Cüneyt Ülsever “CEM VAKFI’NIN AİHM DAVALARI”

Cem Vakfı’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin Aleviler ile ilgili haksız uygulamaları ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) açmış olduğu üç önemli dava kamuoyunda yeteri kadar bilinmiyor. Davaların olası sonuçlarının Türkiye için ne anlama geldiği ise hiç tartışılmıyor!

Ben bugün köşemde konu ile ilgili olarak Cem Vakfı 2. Başkanı kıymetli dostum Doğan Bermek’ten aldığım bilgi notu mahiyetindeki bir mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum.

***

Sn. Ülsever,

Medyada ve kamuoyunda Cem Vakfı tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) açılmış olan davalar ile ilgili epey haber ve bilgi karışıklığı olduğu kanısındayız.

Bu nedenle durumu bilgilerinize özet olarak sunuyoruz.

Cem Vakfı’nın AİHM’de açmış olduğu üç davadan  “Zorunlu Din Dersleri ve Müfredatın Taraflılığı”  ve “Cem Evlerinin elektrik paraları” ile ilgili olan iki dava oy birliği ile Vakıf lehine alınan kararlar ile sonuçlandı.

2005 yılında 1905 kişi ile başlattığımız “Din Dersi Davası’nın” lehimize verilmiş kararı Türkiye tarafından Aralık ayında 90. gün süresi dolarken temyiz edildi. Şimdi temyiz isteğinin sonucunu beklemekteyiz. (Karar verildi. Bilgilendirme altta-CÜ*)  Mahkeme “zorunluluk konusunun” teamüllere ve “İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması”na ilişkin sözleşmeye aykırı olduğu gerekçesi ile Türkiye’yi uyararak, müfredatların bugünkü halleri ile yansız olmaktan çok uzak olduğunu karar altına almıştır. (16 Eylül 2014’te alınan 21163/11 sayılı AİHM kararı.)

Kararın T.C. Adalet Bakanlığı tarafından yaptırılmış çevirisi şu sayfadan incelenebilir; http://www.inhak.adalet.gov.tr/ara/karar/yalcin.pdf

HHH

    2 Aralık 2014’te yine Türkiye aleyhine oybirliği ile sonuçlanan 32093/10 sayılı AİHM kararı Cem Evleri Elektrik bedelleri ile ilgili davanın itiraz süresi ise Mart ayı başında dolacak. Türkiye’nin bu kararı da temyiz edip etmeyeceğini henüz bilmiyoruz. Karar oldukça detaylı ve Cem Evleri davası ekseninde inanç özgürlükleri konusunda ciddi sonuçlar içeriyor. Türkiye’de ayrımcılık yapıldığı, sözleşmenin 9. ve 14. maddelerinin açıkça ihlal edildiği karar altına alınmıştır.

Kararın T.C: Adalet Bakanlığı tarafından yaptırılmış çevirisi şu sayfadan incelenebilir; http://www.inhak.adalet.gov.tr/ara/karar/cumhuriyetci.pdf

***

Üçüncü davamız ise yine 2005 ‘te Başbakanlık aleyhine açmış olduğumuz davadır. Dava Anayasa’nın amil hükümlerine rağmen;

i) uygulamalarda ayrıcalık yapılmakta olduğu,

ii) eşit vatandaşlık kurallarının ihmal edildiği,

iii) bütçeden Alevilere de pay ayrılması gerektiği gibi iddia ve talepler ile açılmıştır. AİHM 62649/10 sayılı dava için 18 Aralık 2014′te aldığı bir karar ile davayı Büyük Daire’de murafaalı olarak (tarafların katılımı ile)  tamamlamayı uygun buldu ve taraflara kararını bildirdi. Her iki tarafın da katılması beklenen duruşma 3 Haziran 2015’te Strasbourg’da yapılacak. Büyük Daire kararları kesin ve temyiz edilemez kararlar olduğu için, bu dava ile ilgili kararın diğer dava kararlarından önce kesinleşmesi de beklenebilir.

***

Sn. Ülsever,

“Alevi Sorunları” başlığı altında karşılaşılan sorunların nerede ise tamamı “İnanç Özgürlüğü” sorunlarıdır. Bugüne kadar alınan iki karar da bu gerçeği bir kere daha kanıtlamıştır. Prof. Dr. İzzettin Doğan başkanlığındaki Cem Vakfı tarafından uzun yıllardır sürdürülen hukuk mücadelesi ile bu davalar dünyanın en saygın uluslararası mahkemesinde sonuçlanacaktır. Ülkemizde “İnanç Özgürlüğü Sorunlarının”  mutlaka hukuk içinde çözüleceğine inanarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

   Bu konular ile ilgili sorularınız ve ilave bilgi isteklerinizi cevaplamaya hazır olduğumuzu da bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla.

Doğan Bermek.

Cem Vakfı II. Başkanı.

***

*Son dakika notu: “AİHM, 2011’de açılan “Mansur Yalçın ve diğerleri” davasında 16 Eylül 2014’te oybirliğiyle aldığı kararda, Türk hükümetinden zaman geçirmeden öğrencilerin zorunlu din ve ahlak kültürü derslerinden muaf tutulmalarını da sağlayacak yeni bir sisteme geçmesini talep etmişti. Ankara, bu kararı kendisine tanınan sürenin son gününde temyize götürdü. İtirazı değerlendiren Büyük Daire’de görevli 5 yargıçtan oluşan panel davayı gündeme almayı gerekli görmedi. (16.02.2015-CÜ) AİHM’den Büyük Daire tarafından alınan kararla ilgili herhangi bir yorum yapılmadı. Bunun nedeni ise panelin başvuruyu gerekçe göstermeksizin kabul etme ya da reddetme hakkına sahip olması. Türkiye’nin itirazının ve temyiz talebinin geri çevrilmesi kararın nihai nitelik kazanması sonucunu doğurdu. Temyiz süreci kapanan dava nihai hal aldığından Ankara, kararın gereklerini yerine getirme ve dikkat çekilen mağduriyetleri giderme konusunda artık adım atmak zorunda.” (Hürriyet-18.02.2015)