BULGARİSTAN GEZİSİ (BİRİNCİ) SÖYLEŞİLERİ 29 Mart / 3 Nisan 2000

BULGARİSTAN GEZİSİ (BİRİNCİ) SÖYLEŞİLERİ

(İnanç Önderleri)

 

29 Mart / 3 Nisan 2000

AYHAN AYDIN

 

 

 

HASKOVA

 29.03.2000

OTMAN BABA TÜRBESİ Yakınları

KARALAR KÖYÜ

 

AHMET HASAN FERHAT

(BABA)

 

Ahmet Hasan Ferhat Baba doğma büyüme buralı mısınız?

Dedelerimiz Haskova’dan gelme.

Kaç yıldır babalık yapıyorsunuz?

8 yıldır.

Ne işten emeklisiniz?

Reşberlikten emekliyiz.

Biz Türkiye’de Cem Vakfı olarak Alevi, Bektaşi, Babai, Mevlevi ne isimle olursa olsun bu halk zümrelerini bir araya getirmeye çalışıyoruz. Birbirinden farkı  olmayan Ata yurdumuz Orta Asya, Anadolu, Rumeli’yi ve buralardaki insanlarımızı buluşturalım diyoruz.

Hasan Ferhat Baba, dedenizin, babanızın babalıkla ilgisi var mıydı?

Yoktu.

Baba olmanız için nasıl karar verildi, nasıl seçim oldu?

Ben zakirlik yaptım.  Burada önceden Hüseyin Baba vardı, o istedi. Benim rehberim Ömer Baba idi, onu yaptılar baba. O Zeytinburnu’na gitti, gidince bana söyledi, seni buraya mürşit yapalım, senden başka mürşitlik yapacak kişi yok, diye. Ben de kabul ettim.

Kaç yaşındasınız?

60.

Siz cemi cemaati nasıl yapıyorsunuz. Belli günlerde mi yapılıyor cemler, cemleri  nerede yapıyorsunuz?

Türbede bizim ayrı odamız var, oraya toplanırız. Mart’ın 21’inde Sultan nevruz yaparız, ayrıca aşure yaparız.

Nevruzda oruç var mı?

Yok.

Muharrem orucunu ne zaman tutarsınız?

Kurban bayramından 19 gün sonra tutarız.

Nasıl tutuyorsunuz?

Su içmeyiz.

Kaç gün tutuyorsunuz?

Üç gün, beş gün, yedi gün… tutanlar var, ben yedi gün tutarım.

Cemin belli günleri var mı?

Halk hangi gün isterse o zaman yaparız.

En son ne zaman cem yaptınız?

Nevruza 25 gün kala toplandık.

Halk size mi gelip söyledi, erkanınız nasıl oldu?

Halk teşkilatlandırdı kendi aralarında karar almışlar gelip bana söylediler.

Ne yaparsınız?

Sohbet ederiz, Kur’an okuruz, semah döneriz.

On iki hizmet dediğimiz belli adamların bir hizmeti oluyor mu?

Mürşit, mürşitliğini bilir, onun kapıcısı var, çalgıcısı var, aşçısı var.

Kurban keser misiniz?

Evet.

Lokmayı erkandan önce mi dağıtırsınız, yoksa sonra mı?

Kırklar semahını döndükten sonra.

Musahiplik bilir misiniz?

Bilmeyiz.

Gençler, çocuklar  ceme girer mi?

Girer.

Hangi nefesleri okursunuz?

Kur’an-ı Kerim (Dua okunuyor.)

Mum yakıyor musunuz?

Yakıyoruz.

Post dualarınız var mı?

Var.

Bir Sünni gelse size dese ki; Kızılbaşlık nedir, siz ne cevap verirsiniz?

Bizim sürdüğümüz yol Alevi yolu.

Nedir Alevi yolu?

Doğruluk, sevgi, kardeşlik yolu.

Bu yol nereden kaldı?

Muhammet Ali’den kaldı.

Kimdir Muhammet Ali?

Ali Aleviliğin  piridir.

 

ABDİ RAKİP ABDİ

(Zakir)

 

Abdi Rakip Abdi bey sizin soyunuzda dedelik, babalık var mı?

Hepsi dede.

Soy nereye bağlı?

Otman Baba’ya bağlıyız.

Zakirlik yapmaya ne zaman başladınız?

17 yaşından beri devam ediyorum.

Bu köyde devamlı olur mu cem, cemaat?

Olurdu.

Kaç yaşındasınız?

91.

Bir Sünni (Sofu) size  sorsa Kızılbaşlık nedir, siz ne cevap verirsin?

Her şeyi veririz o da şaşar kalır, sanma sofu bizim rafizemiz yoktur, derde noksan değildir naşadımız, ol sebepten dertlidendir adımız. Ali ile Muhammet’in yolcusuz biz.

Ahmet Hezarfen: Anadolu İmam Hasan ise Rumeli İmam Hüseyin’dir. Bunları birbirinden ayırmadan, hizmet etmeliyiz.

 

AKPINAR MAHALLESİ

AHMET ALİ OSMAN HAMZA

(BABA)

HASAN ASAR

(BABA)

 

Ahmet Hamza Baba siz ne zaman baba oldunuz?

3 sene oldu.

Daha önceden sizin ailenizde böyle bir gelenek var mıydı?

Kayın pederim babadır.

İsmi nedir?

Murtaza Ali.

Kendisi nerede?

Vefat etti.

Ne zaman vefat etti?

4 sene oluyor, onun yerine beni oturtturdular.

Murtaza Efendi’nin yolu erkanı nasıldı?

Çok güzel çalışırdı.

Akpınar Mahallesi’nde Kaç tane Alevi var?

Benim bildiğim 15 hane.

Hasan Baba size bağlı kaç hane var?

20-25 çift, Türkiye’ye göç eden 10 çift var.

Ahmet Baba size bağlı kaç çift var?

23 tane çift talip var.

Sizin babalığa gelişinizi kim istedi?

Canlar istedi.

Tören yaptınız mı?

Oturturken tören yaptık, kurban kestik.

Kurban keserken ne yapıyorsunuz?

Dualar okuyoruz, mürşitler posta geçiriyorlar.

Sizin tanıdığınız mürşit babalar mı?

Babalar.

Kimdir sizin mürşidiniz?

Zeynel Dede beni geçirdi, Hüseyin dede postta oturtturdu.

Posta oturmak için mutlak kurban lazım, o kurbanın postunu tabaktan geçiriyorlar.

Ahmet Ali Osman Hamza Baba, sizin taliplerinizle cem erkan yürütmeniz hangi günler oluyor?

Cumartesi günleri yaparız.

Siz çalışıyor musunuz?

Çalışıyorum.

Kaç yaşındasınız?

57.

Eşiniz var mı?

Var.

Kaç çocuğunuz var?

2 çocuğum var.

Hangi evde yapıyorsunuz erkanınızı?

Kendi evimde ayrı odam var, orada yapıyorum.

Musahiplik sizde yok galiba?

Yok bizde.

Hasan  ASARLI BABA: Musahiplik Türkiye’de başka çeşit, burada başka çeşit.

Burada nedir mesela?

Burada Bektaşi, Babai dediğimiz gibi musahip cemleri var.

H. Saygı: Deliorman bölgesinde musahiplik çift menzillidir, kadın erkek bir kurbanla ikrar verir beraber musahip olur, dört kişi kadınlı erkekli, dört can bir can olur. Sizde de yola gerecek olan talip kendinden önce ikrar vermiş birisini rehber tutar ana baba gibi kendi evladı anası babası gibi o da musahipliğin başka bir şekli.

(Dua okunuyor.)

Doğma büyüme Bulgaristan’dan mısınız?

Ben Elmalı’dan gelmeyim.

Elmalı  nerede?

Kırcaali tarafından.

Orada babalar var mı?

Bektaşi babalarının başı aslında orada.

Kimdir o?

Mehmet Ali Baba.

Orada mı yaşıyor?

Benim bulunmuş olduğum köyde yaşıyor.

Hangi köyde?

Kazerler Köyü, Bulgarca’sı Çobanka.

Hasan Baba siz ne anlatırsınız, Alevi, Bektaşi, Kızılbaş deyince?

Hasan Asar Baba: Sevgi dostluk, muhabbet, eşitlik, kardeşlik kadın erkek bir.

Biz kadınları bacımız gibi severiz. İnsanın gönlü temiz olduktan sonra problem kalmaz.

Şair diyor  ki; iyilik kalkmakla diş çürütme, el yüz yıkamakla sabun eritme yüreğinde murdar olduğu zaman.

Doğru söz bu, biz böyleyiz ayrı gayrı yok kadın erkek eşittir.

Siz hangi dergaha bağlısınız?

Otman Baba’ya bağlıyız.

Ne anlatılır Otman Baba için, Akkadınlar’da. Buralarda insan neden sever Otman Baba’yı onu neden çağırırlar dualarıyla beraber. Kimmiş Otman Baba?

Otman Baba insanlar arasında eşitlik bağlarmış, ayrım yapmazmış, cömertmiş, cömertliği için de Gani derler kapısı herkese açıkmış, insanları seven birisi imiş.

Bizler burada iki kurban keseriz, Bektaşiler bir kurban keserler.

İkrarda ana bacının beline kemer bağlarız, beline bağlamış nurdan bir kemer, içmişim doğru yüreğim yanar, herkes sevdiğinden bir dolu umar.

Siz nereden gördünüz ortamlarda bulundunuz mu?

Biz hep beraber muhabbetlerdeyiz.

Ne zamandan beri hatırlıyorsun?

25 seneden beri zakirlik yaptım. Çalgıcımız üstadımız Abdal Samat, On İki İmamlar’ın lakabı var, İmam Hasan aşçı, İmam Hüseyin çırakçı başı, imam Cafer zakirlik, İmam Bakır dem dağıtır.

Bizde bunlar yok, onun için biz çok geri kalmışız, bizde yedi post var, biz birimiz Bektaşi babası, birimiz şey.

Birisi yedi hizmet diyor, diğeri on iki hizmet diyor, bizde ikisi farklı diyor.

Siz Babaîlik’ten bahsettiniz Babailik nedir?

Bizim yolumuz gene aynı yol.

Babailer, Baba İlyas’ı astıktan sonra Deliorman, Dobruca ve Rumeli’ne dağıldılar onun için biz Babailer azınlığız.

Hacı Bektaş’ın kardeşi Menteş ve Hacı Bektaş yetiştikten sonra Bektaşilik ilerliyor biz Babailer geri kalıyoruz.

Bektaşilik ilerliyor ama Hacı Bektaşi Veli’nin ölümünden sonra onlar kollara ayrılıyor, Tahtacılar, Yörükler gibi yalnız bizim Babailer ikrara imana geldiği zaman çiftler iki kurban kesiyor, Bektaşiler birer kurban kesiyor. İkrar imana gelecek iki gence iki kurban lazım.

Neden 7 post var?

Çırakçı baba, kapıcı baba, pervane baba, aşçı, süpürgeci, dede, sucu.

Yedi hizmeti neye bağlıyorsunuz?

İmam Hüseyin çırakçı baba.

Ahmet Ali Osman Hamza on iki hizmet yürüyor diyorsunuz ve Bektaşi’yiz, diyorsun. On iki hizmetin manası nedir?

On İki İmamlar’a bağlılıktır, bunların hepsinin vazifesi var.

On İki İmamlar’ın ayrı ayrı ne vazifeleri var?

Birinci mürşit, ikinci Muhammet deriz biz mürşidin peşinde. İmam Hüseyin, İmam Hasan, Zeynel Abidin, İmam Bakır, İmam Cafer, İmam Musa-i Kâzım, Ali Rıza, Muhammet Taki, Ali Naki bunlar On İki İmamlar.

Hacı Bektaşî Veli’yi ne kabul ediyorsunuz?

Bize yol göstermiş.

Otman Baba ile ne gibi bağlantısı var?

Hepsi er, evliya, güce kuvvete sahip kişiler.

Sizin talipleriniz Otman Baba’yı niye ziyaret ediyorlar?

Kuvvetine kudretine yolunu izliyorlar.

Ahmet Baba sofular diyorsunuz. Sünniler var, namazlılar var, camiye gidenler, bunlar size nasıl bakıyor. Bu bölgede Kızılbaşlara, Alevilere ne diyorlar?

Ayrılık var.

Söz söylerler mi, komşuluk var mı?

Komşuluk vardır ama kız alıp verme işleri biraz güç. Gençler birbirlerini sevmişlerse anne baba razısı yok  ama zorla evlenirler, onun için iyi görünmüyor.

Siz zakir olarak mı girdiniz oraya ne kadar yaptınız ve ne yaptınız zakirlikte?

Zakirlikte Kur’an’lar nefesler söyleriz.

Siz Kur’an’a nefes diyorsunuz?

Evet sizde deyiş derler. Bizim burada pek fazla okumuşluğumuz yok.

İnsanın gönlünden gelen, erkan yürütüyorsanız yeter, saz çalıp Kur’an söylüyorsunuz, kurban kesiyorsunuz, Muharrem var mı sizde?

Var tabi, olmaz olur mu.

Muharremi ne zaman tutuyorsunuz?

Aya girdikten sonra

Hangi aya girdikten sonra?

Nisanın 5’inde gireceğiz.

Neye göre tespit ediyorsunuz?

İmam Hüseyin Bayramı deriz.

Sabit tarihiniz var mı, her zaman Nisanda mı tutuyorsunuz, dönüyor mu?

Kurban bayramından 19 gün sonra.

Kaç gün oruç tutuyorsunuz?

O düşebilir 8-9.

Siz kaç gün tutuyorsunuz?

Hasan Asar Baba: Ben 3-5 tutarım.

Sizde şart nedir?

Bir damla su içmemek ama biz hoşaf içeriz.

Nevruz var mı?

Tabi var.

Nedir nevruz?

Hz. Ali’nin doğumu.

Ne zamandır?

5 Martta başlar.

Oruç tutar mısınız?

4 gün nevruz orucu var.

Hızır İlyas bilir misiniz?

Biliriz ama oruç yoktur.

Hasan Baba: 31 Ocaktan Şubata kadar Hızır orucu var.

Bir çocuk doğduğu zaman bir şey yapar mısınız?

Yok.

Bir insan öldüğü zaman ne yapıyorsunuz?

Üçünü, beşini, yedisini, kırkını, on ikisini, yılını

Ne yaparsınız?

Kurban keseriz kırkında.

Ne kurbanı kesiyorsunuz?

Öleni anmak için koç kesilir.

Koçu dualar mısınız?

Dualarız.

Ne duası mesela?

Şimdi o duaları burada söylemek olmaz.

Kurbanı kestiniz lokma ettiniz başka ne yaparsınız?

Bütün aile toplandığı zaman yer içeriz.

Dua var mı?

Duası var, Kur’anı var.

Bayram var mı, Ramazan Şeker bayramı?

Sizin yaptığınız gibi bayram yaparız.

Bayram namazı var mı?

Var.

Sünnilerle mi kılıyorsunuz?

Evet.

Camide mi kılıyorsunuz?

Evet.

Cami var mı bu mahallede?

Bu mahallede yok, çarşıda iki tane var

Sünni çok mu Akpınar’da?

Sünni bizden fazla.

Başka hangi topluluklar var?

Bulgar, Çingeneler.

Bulgarlar size nasıl bakıyor?

Bulgarlar, Sünnilerden daha iyidir.

Anlaşıyor musunuz?

Anlaşıyoruz.

Hasan Baba siz de buyurun.

Benim iş yerimde birisi bana Kızılbaş dedi ama ben o zamanlar daha acemiyim, bilgisizim, askerden yeni gelmişim, ona tam karşılık veremedi. Ama bir Bulgar patronum vardır öbürüne o cevap verdi, dedi ki; Kızılbaşlar demokrat, tahsilli, aydın görüşlü insanlardır, dedi. Kızılbaş ortamına rastlarsan seni yedirirler, içirirler, yatak verirler, eğer Sünni ortamına gidersen açta kalırsın, sokakta da kalırsın, yolda gösteren olmaz dedi.

O zaman biz anlamazdık dergahlara katılırdık ama haberdar değildik, kitabımız yok haberimiz yok.

Babalar toplanır mı, birbirlerini benimserler mi?

Tabi toplanırız nevruzda babalarla Otman Baba da toplanır, ibadet ederiz, tavuk kurban ederiz.

Nevruzun kurbanı tavuk mu olur?

Evet biz böyleyiz Cebrail kurbanı tavuk olur.

Siz yedi hizmet var diyorsunuz, diğeri on iki hizmet diyor, bir araya gelip konuşmuyor musunuz bunu ikisini birleyelim diye?

Hasan Asar: Yok, o Bektaşi dedesi.

Ben Babaî dedesi.

Burada Alevilerin, Türklerin hali vakti nasıldır geçimleri?

Biz zorluğa katlanmaya alışmışız.

Hangi işlerde çalışıyor Aleviler?

Her işte çalışabilir yeter ki iş olsun.

Kendi işi olan az mı?

Kendi işi bu zamana kadar yoktu hepsi devlet işi.

Şu anda işler kötü mü?

Geçim çok kötü, işsizlik var.

Türkler askere gidiyor mu?

Gider tabii.

Ne kadar askerlik yapıyorsunuz?

18 ay.

Bulgarlar gibi mi?

Aynısı.

Okullar Bulgar ve Türk karışık mı?

Karışık.

Okullar nasıl? Eğitimler nasıl?

Türkçe’yi yasakladılar çok çocuklar Türkçe eğitim görmedi.

Ben çocuklarımı evde okuttum Türkçe öğrensinler diye öğrendiler Türkçe de var Bulgarca’da var ikisini de biliyorlar.

Hususi Türk okulu yok. Bizim zamanımızda Türk okulu vardı temel Türkçe idi ama yine Bulgarca görürdük, Fransızca, Rusça görürdük.

Fransızca yaygın mı burada?

Yaygın. Otman Baba’nın tarihleri eski Türkçe ama ben bilmiyorum, eski Türkçe bilseydim yeter.

Bulgaristan’da biraz gerileme var ama Türkler’e karşı biraz yumuşama var gibi geliyor bana?

Eskisi gibi değil şimdi biraz daha iyi

H. Saygı: 1911 yılında Şücaettin Veli dergahında şeyh Nuri Efendi Bulgaristan’a geliyor bunlar İmam Rıza soyundan geliyorlar bir ocak zade.

Bütün buraları dolaşıyor ve irşat ediyor.

Dulova’dan Karalardan Molla Ahmet Baba Haskova’dan Mihman Dede, Çorlu’da avukat Faik Bey var onun dedesi. Mihman Dede ile ikisi gidiyorlar, Şücaettin Veli dergahında kırk gün kalıyorlar, kurban kesiyorlar, oranın mührü ile icazetli olarak buraya geliyorlar.

Molla Ahmet Baba o yörenin halifesi oluyor.

Mihman Dede de bu yörenin halifesi oluyor.

Bugün burası Şücaettin’e bağlıdır, orası da Şücaettin Veli dergahına bağlıdır bugün Çorlu’daki bizim buradan gelen babaların hizmetinin başını Nevzat Efendi okuyor.

Nevzat Efendi’ye bağlı belki üç bin tane talip var belki elli tane baba var, erkan yürütüyor erkanında 200 kişi oluyor.

İmam Cafer Buyruğu’na göre soyu evladı resule çıkmayan birisi ocak sayılmaz Otman Baba evlenmemiştir. Otman Baba mücerrettir.

Hasan Baba: Otman Baba’nın kızı varmış.

H.S: Neredeymiş? Balım Sultan mücerretti. Bunların soyu evladı-ı Resul olmadığı için bunların yerine başkaları oturdu, başkaları yürüttü.

Hasan Baba: Ayhan Bey bakar mısın tarih tarihe uymuyor?

Uymuyor, uymuyor.

Hasan Baba: Otman Baba mücerrettir diyor.

Biz çift kurban kesiyoruz, Bektaşiler tek kurban kesiyor dedik, çifte kurban kesmek bize nereden düşüyor? Otman Baba’nın kızı varmış ama evlenmeden önce ikrar almış ama geç vakit evleniyor daha sonra kocası da ikrar alıyor, çift kurban bize buradan kalma.

H.S: Ortada bu bilgiler yok bunlar sadece konuşmalar sizin inançlarınıza bir şey getirecek değilim yanlış anlamayın.

Otman Baba mücerrettir, Otman Baba hiç evlenmemiştir, evlenmediği için kendi soyundan yerine bir postnişin bırakmadığı için onun yerine devamlı postnişin olarak başkaları kalmıştır. Otman Baba mücerret olduğu için vasiyet etmiştir Sücaettin Dergahı’na bağlanın diye, Mihman Dede, Molla Ahmet Dede o şekil gittiler oraya, oradan icazet aldılar.

Hasan Baba: Hacı Bektaşî Veli de mücerret mi?

Mücerret olduğu söyleniyor.

Ahmet Hezarfen: Deliorman’dan buraya hangi yıllar gelmeye başladılar insanlar?

İsimsiz: Ezelden beri buraya gelirlermiş dedemlerden duyardım o zamanlar otobüs yok, trenle gelirlermiş.

A.H: Ben 1925’den beri Demir Baba’ya toplandıklarını biliyorum. Bulgaristan’da o zaman yetkili Muhtar Baba, Demir Baba’ya Eylül aylarında orada toplanırlardı. 1940’da Almanlar Bulgaristan’a kakınç yapınca bu defa Denizlerden Haydar Baba’ya gitmeye başladılar.

Denizler, Tutrakan’da. Haydar Baba Muhtar Baba’dan üstündü, Muhtar Baba Uşak’ta yedek subaymış. 1. Dünya Savaşı’nda Yunanlar buraları işgal edince Cafer Tayyar Paşa esir oluyor subaylar kaçıyor. Fakat bu türbelerde kapatılıyor, yedek subay geri dönmüyor Kemaller’de kalıyor. 1940’da Hakkı Beyler’in tarafı Silistre’ye kadar alınınca Muhtar Baba öldü Haydar Baba idare etti ve Demir Baba’ya toplanırlardı. Hatta Alvanlar’da bütün herkes yollara dökülür oraya gelirlerdi. Belki sizin buraya da gelirlerdi, Kızana’ya da giderlerdi, Akyazılıya’da giderlerdi, Musa Baba’ya da giderlerdi.

 

 

KARALAR

31 MART 2000/1 NİSAN 2000

BABALAR TOPLANTISI,

BABALARLA TOPLU SÖYLEŞİLER

 

Karalar’da daha önce haber verildiği için civar köylerden de gelip toplanan babalarla bir toplantı yapıldı. Toplantıda Ayhan Aydın, Hakkı Saygı, Ahmet Hezarfen birer konuşma yaptılar. Daha sonra toplantıya katılan babalardan konuşma yapmaları istense de, çoğu çekingen davrandı. Birçok kez ricalarla bazıları görüşlerini aktarırken, asıl akşam yapılan birebir söyleşide babaların görüşlerine ulaşılmaya çalışıldı.

 

 

Ahmet HEZARFEN

 

Sayın canlar uzun yıllar öğretmenlik yaptığım için oturunca konuşamıyorum, ayakta konuşacağım.

Ayhan Bey de anlattı, ben de bu toprağın insanıyım.

Köyüm Razgrad kazası Yunus Abdal, şimdi Yonkovo’da diyorlar.

Razgrad ve Kemaller’de Rüştiyeyi okuduktan sonra Türkiye’ye kaçmaya çalıştık bir grup  insan. Ama gidemedik. Ben de Şumnu’daki Nüvvap okuluna gitmeye mecbur kaldım.

Fakat Nüvvap okulunda Alevi/Bektaşi öğrenciler de vardı. Hatta Bulgar ve Çekoslovakya’dan bile gelen vardı, çünkü o eski Osmanlıca’yı öğretirdi, yeni harfler yasaktı orada, biz de istemeyerek eski yazıyı öğrenmiş olduk.

1951’de göçmenlik çıkınca Türkiye’ye gittik ve kendi kendime benim bu okuduklarım ziyan oldu.

Derken Anadolu’nun bir çok yerlerinde öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul’a geldim ve emekli olunca iş aramaya başladım.

Osmanlı Arşivi açıldı insan arıyorlardı, ben de hemen müracaat ettim. Meğer Bulgaristan’dan gelen Nüvvap bitirenleri önce alırlarmış. Onlar kendileri imam hatip okulları açmışlar, ilahiyat açmışlar ama Arapça okuyor onlar. 1940’da Romanya sınır hakkı verdi, Tutrakan kazası, Küçük Kaynarca da kaldım. Küçük Kaynarca’da hepimizin dedelerimizi ağlatan anlaşma yapıldı, topraklarımızı ellerimizde aldılar. Ben vazife yaparken hep o acıyı içimde duydum.

Okulu bitirdikten sonra halk için çalışacağım diyerek öğretmenliği düşündüm ve 1946’da Kızılburun’da Rüştiye açılmış ve öğretmen olarak orada da çalıştım.

Emekli olduktan sonra Osmanlı Arşivi’nde çalıştım. Osmanlı Arşivi’nden de yaş haddinden çıkınca dedim ben artık kendi adıma Osmanlı Arşivi’nde bizim Rumeli’ye ait ne belgeler varsa onları toplayayım dedim. Ve başladım onları toplamaya. Daha çok Alevi/Bektaşilere ait belgeleri toplamaya başladım. İleride belki kitaplarım yayınlandıktan sonra sizler de okuyacaksınız. (Ne sevindirici bir hadisedir ki, değerinin hakkı tam verilemezse de, bu değerli yazarımızın 2005 yılına girerken 6 kitabının yayınlanışının sevincini onun gerçek sevenleri ve bu bilgilerin halka ulaşmasını arzulayanlar olarak büyük bir aşkla karşıladık. Ayhan Aydın)

Buraya eski Osmanlı yönetimi zamanında çardak yönetimi deniyor hatta Kamerliler çardak gazetesi çıkardı Silistre’de Deliorman gazetesi çıkardı böyle birçok köylerin ismi geçiyor. 1996’da Cem Vakfı’nda vazifeye başladım Rumeli’deki insanların sesini duyurmaya çalışıyoruz biz orada 90’lı yıllarda Yusuf Babinli diye bir milletvekili vardı Alevi Bektaşilerdendi bu Kadıköy Hacı Bektaşî Veli derneğinde bir konferans verecekmiş bana bir davetiye yollamış, gittim konferansın konusu Anadolu Aleviliği, konuşmalar oldu sorular soruldu, ben dedim ki; siz Anadolu Aleviliği dediniz ama Rumeli Aleviliği de var onlardan hiç bahsetmediniz, ben onları hiç bilmiyorum dedi, meğer taşlı tarladan bir baba varmış ismini şimdi hatırlamıyorum o da aynı itirazı yaptı, dedi ki; sen Anadolu Aleviliğini biliyorsun Rumeli Aleviliğini neden bilmiyorsun. Ama daha sonra bir konuşma yaptım orada hayli bir ilgi çektim, Rumeli’nin Türkleşmesinde Alevi Bektaşi’nin çok hizmeti var.

Cem Vakfında bir harita yaptık nerede hangi tekkeler varsa belirttik.

Alevi dervişleri kılık kıyafet biliyor Macaristan’a, Romanya’ya gittiği yerlerde nerede geçitler var, ordu mu var, kale mi var arkadan başkalarına bildiriyor ve böylelikle yardım ediyor.

Anadolu’da öğretmenlik yaparken yurt dışındaki Türkleri anlatmaya çalışırız bir çok müfettiş ne lazım onlar diyordu, bende; bunları göz ardı etmeyelim onlar çok önemli diye itiraz edince hatta soruşturma bile açtılar bana, fakat şimdi görüyorsunuz televizyonlarda, kitaplarda artık anlatılıyor, biz doğru yolda imişiz hep sizin sesinizi duyurmaya çalışıyoruz. Demir babaya geliyorsunuz ben onu 1925’ten beri biliyorum Demir baba ne halde idi 1970’te geldiğimde gittik bırakmadılar 94’te geldim her tarafını değiştirmişler. Onlara sahip çıkalım, Osmanlı arşivinde bu tekkelerin vakıf arazilerini çıkardım Kızıl delinin 24 tane dolabı var, koruları, ormanları var Hüseyin baba en zengin burada, Osmanlı padişahları Kanuniye gelinceye kadar, Fatihe gelinceye kadar Rumeli’deki tekkelere isyanlarda arazilerini almışlar. S

iz Türk dünyasında en iyi Türklüğü yaşatansınız başkaları hep artlaştırıyor şimdi bir de Hizbullah çıktı fakat Alevi Bektaşi’si en iyi yaşatanlar.

 

Ayhan Aydın: Şimdi sizleri dinleyerek, fikirlerinizi almak istiyoruz.

Sizlerinde fikirlerinizi almak isteriz, isminizi de söyleyin?

 

Halim Süleyman

Biz Bulgaristan’da yaşıyoruz, okumamız Türkçe, hayatımız Bulgarlarla karışık.

Biz 20 yıldır babayız. Bizim işlediğimiz işlerde Türkçe anlıyoruz, okuyoruz.

Kur’an-ı Lâtince okuyorlar, eski Türkçe okuyorlar, bizim kendi yöremizde bu Arapça Kur’anı Lâtince istiyoruz, çevirebilir misiniz, bizlere Kur’an genderebilir misiniz?

Bizde önceki gibi Arapça okumuş hocalar ve insanlarımız kalmadı.

Muharrem Karagöz

14 seneden beri ben de babayım. Kullu Vallahi okuyoruz ama ne demek olduğunu biz de bilmiyoruz.

Mesela yasin okuyoruz Cuma akşamları, onun da ne demek olduğunu bilmiyoruz Kur’an okuyoruz, ama anlamıyoruz. Takvim var, aşure ayı Muharrem ayı var, on gün yazıyor biz yapıyoruz on iki gün.

Ali Rıza Baba

Baltacı Yeniköy’denim, 13 yıldır babayım. On iki gün tuttuğumuz oruç iki günde onlar için tutarsak on dört gün oluyor. Küfede Müslim Akil’in aşure kitabı var orada öyle yazılı. Biz öyle görmüşüz, böyle işliyoruz, siz çıkarın bir kanun öyle yapalım.

Recep Aslan

5 yıldır babalık yapıyorum, biz Sultan Nevruz bayramını ne zaman kutlayacağımızı bilmiyoruz. 21 Mart mı, olacak 22-23 mü olacak? Cuma akşamları toplantılarımız oluyor tarikten geçmemiz sadece Cuma günü mü kabul yoksa Pazartesi günü de kabul mü. Pazartesi Peygamberin doğumu yani Pazartesi geçmek makbul mudur? Cuma akşamları Pazartesi akşamları kurban yapabilir miyiz?

Salman İbrahim Köse

Çernik-Karalar. 19 yıldır babayım. Muharrem ayı eskiden on iki gün tutulurdu sonra döndü iki gün ileri alındı onuncu gün başladılar kaynatmaya bu tarihler denk gelmediği için birbirine insanlar yapacak bir şeyler.

Ali Yusuf

Çernik Köyü’nden 3 yıldır babayım. Hasan Baba’nın cemine girdim, Kanarya’da Kendisi oraya yüksek tahsilli insanlar geldi dediler ki; cemiyet iyiymiş ama neden daha önce bilmiyorduk. Gelen gençler bu işlere meraklansın ayrı tabaklarda yemek yiyelim tepside değil de masada yiyelim dediler birde sakka suyu da içilmesin dışarı serpilsin dediler. Türkiye’de bir yenilik yapsak iyi olur.

Refik Salih

Çernik Köyü’ndenim.  7 senelik babayım. Tarik suyunu içmeyeceğiz gibi meseleler dedelerden babalardan aktarılmış.

 

ABDULLAH HASAN ABDULLAH

Dulova’lıyım. 1938’de doğdum, 79’da baba oldum. 86’da mürşitlik aldım o zamandan beri çalışıyoruz, toplanıp yol erkan hakkında konuşuyoruz, fikir alış verişi yapıyoruz. 1986’da Sofya’da mektebe gittim. O günden bu güne çalışıyoruz, ben oldum mu, polis de gelse kimse bir şey demez. Bizim yolumuzdan erkanımızda Hıristiyanlar korkar.

Babalarla toplanıp konuşuyorsunuz, aynı zamanda size bağlı babalar var. Bu civarda kaç tane baba var?

Dulova’da 10 tane var, biz Musa Baba’yı çağırırız.

Karalar, Dulova, Baltacı Yeniköy, Söğütcü, Kolebina bunlar Alevi köyü başka yok mu Alevi köyü?

Çarşambalılar var Sevar, Kastçılar, Yeniceköy

Abdullah Baba buralarda ki babalar kaç tane?

Bilmiyorum.

Çarşambalılar dediğiniz nedir?

İbadetlerini Babaîleri Pazartesi ve Cuma akşamı yaparlar, Çarşambalılar ise Salı günü yaparlar.

Fatma Ana’nın doğumu olarak mı kabul ediyorlar?

Evet.

Erkanına girdiniz mi, fark var mı?

İbadet esnasında gülbenkler çekerken elele tutarlar.

Sizde Babai yolunu sürüyorsunuz ve Perşembe akşamı yapıyorsunuz değil mi?

Pazar akşamı bir de Perşembe akşamı yapıyoruz

Her Pazar ve Perşembe akşamı erkan yürür mü?

Yürür, gelen gelir, her ayın başında tarik bayramı yaparız yani görgü isteyen gelir. Bize abdestsiz derler.

Tarik nasıl bir şeydir?

Bir ay içinde tarikten geçmemiş ise eğer ölmüş ise baba günahkar değil. Çünkü baba onu çağırmış o gelmemiş o zaman baba o ayın başında bayram yapmaz.

Bizim Babailer bir tarihte kılıçtan geçmişler bir tarihte 40 bin bir tarihte 80 bin kişi. Mesela Selçuklular zamanında o zaman bizim Babailer silinmiş. Hacı Bektaşi Veli çıkıyor meydana din üzerine dil üzerine insanlar unutmuş ayaklanma bastırıyor, işte o zaman Babailer silinmiş.

Abdullah Baba bu kadar babalar Çarşambalılar hariç aynı erkanı sürdürüyorlar yani aynı kuralları uyguluyorlar?

Onlar ayrı, onlar bizden saklıyorlar gizli yapıyorlar.

Babaların diyelim ki bir köyde 11 tane baba bu babalara taliplerini siz mi paylaştırıyorsunuz, yoksa talipler kendileri mi seçiyorlar babayı, yoksa babalar mı talipleri seçiyor?

Bir cemiyetin babası Hakk’a yürüyor, dedeler kendi aralarında otururlar ama birbirlerinden tarik alamaz, dışarıda kalmış bir talip var, ben sözüm geçen bir babaya söylerim git şu adamı al derim, alırlar.

Bir talip 15 yaşında 20 yaşına kadar sözü yoktur ne zaman musahip olursa o cemiyette de onun da hakkı var.

Evliler eşi ile geldi sizin erkanınız ne oluyor, törenleriniz oluyor mu?

Musahip oluncaya kadar ceme alırız alışsın diye. 20 yaşlarında musahipsiz ikrarsız biz onun üstüne hizmet okumayız, hizmette onun hakkı yok.

Musahip oldu mu söz alır konuşur.

Onun babası gelir, ana bacı gelir, peşkir getirir baba ile görüşür, insanlarla görüşür, cemiyete bağlanır. Sonra musahip olur, o babaya bağlanır. Bir yere gidecek olsa ondan izin alır, bir takım işler yapar.

Anadolu’da olduğu gibi siz de dediniz ki her ay başında tarik altında geçecek sorgu sual olacak bu yeni girenlerde bu katara dahil olduğu için onlar da sorgu sual oluyor. Diyelim ki belli bir ölçüde sizin talipleriniz var onlar geldi siz onları sorguluyorsunuz sorgulamada ne yapıyorsunuz, ne diyorsunuz? Talip, baba huzurunda kendi özünü dara çekerek sorgulandığını hissederek ne yapıyor? Her babanın kaç tane talibi var?

40 talip var benim. 37 çift 20 çift değişiyor.

Birbirleriyle kardeş varsa silinsin olmayan varsa niyaz etsin deriz, sonra vebali boynuna ederiz. Talip baba ile görüşür yerine oturur.

Kaç hizmet sahibiniz var?

12 tane: gözcü, tarikçi, çırakçı, zakir olsun diğerleri önemli değil

Herkese göre mi görev veriyorsunuz?

Cem erenleri ile baba karar veriyor, hangisi hangi görevi taşıyacaksa o görev veriliyor.

Hizmet sahipleri kendi hizmetlerini biliyorlar her cemde de aynı hizmet sahipleri aynı hizmetleri görüyor. Babailik… siz bu yoldan geldiğinizi söylüyorsunuz. Babailik, Bektaşilik nedir, sizin yolunu sürdüğünüz inanç hakkında neler söylersiniz?

Muhammet Ali yolu deriz.

Mesela Allah Muhammet Ali adına üç çırak uyarız.

Bir insan iki üç hizmet getirebilir gözcü kalkmış Allah eyvallah da yapar duasını biliyorsa dua da okur.

Bu yolun uluları var Sücaaettin Veli’ler, Abdal Musalar, Hacı Bektaşı Veliler… yine buradaki pirler var. Bu ulular dergah kurmuşlar zamanında sizin bugün yürüttüğünüz hizmetleri o dergahlar çevresinde yürütmüşler.

Kendiniz bir dergaha mı bağlısınız?

Nevzat Efendi’ye bağlıyım. (Eskişehir’deki Sultan Süceattin Veli Dergahı’nın şu andaki postnişini) Haskova’da Otman Baba’ya gittim kaldım.

Otman Baba’dan mı el aldınız, bu nasıl oldu?

Buradan 10 araba gittik, kazan kaynattık. Hasan Baba benim rehberimdir. Otman Baba buranın postnişini.

Sücaettin Veli ve Otman Baba’ya bağlı olarak erkan yürütüyorsunuz, erkanları nasıl öğrendiniz, bu yola girişiniz nasıl oldu?

Mürşit Ali Baba vardı, rehberimiz Mehmet Baba vardı, onlar eğitti bizi. O göçtü dünyadan başkası girdi, sonra ben oturdum 79’da.

Bir Halifenin yani, babaların başında olan kişinin seçimi nasıl oluyor?

İnsanların isteği ile oluyor.  Nevzat Efendi geldi babalara sordu, isteyen var mı, yok mu diye, o zaman 38 tane baba vardı. Babalara niyaz ettirdi benim sözümden çıkmayacaklarına, beni seçeceklerine dair. Bana da niyaz ol, dedi bütün hepsini bir tutacağına ayrı gayrı yapmayacağına dair söz ver, dedi. Böylece Nevzat Efendi’nin huzurunda buradaki babaların başına halife yapıldım.

Nevzat baba Sücaettin Veli Dergahı’nın postnişini olarak kabul ediliyor. Siz de mürşit olarak, onun buradaki halifesi olarak kabul ediliyorsunuz.

Siz ne biliyorsunuz Otman Babalar, Hacı Bektaşlar, daha nice ulular, pirler kimlerdir?

Biz Otman Baba’ya bağlıyız.

Siz hem Otman Baba’ya, hem de Süceattin Veli Dergahı’na mı bağlısınız?

Bizler Otman Baba’ya bağlıyız.

Baba nasıl olunur, buna siz mi karar veriyorsunuz?

Baba olacak kimse hürmetli, sözü dinlenen, ağır başlı kimse olacak.

Babalarla toplanınca neler konuşuyorsunuz? Siz İmam Cafer Buyruğu üzerine mi gidiyorsunuz, başka bir buyruk kitap var mı?

Başka buyruk kitap yok, biz İmam Cafer Buyruğu üzerine gidiyoruz.

Senede bir kez babalar nasıl geçer?

Kim ne zaman baba olmuş yasak hürmeti yaparız, anlatırız.

Musahibi ölmüş bir kişi dul bir avrattır diyor buyrukta, musahibi ölmüş bir kişi ile musahip tutmak için musahip olamaz diyor, musahip tutmuş bir kişi bülbüldür, musahip tutmayan kişi şeytandır diyor.

İkrara gelince; Allah Muhammet Ali  ama Türkiye’de ikrara geldi mi pençe-i Ali olur bizde On İki İmamlar olur, bu da dört can bir can olur.

Hz. Muhammet Mekke’den Medine’ye göç ettiği zaman insanlar yokluk zamanında birbirleriyle musahip yapmış ama malına mülküne mirasçı koyuyor musahip musahip’in oğluna hükümdür diye yazar, ama birbirine düşmez evlenemez.

 

SELMAN İBRAHİM KÖSE

 

Kaç yaşındasınız?

Pederimden ve halimden oldum bi hane, medet cülbah yandı kaine, 1931’de kaane, çok şükür hamd olsun geldim cihana, berzahtan kuruturum çıktım aradan 18 yaşında doğdum anadan, Molla Ahmet’in Mustafa Baba’dan, çok şükür hamd olsun bir yere kadar geldik.

Yaşım 31 ikrar vermem de 18.

18 yaşında ikrar verip bu yola girerken yıllar önce neler hissettiniz hangi duygular içindeydiniz?

Küçüklükten başladım zakirlik yapmaya, ihtiyarlarla konuşmaya. Sonra babam öldü, ben zakirlik yaptım. Bu hali istemedim başkasını seçtik sonra yeniden üstüme dolandı. Usul usul gidiyoruz. Başladık yolu erkanı korumaya. Babalık yaparız bu alemden Mustafa Baba gitti, Halil Baba geldi. O da göçünce başladım talip ikrara getirdim üç çift talibim vardı. Sonra Halil Baba bana bir icazet verdi, bu icazeti babalarla imzalarla alırım elime giderim Otman Baba’ya oradan Kerim Baba’dan gelirim Karalar’a. O zaman Hasan daha baba olmamıştı sonra burada ikilik çıktı. Bir takım dedi Murtaza Baba Abdullah’tan ileri, ben dedim o benim milletim bırakın bana ben yapayım, ben edeyim, bu mürşitlik bize yakın daim sayılıyor. Bu icazeti 82’de aldım Murtaza Baba ayrıldı sonra Abdullah Baba’ya bıraktı.

Zakirlik nedir?

Zakirlik İmam Cafer postundadır. Devran çeviriyor, nefesler söyler, saz çalar.

Cemlerde sazın dışında bir şey var mı?

Yok.

Ceminize giren kaç talibiniz var şu anda?

30 hane var.

Talipleriniz bir erkek yada bir kadın değil de o hanedekilerde mi girmiş oluyor?

Hanede vardır; 3 kişi, 2 kişi.

Şiir yazar mısınız?

Yazarız.

Cemlerde deyiş okunuyor. Buna bazı bölgelerde Kur’an, düvaz deniliyor burada ne deniliyor onlara?

Burada da düvaz deniliyor.

Duazlarda kimin ismi geçiyor, kimin duazını okuyorsunuz?

Musa Baba Sultanı okuruz.

Kimlerden okursunuz?

On İki İmamları okuruz. (burada bir ozandan şiir okuma değil, ulu şahısların isminin geçmesi kastedilir.)

Evleneceklere bir dua veriyor musunuz?

Vardır duası.

Bir kişi Hakk’a yürüdüğü zaman hangi erkan yürür?

Kırkını, ellisini yaparız.

Taliplerinizden bir kişi Hakk’a yürüdü diyelim,  ölüyü ne yaparsınız?

Önce onu dardan indirirler; toplanırlar borcu varsa öderler. Bunlar bizde yok.

Ölene ne yapıyorsunuz, namaz mı kılıyorsunuz?

Ölenin namazını kılarlar.

Namazı kim kılar?

İmam.

İmam olmadığı zaman kim kılar?

İmam olmadığı zaman kılmazlar beklerler ya da başka yerden bir imam getirirler.

Sünnilerden mi gelir?

Onlardan da gelir.

İmam olmadığı zaman ne yapılıyor?

Sünnilerden gelir, baba da yapabilir bu işi ama biz imam bekliyoruz.

Yedisinde ne yaparsınız?

Yedisi geldi mi toplanırız bir kurban keseriz, insanlara yediririz. Kur’an okunur sonra kırkı gelir onda da toplanıp kurban keseriz. O zaman kimi münasip görürlerse seçerler çünkü talipler babayı isterse seçerler, Kur’an okunur akşamı kılarız.

Bedri Noyan diyor ki; “ölüm sevgiliye kavuşmak.”

Hakkı Saygı: Hz. Peygamberimiz diyor ki; Ya Ali ben artık Hakk’a yürüyeceğim emir geldi, sakın üzülmeyin, müminin ölümü bir haneden diğer haneye göçmeye benzer. Yani bir bedenden başka bir bedene geçecek.

İsimsiz: Berzah alemini açıklasana?

H. S: Senin bu alemde yiyip, içip, yaşıyoruz bir yaşam sürdürüyoruz. Bana şu alemde Hakkı dediler, size Ahmet dediler… biz bu bedenimize biz diyoruz, aslında bu beden biz değil bizde bir biz var bizden içeri, bende bir ben var benden içeri. Bizim görevimiz insanları irşat etmek.

 

AHMET SAKALLI

(KÖY İMAMI)

 

Köyün imamı Ahmet Sakallı ne söyler?

Köküm Sünni. insan dünyaya ahreti kazanmak için ve Allah’a yaklaşmak için gelmiş.

Hz. Peygamber’in yüzü suyuna bütün kainatlar olmuş. Cenab-ı Hak kainat yok olduktan sonra yeniden insanları yaratırım, diyor. Neden? İnsan daima bir savaş içerisinde ahreti kazanmak için, Allah’a yaklaşmak için, bunu da yalnız kendi nefsi ile mücadele ederek kazanır.

Bu hususta konuşulacak çok şeyler var.

İnsan Allah’a nasıl yaklaşabilir? Daima kulluk yapmasıyla yani temiz bir kul olabilmek için Allah’a kulluk yapmak zorundasın.

İnsan ahretini kazanabilmesi için burada kendi nefsi ile mücadele etmesi lazım.

İnsan kendini her şeye hazır buldu mu, çok çabuk iflas eder. Bir çok şeyi kolay elde etmeye çalışıyoruz. Onun için de bu bize böyle kolay veriliyor bunun bir kıymeti yok gibi.

Dünya ahreti kazanmak için bir tarladır; burada ne ekersen ahrette onu biçeceksin. Cennet, cehennem buradadır, diyor bazıları.

İslam’ın şartlarından birisi tevhit, rısalet ve ahrete iman bunların biri eksik ise insan tam Müslüman olamaz.

Ben böyle bir düşünce ile yaşarsam ahreti kazanmak için hiçbir şey yapmama yalnız dünyada iyi yaşamak için elimden geleni koymam. Mesela ben yalan söylemekten de elimi koymam, çalmaktan da elimi koymam, dilime elime belime sahip olmam benim iyi yaşamam için ne lazımsa yaparım. Böylelikle insan olarak Müslüman olan bu yolda olan insana saygı Cenab-ı Hak insanın her günahını af edebilir yalnız kul hakkını af edemez.

H.S: Kur’an’da bir ayet var, Allah yolunda cihat edin, diyor. Bunun manası nedir acaba?

İnsan kendi nefsi ile mücadele etmek, başkası için bir şeyler yapmalısın.

Cihad-ı Ekber deniliyor siz nelere uyuyorsunuz? İnsanları neye davet ediyorsunuz burada? Bir Alevi/Bektaşi köyünde, Sünni kökenli olsanız da bu insanlarla kaynaşmış birisi olarak, bu köyün de imamlığını yapan birisi olarak, inanç esaslarınız nelerdir? Namaz deyince ne anlıyorsunuz, cem deyince ne anlıyorsunuz, oruç deyince ne anlıyorsunuz?

Namaz deyince; Allah ile kul arasında münasebet kurma, Sünni inançlara göre İslamiyet’te böyle hiçbir başkasının vasıtı olarak kullanma lüzumu yok.

İnanç; insanın tevhit Allah’a karşı inancı.

Siz Sünni kökenli bir insan olarak böyle bir köyde nasıl yorumluyorsunuz, oruç nedir?

Oruç; bir ibadet Allah’a karşı kulluk borcunu ödeme. Cem ise; İslamiyet’te topluluk yani toplu bir şekilde ibadet etmek. Toplu halde ibadet etmekten maksat, burada temiz halis bir insan bulunur, bunun yüzü suyuna dua etmekte bulunan bir insanın duası da kabul olur. Onun içinde birlik hakkına bir şey okunuyor.

 

MUSTAFA  SALİM MURTAZA

(BABA)

 

Karalar’danım. Şimdi baba olmamın sebebinden başlayayım.

Annemin babası Maksut Pehlivan o Amerika’ya kadar gitmiş çok büyük pehlivanmış. Altı ay Türkiye’de durmuş, ondan sonra onlar beni yetiştirdi biraz.

Babam da, dedem de Bektaşi.

Haydar Baba geldikten sonra dedemi bulmuş, Maksut dedemi bulmuş. Onlarda kalmış 5-6 ay.

Ondan sonra ben askerden döndükten sonra dedemi kaybettim.

İşte geçtik başka  bir ceme, Muharrem Baba’nın cemine. Orada on altı sene hadımlık yaptım. Ondan sonra beni değiştirdiler, gözcü oldum. Gözcülükten sonra baba dedi, seni ben baba yapacağım.

Benim de abilerim var önümde, daha alimler, okumuşlar, ben onların önüne gelmem falan, ırak oldum babadan.

İşte o da bu alemden gittikten sonra bütün talipler çöktü benim başıma, baba olacaksın, diye.

Ben de biraz inat ettim, abilerim var önümde dedim.

Ondan sonra bir akşam rüyamda dedem ve ninemi gördüm. Dedem geldi, Haydar Baba’nın tacını geçirdi bana. Kavun içi bir taç. Bu dedi, Haydar Baba’nın, bu sen de duracak, dedi. Ben nasıl sokağa çıkacağım dedim hayır bu sana yakışır dedi. Ondan sonra baba oldum.

İşte takıldık on iki seneden beri babalık yapıyorum.

İşte yolları büyüklerimizden gördüğümüz gibi sürmeye çalışıyoruz.

Kurban kesme önemli Alevilik/Bektaşilik’te?

Kurban yapacak olduktan sonra kurbancı çıkar keser kurbanları. Onunla beylik kurbanı, ağmanlarımızı topladık işte hastıımızı bereketimizi koyduk ambarlarımıza. Bir kurban yaparız, baba geçirir bizi temizlenir biz de talibleri geçiririz. Ondan sonra kurbanı kurbancıya söyleriz şu akşam kurban yapacağız, sabahleyin gider dualarıyla keser kurbanı. Duası da, Muhammed Ali uğruna teksin bizi dergahtan ayırma ey gani şeyh fermanı Halil İbrahim delili Cebrail tekbiri Allahu Ekber Allahu Ekber Alahu Ekber deriz üç kere tekbir getirir. Üç kere de (Arapça söyledi) onu söyler tekbir getiririz. Üç kere de başka bir şey tekbirler kurbanı tığlar. İşte muhabbet açılır zakirler üçleriz nefeslerden birer ikişer nokta hadi bakalım cemaat talibane hangi noktadan duyamazsınız işte nefeslerden söylenir. İşte onlar bir kere ayak tutarlar biz de onlara anlatırız işittiğimiz kadar dedelerden.

Hacı Bektaşi Veli’den olsun Pir Sultan’dan olsun onların himmeti senasını ederiz.

Yani üçler  ben dışarı çıkmaya o anda muhabbet varsa orada hemen konuşmayız. Muhabbet hakkında, Ehlibeyt hakkında, evliyalar hakkında anlatırız.

Peki kaç tane talibiniz var, kaç çift?

28 oldu.

21 marttan sonra benim anladığım kadarıyla bir serbest bırakma var talipleri. Dileyen gelmiyor mu nevruzdan sonra?

İsteyen gelir. Yani Cuma akşamı, Pazar akşamı uyarırım gelen varsa kılarız akşamı. Yine ben kılarım akşamları.

Yani siz on iki ay boyunca devam eder misiniz? Her zaman devam ediyorsunuz.

Kırklarda kırk mum yakarız şamdanı var kırk budak.

Sultan Nevruzda kırk mum yakarım. Üç tane de Allah Muhammed Ali aşkına içerde yakarız. Şimdiye kadar biz dışarıdan bir gelin alırsak belki uşağı olmadı anası içeri sokmak yok biz de. Ama şimdi her şey Türkiye’de açıklandı her şey.

Ne kadar benimsersek Aleviliği ne kadar çoğaltırsak o kadar daha kıymetli demek ki. Şimdi ben akşam kılarken yahut da muhabbete başlayacağız, dışarıdan bir kişi gelirse birisi geldi saklanın okumayın, etmeyin bu doğru değil bence. Şimdi geldikten sonra bizim dualarımızdan ne anlayacak mesela biz Allah’ın emrini neyse onu okuyoruz. Biz buraya sırrını saklayan erdir diyelim bir yerde yahut da bak gözcüyü tembih et dışarıdan başka kimse gelmesin.

Peki gençler ilgileri var mı? Siz onları cezbetmek için bir şeyler yapıyor musunuz?

Mustafa Baba: Gençleri benimseye çalışıyoruz, hepsini uyarmaya çalışıyoruz. Yani ta onların çiğliğinden gitmek daha kıymetli bir şey oluyor.

Türkiye’ye gittiniz mi hiç?

3 defa gezmeye gittim.

Bu bölgedeki bütün Alevi köyleri birbiriyle danışıklı mı, birbirlerini tanırlar mı?

Danışıklı. Birbirlerini tanırlar, severler. Alevilik kıymetli bir şey, gayet insanları kaynaştırıcı bir şey, kavuşturucu bir şey. Şeriatla tarikatla aynı bir nokta, Şeriat Tarikat Hz. Peygamber zaten bu sebep oluyor zaten Hz. İmam Ali’yi yetiştiren Hz. Peygamber. Şeriat, hakikat, tarikat, marifet demek. Yani bu insanda dört ana beden, toprak, içtiğimiz su işte havayla yaşayan insan işte gün sıcaklığı işte dünya da böyle. Toprak, yer hava işte bu.

 

HASAN ASARLI

(BABA)

 

1941 doğumluyum. Haskova’ya beş yaşında gelmişim. Param yok babamın çok eğitim yoktu. Vakit geldi Şehzade olduk. Kız kardeşim damat geldiler gittik babama izin aldık. Dedik böyle böyle ikrar sahibi olacağız o işe karışmadı iki üç sene ikrar vermek yok üç sene ondan sonra tamam. Neyse ikrar aldık ama dedemiz Kerim Dede, Selman Dede’nin dediği gibi  Talip Dede’den ikrar aldık. Talip getirdik dedi hiç vaktim kaldı tez elden kırklar karar aldılar sen olacaksın dediler. Ufak toplanamayız falan filan dedik. Üç muhabbet var, bir dirlik muhabbeti, babayı bir sultan Nevruz, bir de çorba. Onun için de her şey de kan akıtmayız, mesela Nevruzda kan akıtmayız. Yeni mürşit olduğum gün Bektaşi Babai dedelerini gezdim. En sonunda Kerim dedenin kardeşi var Musa dede o eski Türkçe’yi söker. Dedim Kerim Dedenin şeyleri var mı sende? Dedi var. Şimdi çıkar bakayım dualarını falan, dedim ben bundan öteye gitmem.  Neyse şimdi canlara bütün yatırları aşağı yukarı gezdirdim.

Bütün yatırlarımız burada Akyazılı Baba, Demir Baba, İlhan Baba var, Musa Baba var, Elmalı baba var Hıdır baba var.

Vakit geldi kaçmaya başladık, biraz azaldık sonra gençlerle beraber kalabalık olduk. Aşağı yukarı 20-25 çift can var. Ama en büyük göbek gene buradasınız bizim bütün Bektaşileri, Babaileri toplasak bu kadar kalabalık olmayız. Bizim Babailerden orada beş dede var. Şimdi tabi biraz önce bahsettiler burada şimdi ben size anlatayım dedeler buradasınız.

Bu Otman Babaya ne zamandan beri siz böyle ondan el alıyorsunuz.

Başka Biri: Ahmet babanın vaktinde sizin baba eren Ahmet Baba giderler Sultan Şücaattine orada dururlar. 20-30 gün duruyorlar. Kendi nezihlerinizden nezihledi kendi istediği şeylerle oradan topladığı soğan sarımsak oradan icazet alıyorlar. Şimdi o Adem baba, Ahmet Babanın yanında. Adem babaya verirler icazeti sen de diyorlar Ahmet Babayı irşat et diyorlar.

Hasan Baba:   Şimdi ben şöyle bir şey var aklımda niçin burada ikilik olduğunu anlamadım. Şimdi mesela Abdullah dedenin senin de şahadetnamende Otman Baba mührü var.

Niçin şimdi ikilik oldu orasını anlamadım.

Başka biri: Orada mı.

Sultan Şücaettin gidiyoruz dedin?

Hasan Baba: Tamam Sultan Şücaettin gittiler o zaman. Ama şimdi ne oluyor orada. Senin mührün Otman Baba da. Bizim Otman Babada postunun kaynaklı oldu şimdi yeni gelecek.

 

HAKKI BABA

 

Şimdi bakın 1911 yılında Şücaettin Veli dergahından Şeyhi Nur efendi buraya önce o geliyor. Bu yöreyi bu Haskova Kırcali yöresini bölüşüyorlar.

Ondan sonra Haskova’dan Mihman dede bugün Çorlu’da avukat Faik var onun dedesi. Mihman dede buradan da Molla Ahmet baba bunlar kalkıyorlar Şücaettin dergahına gidiyorlar.

Şücaettin dergahında bunlar kırk gün hizmet ediyorlar işte biraz önce söylediğiniz gibi orada kurbanlarını kesiyorlar oradan icazet alıyorlar Molla Ahmet baba bu yöreye halife olarak gönderiliyor, Mihman Dede de o yöreye halife olarak gönderiliyor. Şimdi bu Hasan Babayla da konuştuk

Otman Baba mücerretti şimdi Otman babanın kızı var diyenler oldu. Şimdi Otman baba bütün tarih kitaplarında her yerde Otman babayı evlendi çoluğu çocuğu var diyen birisini bulamazsınız.

Yoktur çünkü. Balım Sultan mücerretti, Otman Baba mücerretti.

Şimdi Otman Baba mücerret olduğu için ikisi de Kalenderi kökenlidir.

Kendisi vasiyet ediyor bana bağlı olanlar Şücaettin Veli’ye hizmet verdirebilirler çünkü kendi soyundan yerine bir postnişin bırakmıyor. Kendi soyundan biri yok dergahta. Şimdi Kalenderi kökenli oldukları için aynı Şücaettin’e bağlanıyor.

Şimdi Şücaettin Veli de Eskişehir de burayla fazla bir gelip gitme yok, Nuri Efendi geliyorlar bu yöreyi irşad ediyorlar.

Ondan sonra 1925 yılında Şeyh Nuri Efendinin oğlu Şeyh Hakkı Efendi orayı geliyor yine hizmet sahipleriyle beraber. Hatta bizim beraber getirdiğimiz her köyde hangi tarihte hangi baba varmış o babaları hangi talipler bağlıymış şu anda hepsinin bir dokümanı var. Şimdi buraya bağlılık bu şekilde oluyor.

Molla Ahmet Baba bu alemden gidince yerine Mustafa Babayı, ondan sonra Ali babayı, ondan sonra Murtaza baba ondan da size geçiyor. Şimdi bu hiyerarşi devam ediyor. Ama siz Eskişehir uzak gidip oraya bağlılık bir de gelip gitme yok. Gitmişsiniz Otman Baba da Mihman dedenin oraya bırakmış olduğu mirası yürüten insanlardan başınızı okutmuşsunuz bunda bir sakınca yok. Çünkü o baba ondan daha yüksektir  o ondan yüksektir aralarında bir şeyler vardır.

 

Şimdi evet hiç konuşmayanlar var onlardan da bir şeyler anlatsınlar. Kendilerini tanıtsınlar.

 

SEYİT ALİ SALİH MEHMET

(BABA)

 

Seyit Ali Salih Mehmet 1940 doğumluyum. Karalarda doğdum dedem babaydı babam yaşlandı şimdi ben onun yerine vekilim. Şimdi herkes bir şeyler anlattı.

Vahdetin sırrına ereyim dersen

Vücudun şehrine gireyim dersen

Cümle alemi  göreyim dersen

Önce kendini aynen görmen gerek. Bizi daha geniş izah etti.

 

HAKKI BABA

 

Bakın burada vahdetin sırrına ermek için Allah’ın birliğine birlik tektir ahattır.

Allah demek bir demektir Allah birdir ama Allah’ın birliğini biz öyle bir şahıs gibi düşünmüyoruz.

Mesela ben karşımdaki insana insan diyorum. İnsanın içerisinde bir mikroorganizma vardır her gün hareket içindedir.

Hepsi bir yaşamın devamını bu küçük evrensin sen, kainatsın sen. Bu evrendeki organlar senin organların her an bir hareket halinde bir iş görüyor. Fakat biz bunları söylerken hiç birisini söylemiyoruz isimlerini saymıyoruz.

Karşımızda bir ağaç var ağacın gövdesi var, dalları var, yaprakları var, çiçekleri var, meyvesi var biz bunların tek tek ismini söylemek yerine ağaç diyoruz. Ağaç dediğimiz zaman bunu anlıyoruz yani biz şimdi Allah dediğimiz zamanda bu evrende ne varsa en ufak zerreye varıncaya kadar hepsinin adını söylemiş oluyoruz. Ama onlara Allah demiyoruz Ahmet, Mehmet, onlara bu isimleri biz uydurduk, biz söyledik. Ona kuş dedik, ördek dedik, insan dedik. Şimdi bunlar bütün bu evrendeki her şey Allah’ın organları. Nasıl bizim içimizdeki o mikroorganizmalar kendiliğinden bir şeyler oluyorsa bu evrende kendiliğinden bir düzen içerisinde çalışıyor.

Bunların içerisinde şuurlular var, şuursuzlar var, şuurlular insan. İnsan anlıyor Peygamber gönderiyor Cenab-ı Allah ona emir gönderiyor Peygamberlerin bazıları sözlü olarak Allah’ın buyruklarını anlatıyor, bazıları da yazılı olarak yani insanları eğitiyor.

Ben diyorum Cenab-ı Allah peygamber göndermemişsem bir topluma o toplumu yargılamam. Ancak bir peygamber göndereceğim ona gerçekleri anlattıracağım ondan sonra yargılarım ben. Şimdi bir de şuursuzlar var, cisimler, nebatlar, hayvanlar. Bunlarda kendi hayatı boyunca yapacağı işler Cenab-ı Allah tarafından daha önceden bildirilmiştir iç güdüsel olarak.

O daha yumurtadan çıkar çıkmaz ne yapacağını biliyordur. Şimdi bunları bu şekilde şey yaptık. Biz bunların hepsini teker teker bu varlıkların adını söylemeden Allah diyoruz. Bir birlik sonuçta. vahdetin sırrına ereyim dersen bu birliği anlıyorsan bu birliği anlaman lazım. Benim dergi de bu konuda çok geniş yazılarım var. Allah’ı anlatmışımdır beş madde altında. Değişik değişik bunları iyice bir misket şeyim vardır Allah’ı anlatabilmem için.

Değişik değişik örneklerle birinden anlamazsa birinden anlar birliğe oradan ulaş vahdetin sırrına ereyim dersen birliği orada kavra. Birliği kavradıktan sonra vücudun şehrine gireyim dersen bu bir alem her şey insan Cenab-ı Allah kendisini insanda tecelli ettirdi. Ve bütün mahlukatı ve bütün evreni insanın emrine verdi.

Sen Allah’ın yer yüzündeki halifesisin. Bakara Suresi 34 “Ben seni halife yaptım” meleklere de diyor ki ben ona ruhumdan üflediğim zaman derhal secde edin. Melekler hepsi secde etti iblis hariç. Şimdi insana biz cemlerimizde secdeyi bundan dolayı insana yapıyoruz. İnsana yaptığımız secde Abdullah baba ya değil ya da başka bir babaya değil Allah’a. Çünkü ben sana şah damarından daha yakınım diyor. Ne demek biliyorsun ben sendeyim ama sen Allah değilsin çünkü sen zerrelerden bir tanesisin. Çünkü biz bir taneye Allah diyemiyoruz bütün topluma birden Allah diyoruz ama varlıkları varlık olarak Allah’ı da Allah olarak bileceğiz, ismini hiç bir zaman unutmayacağız.

Küntü Kenz sırrına ermek için kötü Küntü Kenz insan gizli bir hazine.

Şimdi insan bundan yaratılmıştır dedi. Şimdi şunu şöylesine düşünün soframıza gelen bütün gıdalar hepsinin kökü topraktadır, suyla beslenir, güneşin altında pişer, havanın oksijenini alır. Ne diyor Kuranda, ben dua ettim bütün bitkilerin özünü topla getir öyle bir gıda yap ki diyor hem gıda olsun hem de şifa olsun.

Ve onları o özü o topladı sana getirdi sen yedin.

Yedin mi bütün bitkileri, sebzeleri  yiyorsun, suyu içiyorsun işte her şeyden gıda aldığın senin vücudunda enerji oluyor. Bu enerjiyi vücut kullanıyor fakat bunun biraz fazlası olduğu zaman bu fazlalık insanda bir zaman içerisinde erkekte ve dişi de ama yalnızca insanda değil bu bütün varlıklarda bir cinsi cazibeye dönüşüyor. Şimdi ne oluyor bu gıda senin üzerinde almış olduğun o gıda cinsi cazibeye dönüşüyor. O cinsi cazibeden sonra bir çiftleşme artık bunları açık konuşacağız. Diyor ki ben seni bir damla sudan yarattım. İşte o bir damla su ana rahmine düşüyor o düşen su senin o dört unsurdan aldığın gıdaların özü, senin vücudunda cevher oluyor o cevheri kullanıyorsun fazlasını da rahimlere dökülüyor. Kuran da yine Nur suresi 35’de Allah dilediğini kendi nuruna kavuşturur diyor. Cenab-ı Allah kimi biliyorsa o zerrelerden kaç tanesini biliyorsa ona ne yapıyor 120 gün sonra kendi ruhundan üflüyor. Üfledim diyor Kuran’da artık bunları gizleyecek şeyler değil. Şimdi dört unsurdan yarattım demesinin sebebi budur aldığın gıdalardır her işin başı mutfaktan geçer.

 

ALİ YUSUF SÜLEYMAN

 

Üç senelik babayım.

Baba ocağımızı bilseydik yani geçmişteki çok bilgili babaların dizinde otururduk yani bu hiç akıldan geçmedik bir şey oldu. Yani ben eskiden öyleydi ki çok kadınların ara yerinde çalıştık konfeksiyon da 200 kadın şimdi bazı çapkınlık yapardık, bak yaptım ama ben size nasıl bir baba diye böyle bir dalga geçerdim. Yine böyle bir toplumda kadınlar başladı gülmeye niye güldünüz diye sordum. Senin sözlerine hatırladık. Bak akıla gelmeyecek bir şeyden baba olduk. İşte baba olduk babamız vefat etti, olmamızın sebebi de şu bütün talibanlar seçim yaptılar kimse razı olmadı gelmedi ben de kabul ettim babalığı dedim hadi sizi dağıtmayayım. Yerimde evim yerimde yani yardım ediyor. Kabul ettik işte bilgimiz çok olmasa da talibana gönlümüz açık bu anlamda sizin sayenizde daha fazla kitapları alıp okuyacağız, bilgiyi arttıracağız. Bilgiyi arttırınca da talibana işte böyle anlatacağız, bunlarda böyle sesledikçe hesap edelim ki onların da kanaati bambaşka olacak. Benim şimdi Hakkı baba gibi bilgim olsa da başlasam, iki akşamda bir anlatmaya onların beyinlerini yıkamaya onlar ceme gelmekten ötürü işini bırakıp gelirler. Şimdi sonra dedik biz gençlere aşı yapalım. Şimdi onu düşündüm ben biz gençler bir babanın talibi yoktur genç diye hesap ediyorum. Ben Türkiye’de olduğum günde çocuklar İmam Hatip okullarında daha küçük yaştan adamlar beyinlerini yıkıyorlar. Bizde bu okullar yok beyin yıkamak için. Adam siyah ama beyaz diyor, beyaz ama siyah diyor. İşte bizim çocukları daha küçük yaşta torunlar işte konuşmaya 5-6-10 yaşlarında bu cemlere sürüklemek bu bilgileri onlara aktarmak bilmeleri lazım. Bizim çocukları Bulgarca’sını okuyor okullara gidiyor buralara gelmiyor. Yani aklı başında askerliğini bitirmiş talip olmuş hepsini olmuş gelse yoklasa eşikleri mesela on haneden onu da genç olacak yirmi olacağız işte bizde bu biraz zayıf gidiyor. Neden o komünizm döneminde bizler ürkütülmüş zaten biz o dönemde babaya da gidemezdik zaten. İşte böyle bilgimiz bu yönden daha az kaldı, ama yine de Allah’a şükür babalığa erdik. Bundan ötede ne olur bilemem.

Bundan ötede Muhammed Ali’nin didarına ereceksiniz. O yüzdende çok çalışacaksınız. Yani taliplerden daha çok iş düşüyor babalara. Evet Seyit Ali Sultan dedik ne diyeceksiniz düşündünüz biraz herhalde.

İnşallah biz de sizin yardımınızla yolladığınızla kitaplarla, daha başka din kitaplarıyla taliplere uyarmaya çalışacağız.

Talipler babalara neler sorar?

Mesela biz baştan ibadete geldik üçler nefesini söyleriz, zakir üçler nefesini söyler zakir yoksa sazsız söyleriz. Bizden selam olsun mümin canlara hakikat talibi ol müşteri hakikat talibi bir nasıl olur acaba. Mesela ibadet her talibin kulluk borcu bir insan mesela özünü, çalmamak, yalan söylememek, kapmak, ikrara nasıl veriyor bu yolda Hak Muhammed Ali yoluna gitmesini öneriyoruz.

Talipler size değişik konularda sorular soruyorlar mı? Yani hayatın her şeyinden olabilir. Yani bir babayla talipler arasındaki ilişkiler nasıl sıcaklık, talip size açılabiliyor mu, meselesini size getirebiliyor mu?

Mesela talipler devamlı soruyorlar. Biz bilmediğimiz şeyleri onlar bize söylerler sıcaklık, kaynaşma var arada.

Evet bu konuda babalar bir şey söyleyecek mi şimdi talipler farklı şeyler soruyorlar mı?

Soruyorlar.

Evet Abdullah Baba.

Soruyorlar o bazen biz de diyoruz eski kafayla babalara soru sorulmaz diyoruz. Ben de onlara azıcık gençlere şunu söylüyorum. Hz. Ali öyle demiş yeryüzüne on kitap indi. Kitabın birisi insanlarda, dokuzu bende ama ben onlardan daha iyi bilirim demiş. Kim gelip sorarsa sorsun bana. Şimdi ben babaların aklına soran talibe söyleyecek oturduğu postu pak edecek.

Eyvallah şimdi siz talip misiniz, baba mısınız. Talipsiniz ben gördüm dedenin gücü. Evet şimdi bu hizmet yürütenlere soru sormamız daha güzel olacak. Gözcüsünüz, isminiz?

 

ALİ VELİ

 

Ali Veli birbirine uymuş ne güzel. Ali Veli ne der bu gözcülük konusunda?

1944 doğumluyum, Dulovo’da doğmuşum, babanın vekiliyim. Babanın gözcülük, tarikçilik yaparım.

Ne yaparsın tarikçilikte, gözcülükte?

Gözcülükte akşam kalkarım vazifeyi görürüm mesela, nasihat ederim cemaate mesela seslensin, dinlensin orada gürültü olmasın yaptığımız muhabbetleri dinleyelim. Mesela evliyalar hakkında konuşuyoruz onları dinlesinler.

Uyarıyorsunuz yani.

Uyarıyoruz benim dileğim böyle şeyler konuşulmasın.

Gözcünün duası var mı? Dua bilir misin? Ne duası bilir misin mesela?

Evet. Duayı babaya okurum. Eyvallah baba deyiş tutacağız, edebi erkan olacaklar.

Bismişah Allah, Allah elimiz elde, özümüz darda, yüzümüz yerde, dinimiz mürvette, pirimiz kuvvette bizde aklı olan kardaş varsa aklını alsın bizi değişik hallere koymasın kerem evliyanın ya Ali hü derim babaya, gözcü de davacı olan varsa söylesin.

Mesela ben bir yanlışlık yaptımsa yahut da orada dargın varsa.

Yani gözcü gözetleyecek gözünü açacak.

Evet yani konuşulmasın başka yerde.

O zaman gözcü baba kadar talipleri izleyecek yani ne dedik baba da zaten bu hizmet sahiplerinin içinden geçtiğine göre tarik daha ağır.

Ben tarikçiyim. Ama benim üstüme gözcülük için dua okunmadı. Gözcü vefat etti onun yerine böyle.

Duası var mı?

Bismişah Allah Allah her ber cemali Muhammed cemali kadir Hasan Hüseyin Allahume selavat. Allahume Salli Muhammed yani Ali Muhammed günahkar gün Günahlarımız af ola Ya Muhammed Mustafa, Ali’de yattık Hüseyin Kerbela’da sır günahlarımız için tövbe yarabbim tövbe estağfurullah, estağfurullah, estağfurullah, izni hanifi nefes üstaz iman, erkan tarikat evliya destur Şah yemini ile o bana baba de Pençe Ali der. Ben beş tarik çekerim. Halka talip tarik çubuğunu öper onlar Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali derim.

Peki tarik ne demek biliyor musun manasını? Nereden kaldı, piri kimdir?

Şimdi piri İmam Bakır.

Kasetim kalmadı.

Tamam düşe düşe bende günahkar günahlarımızı affet  Ya Muhammed Mustafa şifa senden ya Resullullah derim tariğin pak olsun tarikçi bunu üç defa öper.

Tarik bu hangi ağacından yapılır?

Tuğba ağacından yapılır.

Hakkı Baba: Tuğba ağacı var mı buralarda.

Tuğba ağacından yapılır.

Hakkı Baba: Orada söyleyen oldu öyle bir ağaç yok.

Kızılcık dalından yapılır.

Gözcü vefat ettiği vakitte beni böyle bıraktılar şimdi diyelim bir insan çıkacak. Dua okutmadım çünkü benim geri dönmeye hakkım yok. Ben baba olabilirim mesela. Zaten beni yirmi sene önce yapacaklardı ama Allah günah yazmasın.

 

EBADULLAH EYÜP SALİH

 

1960’da Sofya Üniversitesinde Tarih fakültesini bitirdim. 35 sene tarih öğretmenliğim var.

Liselerde mi. Sizde okullar 11 yıl mı?

11’di ama şimdi 12 yaptılar. Fakat biz köyde lise yoktu 8’e kadar burada köyde okuduk.

Burada kaç yıl görev yaptınız?

35 yıl.

35 yıl aynı yerde nasıl görev yaptınız.?

Çalışarak.

Türkiye’de böyle bir şey yok. Türkiye’de bir kişi aynı yerde bu kadar çok görev yürütemiyor.

Askerden geldikten sonra birkaç sene başka yerde görev yaptım. Fakat daha fazla burada yaptım. 1990’da emekli oldum, daha küçükken dedemle, babamla beraber gittiğim vardı bu yola fakat mektebe gittim, ondan sonra askere gittim. Bir de tabi öğretmen olduktan sonra bu yola gitmeyi yasak ettiler bize. Yani camiye gidelim böyle bir yere gidelim katiyen sadece öğretmenler değil de bütün bu arkadaşlar yani Bulgarlar bile kiliseye gittiler. Komünizm diktatörlük zamanında yasaktı. Ne zaman 1990 bu rejim düşünce ben de zaten 1995’in başında emekli oldum, emekli olduktan sonra bizim bir komşumuz var Ali İbrahim baba gittik oraya bir akşam sen bu yola devam dedi al sana birkaç kitap vereyim dedi. O zaman kadar benim böyle kitap okuduğum yoktu. Türk konsolosluğundan tarih kitapları veriyorlardı bana. Daha çok Türkiye Osmanlı tarihini Kemal’e kadar Kemal’den sonra tarihini lise tarihini okudum. Fakat bu yolda böyle kitap okudum. İşte o zaman kadar bende böyle bir merak uyandı ben ondan sonra başladım komşu babaya gitmeye. 1990’dan bu yana kadar sırayla gitmeye başladım ve çeşitli kitaplar geçti elimden. Başladım Türkiye’den alışveriş yapmaya. Muhammed’in hayatı, Ali’nin hayatı, bu dört beş İmam Cafer buyruğu geçti elime, bu Hacı Bektaşi Veli’nin kitapları geçti elime. Böyle çok kitap Kerbela Vakası, Hatice Ananın hayatı, Fatma Ananın hayatı İslam’ın doğuşundan başlayıp da ben de böyle buraya gittikten sonra başladım insanlara anlatmaya. Dedim ben ne kadar fazla öğrenirsem o kadar insanda öğrenir. Böyle başladı bizim cem de daha sonra da Süleyman Babanın ceminde başladım iki yıldır oraya gidiyorum. Onun da fazla bilgisi var olduğuna o bana ben ona derken insanları yakınlaştırdık. Yani bizim cemde aşağı yukarı köyde en tekmil cemlerden birisi. Yani insanlar tekmil gelirler her akşam 25-30 kişi mesela olduğu. Ondan sonra başladılar beni davet etmeye. İşte yani öğrendiklerimi anlatırdım insanlara insanlarda seslerlerdi. Ben de o zaman daha fazla merak uyanırdı daha fazla okuyayım, daha fazla anlatayım diye. Yani şimdi cemde de zakirlikten hariç her şeyi mesela yapabilirim, babalığı da yaparım, tarikçiliği de gözcülüğü de yaparım, sakiciliği de yaparım. Hiçbir zaman zakirlik yapmadım ama torunumu zakir yaptım. Çünkü daha başlarken de o daha 8’inci sınıfa giderdi aldım bir saz ona verdim bir zakirin yanına. Aynı zamanda da Kuran dersine yolladım, Kuranda öğrettim ona. Okulda olmadığı zamanlar bizimle beraber gider, nefesleri söyler. Kendine onu hazırlamışım mesela onuncuya gidiyor yani yeni nefesler ürettim ona. Çünkü kitaplarda yeni yeni nefesler var, Abdal Musa kitabından olsun, Pir Sultan Abdal kitabından olsun, Hacı Bektaşi kitabından olsun çeşitli nefesleri öğrettim.

Evet hocam çok güzel yani hem tarihçi olmanızın verdiği avantajla zaten hemen meseleyi anladınız. Hangi umumi tarih mi, dünya tarihi mi? Öğretmen olduğunuza göre burada bir farklılık var.

Bulgaristan tarihi ve eski Yunan tarihi.

Evet bu yolun inceliklerini siz daha çok bir aydın olarak, okuyarak, inceleyerek, çevrenize anlatarak içli dışlı daha farklı bir sentez.

Ben mesela bunları okuduktan sonra senelerle biliyorum.

Peki bu Bulgar tarihi içerisinde inançlara ilişkin neler var?

Bulgar tarihinde yalnız Muhammed’in adı geçer, doğması ve Müslümanlığı yayması geçer. İsa peygamberi komünizm zamanında doğmamış, yaşamamış ama şimdi komünizm devri bittikten sonra İsa peygamberi de tarihi de aldılar. Şimdi onlarla da başlıyor zaten 8’inci sınıfta onunla başlıyor İsa’nın doğmasıyla.

Bulgar tarihi içerisinde başka bir şey yok mu?

Osmanlı tarihi var. 1396’da Bulgaristan’ın düşmesiyle başlar kurtulmasına kadar bütün Bulgarların savaşlarını, eziyetlerini anlatır.

Öğretmen olarak siz bu babaların, erkanların birliğinin sağlanması ve gençlerin bu yola kazandırılması konusunda ne söylersiniz.

Biz babaların birliği sağlanması için konuştuk. Babalar böyle toplansınlar da onlara anlatalım hakikati. Mesela bir çok yerde efsaneler konuşuluyor, Hz. Ali’yi Allahlaştırıyorlar. Yani bu efsanelerin hakikatlerini konuşmak lazım babalarla. Böyle konuştukta hatta fakat buna muaffak olamadık.

Önemli olan gençler gençleri nasıl kazanacağız.

Şimdi gençleri kazanmak için işte biraz yenilik kabul etmek lazım, cemlerimizde yenileşme lazım. Aynı zamanda da gençlerle mesela babalarla konuştuktan sonra gençleri de hemen böyle sokaktan tutup da blazerliğe bağlamayalım. Onları da azıcık hazırlayıp da meraklansın da ondan sonra ne yapılması gerekiyorsa yapılmalı.

Peki eski kuşağı biraz suçluyorsunuz?

Evet.

Peki bu Deliorman’da bulunan Alevi Türk köylerinde bulunan gençlerin çelişkiler nedir? Bu gençlerin sorunları ne, bu babalar nasıl onları bu yola kazandıracak. İnceliklerine eğilebiliyorlar mı?

Gençlerin en büyük sorunları bugün işsizlik olduğundan daha çok köylerden gidip şehre iş aramaya. Böylelikle de yalnız kalıyorlar. Gençler daima babalara tabidir onların anlattıklarına inanıyorlar. Yani hiçbir vakit babasız iş yapmıyorlar.

Size çok teşekkür ediyoruz size bir aydın olarak.

 

MEHMET ALİ KARATAŞ

 

1932’de Karalar’da doğdum.

Bana söz kalmadı desem yalan olmaz. Çünkü 8-10 babalar var onlar daha bilgili daha varlıklı. Aklımda ne varsa söylerim size.

Şimdi tarikat yolundan açtık şimdi tarikat yolundan ben de söyleyeyim onların tekrarı olur ama ne de olsa hayvanlar koklaşa koklaşa insanlar konuşa konuşa anlaşırmış. Şimdi bizim bir Murtaza hocamız vardı şimdi Türkiye’de, rahmetli bir babası vardı çok iyiydi. Şimdi bir cenazemiz geldi Murtaza hoca Sami hoca çocuğu oğlu laf açıldı böyle tarikat yolundan gençler gelmiyor, gençler sokulmuyor dedi. Sami hoca dedi ki komşular ben bütün talebeleri toplarım tarikat yoluna dedi. Ne yaparsın? 13’e pay ederim dedi. İlk el yaparım dedi sofram açılsın dedi. Masalar ayrı koyarım çatalı bardağın önüne dedi onları da alıştırın dedi. Onlar sofraya mı gelir dedi kaç tane sofra kurarsanız gelmezler dedi. Şimdi gençlerin çoğu başladı itiraz etmeye. Şimdi ben bazı yerde konuşurum. Şimdi bizim taraftakiler çok itiraz ettiler. Dediler ki tarikat yolundan sapmayız ne gördüysek onu işleyeceğiz. Ben onlara anlatırım bazı yerlerde babalardan sonra. Şu tarikat bu tarikat yolunu 500-1000 seneye mesela hep bir yerde bir makamda gidiyor.

Tarikat yolunda eriyip gidersin 1944-1946-1940 senelerinde mumla dururduk. Lambamız, elektriğimiz yok, televizyonumuz yok hiçbir şey yok, tarikat yolundayız iki söz konuşup da batırmak lazım değil batırmayacağız. Onların bir takım şeyleri gençlerimiz gelmesin böyle böyle tarikat yolunda bir takım şeyler konuşma savaşı gençlere bazı şeyleri kurtardın. Sen tarikat yolunu batırma savaş verir ta iki üç söz kişi verir böyle böyle anlatırsın.

 

Çok sağ olasın, var olasın hepinize teşekkür ediyorum.

Bu muhabbete katıldınız, bunları yazacağız, çizeceğiz bunlardan yararlanacağız.

Bir adım atalım dedik.

 

CAFERLER

1 Mayıs 2000

 

SALİH FIÇICI,  HÜSEYİN FIÇICI, ALİ KEDİK, MEHMET SALİH

 

 

SALİH FIÇICI

Burada cemler, erkanlar yürüyor mu, yapılıyor mu? Sizin sağlığınız  biraz bozuk ama devam ediyor musunuz, cem yürütmeye?

Gücümüz yettiği kadar yapıyoruz.

Kaç yıldır yapıyorsunuz babalık hizmetini?

50 yıldır posttayım, hizmet etmeye çalışıyorum.

Hizmete başlamanız nasıl oldu?

O zamanın geçimine göre iyiydi, o zamanlar halk cahil, bilgisiz, kitap yok.

Bizim kendi taliplerimiz beni seçtiler, benim dedem baba idi, babamın da 10 senelik babalığı var.

Hizmetinizi ne zamanlar yaparsınız?

Güz vakti geldiği zaman.

Doğma büyüme buralı mısınız?

Evet dedem, babam buralı. Ama bizim sülale Üyüklü’den gelmiş, İsperih’in öte yanında.

Bu mahalle karışık mı? (Alevi/Sünni manasında)

Burası karışık değil.

Her dedenin kendine ait talipleri mi var?

Evet.

Mesela bir dedenin talipleri çoğaldı, nasıl olacak, cemlerin yürümesi için başka bir dede nasıl atanıyor, siz mi karar veriyorsunuz, birini yetiştiriyor musunuz?

Kalabalık olduktan sonra karar alınır.

Burada kaç tane baba var?

10 tane.

İsimlerini bilir misiniz?

Salih Fıçıcı, Ali Kedik, Kamber Kadir, Musa Ramadan, Mehmet Salih, Nuh Şeremet.

Şimdi de Bektaşileri sayayım; Hüseyin Karasar, Tahir Mokan, Mehmet Nebi, Mehmet Ali, Hasan Hüseyin Öküzcü.

Bunların (Bektaşilerle) cemleri ile sizin ki değişik galiba?

Biraz değişik.

Sizin burada ki babalarla sizin cemleriniz değişik mi?

Değişik değil aynı.

Sizde mürşide ne denir?

Büyük baba.

Diğer babalar size mi bağlı, gelip size danışır mı?

Gelir konuşur, danışır.

Talipleri siz mi ayırıyorsunuz?

Onlar zamanla ayrılmış.

Yenileri gelirse ne oluyor?

Biz yol gösteriyoruz.

Siz musahipliği (blazer) bilir misiniz?

Biliyoruz.

Ceme girmek için musahiplik şart mı?

Şart değil.

Her erkana girebiliyor mu, her şeyi yapabiliyor mu?

Musahipsiz olan tarikte üç tarik çekiliyor. Geri kalan işlerde beraber. Yani musahipsiz olana hizmet burada da verilmiyor

Sizin kaç çift talibiniz var?

10 tane. Bazısı tek, bazısı çift.

Siz bir dergaha bağlı mısınız, cemlerinizde kimi çağırırsınız?

Demir Baba Sultan’ı çağırırız.

Sizin mürşidiniz, piriniz yada sizin rehber edindiğiniz, bağlı olduğunuz bir başka baba, dede var mı, Türkiye’de olsun buralarda olsun.

Dedelerimiz zamanla Haskovo’ya bağlanmış. Biz oraya gider Otman Baba tekkesinin etrafındaki talibanı idare eden Talip Baba’dan  el alırız.

 

HÜSEYİN FIÇICI

(Vekil Dede)

 

Buradaki cem cemaate talep çok mu, cemlerinizi ne zaman yaparsınız?

Perşembe ve Pazar günleri yaparız.

Burada çarşambalı var mı?

Var.

Bektaşiler, Çarşambalı mı?

Evet.

Bektaşi Babalarla sizin aranızdaki ilişkiler nasıldır?

Bağlantılarımız güzel. Eskiden Çarşambalılarla Perşembeliler kız alıp vermezlermiş.

H. Saygı: Biliyorsunuz eskiden kitap bir  şey ortada kalmamış bu yörede Şeyh Safi buyruğu kalmış, Kara Kaplı diyorlardı. Muratlı’da Fıçıcılardan Ahmet Baba vardı o eski ilk gidenlerden. Ceferler’de Şükrü Baba vardı, siz onları bilmeniz lazım.

Siz atadan, dededen ne duydunuz? Mesela Otman Baba, Demir Baba. Bunları çağırıyorsunuz. Bu ulular kimlerdir, ne getirmişler, ne yapmışlar?

Şimdi bir şey diyemeyeceğim; 90 yaşındayım.

Hüseyin Baba siz kaç yaşındasınız?

81.

Siz bu yol içinde yetiştiniz mi?

Ben babamın kanaatinde iken bu yola hizmet ederdim, şimdi hizmetleri ben işliyorum akşamları ben kıldırıyorum çünkü babam yatakta.

Size destur kim verdi?

Abim.

Perşembe akşamları mı yaparsınız?

Evet

Her Perşembe akşamı toplanır mısınız?

Evet. Mesela Nevruz bayramından sonra arzu eden gelir,  merakı ve vakti olan gelir fakat ben gelirim çırağı yakarım namazı kılarız

Namazı nasıl kılarsınız?

Gizli sırdır, faaş edilmez.

Diğer babalarla aynı erkan mı yapıyorsunuz?

Zaman geçtikçe dualar değişiyor

Onların erkanını yolunu sürüyorsunuz musahip olmayınca hizmet verilmez, tarik çekilmez, tarikleri ne zaman çekersiniz?

Perşembe akşamları Cumaya karşı

Her Perşembe çeker misiniz?

Ayda bir çekeriz. Tarik çekmek Babai tarikatında Ekim ayında bir defa sonra kırdaki işler bitince ilk kurban yani harman kurbanı deriz, gelecek seneye tohum ekme hazırlığı olduğu zaman ona karşı tarikten geçerler, sonra aşureye geçerler, kırklara geçerler, nevruz bayramına birde İmam Hüseyin’in için

Muharrem ayında oruç tutar mısınız?

Tutan tutar. Ama oruç tutmak fazla yok buralarda.

 

ALİ BABA

 

Ali Baba kaç yıldır babalık yapıyorsunuz?

10 yıldır.

Nasıl baba oldunuz?

Talipler istedi, biz de baş babaya danıştık, o da kabul etti.

Siz daha önceden cemlerde görev aldınız mı?

Gözcü idim.

Kaç yıl gözcülük yaptınız?

15 yıla yakın gözcülük yaptım.

Gözcülükte ne idi göreviniz, gözcü kimdir?

Akşam kılınacağını (Nevruz bayramı) haber edeceksin, Hz. Ali efendimizin doğum günü.

Ne zaman yaparsınız?

21 ve 22 mart akşamı yaparız.

Sizin göreviniz o insanları toparlamaktı?

Ne zaman akşamı kılacağız, baba bana söyler, ben de onun dediklerini yapardım akşamı kıldırmak için.

Dualar bilir misiniz?

Gözcü duası var.

Şimdi baba oldunuz, kaç tane talibiniz var?

11 çift talibim var.

Siz hangi dergaha bağlısınız, kimi rehber bilirsiniz?

Otman Baba’ya bağlıyız. Burası Demir Baba’ya çeker ama bizim kolumuz Otman Baba’ya bağlı.

Otman Baba’yı ziyaret eder misiniz?

Ederiz.

Ne zaman ziyaret edersiniz?

Her sene gidemeyiz ama gidince de kurban keseriz kimin ne zaman vakti olursa o zaman gider.

Muharrem bilir misiniz?

Evet.

Oruç tutar mısınız?

Tutarız.

Kaç gün tutarsınız?

11 gün tutarız. Zeynel Abidin için tutarız aşure ve aş pişiririz, bununla beraber kurban keseriz. Ama biz büyük kurban kesmeyiz, tavuk keseriz.

Siz hangi uluların ismini çağırırsınız?

Demir Baba, Otman Baba, Denizlerli Ali Baba.

Gittik onu ziyaret ettik. Başına da bir molla kavuğunu geçirmişler, sahip çıkılmıyor herhalde. Demir baba olsun, Akyazılı olsun 7 köşeli. Nedir yedi köşe, yedi post?

Biz 7’inci İmam’a kadar gideriz.

Cemlerde zakir var mı?

Var.

Kur’an okunur mu?

İsteyen olursa okur.

Siz postta ana bacı ile yan yana mı oturuyorsunuz?

Yan yana oturuyoruz.

Sana bağlı kaç tane hizmet sahibi var?

Ateşçi; musahip olmayan insanlar yapar, sakacı; su, gözcü, çırağcı, aş pişirenler

Aş ne zaman pişer?

Muharrem ayının 10’unda aş pişer.

Nevruzda kurban keser misiniz?

Keseriz. Ama biz yumurta ile yaparız. 40 yumurta yapılır, Muhammet Ali nerede bulmuş Hz. Ali efendiyi, miraçta dönerken kırklar da bulmuş. İşte biz oruçtan dolayı katılmak için yumurta ve tavukla katılırız.

Nefeslerde Pir Sultan geçer mi?

Hepsinden okunur.

Elinizde eski kitaplardan var mı?

Eski kitaplardan yok. Şimdiki kitaplar var.

 

MESİM MAHELLE (MIDROVA)

1 Nisan 2000

 

HÜSEYİN NEBİ

(BABA)

 

400 hane, 2000 tane can var diyorsunuz buranın nüfusu için.

Bu güzel insanlar, bu güzel gençler, bu yola erkana bağlı insanlar. İnanç var yani öyle mi?

Var.

Okul var mı?

Okul var.

Kaç yıllık 11 mi?

8 yıllık.

Canlar rençperlik yapıyor çoğunlukla. Sizler neler yapıyorsunuz, sizin geçiminiz nasıl oluyor siz de mi rençperlik yapıyorsunuz. Eşiniz gördük maşallahınız var yürüyor hala. Kaç çocuğunuz var?

Benim çocuk iki kızım var.

Nerelerdeler.

Çocuklar burada. Çocuğumun biri ev aldı Rusçuk’ta orada yaşayacak.

Çalışıyor?
Çalışıyor.

Haliniz keyfiniz iyi mi?

İyi.

Kaç talibiniz var?

Benim bütün köy talibim. Mürşit olarak.

Mürşit babasınız.

Evet.

Otman Baba’ya bağlısınız.

Otman Babaya bağlıyız, Hasan Baba (Asarlı) biliyor.

Cemleriniz, erkanlarınız yürüyor, talipleriniz geliyor aynı sevgi, saygı yürüyor.

Hepsi aşure yaparlar, kırklar yaparlar.

Hiç yolu izi bırakma yok.

Baba yaptık o da öldü diğerinin yerinede baba yaptık.

Siz yapıyorsunuz?

Ben yapıyorum.

Musahip aynı, hiç fark etmez musahiplik erkanı var , burada da yürüyor şart.

Musahibi ben bağlarım.

Başka mesela gelenekleriniz, düğünleriniz, bizim törelerimiz devam ediyor mu?

Eski gelenekler var.

Değişmedi mi?

Değişmedi. Nasıl bıraktılarsa aynen devam ediyor.

İnancınız, geleneğiniz, töreniz aynı?

Her sene Otman Baba’ya gideriz. İki reis, üç reis.

Ne zaman gidersiniz?

Ne zaman olursa.

Vakit uygun olduğu zaman. Kurban keser misiniz orada?

Kurban keseriz tabi.

Taliplerle mi gidersiniz?

Taliplerle, dedelerle, babalarla gideriz.

Beraber ortak gidersiniz?

Şimdi çok işimiz var aslında gitmiyoruz başka sefer gidiyoruz ama belki altı sefer sekiz sefer Otman Baba’ya belki de daha çok gitmişimdir.

Demir Baba var, Akyazılı var bunları nasıl bilirsiniz?

Akyazılı Baba var onlar iyi işler var.

Türkiye’ye vardınız mı?

Türkiye’ye gezmeye gittim. 9-10 gün gezdim oralarda.

Nerelere gittiniz?

Subaşı’na gittik, İstanbul’da teyzelerim var, oralara gittik.

Başka biri: Subaşı yarısı bu köyden.

Subaşı nereye bağlı Hakkı Baba?

Yalova’ya bağlı.

Yalova’ya bağlı Subaşı, Karamürsel.

Hakkı Baba: Nasif Hasan vardı öldü. Kamber Baba vardı buradan. Şimdi onun yerine biz gidiyoruz; 5-6 tane ihtiyar var, tarikten geçiriyoruz onları seneden bir kere bırakıp geliyoruz. Babayı yapamıyorlar edemiyorlar. Gençler kabul ettirmiyor babalığı yaşlılara çok zengin.

Hasan Baba da Kamber Baba da bu köyden gitti.

Sultan Sücaettine gelir misiniz?

Sücaye gideriz. İyi bilir bu, bu oraya bağlı.

Yolunuz açık olsun de, buraya kadar geldik ya, bir dua ver bakalım bize baba erenler.

Bak şimdi,

Hü Allah!

Erenler Hak Muhammed Ali uğrak dil, iman, itikat, sabır, ayini ceminde, gerçek erenlerin keremine, On İki İmamlar’ın keremine,

Ya Ali hü!

Başım gözüm üstüne inşallah hayır duaların kabul olur. Güle güle gideriz.

Bu Hakkı Baba hangisi, sen oku bir bize.

Oku bağırarak sesini yükselt baba bir dua oku.

 

HAKKI SAYGI 

Benim duam bir de kabul olmazsa?

Ben başka türlü dua okuyayım.

Allah Allah ilahi yarabbim;

Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.V) efendimizin yüzü suyu hürmetine, İmam Ali Keremullahın icazetlerinin hazretlerinin yüzü suyu hürmetine,

Haticetül Kübra Fatmatül zöhre hazretlerinin yüzü suyu hürmetine,

İmam Hasan, İmam Hüseyin efendilerimizi İmam Zeynel Abidin hazretleri, İmam Muhammed Bakır hazretleri, İmam Cafer Sadık hazretlerinin yüzü suyu hürmetine,

İmam Musayı Kazım, İmam Rıza Muhammed Taki, İmam Ali Naki, İmam Hasan ile Askeri, İmam Muhammed Mehdi sahip zaman hazretlerinin yüzü suya hürmetlerine,

Bugüne kadar gelmiş geçmiş evliyanın, enbiyanın yüzü suyu hürmetine, ulu üstadımız Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Şücaattin Veli, Otman Baba, Demir Baba, Hızır Baba, Akyazılı Sultan, Kızıldeli Sultan ve Balım Sultan bütün erenlerin, enbiyaların yüzü suyu hürmetine.

İlahi yarabbim bizleri didarından katarından ayırma bizleri vücut sağlığı, gönül şenliği, sağlık, sefahat, birlik ben dizar din iman itikat hayırlar nasip eyle.

Ey Ulu Allah’ım düştüğümüzü yerden kaldır, namertlere muhtaç etme, dertlerimize deva, hastalarımıza şifa, borçlarımıza edalar ihsan eyle.

Bizlere münkir münafık şerrinden eyle, umduklarımıza nail eyle her işlerimizi hayır ve tebdil eyle.

Dualarımızı, niyazlarımızı, sohbetlerimizi dergah izzettin de kabul ve makbul eyle.

İlahi yarabbi devletimizi, milletimizi payidar eyle, gökten rahmetine, yerden bereketini bizlerden esirgeme, ordularımızı, karada, havada, denizde muzaffer eyle.

Ülkemizin, cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün ruhunu şad eyle.

Nuru nebi  Muhammed pirimiz, üstadımız Hünkar Hacı Bektaş Veli, Şücaettin Veli, Otman Baba, Demir Baba, Hızır Baba, Akyazılı Sultan, Kızıldeli Sultan ve Balım Sultan bütün erenlerin, evliyaların himmetleri hidayetleri üzerimize hazır ve nazır insin.

Hak erenlerin bizleri bu birlikten, bu güzellikten ayırmasın.

Yüce Allah şefaatler versin, çocuklarınızla, torunlarınızla uzun ömürler versin.

Buradaki 14 babayla dem devran sürmek nasip etsin.

Dem devranınız yürüye Hak Muhammed Ali yolumuzdan ayırmaya erenler.

Eyvallah Baba güzel dualarınız böyle olsun.

Sizinde sağlık, sıhhat, afiyet Hakkı Babanın da dediği gibi Hak Muhammed Ali yolunun yürüye, Ehlibeytin yolu yürüye, cemlerimiz, cemaatlerimiz perşembeleri, cumaları, pazarları her ne zaman olursa hep birdir devam eyleye, gençlerimiz, çocuklarımız bu yoldan ayrılmaya.

 

 

 

YENİCEKÖY

1 Nisan 2000

 

AHMET SÜLEYMAN İSMAİL

(BABA)

 

Ahmet Süleyman Baba nasılsınız, haliniz vaktiniz keyfiniz nasıl?

Şükür halimize Allah verdi.

Kaç yaşındasınız?

81 yaşındayım.

Ahmet Hezarfen

Nerede yaptın askerliği?

Ben Bulgaristan’da yaptım. Sofya’da yaptım.

Kaç yıldır babasınız?

Ben 1962 yılında posta oturdum.

38 yıl olmuş. Siz nereden el tuttunuz?

Biz de Hacı Bektaş’tan el tuttuk.

Baba olduğunuz zaman da oradan mı aldınız? Hacı Bektaş’tan mı aldınız?

Evet.

Siz o dergaha mı bağlısınız?

Hacı Bektaş’a bağlıyız.

Peki dergah orası, cemlere kimi çağırırsınız buradan, bu bölgeden, Demir Baba, Otman Baba, Akyazılı Sultan ya da buraya yakın var mı? Denizerli Ali Hekim Baba.

Demir Baba olsun, Otman Baba olsun, Ali Baba olsun hepsini çağırırız. Ayırmıyoruz yani.

Sizin kaç talibiniz var?

70 can var.

Başka baba var mı burada?

Var.

Kimler var?

Yusuf Baba, Sabri Baba, Süleyman Baba. Hepsi Çarşambanın babası. Çarşambalar oturuyordu ama Nakşi.

Sabri ile Süleyman Tarik ehli dediniz ne demek?

Hakkı Baba

Bizden demek.

Ama bir farklılık var herhalde siz çarşambalı onlar perşembeli mi?

Onlar şimdi Nakşibendi.

Hakkı Baba

Nakşiler ama Bektaşiliği kabullenmişler.

Bektaşiliğe geçmişler.

Hakkı Baba

Diyelim ki Hz. Ali’nin kızı onlara gitmiş kocaya, onlardan buraya birilerini  almışlar aynı insanlar bunlar, öyle söylüyorlar semahları aynı, niyaza gelişleri aynı. Hasan Dede Haskova’dan.

Burası kaç hane baba?

220 hane.

Kaç can var?

1100 can.

Hepsi Babai’yi mi?

Evet hiç bizde yanlış yok. Kalmadı bizde bizim köyümüz temiz Kızılbaş köyü.

Temiz Kızılbaş köyü dört tane baba var öyle mi?

4 tane var.

Siz çarşambalısınız değil mi onlar ne zaman yapıyorlar?

Onlar Pazartesi yaparlar.

Pazartesililer.

Yani Perşembe Pazar akşamları yapıyorlar siz Çarşamba akşamı yapıyorsunuz?

Çarşamba akşamı hem de yine Cuma akşamı. 

(Alevi olsun, Bektaşi olsun her Perşembe akşamı cem yapıyorlar. Ama bazıları pazarı pazertesiye bağlayan gece, bazıları da salıyı çarşambaya bağlayan gece de cem yapıyorlar. (Ayhan Aydın)

 

BİSERTSİ, KAZCILAR

1 Nisan 2000

 

Bir nefesçik söyleyeyim

Dinlemezsen neyleyeyim

Aşk deryasını boylayayım

Ummana dalmaya geldim

 

Vilayet  sofrasında bir ağaç gördüm

Yedi budağı var on iki dalı

Can mevyesi derler aslımız odur

Bir adı Muhammed meyvası Ali

 

Bin bir türlü çiçek anda açılır

Kimi irfan okur kimi seçilir

Ali ile Muhammed birliğe gelince

Kırklar huzurunda ikrar verince

 

Aşkın şarabı bu meclis de içilir

Gözcüsü Muhammed sakisi Ali

Dost elçi peygamber  ayan olunca

Rehberimiz Muhammed mürşidimiz Ali

 

 

ALİŞ BABA

 

Kaç yaşındasınız Aliş Baba?

70 yaşındayım. Beş senedir babayım.

Ne zaman evlendiniz?

50 yıl oldu.

Yola hangi babayla girdiniz?

Babamla girdim.

İsmi neydi babanızın?

Adil Baba.

Elli yılda yol konusunda bir şeyler değişti mi?

Aynı şeyler.

Pek sizin kaç talibiniz var?

20 çift.

Şimdi siz Çarşamba mı?

Çarşamba. Zaten haftanın yedi gününde farklı.

Tümüyle çarşambalı?

Biz temiziz.

Pir olarak kimi tanırsınız, kimi çağırırsınız cemlerinizde duaya. Otman Baba mı, Demir Baba mı Hacı Bektaş mı daha çok hangisine niyaz edersiniz gülbenklerinizde?

Pirimiz Hz. Ali’ye.

Hakkı Baba

Diğerleri de yad ediliyor daha çok.

Kimler yad ediliyor en çok. En çok kimin ismi geçiyor duaların içinde. Hangi pirlerin, babaların?

Hz. Ali.

Otman Baba, Hızır Baba, Hacı Bektaş yok mu dualarınızda? Kimi seslendirirsiniz.

Kendiniz Ali Baba’yı bilir misiniz, gider misiniz, sever misiniz?

Gideriz bütün babalar dört köy Osman Baba’ya gitti.

Hangi dört köy?

Buradan iki otobüs.

Yani bu köyler birbiriyle haberli yani?

Memiş Efendi (Mimişov)

Belki gülbenklerde bir başkalık var fakat yad edilen evliyalar, pirler özellikle Koyun  Baba’ya varana kadar hepsi yad ediliyor.

Peki musahip olanlar kurban keser mi?

Memiş Efendi

Keser. Taliplerde keser ama bu yüzden biz de kurbandan çıkarılmış önce bir mürşid bulmak lazım.

Bir can, bir talip, bir Alevi öldüğü zaman ne yapılır, namazını kim kılar, namaz mı kılarsınız, dua mı edersiniz, sizin bir erkanınız var mı?

Öldüğü zaman tarikten geçiririz.

Hüseyin Baba bizim dualar derken ölene bizim Alevi Babai duaları mı yapıyorsunuz?

Babai duaları yapıyoruz.

Ne duaları yapıyorsunuz.

Cenaze namazına varıncaya kadar.

Cenaze namazını sizi mi kılıyorsunuz?

Hocamız kılıyor.

Hocanız Sünni mi?

Değil.

Alevi, baba  mı?

Baba.

Baba içinizden bir baba mı cenaze namazını kıldırıyor?

Memiş Memişov

Hayır artık Sünnileşiyoruz. Hoca karışık. Cenaze namazları cami de Sünni şartıyla yapıyorlar. Çünkü geniş halk kitlesi var önünde Alevilerin hizmeti abdesti ve tercümanı olur. Onun başında yapılan bu duaları babalar yapıyor. Fakat artık avludan içeriden çıktı sokağa bir kere araba üstüne kondu, karışık Sünnilerle beraber götürülüyor, beraber defnediliyor.

Aynı mezarlığa mı?

Hayır onlar ayrı onların arabasında beraber. Biz gene beraberiz fakat onlarda istedikleri zaman gelebiliyorlar cenazemize bizde arzu ederlerse mecburi değil. Dualarımızı orada okuyanlar gene bizler hepimiz sonunda okunan bütün duaları yasin-i şerif okunuyor. Çünkü hacı hoca bilgili insan kalmadı, mekteplerde de çocuklarımız yok artık biz kendi dualarımızı yukarıdan aşağıya kadar yapıyoruz. Sünni’ce yapılıyor fakat biz bunu beğenmiyorsa Aleviler Sünni’ce Türkçe yapıyoruz.

 

HÜSEYİN BABA

 

Hüseyin baba siz kaç yaşındasınız?

80.

Ana sultan, eşiniz yaşıyor mu?

Yaşıyor.

Kaç yıldır babasınız?

15.

Babanızda babalık var mı?

Benim dedem zaten baba idi. 45 sene babalığı var.

Dedem öldükten sonra 40 sene belki amcam yaptı o bıraktı, benim 15 sene oldu ben yapıyorum.

Bu nasıl oluyor, mesela onlar mı icazet veriyor, onlar mı sen baba ol, diyorlar. Ölmeden önce yoksa ölünce size mi geçiyor?

Öldü mü onun naaşını tariklere ayırıyor.

 

MEMİŞ AĞA

Ayhan bey, Babailik sultanlığın devamı, dededen oğula, oğlu olan. Biz de erbabiye. Halkı kimi münasip gördüyse onu baba yapar. Biz erbabiyeyiz. Bektaşiler bel evladılar.

Tamam peki siz o zaman babanızın ceminde taliptiniz.

Tabi. 42’den beri burada katılıyorum.

Peki hangi hizmetteydiniz?

Ben gözcülük de yaptım, sakilikte yaptım, ateşçilikte yaptım, sakkalık ta yaptım.

Peki diğer yerlere de sorduk baba olacak kişi mutlaka hizmet sahibi olacak. Yani çerağcı, gözcü olması lazım. Onların içinden mi seçiliyor.

Tabi onların içinden seçiliyor.

Normalden seçilmiyor mu?

Sıran geldi mi yapıyorsun. İster istemez ona verirler onun çaresiz.

Büyük değil. Cemin içinde 20 çiftten üç kişi çerağcı, gözcü. 20 kişiden bu on kişi değil de bu hizmet alanlardan seçiyorlar babayı öyle mi, yoksa fark etmiyor mu?

Hizmet almayana yok.

Başka biri: Ama hizmetlerin sonuncusu beklenmiyor belki de sen onun gözcüsü, ateşçisi. Ama erbabsan seçiliyor. Şimdi gencecik iki çocuğumuz var belki de ateşçi ama cemaat can layık onu görmüş, erbab görmüş seçiliyor kabul ederse olur.

Ateşçiden baba olabiliyor mu?

Başka yerde olmuyor, burada oluyor.

Herhalde bunların bir kuralı olacak herkes de baba olmuyor. Nedir bunun kuralı? Herkes olamaz neyi gözetirler yani?

40 sene hizmet ediyorsun cemde ondan sonra koştura koştura onun başını görüyorsun.

Peki genellikle kaç tane talipleri var babaların. Veli Baba, Mehmet Baba, İbrahim Baba var değil mi şu an burada. Ortalama kaç talipleri var. En fazla kaç oluyor.

Bunların en fazla 25-30 tane.

Peki zakirler, zakirlik makamı diğerlerinden ayrılıyor, bağlamayı nasıl öğreniyorlar?

Küçükten başlanır, merak edenlerin hepsi zakirdi.

Mesela merak edenler demek ki zaten herkes merak etmez az zakir.

Şu babanın 40 talibi var, onlar her hafta duruyor orada, saz orada. 20-30 sene hizmet edersin yıllar yılı 

Peki zakirler, siz ne diyorsunuz, nefes mi, duvaz mı, deyiş mi?

Nefes.

Başka Biri: On iki İmamlar’ın ismini yad eden bir nefese duvazla deniyor. Bir kere duvazla söylendi mi bir cem de arkadan alelade nefesler söylenmez. Bir nefes söylenir.

Peki en çok hangi ozandan söylüyorsunuz.

Kul Himmeti, Pir Sultanı, Şah Hatayi de hepsini de geçer.

Siz nasıl öğrendiniz, meraktan mı, sorarak mı öğrendiniz?

Okuyarak.

Kitap var mıydı?

Ben kendim yazdım.

Nevruz bilir misiniz, yapar mısınız?

Yaparız.

Nedir Nevruz ne zaman yaparsınız?

Yaptık mesela.

Nevruzu ne diye yaparsınız?

Kırklar Bayramı.

Ali’nin doğumu dersiniz?

Evet.

21’de yaparsınız?

Biz Salı akşamı, Cumartesi akşamı.

 

Memiş Ağa

Bu geçerken olabilir. Bayram vardı kutsal bayramları daima biraz şey vardır ama Sünniler yapıncaya kadar yapmamız lazım, bizim önce yapmamız lazım, bir gece önce yapmamız lazım.

Peki kurban tığlar mısınız, keser misiniz?

Keseriz.

Kimler keser, babalar keser mi. 21 Martta ne yapıyorsunuz? Nevruzu nasıl kutluyorsunuz? Kırklar bayramını nasıl kutluyorsunuz?

Okuyabilirsek kurban duasını.

Kırklarda, Cebrail kurbanı.

Başka Biri

Kurban bayramında her zaman derler İsmail’i kurban yaptılar. Bir evlat veriyorum ona, verince o zaman kurban yaptılar. Meydana geldi ama kıyamadı. Bir deve kesti ama ahtını yerine getireceksin dedi. Rüyasında gördü, 100 koyun kesti, ahtını yerine getirdi.

Memiş Ağa

Elleri kınalı, saçları belde, denizi ziyneti yoktu gülde.

Peki Muharrem var mı, oruç var mı?

Oruç  vardır.

Kaç gün tutarsınız?

10 gün.

Yaklaşıyor, hangi hesaba göre tutarsınız, neyi hesap alırsınız?

Yasını tutarız.

Neyi hesap alırsınız, ne zaman başlayacak.

Hz. Ali namaz kılarken, öldürdüler camide. Yarın akşam başlayacağız.

Bütün babalar taliplerini geçirecek mi. Yani öbür gün başlıyor.

Gök ayın onu.

Gök ay ne?

Miladi takvime bakarız.

Hakkı Baba

Normal olarak 6’sında başlayacak Kurban Bayramından 20 gün sonra. Biz gittiğimiz her yerde kurban bayramından 1.gününden itibaren 20 gün sayılıyor ve aşure o gün başlıyor.

Siz aya mı bakarsınız?

Gök Ayına bakarız.

Hakkı Baba

Kesinlikle miladi takvimi takip ediyor. Bayramdan sonra 20 gün sayarsan yine aynı güne geliyor ama en iyi buradaki takvime bakmak.

Başka biri

Onun günü yok o takvimde nasıl geçtiğini şaşırırsan bir kurban keseceksin

Hakkı Baba

Hüseyin Baba kaç gün tutuluyor.

12 gün.

12’den sonra kurban keser misiniz?

Biz kurban keseriz, Cebrail kurbanı.

Yani tavuk, horozda olabilir.

Olabilir.

Kurbanı ceme mi getiriyorlar.

Memiş Ağa

Ceme getiriyorlar taksim ediyor hanımlar. Siz de satır herhalde.

Gök ayın birini geçemez.

Dedeciğim muharrem 1 diyor ayın 6’sına geliyor.

Gelsin. Buralarda ayın biri 30 oralarda geçemezsin, daha ileride geçersin ancak.

Hayır. Muharremin biri.

Tamam o zaman geçemezsin bu ayda geçemezsin.

Niye geçemiyorsun?

Başka Biri

Geçme yapılmıyor, tarik geçmesi.

Burada yazıyor 6’sı diye.

Yazsın. Bu muharrem 7 mi ona geçemiyor bizimkiler onun ilerisinde geçeriz azıcık.

Muharreme tarik geçilmiyor diyorsunuz. Buralarda geçebilirsiniz o zaman.

Buralarda geçeriz. Ama bu 7’sinde geçemeyiz.

Şimdi bu bir muharremde tarikin altından geçemiyorsun.

Muharreme kadar geçilmiyor.

Bu aralarda yakın bir yerde geçseniz.

Pazartesi geçeceğiz.

İki gün kalıyor. Olur mu buradaki tarih oynuyor. Aşure günü 12 gün.

Üçüncü gün.

 

MOMİNA 

KIZ ANA TÜRBESİ

2 NİSAN 2000

 

Bugün, gün 2 Nisan 2000.

Momina’da, Kız Ana Türbesi’ndeyiz.

Kız Ana Türbesi’nin türbedarı Halime Ana’yla bir söyleşi yapacağız, bizi bekliyor. Türbede kurban kesen Türkler’i de buluyoruz. Onlarla da sohbet ediyoruz. Ahmet Hezarfen türbeyi ve türbenin başındaki kitabeyi inceliyor. Lokmalar sonunda da Hakkı Saygı dualar ediyor.

 

Siz hangi köydensiniz?

Biz Tekke’den. Şimdi anlatayım mı?

Kız Ana hakkında anlat.

Kız Ana’nın hakkında anlatıyorum.

İki dede gezmeye gidiyorlar. Sonra diğer babası geldi kızım Zöhre, Zöhre imiş onun adı.

Zöhre leğeni getir, Zöhre abdest alalım, demiş.

Getiriyor abdest alıyorlar. Sonra suyu demiş o insanlar çok sapa bir yere atma demiş.

O da kaldırıp içiveriyor içtiğinden geliyor buraya. Buraya geliyor bir kadife kese buluyor ona Allah tarafından bir kadife kesesi. O onun yiyintisi olmuş. Onu emermiş, sonra onu iki avcı görüyorlar onu tüfekle vurmak istiyorlar. Orada durun, vurmayın onu, demiş o benim yiyintim.

Vurmamışlar. Gidiyorlar, soruyorlar, Zöhre sen neredensin be kızım, demişler.

Ben Davutlar’dan demiş.

Bir kabrin öyle kaybediyor gene. Bir kaç gün geçiyor o insanlar gidiyor, Davutlar’a sizin buradan uşağınız kayıp var mı?, diye soruyorlar. Var demişler. Peki adı ne demişler, Zöhre, demişler. Demişler filan yere gideceksiniz, orada bulacaksınız onu, bir karaca kesesinin yanında.

Sonra geliyorlar, hiç ağlamayın bana demiş, bu benim yiyintim nasıl istersem öyle yapacağız takılın arkama demiş.

Geliyorlar görüyorlar. Türbeyi de babası yaptırmış.

 

Halime Ana kaç yıldır buradasın?

5 sene oldu ben burada.

Daha evvel var mıydın?

Yoktu, başkası vardı.

Başkası kimdi, tanıyor musun, sizin köyden mi?

Ya, Hanife Abla var.

Yani sizin köyden?

Yine bizim köyden. Onlarda Türkiye’ye gitti, onlarda durdu bende küçüklükten beri biliyorum.

Her zaman açar mısınız burayı?

Her gün açmıyoruz. Kurban geldi mi açıyoruz her gün açmıyoruz. Pazartesi akşamı Cuma akşamı gelip mum yakıyorum.

Dua biliyor musun?

Biliyorum.

Yoksa seni köyde mi buluyorlar.

Köyde buluyorlar, haykırıyorlar, geliyorlar eve.

Buralara hangi köylerden geliyorlar?

Çok yerden. Osmanpazarı’ndan geliyorlar.

Adını söyle?

Nasıl bileyim ki adını. Razgrad tarafından geliyorlar, Şumnu’dan, Artova’dan, Cuma’dan, Preslav’dan, Alvanlar’dan geliyorlar.

Var mı burada başka hangi Türk köyleri var.

Buradan öte yok. Gayri burada Tükendim var. Buraya yakın Akmehmet Köy var.

Ahmet Hezarfen

Çobandere nerelerde?

Çobandere uzak. Oradan da kurban geliyor. Kimi adıyorsa o getiriyor.

Adayan getiriyor, burada mı kesiyorlar?

Burada kesiyorlar. Bugün bizim köyden bunlar burada adağımız var burada kesiyorlar yiyorlar.

Dilek mi diliyorlar, burada ne istiyorlar?

İsteyen istiyorlar mevlit okuyorlar. Kimin ne zoru varsa onu istiyorlar.

Açıktan değil gizliden istiyorlar.

Gizliden istiyorlar.

Kim gelir erkek, kadın gelir mi?

Gelir herkes gelir Bulgar bile gelir.

Evet çok sağ olun hizmetleriniz kabul olsun hak defterine yazılsın.

Kız Ana’nın kapısının üstünde bir kitabe var. 

Ahmet Bey okuyor.

Ahmet Hezarfen

Bu yazı 1800’li yıllar olacak.

Ama yazı orijinal mi?

Ahmet Hezarfen

Orijinal. Bu yazı eksik geliyor bana.

Hakkı Baba

Lokmaları aldıktan sonra da dua ederiz.

Hak erenlerin yedirip içirene, pişirip götürene arz edip ocağa gelene, dil de dileklerini gönülde muratlarını versin.

Hak erenlerin Kız Ananın yüzü suyu hürmetine, Demir Babanın yüzü suyu hürmetine, Otman Babanın yüzü suyu hürmetine kurban sahiplerinin kurbanlarını kabul etsin.

Hak erenlerin bu anı sahiplerine, annelerine Halil İbrahim bereketi versin.

Aileleri dolsun taşmasın, artsın eksilmesin her şey gönüllerince olsun, kurbanları Hakkın dergahında kabul olsun.

Bütün evliyalar, erenler şefaatçimiz olsun yedik içtik hakkınızı helal edin.

 

Allah, Allah hadi sağlıcakla kalın. Allah kabul etsin. İşte bu da şansımız belki de arasak gerçi yakınmış Hüseyin Bey’in de.

 

 

KOTEL

ALVANLAR /YABLONOVO

2 Nisan 2000

HASAN BABA

 

Buraya genel olarak Gerlovo deniyor. Türk köyü çok mu bu yörede?

Bir hayli. 30 dolayında.

Burada türbeler var mı?

Var.

Nedir isimleri?

Koçlu Baba türbesi.

Ne kadar uzaklıkta buraya yakın mı?

Yakın.

Başka hangileri var?

Topuz Baba, Hasan Baba, Ali baba, Hüseyin Baba, Hızır Nazır Baba, Baba Hasan, Alvan Baba, Nemdeli Baba.

Bu köyde kaç yüz yıllık tarihini biliyor musunuz?

Deliller yok elimizde. Bazı tahmini rakamlar var, tahminlere göre şöyle 1000 yıldan fazla.

Evet gerçi yanımızda tarihçi var buralarında tarihini yazıyor. Ahmet Hezarfen. O da bir yorum yürütebilir. Buradaki Kızılbaş köyleri çok eskiler değil mi ellerinde bir sürü belge var.

Ahmet Hezarfen

Evet ama bizim daha çok Deliorman’a ait. Bu Gerlova, Tozluk hakkında çok az belgem var.

İbrahim Baba

Burada bizim üç köyün etrafında 18 tane babamız var.

Yüksekte olduğu için Ali Babamız gözcüdür. Oradan başlayarak Ali Baba, Koçlu Baba onları yazdıktan sonra ama ben sıralıyorum. Burada Topuz Baba, Hazır Nazır Babalar, Kız türbemiz vardı, Hazır Nazır Babaların yanında. Kız Türbesi’nden sonra Kız Baba, Nemdeli Baba var, Hüseyin Baba, Hasan Baba, Baba Hasan, Alvan Baba, Veli Baba, Küçüklerde Gül Baba var.

 

Bir kişi suç işleyince ne yaparsınız?

Oturak yaparız onu. Ceme getirmeyiz.

Bu oturak oluncaya kadar barışık denilen bir şey var. Cem yapılınca barışık yapılıyor. Mahalle barışıkları ondan sonra köy barışığı. Ve bütün köy birbiriyle barışması lazım.

Güzin oluyor bunlar ondan sonra da cemler başlıyor.

Barışa kim razı kim razı değil ona oturak veriliyor.

Mesela zakir saz mı çalıyor?

Saz çalıyor.

Deyişler, duvazlar, kimden okunur nefesler?

Hz. Ali’den, Pir Sultan’dan okunur.

Peki kimi çağırıyorsunuz dualarınızda; Demir Baba, Kız Ana, Otman Baba ismi geçiyor mu?

Geçer.

Kız Ana da geçer mi?

Geçmiyor ama Demir Baba geçer, Otman Baba geçer.

Birinci kişi: Kız Ana için toplandıktan sonra onun için sözler söyleniyor. Demir Baba’ya gidildiği zaman.

Oralara mı gidiliyor mesela.

Evet.

Siz talipleri toplayıp zaman zaman gidiyorsunuz o zaman.

Birinci kişi: Tutarız bir otobüs gideriz. Dualar nefesler söylenir, kurbanlar kesilir, yiyilip, içilir.

Peki Hz. Ali hakkında ne bilirsiniz.

Hz. Ali bizim babamızdır.

Niçin?

Ali’yi herkes sever.

İşte Ali’yi hangi yönden seversiniz.

Ali Kızılbaşlığın töresi.

O başlattı.

Başka biri: Ben de o kıymetli örnekleri verdiği için severiz.

Hacı Bektaş’ı sever misiniz?

Onu da severiz.

Niçin?

O da Hz. Ali’nin değerli bir kısmı.

İkinci kişi: İşte bu başka kitaplar da gösteriyor cumaya yazmışlar. Ama çok fazla yazmıyorlar. Çünkü burada ille bir kitap çıktıktan sonra burada ki kişiler ben gayret edemem o kitap hakkında fikrimi lazımdır yazayım ben. Bunlar bu korkudan çok giremiyorlar, her hakikati de öğrenemiyorlar. Ama dokunaklı bir şey yok bu kitapta. Yablonovo’ya karşı hususi hizmet var bu tür şeylerde bizim zaten çok özür dileyerek konuşuyorum, Yablonovo’dan bir yere gittikten sonra kökten diye benim dedelerimden, amcalarımdan duyduklarım sözler her yerde kökte diye hususi yerler ayrılıyor Yablonovo’dan  giden kişilere.

Doğrudur. Güzel buyur devam edelim şimdi bu yolun erkanının incelikleri var. Öyle her talip gelip işte küskün olmadan girilecek, görülecek, edilecek her şey kuralı kuralına uygulanacak. Altı tane hizmetin sahibi herkes altı hizmeti seçmiyorsunuz herhalde. Kimleri seçiyorsunuz altı hizmetli olarak.

Birinci kişi: Şimdi böyle biz diyelim ki mesela başlıkta diyelim yahut da tekkeye çıkma deriz biz bayramda orada insanlar bunları ayırıyor. Mesela sen rehber olacaksın, bu gözcü olacak.

Kim ayırıyor?

Köyün insanları ayırıyor.

Herkes mi köyün insanlarımı çoğunluğun sesi mi?

Çoğunluk ve talipler ayırıyor.

Ben Baba’ya dönmek istiyorum:

Peki siz dediniz ki dedeniz de babalık yapmış mı?

Yapmış.

Peki babanız babalık yapmış mı?

Babam yapmadı. Dedem yaptı. Dedem Cemal amcama el verdi. Dedemden sonra o sürdürdü.

Yaz/kış devam eder mi hizmetleriniz, cemleriniz?

İcap ederse devam eder.

Ama daha çok kış?

Daha çok kış.

Peki kış aylarında sürüyor dediniz. Nevruz var mı sizde?

Var. Sultan Nevruz.

Ne zaman?

Yarın akşam Sultan Nevruza gideceğim.

Muharrem bilir misiniz? Ne zaman tutarsınız? Buradaki insanlar muharrem orucu tutarlar mı? Çoğunlukla kaç gün tutarlar?

Biliriz tabi. Tutarlar. Muharremi tutan 11 gün.

Siz kaç gün tutuyorsunuz?

İcap ederse 11 gün tutarım, 100 gün de tutarım.

Niçin icap ederse?

Mesela hastalanırsam ben kendimiz.

Kendiniz mi biliyorsunuz kendinizi.

Ondan sonra icap eder ilaç içerim ondan sonra tutamam.

En fazla 11 gün mü tutarsınız?

En fazla 11 gün.

On iki değil.

On ikinci gün yarım gün tutulur.

Ne zaman başlıyorsunuz?

6 Nisanda.

Her sene mi 6 Nisan’da.

Her sene değil.

Neye göre dönüyor?

Bilmiyorum.

Sen gelecek sene ne zaman tutacaksın muharremi?

Onu takvimlerden takip edeceğiz.

İkinci kişi: Kurban bayramından sonra 20. gün aşure başlıyor. Bayramlara göre nasıl düşerse ondan sonra tutulur.

 

MUSTAFA KELOĞLAN

Şimdi ben bunlara yine tamamlama yapmak istiyorum.

Geçmiş sosyalist zamanında dilimiz, dinimiz her şey yasaklandı bize. Hatta biz korkardık Türkçe konuşmaya yasakladılar da bu yollarımız da o zaman camilere gitmek bizim camimizden aşağı inerseniz orada on iki imamların resimleri vardı, yapılmış sözleri vardı onları boyadılar o zamanlar. Üstlerini boyadılar görülmesin kim diye. İşte bunlar bizi hakikaten geride bıraktı. Demokrasi geldikten sonra da bir açıklık ilerledi, biraz daha hürriyet ilerledi. Artık bizim dinimize karışan yok ama bu geri kalma insanlarda öyle derece çıkmış ki onların arasına girip de faaliyet gösterecek imkanlar az bulunur. Cemlere gelmiyor, başka yerlere gelmiyor bayram namazına geliyor. Bayram namazında sözde konuşan oluyor. Bizim yaptığımız böyle şeyleri birliğe davet ediyorum, herkesin beraber gelmesi lazım, herkes bu dini bilmesi lazım, bu yolda gitmesi lazım gibi işler. Ümit ediyoruz ki  bunlar ilerde düzelir.

İnşallah düzelir.

Genç bir kardeşimiz var size teşekkür ediyoruz baba.

 

Burada ki kültürü de izliyoruz, bakmayın biz Anadolu’dan ilgisiz değiliz. Nasılsınız, haliniz, keyfiniz nasıl?

Ben biraz mizahi yanım ağır basıyor.

Karpuz kabuğu muydu?

Karpuz kabuğu.

İlgilenenlere de gösteriyorum.

Ona benzer akşam buradan radyodan yine beni de konuşmuşlar beni de selamlamışlar orada dostlarım. Çalışıyoruz kardeşimle biz biraz mühittiniz edebiyat yaratmış çevremiz yok.

Burası Türkiye’den güzel ama düzen bozuk. Yoksa bu memleket oradan güzel. Baştan başa gezdim memleketinizi, bu kadar ağaç, bu kadar güzel toprak yok Türkiye’de. Dağlık alan çok. Bilirsiniz geldiniz, gördünüz gerçeği konuşalım ama düzeni zayıf. Buranın havası, suyu daha başka. Buraya geldik inşallah bir daha geliriz.

Atalarımız demiş, ne güzeldi bu düzen gelmese onu bozan diye. İyi bozanlarda geliyor.

Evet hocam buyur. Şimdi anlatılara girdiniz daha çok anlatılar var yani öyküler, şiirler ve biraz esprili fıkralar ve ona benzer şeylerin.

Fablların. Bunlarla da şimdilik çalışıyorum. Meydan olduğu zamanda, efkarlandığımız zamanda, yaşatabildiğim zamanda uğraşıyoruz. Eğer Tanrı müsaade edip de bir kitapcağız çıkarabilirsek belki de olur. 26-27 dolayında şiirim olacak. Bu hususta da alkışlayanlar burada çıkan dergiler tarafından böyle hürmet görüyorum. Hakikaten destekte buluyorum bir yere kadar. Desteğim de yalnız ruhi destek. Onlarda bir yere kadar beni işte onlar yaşatıyor. Aksi takdirde hepten diri ölmüş halde gezinmemiz lazım.

Evet burada bu ülkede şimdi bu güzel toprak parçasında yaşıyoruz. Yani inancımızı, kültürümüzü yaşatalım diyoruz. Gençlerde Türkiye’de olduğu için bir zayıflama var. İlgisizlik var, okumaya karşı.

Evet şimdi burada hiç olmazsa geçen yıllarda Demir Baba’da gösteriler oldu oraya davet ettiler bizi. Ben de baka kendisi olmadığı yerde Bedri Öz faaliyet kolektif yöneticisi gibi oraya gittik. Oradan da yankılar çok güzeldi. Sonradan rahmetli oldu şair yazdı, Yablanova kolektifini, Yablanova türkülerini dinleyin ve onlara yardımda bulunun çünkü onlarda bir şeyler var diye. Mayıs ayında Eski Cuma’da yine bir gösteriler olacak. Tam tarihi yazmıyor oraya hazırlık yapmaya başladık. Ama aşağı yukarı bir 7-8 yıl onlar benim bütün arzum işte folklorumuzu unutmayalım. Folkloru olmayan bir millet, folklorunu yitirmiş bir millet artık milletten sayılmaz benim için. İşte bunun içinde folklorumuz ve hatta semah gösterileri yapalım görsünler ki Aleviler ne boynuzlu, ne uzun dişli ama bunlar biraz bizim hakikaten de son iki kitapta da bu işlere değiniyor Mehmet Beytullah. Alevilerin niçin camileri yokmuş, niçin işlerini böyle gizli yaparlarmış diye herkes tarafından horlanan kişiler olmuşlar senelerce, yıllarca. Bir defa Sünniler biz burada vatanımız Bulgaristan olduğu kadar dikkat çevirmiyorlar bize. Sonra bir uyanıklık tarafından Aleviler methetmek gibi olmasın kendimizi ama hakikaten uyanık diğer Sünnilere bakarak onların çocukları okula başlayana kadar bizim kadınlarımız başladı yüksek okullara gitmeye.

Peki bizim buradaki geleneğimizi, göreneğimizi derlediniz mi derliyor musunuz hepinize soruyorum. Yani türkülerimizi, manilerimizi, giysilerimizi?

İşte bunları çalışıyoruz hatta nefesleri, türküleri şimdi aşağı yukarı 500 dolayında türkü ve 200 dolayında hiç olmazsa nefes derleyebildik. Küçüklerden de o köyden istiyoruz, yalnız bu köyden değil de onlarda başka şeyler oluyor. Onları toplayalım bir yere diye. Bunları çalışıyoruz biz kendi vakfımız adında bastırmak, kitaplaştırmak şeklinde nesillere bırakalım. Ve onları hatta sizin yardımınızla orada da bir mukayese edelim oradan. Bazılarının sözleri aynısı ama sözü başka. Bu ses nereden gelmiş burada mı koymuşlar, insanlar arasında mı yaratılmış. Mesela öyle bir şarkı var türkü gibi geçiyor halk türküsü gibi geçiyor orada. “Yedi iklim dört köşede ben dedem Ali’yi gördüm” diye. Biz de o nefes gibi söylenir makamı hepten başkadır. İşte bunları eğer bir derli toplu bir kitap haline getirip sonra bu sesleri de istiyoruz. Geliştiler, zenginlediler. Onlarda yalnız para peşinde koşuyorlar böyle kültürel meyilleri yok. Böyle şeylere sevgi yok, kültür bana ne getirir diyor, para ticareti yitirir böyle şeyleri.

Ama çalışmalarınız var, derlemeleriniz, toparlamalarınız var. Büyük zorluk burada para zorluğu da çekilmiş olsa mesela geriye bir zorluk. Siz emeklisiniz öğretmensiniz.

Bu altıncı yılı.

Eviniz kendinizin herhalde tarımla uğraşıyor musunuz? Toprağı işliyor musunuz?

Kendim tarımla uğraşmıyorum. Toprağımızda işlenmiyor biz de toprak da yok.

Kendinize yetecek kadar da yok mu?

Yok kendimize kadar çıkaramıyoruz.

Niçin?

Onları makineyle çalıştırmak lazım.

Size toprak verdiler mi toprağınız var mı?

Toprak verdiler.

Para karşılığında mı verdiler?

Para karşılığında değil sözde herkes toprağını aldı ama.

Sizin ne kadar toprağınız var mesela?

23 dekar kadar.

Ama işleyemiyorsunuz.

İşleyemiyoruz. Babamdan kalma, dört kardeşe aşağı yukarı 7 dekar düşüyor.

Bulgar hükümeti mi dağıttı bunu?

Bulgar hükümeti burada toprak dağıtma komisyonu kurdular onlar yaptılar bu işi ama normal olmadı.

 

HÜSEYİN AŞIK

 

Peki Hüseyin Bey, siz ne yapıyorsunuz?

Ben çalışıyorum, öğretmenim.

Tabi aldığınız ücretin dışında yine kendi toprağınızı ya da başka bir şeyle uğraşıyor musunuz?

Yok başka bir şeyle ilgilenemiyorum fazla.

Burada okul kaçıncı sınıfa kadar var?

8. sınıfa kadar bizde.

Daha yükseği nereye gidiyor çocuklar?

Kotel’e gidiyor çocuklar.

Günlük gidip gelen var mı yoksa orada mı kalıyorlar?

Orada kalıyorlar.

Orada kaça kadar okuyorlar?

11-12. sınıfa kadar okuyorlar.

Burada üniversite okuyanlar var mı? Nerede okuyorlar daha çok?

Var. Şumnu’da okuyorlar. Şumnu bize daha yakın.

Öğretmenlik okulunda mı okuyorlar?

Evet.

Kaç tane üniversite öğrenciniz var. Bunu Cemal Beye soralım o daha gençlerle ilgili herhalde.

Hüseyin abim daha iyi bilir. Okul oldukça ekseriyetle çocuklar. Şimdi okumaya başlayan fazla oldu da kimisi okuyor, kimisi bitiriyor, kimisi devam ediyor ben pek farkında olmuyorum.

Siz ne işle uğraşıyorsunuz?

Ben belediye işçisiyim.

Başka biri: Şimdi tahminlere göre değil de aşağı yukarı bizim yüksek tahsil çıkarmış kişiler 80’in üstünde bizim köyde.

80’in üstünde. Peki burada yaşayanlar ne kadar?

Burada 80’in 35’i Türkiye’de bulunuyor, kalanı buralarda.

Peki buralardan başka şehirlere göç var mı?

Başka biri: Var. Az da olmuş olsa var.

Var yani işsizlikten dolayı herhalde.

Elbette.

Büyük şehirlerde iş var mı bulabiliyorlar mı?

Büyük şehirde orada ne de olsa zahutlar, fabrikalar çalışıyorlar. Kuluçluk’ta çalışırlar.

Kuluçluk derken?

İnşaatta çalışırlar. Fakat çoğu bu ilçeye göç ancak şimdiden sonra büyük bir sorun oldu. Yani milletimiz ekonomi problemi. Aksi takdirde bütün köyümüzün ben öyle hesap ediyorum ki Bulgaristan’ın neresine gittiksek köyümüzden insan bulunacak. Ama tüm devletleri gezinmiş olsak insan bulunacak. Çünkü Alman’da da var başka Hollanda’sında da var, Türkiye’de de var. Gidiyorlar bir ay diye orada kalıp çalışıyorlar. Böyle işte herkes bir ekmek çıkarma savaşında.

Tamam.

Başka biri: Bu ekonomik sorunlara bir çözüm yolu arayıp bulamazsak müşterek hakikaten köylerimiz boşalacak.

İnsanlar yavaş yavaş iyice bıktı. Çünkü Bulgar idaresi komünist rejimden daha kötü şu anda baştan başa Bulgar sınırlarını geçtik. Dedim ya dünya kadar toprak yarısı işlenmiş, yarısı işlenmemiş böyle bayağı sorunlarınız var. Buyrun sizi dinleyelim.

Şu kitabımın demek ki değerini açıklayayım  bir kısım neden bahsediyorum.

Başka biri: Kitabın değeri bütün hayatından bahsediyor. Hayatında yardım ettiği insanlara çeşitli şekilde yardımda bulunmaları. Hasta kişilere, başka böyle korku geçirmiş kişilere, çeşitli hastalıklardan olan kişilere yardımları yazıyor. Bunların köylerinin adı ismi hepsi yazıyor.

Evet, buyrun.

Şimdi fakir bir ailede doğdum. 23 yaşına girdim halde Hakk işlerinden başladım bir takım malumatlar sırlar aldım. Oradan bu sırların demek ki icabını anlayabilmemiz için bir takım yardımlar yapmaya başladık. Bu yardımlar netice vermeye başladı, düzelmeler oldu, memnun kalanlar oldu. Hatta şu Varnalı kadın hasta halinde geldi benim yanıma. Bütün el ayaktan, hayattan ümidi kesmiş. Geldi benim yanıma geldikten sonra ağlıyor, sızlıyor hatta hayattan ümidi kestim diyor. Benim hanımıma demiş ki kendime silah aldım yok edeyim diye. Yok dedik sen düzeleceksin. İşte bizim ordan dedi ki bizim bir yardımımız oldu ona. Ben dedim ona gel benim yanıma. Üç defa bana gel filan gün filan gül  kadın düzeldi. Düzeldikten sonra kitabı üstlendi, Bulgarca’sını yazdırmaya karar verdi. Şimdi masrafları kendine ait. İşte bu gibi hayatımı anlattım sonra burada mucizeler var. Hakikaten var demek ki göze çarpacak sade yok bizde arayıp da gelip de şu nedir nasıldır ve de sen kimsin diyen yoktur.

Çok teşekkür ediyoruz.

 

HASAN FEDAL MOLLA

(BABA)

 

Baba esas sana geldik. Söyle bakalım inanç bakımından Sünni’ler buraya Kızılbaş mı diyorlar. Böyle Kızılbaş köyünde babasın, kaç yaşındasınız?

59 yaşındayım.

Kaç yıldır babasınız?

9 yıldır babayım.

Kimden el aldınız?

Ben el almaya Hacı Bektaş’a da gittim. Orada bizim kökten sülaleden bir dede vardı, Hamza Molla Dede. Dede Muratlı’da mezarı. Ondan el aldım. Burada bizim köyden de Otman Baba’da  bir Zeynel Baba vardı  o şimdi bırakmış ondan da el aldım. Ondan sonra da zaten dedeler, babalar başladı. Şimdi el almayınca hak verilmeyince.

Nasıl aldınız, mesela el alırken ne yaptınız?

Koç kurban kestik.

Siz mi babalığa talip oldunuz?

Evet.

Onlar da verdi mi?

Evet.

Size bir belge verdiler mi?

Belge vermediler. Ama Hacı Bektaş’tan bir belge verdiler.

Belgeniz var.

Burada şimdi bizde dedeliğin babalığın kökü biziz.

Atadan mı geliyor?

Tabi atadan geliyor.

Babanız, dedeniz mi öyleydi?

Tabi.

Aynı soy, aynı ocak. Sizi ziyaret ederlerdi önceden.

Tabi.

Peki amcalarınıza geçti mi?

Geçti tabi. Amcama geçti onların hepsi Türkiye’de kaldı amcamın çocukları.

Ondan sonra bu komünist rejim geldi biraz kösteklendi dedelik, babalık. Ondan sonra birden hızlandı. Amcamın çocuğunu tayin ettik dedeyi burada kökten olduğunu köylü seçer dedeyi onun çocuğunu seçtiler. Fakat ikisi de kalktı Türkiye’ye gitti.

Ondan sonra beni ayırdılar dedeyi köyde, ondan sonra bende Hacı Bektaş’a Türkiye’ye el almaya amcamlara gittim. Ondan sonra üç köyün babası ben oldum.

Şimdi üç köy sana mı bağlı. Şimdi hangi günlerde neler yapıyorsun?

Cemler yapıyoruz. Şimdi kırklar yapıyoruz.

Bütün köylü size talip mi olmuş oluyor?

Benim talibim olmuş oluyor.

Üç köyde baba olarak sizi mi biliyor?

Evet, beni biliyorlar.

Mesela o zaman cemlerinize kaç kişi katılır?

Biz şimdi cemlere bayağı insan katılıyordu. Fakat biz şimdi köy büyük olduğu için beş altı yerde cem yapıyoruz.

Evlerde yapıyorsunuz?

Evlerde yapıyoruz.

Hangi günler yapıyorsunuz?

Fark etmiyor. Mesela ne zaman bazen işe gidiyorlar. Onun da farkına varmak lazım, mesela Cuma günü işten gelirler. Cumartesi günü olabilir.

Mesela talipler toplanıp sizi mi çağırıyorlar, biz cem yapacağız, mı diyorlar, yoksa sen mi istiyorsun?

Onlar istiyorlar, cem yapacağız. Ondan sonra da ben de izin veririm onlara falan yerde yapacağız. Ben de izin veririm toplanıp orada cemi yürütüyoruz.

Alevi dedelerine, Kızılbaş dedelerine benziyor sizin ki babalıktan ziyade.

Peki bu taliplerin hepsini görüyor musunuz, sorguluyor musunuz, cemi nasıl yürütüyorsunuz? Şimdi ceme geldi sizi sevenler cem yürütmek istiyorlar. Herkes girebilir mi o kapıdan içeri?

Herkes girer. Mesela ele yapışma deriz biz, şimdi bilmiyorum siz de var mı. Ondan sonra ele yapışmışsa gelebilir, ele yapışmadıysa giremez.

Nasıl olacak ele yapışması?

Gelecek benim yanıma rehberle beraber, ben ona sual soracağım, kitaptan  sualleri var, sormak için. Ondan sonra benim yanıma talip olacak. Ben dua yapacağım ona bana talip olacak bana.

Yeni girenler için mi?

Evet yine girenler için. Mesela şimdi ikrardır. Mesela biz şimdi kafadar şey ederiz. Musahip oraya giremez. Kafadar olarak girsen dünya da giremez.

Ben onu diyorum işte şartı var. Nasıl oluyor, bu kafadar olmak için ne yapıyorlar?

Onları söylememiz günah.

Tamam oldu. Ama bekarlar girebiliyor mu ceme?

Giremezler.

Asla hizmette alamıyor tabi doğal olarak.

Bekar mesela karısı ölmüş gelir, ceme gelir ya bir geliyor, ya iki geliyor yada hiç gelmiyor.

Peki size yardımcı olan hizmet sahipleri var. Onlar kimlerdir?

Var. Emiş Ali rehberim benim. Alegoğlu Yusuf  oda zakir.

Kaç yıldır zakir, seninle beraber?

9 yıldır, benimle başladı.

Onun kardeşi var Ali. O da mumcu. Ondan sonra gözcü var. Onlar on iki tane olması gerekli ama bende şimdi 6 tane yeterli.        

Altı tanesi mutlaka her cemde olur mu?

Tabi, her cemde oluyor.

Peki günah dediniz ama kurban kesme mi var, musahip olurken?

Kurban kesmeden olmuyor.

Nasıl kesiyorlar meydana mı getiriyorlar. Dua mı ediyorsun?

Dua ediyorum. Fakat şimdi diyelim ki Veletler’de (buraya yakın köy) orası uzak onun orası kurbancı o biliyor duaları.

Ben son akşam gitti mi orayı musahiplik yapmaya gittim mi ne zaman yiyecek olsa ayrı duasını yapıyorum. Kurban duasını yaparım ondan sonra yemekçi insanlara yemek dağıtır.

Yemekçi akşam yemeği cemden sonra mı dağıtır?

Aşağı yukarı saat 10-11’e doğru yemekleri dağıtırlar.

Peki muhtelif zamanda senede bütün taliplerini sorguya çekiyor musunuz?

Yok. Öyle bütün talipleri sorguya çekmeyiz.

Tarık var mı sizde.

Var.

Talipler tarikler ne zaman geçiyor?

Biz de talipler tarikten geçenler sadece musahip olanlar.

Sadece musahipler, kaç defa tarik vurursun.

Bir defa.

Tarik nedir, tarikin piri var mı?

Vardır, rehber vardır.

Tarik ne demek, hangi ağaçtan yapılıyor burada.

Ayva ağacından yapılır, bu garipçağdan yapılıyor. Garipçağ, yaban söğüdüdür. 

           

HASKÖY, PAŞAKÖY

2 NİSAN 2000

MUHİTTİN SELİM BEKİR

(BABA)

 

Kaç yaşındasınız?

71 yaşındayım.

Kaç yıldır babasınız?

25’den fazla.

Şimdi 25 yıl öncesine dönersek sizin soyunuzda babalık var mı?

Soyumuzda yok.

25 yıl önce babalığa nasıl başladınız? Daha doğrusu babalığa gelmeden önce kaç yıldır bu yolun, bu erkanın, bu cemaatin içindesiniz.

Bizim bir ikrara girmemiz tarihledir.

Ne zaman?

25’den ileri.

25’den ileri ne zaman ileri, evlilikle mi başlıyor?

Evlilikten sonra.

Yaşınız kaçtı, ikrar aldığınızda?

Hemen 35-40 bile yoktu.

Hemen evlilikten sonra mı biraz zaman geçti mi, 40 yaşında mı evlendin?

23-24 yaşında evlendim.

Siz de nasıldı?

Biz de öyle değil.

Şimdi sen evlendin  ceme cemaate kaç yaşında başladın sen onu söyle. Yani bir baba huzuruna ne zaman girdin?

Baba huzuruna hatırlamam biraz zor.

Ama evlendikten sonra oldu o zaman hemen evlenir evlenmez girmediniz?

Girmedim. Şimdi evlenirken ikrar verirler bazı yerler. Biz de öyle değil.

Bu köyde mi öyle değil siz de mi öyle değil.

Burada olan ne zaman bir çalım vakti gelirse ikrara gelir.

Siz mi karar verirsiniz, köy mü karar verir, baba mı karar verir.

Kendimiz karar veririz.

Kendi özün isterse karar verirsin. Sen diyorsun ki 35-40 aralarıydı. Şimdi nasıl oldu?

Eşimle beraber baktık burada bizden daha ileri de muhabbetler yapılırdı. Muhabbetler var, Hüseyin Dede vardı, Kerim dede eski dedeler vardı. Bizde de hep gene bu Alevi yolunun insanlarından olduğumuzdan herhalde ki hep merak vardı.

İçinizde bir şeyler varmış demek. Sonra hangi babaya başvurdun?

Karar aldık.

Kiminle beraber karar aldınız, eşinizle beraber mi karar aldınız?

Eşimizle beraber. Ondan sonra kalkıyoruz bura da biz talip turab  rehber tutmamız lazım. Biz de yol gösterici bir insan var.

Tamam o cemdeki birisi mi olacak?

Cemde aşağı yukarı. Ona başvurduk o kabul ederse ondan sonra babaya söylüyor.

Babaya söylüyor o kabul ederse giriyorsunuz.

Seçme zamanı işte.

Nasıl oldu hatırlıyor musunuz, o törene girme nasıl oldu, o ceme girmen dahil olman?

Kolay değil de gene güzel bir olay.

Kurban kestin mi hatırlıyor musun?

Kurban kesilir bizde 2 tane kurban keseriz. Biz şimdi kol şeyimiz Babai koluyuz, Babai kolunda kurban 2 kere kesilir.

Şimdi ne kestiniz hatırlıyor musunuz?

Koç kestik. 2 koç kesersiniz işte bu akşam ikrara girersin.

Dede ne yaptı size mesela ilk girdiğiniz zaman tarik mi vurdu, sorgu mu yaptı, sual mi etti cemaatin kabul etmesi kolay olmaz.

Soru soracak sen de ne dersen onun dediğine tabisin.

Kaç kere tarikten geçtiniz hatırlıyor musunuz?

Hakkı Saygı: Baş okutma.

Baş okutma mı, nasıl olur o baş okutma.

Baş okutmak rehberimiz olduğu yerde o getirir dışarıdan kapıdan.

Sizi kapıdan içeri alır.

O alır onun duasıyla mürşidin yanına kadar gelir. Mürşidin yanına vardığın zaman işte elinden tuttuğu halde teslim verir. Mürşidin başına oturursun sende eğilirsin mürşidin duası var ondan sonra duayı eder.

Cemaate sorar mı sizin nasıl olduğunu. Sordu mu?

Sorar. Nasıl diye sorar. Ondan sonra işte eğildiğin zaman da başında tacını okur. İşte canlarda kabul eder.

O zaman kaç kişi hatırlıyor musun Babanın talipleri çok kalabalık mıydı?

Gene 40-50 kişi vardı.

Peki o zamanlardan bu zamana bir değişiklik oldu mu? Aynı şeyi göre göre aynı şeyi mi uyguladınız bir farklılık oldu mu bugünlere. Mesela dualarda, kurbanlarda.

Farklılık kurban pek olmadı. Yalnız insanlar biraz azaldı, merak o kadar kalmadı.

Peki bu köyde tek siz mi babasınız?

Burada tek. İnsanlar göçmen olunca biraz azaldık, köyde çok az kaldı. Merak da yok zaten.

Peki bir görev aldınız mı? Baba sizi ceme aldıktan sonra sizi izledi, zamanla görev verdimi? Görev derken çerağcı, gözcü on iki hizmetten.

Yok biz de 7 hizmet var.

7 hizmet mi var nelerdir bu hizmetler?

Kapıcı, gözcü, pervaneci, aşcısı, kurbancısı, süpürgecisi, demcisi.

Bu 7 tane hizmet sahibinin de ayrı ayrı duaları olur mu? Bu insanlar hizmet görürken dua okurlar mı?

Bunlar ayrı kendileri okumazlar, dede okur.

Hizmet görürken dede okur.

Dede okur hizmetlerine.

Hizmetlerin arasında kadın var mıdır?

Vardır, var çünkü süpürgeci kadındır. Su koyucusu olur.

Musahiplik var mıdır burada, kafadar, bilezer var mıdır?

Yok.

Yani kardeş bir aile karı koca kardeş oluyor.

Öyle bir şey yok.

Peki ibadetinizi hangi günler yapıyorsunuz? Yoksa böyle bir zaman yok mu?

Bir ayrı zaman yok. En çok Cumartesi yapılır.

Yoksa her Perşembe yada her hafta yapmaz mısınız?

Yaparsın. Her haftada yaparsın fakat her zaman yapamazsın.

Peki siz bu kadar hizmet yürüttükten sonra 71 yaşındasınız diyorsunuz ki 25 yıldır bu hizmetlerin içindeyim. Nasıl oldu siniz babalığa geçişiniz, siz mi istediniz, talipler mi istedi bu görev nasıl geldiniz?

Şimdi ben isteyemem babalığa oturmaya kimse isteyemez.

Siz isteyemiyorsunuz ama başka köyler istiyor da onun için söylüyorum.

Burada biz toplantı veya muhabbetin canları vardır. Bunların hepsi kalkıyor cemlerin içinde olan insanlar bunlar karar görüyorlar. Diyelim bu akşam bizim muhabbetimiz var iyi ama bu muhabbettin içinden seçiliyorum bir can yada şu adamı karar verelim. Ondan sonra bu onu kim karar görürse buradan kalkıp ondan sonra kalkıp buna hep.

Mesela siz bir başkasını dede seçerken nelere dikkat edersiniz?

Sizlerde insanda olması gereken özelliklere sahip olsun, inançlı olsun, iyi ahlaklı bir insan olsun ve buna benzer özelliklerin bir insanda olması gerektiğini söylediniz. Başka ilave edeceğiz eksik bir şey kalmasın, yani bir baba nasıl olmalıdır.

Bir baba iyi ahlaklı, iyi bir insan.

Evet Muhittin baba diyor ki ahlaklı, iyi niyetli, güzel derli toplu olsun ve kendisinden önce ki babanın Kerim Babanın olduğunu söyledi.

Kerim Baba gerek buradaki köyde olsun, gerekse Haskova’da ki talipleri arasında yetişemediği için oralara bir veya iki gölü olduğu için üç hatta yani farklı farklı çok sayıda talibi olduğu için hepsine yetişemedi bu yüzden Paşaköy’deki talipleri de mahrum kalmasın diye burada da 40-50 çift vardı. Nasıl olsa onun sağlığında bu seçim oldu. 40-50 çift vardı, 40-50 çift aralarında karar verdiler ve Muhittin Babayı seçtiler.

Buralardakiler de mahrum kalacaktı, buradakilerde Ehlibeyt yolundan mahrum kalmasın, babailer yolundan mahrum kalmasın diye siz taliplerin isteğiyle baba seçildiniz. Peki şimdi soruyorum burada Kerim Baba sağ olduğu için sizin töreninizi o mu yaptı? Baba olma talipler dediler ki Muhittin Baba baba olsun erkan yürütsün bu nasıl oldu. Yani somut olarak bir tören mi yaptınız, cem mi yaptınız, ikrar mı verdiniz, kurban mı kestiniz, nasıl oldu.

Bir cem de bir toplantı da.

Özel bir cem değil mi. Mesela sizin baba olduğunuzu ilan eden bir cem değil mi, normal bir cemde mi?

Normal bir cemde karar veriliyor ki çünkü Kerim Dede’nin bir sözü var. Kerim Dede’nin yaşlı olduğu halinde müsaade eder ki arayın bulun bir can seçin bu dergahın içinden. İşte bizim de dergahta karar canların kararı beni seçtiler.

Seçildiniz, peki ceme eşinizle girdiniz.

Eşimle girdim.

Peki anayla girdiniz ceme.

Önce eşle sonra dedelik postuna tek girilir.

Şimdi oturdunuz, kurbanınızı kestiniz, dualar edildi, niyazlaşmalar oldu, semahlar  oldu. Şimdi talipler size bağlandı değil mi?

Evet.

Talipler size bağlandığına göre, siz de yıllardan beri bu talipleri tanıyorsunuz.

Devam yapıyoruz hep.

Mesela talipken ne görevdeydiniz. O altı hizmetten bir göreviniz var mıydı. Baba hizmetinden önce göreviniz var mıydı?

Demciydim, yani sakiydim.

Kaç yıl yürüttünüz bu görevi.

7-8 yıl belki de o kadar vardır.

Sakinin duası var mı?

Sakinin duasını dem duasını.

Öğrendiniz mi?

O zaman öğrendik. Evet.

Ne zaman öğrendiniz.

Başlarken öğrendik.

Başlarken öğretti mi baba size.

Baba öğretmezse zaten nasıl başlayacağız.

Peki bu zaman içerisinde Kerim Baba ekseri ne zaman nasıl cem yürütürdü.

Kerim Dede cem çok güzel çok hoştu. Biz ondan memnunduk. Ama dedik ya yaşlandığı halde o zaman bize teklif yaptı bıraktı.

Ne zamanlar, hangi vakitler, hafta da mı, yılda mı bu cem erkanı yürütürdü. Ne zamanlar yürütürdü, talipleri mi isterdi, kendi mi isterdi, kendi mi toplardı. Yoksa kimse bir şey demeden Kerim Baba’nın evinde mi yoksa bir başkasının evinde mi toplanırdınız?

Biz ileri daha ileri Kerim Dede’nin ayrı ayrı bir yerde yapılıyordu cem.

Çünkü bu kadar her bir hanenin cem evi uygun değildi. Hatta daha ileri şimdi Kerim Dede’nin zamanında büyük cem evi vardı. Daima kendi evinde yapılırdı.

Kerim Baba’nın evinde yapılırdı ne zaman yapılırdı. Yani haftanın hangi günü yapılırdı.

Her gün olamaz. Boş zamana getirmek için Cumartesi yapılırdı.

Cumartesi yapardınız hafta da bir gün mü yapardınız?

Her hafta yapamazsın ki.

Yok onu demiyorum. Hafta da bir gün yapardınız?

Bir gün.

Niçin soruyorum siz de bilmezsiniz belki. Bazıları 2-3 gün yapıyor. Ben merakım onları öğrenmek size tuhaf geliyor.

Hakkı Saygı: Deliorman yöresinde Cuma akşamı Perşembe günün akşamı bir de Pazar gününün akşamı Pazartesi. Cuma günü akşamı ve Pazartesi diyorlar. Biz devamlı toplanırız akşam namazımı kılarız sohbet ederiz, cem ayini yaparız diyorlar. Ayrıca zamanı gelince belirli zamanlarda kurbanlarımız var, ölmüşlerimizin kırkını, yılınız, yedisini onlar ayrı diyorlar. Ama Cuma akşamı ve Pazartesi akşamı muhakkak cem toplanır namaz kılarız diyorlar.

Sizin ki ne zaman sizin ki demek haftada bir gün Cumartesi günleri.

Hakkı Saygı: Belli zamanlarda onların ki. Birisi çıkarda benim akşam annemin kırkını yapacağım.

Şimdi sen kendin söyle ekseri Cumartesi günü toplanırız Kerim Babanın evinde cem yaparız diyorsunuz.

Cumartesi akşamı yapılır çünkü iş zamanında muhabbet yapılmaz. Çünkü başka zamanda işe gidilir.

Ne güzel bir şey yakaladık. Demek ki böyle sen ne dersen de ben zenginlik diyorum ben buna. Bak Cumartesi akşam diyorlar.

Hakkı Saygı: Dün akşamkiler belki. Cumartesi ve Salı günü kesinlikle cem yapmayız o günü günahtır derler. Onlar bunu söyledi bende cemlerimi genellikle Cumartesi ve Pazar gününe getiriyorum. Niye herkes çalışıyor o günler boş. Ama ibadet gecesi Perşembe ve Pazartesi ama ben Cumartesi pazarı seçiyorum niye. Benim taliplerim çalışıyorlar. Cumartesi akşamı Salı günü akşamı kesinlikle bir şey yapmayız diyorlar.

Peki mesela eskiden beri Muharremi, Nevruzu bilir misiniz?

Nevruz hep biliriz. Fakat bilmesine biliriz ama şimdi çok yerlerde değişiklik var gibi anlaşılıyor.

Öyle Türkiye’ye de öyle. Her tarafta değişik değişik.

Şimdi çok yerlerde bize soru bile sorarlar. Neden bu Nevruz yapılır manası nedir. Burada olsa hep bu sözler geçer. Kimisi der başka yerlerden ben televizyonda dinledim kimisi Hz. Ali’nin doğduğu gün kimisi de işte Hz. Ali’nin evlendiği gün dedi. Birisi demek orada yazar konuştu yaz mevsiminin ikliminin günlerin bir olduğu zamanda işte bunun için yaparız demek istedi. Şimdi bizde de yaparız, nasıl neye dediği gibi Nevruzun manasını iyice tam anlamıyla.

Neyse siz aynı zamanda mı tutarsınız. Dede sen onu bırak Kerim Babayla aynı zamanda mı tutuyorsunuz. Hep aynı değişmedi mi? Ne zaman.

21 Mart. Bir de burada bizde kullanırlar. Yine dediğiniz gibi 21 Mart Nevruz Hıdrelleze 45 gün kalınca yapılır diye. Kurban bayramından 20 gün geçtiğinde başlanır.

Muharrem?

Aşağı yukarı 4-5 gün müsaadesi var. Bu 45’e düşünce yaparsın Nevruzu. Ondan sonra gayri yapılması gerek.

Peki bu Muharrem var, aşure var.

Aşure şimdi de burada ayın 6’ısnda başlıyor 6’sında aşure giriyor orucumuz var. İşte 12 gün bir orucumuz var. Bak şimdi 12 gün söylenir. Çünkü 12 imam olmuş demi önceden baştan 12 imam yokmuş. Herhalde 12 imam gelmemişler. Sonra 12 imam olduğunda şimdi insanlar 12 imamı tamamlamışlar. Bir de 12 imamın şeyi de var. Şah Hüseyin Kerbela da şehit düşüyor 12 gün esir almışlar susuz kalmış. Demek on iki gün esir kalmışlar on iki günden sonra da işte onu şehit ediyorlar. Onun için de 12 gün orucu tutulur olur.

Çok güzel siz Babai yolu diyorsunuz nedir bu sizin tuttuğunuz yol dese bir Sofu yada bir Bulgar. Birisi gelse dese ki böyle böyle diyorsunuz anlat bakalım.

Babailiğin nereden kaldığını tam bilmiyorum. Çünkü hepsi bu işlere değil. Bizde bu Alevilik yolunda biz Alevilik bir yolda gitmemişler. İktidara diyelim başına gelmiş Alevi, Alevi Hz. Ali yolunu başlatmış. Sonra çıkmış musahip var tedredeni var, bayramesı var, mevlanesi var, hüseynisi var işte orada 7-8 kol bile çok. İşte o zamanın 7’sinde kol ayrılmış. Şimdi neden bu 7-8 kol ayrılmış. Şimdi ben orasını bilemeyeceğim. Başkası daha öyle karar görür mü. Sonra Bektaşi’si çıkmış.

Hakkı Saygı: Bektaşi sonra çıkmamış.

Ne zaman dünyaya gelmiş Hacı Bektaş? Kaçıncı sene.

1200’lü yıllarda.

Bir de çok şey anlayamadım. Bu yazarların kitaplarında çok değişiklik var. Şimdi kitabın birisini okursan şimdi Bektaşi diye söz oldu, 1212.senede Hacı Bektaş’ın doğması bir yerde de 1248 veriyor. Şimdi  ne gibi değişiklikler yapmışlar.

Başka biri: Lafınızı kesiyorum affedin beni.

Demek istediğim biz de bak değişiklikler çok olmuş. Neden şimdi ben onu izah edeyim. Siz belki daha iyi biliyorsunuz. Neden biz bir kolda gitmemişiz.

Hakkı Saygı:  Muhittin efendi şimdiye kadar çok güzel şeyler söyledi. Şimdi onun söyleyip söylemedikleri neyi söyleyip neyi söylemediği o kadar önemli değil. Ete kemiğe büründüm Yunus’un dediği gibi tek şey burada bir çok geniş bir kitaplara çok ihtiyaç var. Yeni kaynaklara çok ihtiyaç var, kaynaklar derken ticari amaçlı yazılmış öyle abur cubur kitaplar değil. Gerçek kaynaklar lazım. Şimdi Muhittin efendinin samimi olarak ağzından çıkan sözler çok gerçek. Şimdi buraya çok gerçek bilgiler lazım. Siz de yolda gelirken aynı şeyi söylediniz. Ama falan adam profesör bilmem kim kitap yazmış adam sadece satmak para kazanmak için yazmış. Benim gibi çantaya doldurup da koliyi sabahtan akşama kadar bedava dağıtmamış.

Muhittin Baba: Ama tamam bu sözü çok şey geldi. Şimdi yazar gelmiş yalnız bizim Alevi yolundan yazmamışlar yazarlar. Öbürlerinden de yazmışlar para çıkarmak için. İyi ama bu kitabı gerçek gibi yazmamış. Kimden nasıl duyduysa öyle yazmış. Şimdi alıyoruz okumak için.

Şimdi şu  anda size bağlı kaç çift can var.

Bize bağlı, benim burada on çift can var ama hepsi gelmiyor.

Kaç tane haneniz var Kocaköy diyorsunuz.

Hane karışık bizde İslam dininden de var.

Hepsi kaç hane kaç Alevi hane var. 300 var mı?

Yok. Bütün 400

 hane ama bizde Bulgar, Çingene.

Tamam işte Alevi hane?

Alevi 100 bile yok.

Ben burayı Alevi diye biliyorum. Tamam on tane çiftiniz var. Siz ekseri Cumartesi günleri toplanırsınız peki sen her Cumartesi günü bu evde mi yaparsın.

Her hafta yapmayız. Çünkü bir bölük zaman seçilir yine.

Yani taliplerle siz mi kararlaştırırsınız, onlar teklif eder siz mi söylersiniz.

Post sahipleri var onlar gelirler konuşuruz. Muhabbeti yapalım mı yapmalıyım mı?

Siz her hafta mum yakmıyor musunuz?

Yakıyoruz.

Cem yapılsa da yapılmasa da yakıyorsunuz.

Çırakçı yakar.

Yok onu demiyorum. Sen çerağ uyandırıyor musunuz her hafta.

Her hafta uyandırmıyorum.

Yani cem olduğu zaman cemde çerağçı uyandırıyor.

Hakkı Saygı: Her Pazartesi günü Pazar günü benim ailem benim vekilim şu anda evde çerağı yakıyorlar. Bu yaz kış gece gündüz ben hasta olsam, ben ölüm yatağımda olsam birisi benim çerağımı o evde muhakkak uyandırır.

Başka biri: Bende her Cuma günü çerağ yakarım. Hz. Ali’nin Cuma günü Hakka göndermiş onun aşkına çerağ her Cuma günü.

Şimdi siz dediniz ki sakiciyim, bunun manası nedir diye sordunuz mu, size söylediler mi? 7 yıl boyunca sakilik yaptınız, dem yaptınız bu görevi niçin yaptınız?

Evet niçin sakilik var?

Cemin toplandığı zamanın bir cemde bir rakıyı cemi eleştirmek. Hizmeti yapmak, hizmeti Hak için yapmak.

 

PİR SEFA

(ZAKİR)

 

Kaç yaşındasınız?

68 yaşındayım.

Peki kaç yıldır zakirlik yapıyorsunuz?

Aşağı yukarı 23 yaşında ikrar oldum bu meydana geldim ama ondan önce babam zakirdi onunla beraber ufak tefek çalardım. Demek 23 yaşındayken ikrar bende geldim o zamandan beri zakirlik yaparım. O zamana kadar yapardım ama babamın yanında Bulgaristan’da çalardım. Ama artık zaman geldi evlendikten sonra 23 yaşında ikrar bende dedim aldım postumu başladım imam Cafer’le. Başladık buna şimdi mesela bizim yolumuz demin önce gelelim yine aynı yere de. Şimdi bana bunu Allah vermediyse ben bunu ne kadar yapmak istesem vermeyecek. Cem yapacak ama bana geliyor bizim dergahımıza İmam Caferimiz bu diyorum acep düşünmüyor mu ben gidiyorum ama gelecek mi gelmeyecek mi. Şimdi bu bana geldikten sonra Hasan Dede koymuş bir gün Cumartesi günü yapacaksın değil mi muhabbetini bana haber geldi, ben gene ona diyorum ki, bizim dedemiz bugün koydu. Şimdiye kadar 68 yaşına kadar bu dergahları dört gele. 23 yaşında ikrar bende geldi. Ben geldikten sonra evlendikten sonra Kerim Babanın kızıyla Babailer tarafına başladım zakirlik yapmaya. Sonra demek istediler ki biz sonra Babaiye döndü neden çünkü Babailere zakirlik yapmaya başladı. Demek ki Bektaşi daha büyük mertebedeymiş. Şimdi ben bunu Muhittin Dede, bunlar omurzal dediğim dede şimdi bu Babailerle çok farkı var ki dağdan gelme Bektaşiler var onların hepten başka. Şimdi benim bile kendi kendime hey diyorum Tanrım niçin sen bana bunu verdin de ben benim kapıma bu akşam gelecek birisi bir haftaya Cumartesi günü benim annemin kırkını yapacağım gidebileceğim dediği zaman eğer ben bunu kapıdan çevirirsem bu canı sen sanırsın Allah bana bir azap verir gökten beni vuracak. Ben sana bunu verdimde niçin çevirirsin diye bu canı anladın mı. Bunlar bilirler görün çek kendine ya Cuma akşamı seninkini de yapacağım yahut filan gün seninkini de yapacağım Pazar günü akşamleyin ama şimdi ortada var ayır bunu kendine. Öbür türlü iki akşam arka arkaya dayanacağım ben buna bunu bilmek lazım. Allah’ın bin bereket versin 68 yaşına girdim, Allah’ın bana verdiği şimdiye kadar bu canlar hepsi bilirler ki o kadar cemler ne kadar içtiğimi içmediğimi bilmediğimi de hele ki kırklara geldikten sonra kırklar demek ne demek sen bunun manasını bilirsen kırkların manasını bilip de bugün bir can babasının kırkını yapar yahut yılını yapar değil mi? Bunca musahibini toplamış o sen tutmuşsun alla hulla bu erenler yolunu çevirmeyeceğin buna derler erenler yolu sonra buna da derler kırklar. Sen bunu yerine koyman lazımda bu ceme gelen misafirler var diyecekler aşk olsun biz Hasan Dedenin gölüne gittik bir zakir var aşkolsun ne içtik hepsini koydu yerine tam yeriyle beraber ki içtiler. Ona bunu karıştırdı bunu karıştırdı ona. Ey Tanrım bu insanlar burada elli çift can şimdi diyorum acep bu elli çift canın içerisinde bir tanesine benim gibi Allah vereydi seni geri arayacaklar mıydı aramayacaklar mıydı. Ama bana Allah vermişse niçin ben bu insanları burada gücendireyim. Ben sazımı bırakıyorum değil mi bu akşam cem var değil mi sazımı buraya dayalı bırakıyorum devlet işine gidiyorum. Ertesi gün sazı buradan alın öbür muhabbete onun yanına gidiyorum devlet işine. Oraya gidip işimi yapıyorum akşamleyin gene geliyorum öbür ceme. Allah bana mecallik vermedi 68 yaşıma kadar vermedi diyorum. Nedir bu? Ben kendi kendime şaşıyorum buna. Bu yaşta size yemin içiyorum.

Hizmetleriniz hak katına yazılsın.

Başka biçimli konuşuyoruz kendi aramızda. Buraya gelmişiz bizden yani bizim burada yapışımızı nasıl yaptırdığımızı, yolumuzu, izimizi. Bizi ne kadar en büyük güvendiğimiz varsa belki Hasan Dede belki Muhittin Dede ama evvela biz Otman Babaya bağlanmışız, evvela ona inanıyoruz.  Şu senin toprağında yaşıyoruz her noksanlığımızı bizim, her bizim şu Alevilerimizi işini. Demin size şey düzdüm diye Otman babayı bırakacağım diye ağlarım. Ben giderim Kuranlar söylerim, kırklar çeviririm, kurbanlar kesilir bu kurban neye kesilir manasını bilesin. Ey erenler kabul edin kurbanımızı ey Otman Baba kabul et bizim kurbanlarımızı ben bunları söylerim.

Biz bunu taparız evvela Otman Baba ondan sonra biz bu dedelerle işimizi bitiririz. Ama nereden geçirilişini anlattırayım zamanın birinde bu Otman Baba bu kadar çalışırken yine zaman gelmiş Türkiye’de de oldu bu Tekkeleri kapattıktan sonra bu Otman Babayı da kapattılar. Dedelerin hepsini uğratmışlar, kitapların hepsini çıkartmışlar köyün orta yerine yığmışlar. Otman Babanın ne kadar kitabı var hepsini yığmışlar bir ateş vermişler yakmışlar. Bak şimdi bir kitap üstünden kor giriyor bu kitabı orta yerinden delmiş aşağı bir kadında orada çifte güderken bakmış bir kitap almış. Burada Bobolar da bir dede vardı bu hakiki dedeydi. Bu kitabı yolluyorlar bobolara 22 dede var öbürlerini hepsini uğratmışlar diğer 2 dedeyi uğratmamışlar Otman Babadan. Buradan Edirne’ye haber salmışlar demişler ki hepsini uğrattı 2 dede var bunu demişler gitmeyelim. Buradan Edirne’ye haber ettiler demişler ki bunları Edirne’ye hapise yollayın. Zaman gelmiş yollamışlar.

Dede: Yine zaman geliyor bunu kapatıyorlar, kapattıktan sonra Sultan Murat Padişaha görünmüş rüyasında görmüş ki iki dineğin var sal bunları. Şimdi bunları salacak bu demiş Otman Babanın iki dervişi gelsinler buraya. Çağırmış demiş bak sizi salıyorum şimdi ben buraya salacağım herkes evine gidecek Otman Babaya gitmeyecek. Biri gidiyor gel burada konuş diyor Bulgarca Türkçe Tatar diyor biri gene Pundiçek derler birisi oraya gidiyorlar. Ama geliyorlar bunlar mesele tamam. Zaman gelmiş birisi demiş tekkeleri açıyorlar siz de açın. İyi ama burasının mesela Babaileri Otman Babadan nasibini alıyor meydan açarken evvela ki meydan açacaklar yapacaklar evvela birlik yapacaklar. Ama Otman Babadan alıyorlar nasibini pirimizden madem gelmiş ama gidin Tatar köyünde bir kavalcı alın kavalcından nasibinizi tekkeyi gidip açalım. Kavalcıya gitmişler kavalcı demiş ben kaybettim. Ben evlendim gideceksiniz Pundiçeğe Pundiçekten ekmekçi babadan nasibinizi alacaksınız açacaksınız tekkeyi demiş.

Başka biri: Bu sultanın kapattığı iki dervişin iki deli varmış mı. Onlara serbest miydi? Sultanın her akşam rüyasına girermiş bu iki deli at o da onlara  gideceksiniz ama, dergah falan toplamayacaksınız, Otman Babaya gitmeyeceksiniz. Ondan sonra birisi gelmiş bu köye yakın köyden birisi devam etsin.

Dede: Tatar köyüne geliyorum, Tatar köyüne gelmiş ama evvelden bu Tatar köyü konuş orası hepsi Alevi gelmiş bir ahbabı varmış dostu. Demiş ki al beni yanına, alırım demiş bak üç çocuğu varmış ona da bir odacık vermiş  geçinirlermiş. Ama zaman gelmiş o konak olduğu hanenin karısı ölmüş. Öldükten sonra demiş ben öldüm, karım şimdi ben gelinleri ağır gelir sana bakmak senin de demiş sana örelim, örelim sana karım baksın. Ben Otman Babanın dervişiyim evlenmeyeceğim sen evlenmedikten sonra ne sana bakabilirler ne de bana ağır gelecek demiş. Senin evlenmen lazım. Bunu evlenmeye niyet etmişler gitmişler dul bir kadına dünürlüğe. Kadın bu kadar para istemiş ki eversinler bunu. O da demiş yok ben hiç evlenmemiş biriyim, öbürü gene evlenmiş. Ben de demiş para istiyorum, oda demiş niçin para istiyor bile bile. Evlendikten sonra kadın bakıyor ona. Demek tekkeler açılırken buradan nasip alacak olduktan sonra Pundiçeğe gideceksiniz oradan ekmekçiden nasibinizi alacaksınız ondan sonra gidip tekkenizi açacaksınız. Bunlar bir yerde Aleviler var değil mi Alevilerin dedeleri var gidip açmaları lazım bu Otman Babayı. Buradan gider ekmekçiye derler bile bile meseleyi al. Bu takım gidiyorum bir söz koyuyorum burada ne kadar olacak Muhittin Dede Hasan Dede başka dedeler falan zaman gelecekler kurbanlarıyla oraya umumi o zaman uyaracağız. Bir zaman sonra açmışlar muhabbetlerini yapmışlar ama ekmekçi artık ihtiyarlamış Otman Babaya gelmiş orada yaparmış hizmet. Ama zaman gelmiş ihtiyarlamış bu. İhtiyarladıktan sonra beni Pundiçeğe götürün demiş benim orada hall olmam lazım burada kendi insanları varmış burada öleceğim demiş. Onu bir zaman bir öküz arabası tutuyorlar götürmüşler Pundiçeğe. Götürdükten bir zaman sonra ölüyor. Öldükten sonra her köye haber etmişler ekmekçi öldü Pundiçekte kırkını yapacaklar gelen dervişler gelsinler. Ama buradan Paşa köyü’nden üç tane derviş dedelerle gidiyor ama şimdi o akşam kırka gidiyorlar onu kırkını yapacaklar. Pundiçeğe yakınlarında bir çeşme varmış bir de elinde bir testi bir de bakmışlar ekmekçi elinde testi ile suya geliyor. Ah demişler bu ne ola biz bu akşam geldik onun kırkını yapmaya bu adam testi elinde suya geliyor. Oturuyorlar o da geliyor onların yanına çocuklar hoş geldiniz birer sigara içmişler ama üçü de birbirlerine bakarlar. Biz kırkına geldik ama bu sağ hemen birer tane sigara içmişler ekmekçi demiş ki; bakın bana çocuklar sizi gideceğiniz yerde beklerler gidin. Ondan sonra bunlar almışlar başını bir bakmışlar hakikaten evinde cem bekliyorlar bunları. Hemen içeride canlardan biri su istemiş susamış susadıktan sonra demiş susadım birine çık kıra bak bir testi su getir birde bakmışlar bir testi su kapının arkasında duruyor. Almış o testiyi buradan gidenler o testiyi bilmişler o adam buraya o testiyle gelen adam. O zaman anlıyorlar ki kerametine ermiş, kırklara karışmış.

Şimdi onun için dedim 68 yaşına girdim bu canlar da bilirler. Gittiğimiz yere Hasan dedeyle beraber gidiyoruz iki yere gidiyoruz. Muhittin dede burada bir de başka bir yere zannedersem ki bu erenler yoluna bu yola itikat ediyorum. Mesela hiç kusurum yok gibi çok şükür.

Hakkı Saygı: Hayır dileklerimizi, bu güzel sohbetlerimizi, lokmalarımızı, demlerimizi, devranlarımızı o sizin anlattığınız güzel sohbetleri dergahında kabul et.

Dede: Ben giderim o gider Hasan dedenin muhabbettin de yaparım muhabbet benim kasabada dairem var değil mi. Çocuğum var ben onu Hasan Dedenin karısına derim git nene telefonla haber ver benim orada çocuğum var ki iki de muhabbet dağıldı beni arabayla alır getirir buraya. İki de mi üçte mi telefon ederler gelir beni alırlar.

Hakkı Saygı: Siz buradasınız şu anda Çorlu’da Ekrem var. Ekrem’in buradan hangi köyden gittiğini bilmiyorum. Ama buradan 1989 göçmenlerinden Ahmetvar baba oldu şimdi Çorlu’da. Şimdi ben onlarla beraber sohbetlerin de, muhabbetlerinde, demlerinde Çorlu’da ama benim ailem Haskovalı. Biraz önce söyledim babası bu köylü annesi ya Alannarili ya Güneş köylü  yahut da Beyköylü şimdi tam olarak bilmiyorum.

Dede: Bize rüya gibi geliyor bunu iyi bil.

Nasıl oldu nelerle karşılaştın bu hizmet İmam Cafer Sadık hizmeti dediniz, kimlerden deyişler, duvazlar okudunuz bugüne kadar bu cemlerde hangi babalar hizmet ettiniz siz devam edin sohbete.

Şimdi bak babacan Allah’ım razı olsun. Şimdi bak biz bu yerde kısılmışız sen biraz önce siz bile bile dedin ama bu topraklar bizim hakikaten de bizim İmam Caferlerde bu var. Biz bunu bellemişiz. Gelin erenler bir olalım, münkire kılıç çalalım erenler evvela bir cem yaparlar ki evvela birlik olduktan sonra burada birlikte şimdi mesela bütün yaz geçmiş yaz geçtikten sonra gündüz çıkar muhabbetlere başlar bir birlik yaparlar. O birliği yaptıktan sonra orada kimin nasıl kusuru varmış aralarında falan mesela söylerler. Erenler gönlümüzü aldı kalbimiz nur ile doldu gözlerimiz güzel gördü cenneti, gelin erenler bir olalım münkire kılıç çalalım. Şimdi bizim Alevilerde burada almışız biz üçünü biliyoruz. Öbürleri kırk, birlik, post muhabbet olmadan birincisi alıyoruz ki birlik yapıyoruz. İkincisi Sultan Nevruz yaparız üçüncüsü bir çorbayı yaparız. Mesela diyoruz Sultan Nevruz’da uyan Alim Uyan zamanın geldi yeşil revan gibi bendinden boşan dolaş şimdi Yemen’i yeşile döşen, iyiyle türlüler kuşan Uyan Alim zamanın geldi. Yezit’in başına darbeler yıkılır müminlerin kalbi sıra çekilir sancağımız Kazova’ya dikilir Uyan Alim Uyan zamanın geldi. Ondan sonra geliriz bir şeyler yaparız çorbalar yaparız.

Ne vakit yaparsınız çorbayı.

Çorbayı bunlar bayramı güdüyor. O zaman artık birbirlerine yakın oluyorlar. Sultan Nevruzla çorba bir akşam tuttuğum nevruzu ertesi akşam çorbayı böyle zamana gelir.

Başka biri: 36 senede bir araya geliyor.

Dede: Şimdi mesela çorbaya geldik değil mi şimdi biz burada bunun matemini ne kadar tutuyoruz ne kadar tutmuyoruz ama Allah’ım bin bereket versin bu kadarını kaybetmedik diye biz kendi kendimize gurur duyuyoruz. Ali iyi söyledik Ali için ama şimdi Sultan Nevruz’a geldi, çorbaya geldi. Bu çorbada sen bilmen lazım hepsini, sen bunların hepsini bilince şimdi bak temiz yerlerde nasıl ama şimdi burada Babailerin dedeleridir. Şimdi bizde baba erenler muhabbeti birinci Otman Baba Kuranını söyleriz. Otman Babanın Kuranı onunla Bektaşiler onunla uyarmaz.

Bu söyleşiler şurada yayınlanmıştır:

Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Araştırma Merkezi, Hacı Bektaş Dergisi 37. Sayı, Bahar 2006