ALEVİLİĞİN TARİHSEL BAĞLARI GÜÇLÜDÜR

ALEVİLİĞİN TARİHSEL BAĞLARI GÜÇLÜDÜR

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin DOĞAN, son günlerdeki güncel olayları dün akşam Cem tv ekranlarından değerlendirdi. Bazı kesimlerin,günümüzde Aleviliği asimile etme gayret ve çabalarının sonuçsuz kalacağını belirtmiştir.Çünkü Alevilik tarihsel bağları bakımından oldukça güçlüdür.  Asimile etmeye  hiçbir kimse veya kurumun gücü asla yetmeyecektir.Güçlü olan ayakta kalır.Yüzyıllardan beri yapılan hertürü baskı ve katliamlara karşın, eğer bugün Alevilik yaşıyor ve Alevilerin ibadet yeri olan Cemevleri  hertürlü engellemeye  ve zorluklara karşın sayıları hergün artıyorsa  bu durum Alevi inancının çok güçlü bir inanç olduğunun göstergesidir dedi. Burada biz Alevilerin asla endişe etmemeleri gerektiğini dile getirerek, başka inanç gurupları Aleviliğin bu evrensel ve rasyonel bakışı karşısında endişe edebilirler, ancak bizim asimile olmak gibi en ufak bir endişemiz bulunmamaktadır demiştir.

 

Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Cem TV ekranlarında merak edilen soruları yanıtladı.

 

“Güçlü inanç sistemi zayıf inanç sistemine karşı asimile olur mu?”

“Diyanet İşleri Başkanlığı Alevi dedelerini içine almak istemiyor. Neden? Zaman zaman reaksiyonlarla karşılaşıyorlar. Alevi, Şafi Sünni … kimseye ayrımcı muamale yapamaz. Yapmamalı. Bu başkanlıkta hem Alevi hem Şafi hem Müslüman olacak. Bunu tartıştık Lozan Anlaşmasına göre azınlıkların bazı hakları var dendi. O Lozan’da kalmış. Bugünün Türkiye’sinde bana tanıdığı hakkı onlara tanımamız gerekir. Bunu kim kabul edecek dedi. Benim yaklaşımım şu oldu madem ki Alevi dedelerini almıyorsunuz siz onlardan korkuyorsunuz dedim kendi inanç bilginiz yetersiz. Yetersiz olduğu için siz asimile olursunuz dedim. Aynı tezi bugünde savunuyorum. Mevlana’yı,Yunus Emre’yi, Pir Sultan’ı Ahmet Yesevi’yi,Tevfik Fikret’i okuyan Aşık Veysel’e Mahsuni’ye kadar binlerce kültür zenginliğine sahip olan bir inanç sistemi daha zayıf olan bir inanç sistemine asimile olur mu? Bunun en önemli örneği Romadır. Roma Atina’yı işgal etti. Ama Yunan medeniyeti bunları kavradı. Asimilasyon kültür üstünlüğü ile olur. Para ile olmaz. Üstün kültür daha zayıf olan kültürü asimile eder. Aleviler o bilgiye sahip değilse bu devletin kusurudur bunu düzeltecektir. “

“Başbakan onlardan medet umuyor”

“Mevlana’yı Yunus Emre’yi sevmeyen var mı? Başbakan onlardan medet umuyor. Medet umacağı büyük bilge kişilerdir. Bunlar Aleviler içinde bolca vardır. Kendi inançlarını öğrensinler. Asimile olmak istemiyorlarsa. Hz. Ali’yi Hz. Hüseyin’i derinlemesine öğrensinler”

“Bu laflar zaaf gösterisidir”

“Başbakan bunu sürekli yapıyor. Onu söyleyince halkı inandırabileceğini zannediyor yanlış. Buna gerekte yok. Kafasının karmasayla dolu olması. Alevilere karşı tavrını önce izah edebilmen lazım. Görevle ilgisini kesiyorsun vali,emniyet müdürü ,kaymakam yapmıyorsun. Bu nasıl alevi sevgisi. Önce akıllı sonra adil olacak. Bu lafları söylemek bir şey ifade etmez. Siyasette bu tür şeyler güç değil zaaf gösterisidir. Dört dörtlük Alevi olmak Hz. Ali gibi yaşamak demektir. Başbakan öyle midir?

“İftara katılmıyorum”
“İftar yemeğine katılmayacağım. Bir takım prensipler vardır. Onlar olmadığında kim olursa olsun hiçbir şekilde katılmam”

1977′den itibaren Camide bizim Cemevi de demeye başladıklarını belirten Prof. Dr.İzzettin Doğan,”Ben elimden geldiği kadar,Cem Vakfı’nı kurdum, Cemevi yapımını teşvik ettim. günümüzde 2 bine yakın cemevi var ve yapılmaya da devam ediyor.Asıl hedefim bunu reddeden hükümetler dize gelecektir. Siyaset sosyoloji, siyaset bilimi diye bir şey varsa hukuk yoluyla dize geleceklerdir. Siz halkı tanımıyorsunuz haksızlık yaptığımız için de oy gelmeyebilir size. İslamın temeli doğruluktur. Doğruluk yoksa o din neye yarar” dedi.

“Yanlışlar içinde de olsa bir adımdır”

“Bu hükümet döneminde önemli denilebilecek tek şey oldu bu da Aleviliğin ders kitaplığına konmasıydı.Yanlışlar içinde olsa bile bu bir başlangıçtır ve barışçı bir işarettir.”

“Osmanlı’da 10 bin, şimdi 100 bin küsür cami var”

“Cami-Cemevi aynı bahçede olsun diye bir teklif geldi Fettullah Gülen’den, ben bu öneriye aşevini ekledim. Caminin fonksiyonlarını yavaş yavaş zamana uydurulmalı. Caminin fonksiyonu 5 vakit namaz kılınan bir yer olmamalı. Namaz kılmaya gelenin karnını doyuramıyorsanız kimsenin camide kalmadığını görürsünüz. Osmanlı İmparatorluğunda o geniş topraklarda 10 bin cami var. Şimdi ise 100  bin küsür. Halende cami yapılıyor. Eğer bu camiler boş kalırsa bir takım fonksiyonları icra etmezse kimse gitmeyebilir. Dünyadaki islamın yükseliş göstermesi devam etmezse çok az kişilerin gittiği kiliselerin durumuna düşebilir.”

“İnsan karnı aç olduğu için suça yönelmemeli. Bu cemevinde çok güzel uygulanıyor. Cemevinde karınlarını doyurup duasını eder insanlar. Dini, Dili, Irkı sorulmaz ayıptır. Yemeğini yer sohbetini eder gider”

“Haksızlık ortaya çıkacak”

“Cami ve cemevi yanyana olduğunda haksızlık daha çok ortaya çıkacak. Sünni kardeşlerimiz ayaklanacak bu nasıl iştir diye. Vatandaşların vicdanlı olduğunu düşünüyorum. Bu vicdanın üzerini siyasetçiler örtüyor.”

İzzettin Doğan, “Uzun bir zamandır bazen gerilla bazen terörist olarak anılan ayrıca asker ve  polisten kimsenin ölmediği bir dönem yaşanıyor. Bozulma eğilimi görülsede bu dönem hala devam ediyor”dedi.

Akil İnsanlar Heyeti ile yapılan bir toplantıda gerçekleşen bir diyalogtan bahseden Doğan, “Tarhan bey, başbakana çözüm sürecinde ikinci aşama için herhangi bir adım atmadınız dedi. Başbakan’da ona siz öyle diyorsunuz ama çekilen PKK’lıların sayısı yüzde 15. Sabırla bekliyoruz dedi. Tarhan bey bunun üzerine bir şey söylemedi. Bende Başbakan’a dedim ki “Siyasette Alevi- Sünni ayrımı üzerine dayandırmak gibi yanlış bir alışkanlığınız var. Bundan vazgeçin, belki bu anlayış kısa süre içinde partinize iyilik sağlayabilir ama uzun vadede derin yaralar alırsınız. O zaman çıkacak sorunlar ağır sonuçlar doğurabilir dedim bu siyaset anlayışınız değiştirin dedim. Bunu ayrıca konuşmak istediğini söyledi. Toplantı sonrası bu konuyu konuştuk ve Başbakan, “Bu konuda iki bakanımı bu konuya atıyorum Bekir Bozdağ ve Faruk Çelik, Alevi sorunu ile ilgili araştırmalar yapılsın. Tartışma boyutları ortaya çıktığında sizi çağıracağım, birlikte değerlendireceğiz” dedi.  Baya zaman geçti henüz çağırılmadım. Başbakan’ın bunu kasti olarak yaptığını düşünmüyorum eminim ki dış politikadan dolayı”şeklinde konuştu.

Alevilerin günahı eline silah almaması mı?

Prof. Dr. İzzettin Doğan,Temel hak ve özgürlükler herkese aittir insanlar arasında ayrım olmaksızın eşit davranılmalıdır. Kürt kardeşlerimize hak tanıyorsunuz peki ya alevilerin günahı onlar gibi eline silah almamak mı? dedi.

“Türkiye’yi çıkmazdan çıkarmak için harekete geçilmelidir”

Türkiye- Suriye arasındaki ilişkileri de değerlendiren Doğan, “Oraya müdahale edebilecek en güçlü ülke Türkiye’dir. Esad Kuzey Irak’taki Kürtlere özerklik vereyim dedi. Dış politikada ki bu durumlar devam ederken hükümetin neden hala muhalefetle görüşmediğini merak ediyorum. Eğer hükümet müzakere teklif etmiyorsa, siyasi partiler  insiyatif kullanıp müzakereye davet etmeli. Cumhurbaşkanı’na gitmeliler. Zorlu bir süreçteyiz. Türkiyeyi çıkmazdan çıkarmak için harekete geçilmelidir” diyerek konuştu.

“Batı bunu zor kaldırır”

“Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki ilişkiye bakalım. ABD,  180’e yakın grup olduğunu söylüyor, El Kaide’lilerin içinde. Bunların hangisine silah vereceksin. Diyelim ki Esad gitti yerine gelecek olan İslam’ın ciğerini yiyenlere mi vereceksin. Batı bunu zor kaldırır.”

“Başbakan’ın ilişkileri var”

“Sayın Başbakan’ın o kısmın bir kısmının lideri ile iyi ilişkileri var mesala Hamas ve Hizbullah’la. Televizyon kanalları görmese de bu ilişkiler var. Amerikalıların tereddütleri de var sanıyorum akıllarına takılanlar da var. Başkan Obama’nın özellikle telefonla konuşurken sopa göstermesi gibi küstahça davranabiliyor.”

“Alevilik yalnız inanç değil, güvenlik sorunudur”

 “Alevilik sorunu yalnız Alevilerin inanç sorunu değildir. Güvenlik sorunudur. Eğer kitle siyasi iktidardan itiliyorsa hor görülüyorsa ülkeler bunları kullanırlar. Uluslararası ilişkilerde bunu anlatmıyorsanız çok eksik anlatıyorsunuz demektir. Nasıl bir ülkeyi 25-30 bin insanı başıboş bırakabilirsiniz. Mevzuatın içinde Alevi kelimesi yok. Sünnilikle ilgili bütün her şey var ama bir tek Alevilik yok. Almanya’da milyonlarca Alevi var ama bir tek Cemevi yok. Siyasi olarak yapmanız gerekirdi.”

Akil İnsanlar Heyeti’nde yer almakla Alevisiz bir barış ve çözüm süreci olamayacağı görüşünü Türkiye’nin gündemine taşıyan Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan Cem TV ekranlarında Cem Medya Grup Başkanı Celal Toprak ve Cem TV Haber Müdürü Pınar Işık Ardor’un sorularını yanıtladı…

Gündeme dair önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. İzzettin Doğan,neden akil insan olarak isim verildiğiyle ilgili “Akil kelimesi uygun değil ben milyonlarca akil olduğuna inanan bir insanım. Ben bu ülkeyi tanıdığı iddiasında olan bir insanım halkıma karşı duyduğum saygı altında da bu yatıyor” dedi.

Akil insanın altında yatan anlamdan söz eden Prof.Dr. İzzettin Doğan,”halkın saygı duyduğu ağırlığı olan tarafsız eleştiri yapan insan tipi olarak akil kelimesinin kullanıldığını düşünüyorum. Ayrıca akil insanlar heyetinde 15 -20 kişi iktidara yakın diğerleri farkı,Marksistten Faşiste kadar farklı yapıya sahip olan kişiler var. Birçok değişik düşüncelere sahip insan tanıdım. Çok önemli bir olaya vesile oldu” şeklinde konuştu.

Türk halkının yeni yenİ demokrasiye geçtiğini belirten Doğan,”Halkı konuşması yeni başladı. Yeni anayasa da neler halkı mutlu eder neler etmez bunların sorulması gerekiyordu bunlar halka soruldu ve halk konuştu” dedi.