şartları onu gerektiriyor. O öyle yapmış da Timur farklı mı yapmış. Ama onlar tarihte kalmış olan şeyler. Siz bugün demokratik bir ülkedesiniz, kendi insanlarınızın barış içinde yaşaması,

 

saygın insanlar olarak uluslararası toplumda kabul edilirken, şimdi onların arasını açacak şeyleri hatıra getirtmek doğru değil. Niye ille de geçmişte binlerce insanı öldürenleri abideleştiriyorsunuz?” diye soran İzzettin Doğan, ‘Siyaset adamının görevinin pas geçebilmek olduğunu söyledi. Doğan, “Yani ille de çıkartıp da ‘biz seninle gurur duyuyoruz’ dedin mi, öbürü de ‘ben seninle gurur duymuyorum’ der. Bunların zemininin yaratılması yanlış bir politikadır. Eğer bilinçli yapılıyorsa bu büyük bir günahtır. O günahı işlememek lazım” dedi.
Doğan, Başbakan arzu ederse bu konuda kendileriyle görüşebileceklerini de ifade ederek, “Benim asıl görüşme beklediğim konu yeni anayasada Alevilerin hukuki pozisyonudur. Kendileriyle daha çok bunu görüşeceğiz, 15 gün içinde Sayın Başbakan’dan böyle bir davet bekliyorum” dedi.