ŞEMSETTİN KUBAT (YOKSUL DERVİŞ)

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

1943 doğumlu Seydi oğlu Şemsettin Kubat. Afyon Emirdağ Karacalar Köyü’nden. 11 kitap çalışmam var. Hak Alili Bacı Sultan Dergahı Hüseyni Kolu’ndanız. Orta Asya’dan bu tarafa gelmiş, Osmanlı döneminde çok çileler çekmiş, sürgüne sürülmüş, hapislerde yatmışız. (Kadir Dedemiz üç defa tutuklandı, üç ay hapis yattı. Onun Annesi de üç defa tutuklandı. Yegane suçu, Ali’yi sevmek, Ehlibeyt’i sevmekti. )

1981 Atatürk’ün 100. doğum yılında, Atatürk Destanı ve Şiir Yarışması’nda “Atatürk ve İstiklali” adlı şiirimle birinci oldum. 1989 Yunus Emre Uluslar arası Şiir Yarışması’nda “Aşık Yunusumuza” adlı şiirle mansiyon aldım. Konya Aşıklar Bayramı, İzmir Aşıklar Bayramı, Yunus Emre Aşıklar Bayramı ve Antalya Abdal Musa Sultan Şenlikleri, Karaoğlan, Isparta Senirkent Veli Baba, Eskişehir Sücaaddin Veli ve Battal Gazi gibi tören ve bayramlara katıldım, çeşitli dereceler aldım. Şimdi ise halen halk ozanı olarak hayatımı sürdürmektediyim.

En son CEM Vakfı’nın düzenlediği Anadolu İnanç Önderleri Birinci Toplantısı’na sizin davetinizle katıldım. Çok mutlu oldum.

Ehlibeyt nedir?

Ehlibeyt İmam-ı Ali, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, Fatuma-tı Zehra’dır.

Manası nedir, derinliği nedir? Size neyi ifade ediyor?

Hz. Muhammed Mustafa’nın kızı Hz. Fatıma-tı Zehra’nın evlatlarıdır. Ehlibeyt demek Peygamber Efendimiz’in ev halkı demektir. Bu da Kuran-ı Kerim’in ayetinde açıkça bellidir. “Ey iman edenler, ben sizden hiçbir ücret beklemiyorum, sadece Ehlibeyt’ime muhabbet edin.” Bize Ehlibeyt’i sevmek, farz-ı ayin oldu. Herkes Ehlibeyt’i sevmek zorundadır.

Alevilik Bektaşilik hakkında neler söylersiniz?

Alevi-Bektaşi deyince, Alevilik İmamı Ali’den beri, Bektaşilik Hoca Ahmet Yesevi’den, Hacı Bektaşi Veli’den beri vardır.

Halk ozanlığı nasıl doğmuştur, gelişmiştir?

Ozanlar halkın derdini, tasasını, düşüncesini, duygularını, sevinçlerini, öfkelerini dile getirirler. Halk ozanlığının geçmişi çok eskilere gider. “Halk ozanı milletinin dilidir, felsefesi, düşüncesi, yoludur./Durmadan çağlayan sevgi selidir /Birlik olan her gönüller bizdedir.” İnsanlığa hitap eden, gönüllere hitap eden; din, dil, ırk, mezhep ayırmadan herkese hitap eden insanlar halk ozanlarıdır.

Sevgi, dostluk, aşk, doğa deyince neler söylersiniz?

“Tuttuk sevgi yükünü / kazdık benlik kökünü / her uzağın yakını sevmek sevilmek ile.” Sevgi her şeyin üstündedir. Sevgi her şeyin başıdır. Sevgi ibadetin üstündedir. Sevgi olmazsa hiçbir şey olmaz. Siz bana sevgi nedir demeyeceksiniz de, “Aşık”lık nedir diyeceksiniz. Çünkü aşıkların piri Allah’ın kendisidir. Allah habibine aşık olmuş, hala o sarhoşluğu yaşıyor. Aşıklık Hakk’tan gelen bir duygu ve ilhamdır. Allah habibim, sevgilim diyor. Bunun ötesi yoktur. Sevgi, Hz. Peygamber ve O’nun Ehlibeyt’i’dir. Aşık da Allah’ın kendisidir.

“Gönülden kurtulup benlik kastını / Gerçek seven arar bulur dostunu / Nesimiler gibi yüzüp postunu / Pirin ayağına serenler gelsin” diyorsunuz. Burda derin bir tasavvufi yorumlar var. Dört satıra çok şey sığdırmışsınız. Nesimiler diyorsunuz, Alevilik-Bektaşilik diyorsunuz. Tasavvuftan bahsedelim biraz da…

Tasavvuf çok derin bir konudur. Akıl ve mantığın ötesindedir tasavvuf. Cenab-ı Hakk diyor ki, eğer insanoğlu kıymet ve derecesini bilseydi, ne yerdi ne içerdi, ne uyurdu diyor. Ben kendi varlığımdan halk ettim diyor. Tasavvuf deyince, insanların Hakk’ı gönülde bulmasıdır. Tevazu gerekiyor, her şeyden önce.

İlk şiir denemeleriniz ne zaman başladı?

12 yaşımda şiir yazmaya başladım ve şiirlerimi 1966 yılında saza döktüm. Sazla söylemeye başladım. İsviçre’de, Belçika’da konser verdiğim zaman dostlarım diyorlar ki, biz bu kültürü sizin sayenizde tanıdık.

Çocukluğunuz nasıl bir ortamda geçti?

Ben Emirdağ’da büyüdüm. Emirdağ’da “Ben Aleviyim” demek her insanın karı değildi. Bizim dedemiz her yerde Alevi olduğunu söylerdi.

Son olarak neler söylersiniz?

Sevgi, saygı, aşk hiç eksik olmasın derim.

 

Söyleşi: AYHAN AYDIN, Ekim 1998, İstanbul

Aydın, Ayhan: “Söyleşiler: Şemsettin Kubat (Yoksul Derviş)” Cem Vakfı: Cem Vakfı Anadolu İnanç Önderleri Birinci Toplantısı (16-19 Ekim 1998, İstanbul): Dedelerin, Babaların, Ozanların Görüş ve Düşünceleri. İstanbul 2000: 327-328. (5)

 

ESERLERİ

Kerbelanın Şehitleri İmam Hüseyin, Aşkın Dizileri, Gönülden Sesler, Yüzbin Oldu Yarelerim, Dost Eline Götür Beni, Yunusca.

Nefeslerin Özün, Deyişler, Ufuk Ofset, 1993, Ankara.

Deyişlerin Dilinden, Şiirler, Gürler Ofset, 1997, Ankara.

Duygularla Nefeslerle Evrenseldir Şiirimiz

Güzelleme, Şiirler, Gürler Ofset, Ankara.

 

ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER

 

Sevgi Deyişi

 

Dağları inletti aşkı sevdası

Beş vakit okunan ezana benzer

Hiçbir şeyde yoktur yanık sedası

Dertli sazımdaki düzene benzer

 

Çağlayarak akar aşkın selinde

Kavrulmuş sinesi derdin elinde

Dostun ismi zikir olmuş dilinde

Durmadan söyleyen ozana benzer

 

Sanki gözlerinin bir bakışında

Gönül deryasında gezene benzer

Sevdanın kalemi hilal kaşında

Aşkın kitabını yazana benzer

 

Görünce kendimden geçesim geldi

Elinden badesim içesim geldi

Varıp dertlerimi açasım geldi

Düğümlü esrarı çözene benzer

 

 

Deyiş

 

Cümle kelamın eftali

Ya Muhammed ya Mustafa

Yerde nebi gökte veli

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Sekiz cennet yapısında

Arşı rahman kapısında

Müminlerin kabesinde

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Şaraben tahur ezildi

Cümle engeller çözüldü

Her şeyden evvel yazıldı

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Aşıkların da sezdiği

Manadan gevher kazdığı

İsmi azamda yazdığı

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Yüzdört kitapta şanı var

Elif Lamda nişanı var

Levlake levlak şanı var

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Düldül ile suya giren

Hayber kapısın koparan

Dertlilere derman veren

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Bunlar birdir zahir batın

Ayan etti mucizatın

Sahibidir düldül atın

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Evvel ahır budur sözüm

Budur gönlüm budur gözüm

Vehüvel Aliyyül Azim

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Mim duası var karşısında

Güzellerin bakışında

Kevser ırmağın başında

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Hamim ayın sin kaf sure

Yıkar kala vurur nara

Ayet ayet sure sure

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Gerçek bir Nur idi Hakda

Muhammed ile birlikte

Elif’de sır Be’de nokta

Ya Muhammed ya Mustafa

 

Yoksul Derviş biçaresi

Gezer ağlar avaresi

Yasini Şerif Suresi

Ya Muhammed ya Mustafa


Dünya Çocukları Biz Çocuklar

 

Her yanı gülistan olsun

Ne açılan gülü solsun

Her günü mutluluk olsun

Böyle bir dünya isteriz

 

Hiç kimse olmasın mutsuz

Ne aç kalsın ne de susuz

Bir dövüşsüz bir kavgasız

Böyle bir dünya isteriz

 

Şu dünyada barış olsun

Gönüllere sevgi dolsun

Mutluluğun sazı çalsın

Böyle bir dünya isteriz

 

İşte böyle dünya bırak

Ne atom ne silah gerek

Hemi temiz hemi berrak

Böyle bir dünya isteriz

 

Yaşam boyu bir olacak

Açılalım çiçek çiçek

Mutluluğa açın kucak

Böyle bir dünya isteriz

 

Dostluk bağı çözülmesin

Mutluluklar bozulmasın

Gönüller hiç üzülmesin

Böyle bir dünya isteriz

 

Bacı kardeş bir olalım

Her an ümit var olalım

Şu dünyada hür olalım

Böyle bir dünya isteriz

 

Yedi iklim bucak bucak

Sevgi dolsun kucak kucak

Dileğimiz budur ancak

Böyle bir dünya isteriz

 

Yoksul Derviş’im gerçekler

Solmasın türlü çiçekler

Aydın olsun gelecekler

Böyle bir dünya isteriz

 

Bacı Sultanın

 

On sekiz bin alemle tanışan

Halleriyiz pirim Bacı Sultan’ın

Hikmetullah binbir kelam konuşan

Dilleriyiz pirim Bacı Sultan’ın

 

İkrar verip inkarlardan seçildik

Bu evrende kainata saçıldık

Sümbül reyhan binbir renkte açıldık

Gülleriyiz pirim Bacı Sultan’ın

 

Çamurumuz sevgi ile karıldı

Derman oldu her dertlere sarıldı

İnsanlığa gerçeklere sarıldı

Kollarıyız pirim Bacı Sultan’ın

 

Pirim Hak Halili Bacı Sultan’ın

Ulular ulusu yüce sultanın

Serçeşmeler başı koca sultanın

Ehlileriyiz pirim Bacı Sultan’ın

 

İkrar verdik yüce şaha inandık

Elesti bezminde secdeye indik

İmam Hüseyin’in derdine yandık

Allarıyız pirim Bacı Sultanın

 

Secdem kıblem Ortaören’in düzünde

Arzumanım Hakhalili kızında

Durmadan yürürüm onun izinde

Yollarıyız pirim Bacı Sultan’ın

 

Yoksul Derviş yüce şahın muhtacı

Gönüllere diktik sevgi ağacı

Efendim sultanım başımın tacı

Dallarıyız pirim Bacı Sultan’ın

 

 

Nevruziye

 

On iki aydır bekliyorum yolunu

Hoşgeldin sultanlar sultanı Nevruz

Muhabbetin yağmaladı gönlümü

Hoşgeldin sultanlar sultanı Nevruz

 

Dağlar taşlar secde kılar bugüne

Sular coşar huruş eyler bugüne

Bütün nebat secde eder bugüne

Hoşgeldin sultanlar sultanı Nevruz

Kırklar üçler beşler ile derilir

Hızır İlyas dahi burda görülür

Derviş olanlara berat verilir

Hoşgeldin sultanlar sultanı Nevruz

 

Sevinç göz yaşını döker mevcudat

Bütün sahralardan kopar bir feryat

Yeryüzünde bayram ediyor nebat

Hoşgeldin sultanlar sultanı Nevruz

 

Velayet tacını vurundu Ali

Saadet hırkasın büründü Ali

Melek secde etti bilindi Ali

Hoşgeldin sultanlar sultanı Nevruz

 

Erenler sancağı alır eline

Ali Zülfikarı bağlar beline

Bak ne söyler cümle kurt kuş diline

Hoşgeldin sultanlar sultanı Nevruz

 

Şu Yoksul Derviş’in bayramı bugün

İmam Ali dünyaya geldi bugün

Erenler sancağı çekildi bugün

Hoşgeldin sultanlar sultanı Nevruz

 

Methi Ali

 

Yüzdört kitap cem olmuştur dilinde

Şeriat tarikat anın elinde

Can baş feda eden dinin yolunda

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

Hak arslanım dedi melekler tabi

Kurtlar kuşlar bile verdi cevabı

Lakabına ad koydular turabı

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

Oniki yaşında cevlana gelen

Hendek Savaşı’nda meydana gelen

Binlerce küffara Zülfikar çalan

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

Bir nara haykırıp Zülfikar çalan

Amri bin Abdutu ikiye bölen

Elli günlük yoldan bir demde gelen

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

O billur dağına çıkıp da inen

Denizde balığın üstüne binen

Mıknatıs Kubbeyi bin pare kılan

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

Arş alayı kaplar yüzünün nuru

Sevgili resulun hem alemdarı

Hazreti Fatıma sevgili yari

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

Kevser ırmağına sakilik eder

Hazreti Muhammed’e vekillik eder

Cümle düşmüşlere şefaat eder

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

Zülfikar belinde parlayıp gider

İsmini sorarsan Haydarı Kerrar

Peygambere olmuş idi alemdar

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

İnkar eden Ali’yi kördür o münkir

Ne inkar edersin gözlerin kördür

Ali’de düldül hem Zülfikar vardır

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

Hasan’la Hüseyin yanar çırağı

Behişt makamıdır anın durağı

Hakkın düldülüdür anın burağı

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

Dergahımız gavsın dergahındandır

İrşadımız Hakkın halendendir

Sohbetimiz Ali sohbetindendir

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

Bacı Sultan durur hem irşadımız

Ehlibeyt yolunda itikadımız

Kırklarla Ali’ye sohbet ederiz

O Hakkın Arslanı Hazreti Ali

 

Medet pirim Abdul Kadir efendim

Hak Halili dergahına sığındım

Yoksul şefaatını umuben geldim

Sensin Hakk Arslanı Hazreti Ali

 

Her Yönüyle Afyonkarahisar

 

Antikler sütunlar süsler

Bunca anı bunca hisler

Demir’inden gelen sesler

Afyonkarahisar’ında

 

Oyma kabartma resimler

Kayalardaki cisimler

Yüze gülen tebessümler

Afyonkarahisar’ında

 

Yazılı Anıt Kayası

Bereket Feyiz Kayası

Rahip Ruhban Ev Kayası

Afyonkarahisar’ında

 

Kral tanrıça hatunu

Atın üstünde sütunu

On bir rahibe hatunu

Afyonkarahisar’ında

 

Ayazın Halvet Hanesi

Kırk Kızların hikayesi

Üç Kızlar anıt kayası

Afyonkarahisar’ında

 

Efsanesi sayılmıyor

Anlatmaya doyulmuyor

Sanki kitaplar almıyor

Afyonkarahisar’ında

 

Etiler’dendir kalesi

Üzerinde Kız Kulesi

Tarihi Gezler Kalesi

Afyonkarahisar’ında

 

Kalenin iki kapısı

Frigya Mürşil yapısı

Amaryom yedi kapısı

Afyonkarahisar’ında

 

Cevhere Naime Hatun

Harcadı binlerce altın

Güzel bir su aldı satın

Afyonkarahisar’ında

Afyon kültür hazinesi

Emirbaba efsanesi

Tekke Mevlevihanesi

Afyonkarahisar’ında

 

Kral beylik emirşahlar

Hükümdarlar padişahlar

Gazi Sultan cerullahlar

Afyonkarahisar’ında

 

Çok evliya sultan yatar

Ne türkü ne destan yeter

Karaca Ahmet burda yatar

Afyonkarahisar’ında

 

Emirdede Emir Sultan

Hamza Fakı Balcam Sultan

Hak Halili Bacı Sultan

Afyonkarahisar’ında

 

Kervansaray Külliyesi

Sayısızdır evliyası

Şol Eba Poşi velisi

Afyonkarahisar’ında

 

Altmışdört gözlü köprüsü

Osmanlı’nın mimarisi

Bu güzel tarih mirası

Afyonkarahisar’ında

 

Eserleri antik çağı

Kültür dolu her bucağı

Osmanlı sahip sancağı

Afyonkarahisar’ında

 

Lala Paşa Rüstem Paşa

Sultan Murat Kasım Paşa

Kılıç Arslan geçti başa

Afyonkarahisar’ında

 

Binbeşyüz yıla dayanan

İmaretler hamamlar han

Şaheseri Mimar Sinan

Afyonkarahisar’ında

 

Gedik Ahmet Paşa hana

Ulu Cami kütüphane

Çok sevgili Kadın Ana

Afyonkarahisar’ında

 

Hoş havası suları var

İlim irfan yuvası var

Hastalara şifası var

Afyonkarahisar’ında

 

Öğünmeli Türk Ulusu

Kültürü tarih dolusu

Her tarafı şifalı su

Afyonkarahisar’ında

 

Çavuş Dede Çavuş Dayı

Kılıçla böldü kayayı

Harıl harıl aktı suyu

Afyonkarahisar’ında

 

Maden suyu bir incidir

Her dertlerin ilacıdır

Yarışmada birincidir

Afyonkarahisar’ında

 

Sodaları ılıcası

Gazlı gölü kaplıcası

Eber Gölü çaplıcası

Afyonkarahisar’ında

 

Seyit suların coşması

Sakarya Nehrin taşması

Bacı Sultan’ın çeşmesi

Afyonkarahisar’ında

 

Karadirik’ten çekilir

İlkbahar seli sökülür

Eber Gölü’ne dökülür

Afyonkarahisar’ında

 

Karamık’da acı gölü

Lale sümbül çiğdem gülü

Sultan divaniler yolu

Afyonkarahisar’ında

 

Seydilerde taş ocağı

İscehisar’ın bucağı

Her yanı mermer ocağı

Afyonkarahisar’ında

 

Topak ev Türkmen Oymağı

Meşhurdur sütü kaymağı

Başa çıkar mı saymağı

Afyonkarahisar’ında

 

Ali Çetinkaya komutan

Düşmana ilk kurşunu atan

Şair ozan şehit yatan

Afyonkarahisar’ında

 

Tarih dolu yaprağımız

Bir hazine toprağımız

Dalgalandı bayrağımız

Afyonkarahisar’ında

 

Türkiye’min kurtuluşu

Atatürk zafer savaşı

Kocatepe anıt başı

Afyonkarahisar’ında

 

Atatürk’ün abidesi

Duyuluyor zafer sesi

Yaşanır bayram havası

Afyonkarahisar’ında

 

Burda şeker fabrikası

Bolvadin çayda sekası

Blok tuğla fabrikası

Afyonkarahisar’ında

 

Genç kızlarda el dokuma

Nakış nakış gül dokuma

Halı kilim çul dokuma

Afyonkarahisar’ında

 

Dazkırı’da gül yağları

Muttalip viran bağları

Meşhurdur haşhaş yağları

Afyonkarahisar’ında

 

Bu mirası koruyalım

Kültüre sahip olalım

Yoksul Derviş’i bulalım

Afyonkarahisar’ında

 

Avrupa’da İşçilerimiz

 

Avrupa’ya giden işçilerimiz

Neler kaybetmedi neler yitirdi

İşte bütün anne bacılarımız

Neler kaybetmedi neler yitirdi

 

Binlerce genç hanımını boşadı

Gurbet ilde ayrı ayrı yaşadı

Gidince her sorun bitecek sandı

Neler kaybetmedi neler yitirdi

 

Kimi köydekini sattı götürdü

Kimisi de servetini batırdı

Kimisi yabancı kadın getirdi

Neler kaybetmedi neler yitirdi

 

Oğlumuz kızımız bizim değildir

Gayrıyı demeye lüzum değildir

Bu sözlerde asla çözüm değildir

Neler kaybetmedi neler yitirdi

 

Kızlarımız gitti yabancılara

Tutulduk çaresiz bu sancılara

Ne deriz doğacak o sabilere

Neler kaybetmedi neler yitirdi

 

Kiminin yaşama çağı kalmadı

Kiminin duyduğu saygı kalmadı

Kiminin insanlık bağı kalmadı

Neler kaybetmedi neler yitirdi

 

Kimisi yurduna dönüp gelemez

Kimi eşe dosta selam salamaz

Kimi öz derdine çare bulamaz

Neler kaybetmedi neler yitirdi

 

Kimi kısmetinden canından oldu

Kimi inancından dininden oldu

Kimi şöhretinden şanından oldu

Neler kaybetmedi neler yitirdi

 

Evler yaptı bir sanayi kurmadı

Gelenler de geri döndü durmadı

Kimisi de hiç farkına varmadı

Neler kaybetmedi neler yitirdi

 

Çoklarının yuvaları yıkıldı

Çoklarının temel taşı sökülsün

Bazının nişanesi yok oldu

Neler kaybetmedi neler yitirdi

 

Deyiş

 

Cem oldular bize bugün muhibler

Cümbüş ile nice vedak saz oldu

Tekbir aldı bugün Kırklar erenler

Kulağıma yanık bir avaz oldu

 

Melekler sedası tuttu cihanı

Cebrail getirdi Şahı Merdanı

İsrafil Mikail yeterdi anı

Ol Şahı Merdan’ı gören göz oldu

 

Erenler sedası deldi bağrımı

Yaktı Allah yandırdı ciğerimi

Terk eyledim hırsı nefsi varımı

Ali için niyaz ile naz oldu

 

Secde kıldı tapusunda melekler

İnler avaz ile yedi felekler

Ali idi cümle Kırklar erenler

Gitti bu kış yine yaz bahar oldu

 

Yoksul Derviş bunu gördü eyvallah

Kuruldu tarikat açıldı dergah

Muhammed Mustafa hem oldu agah

Kurdu tarikatı sırrı söz oldu

 

Malatya’da

 

Gelin dostlar hep beraber gezelim

Eğlen bir iki gün kal Malatya’da

Gördüğümüz güzelliği yazalım

Sen de kısmetini al Malatya’da

 

Dünya’ya ün saldı bağı bostanı

Hele Seyit Battal Gazi Destanı

Şehri kuşatmış gül gülistanı

Açılmış rengarenk gül Malatya’da

 

Malatya şehrini yeniden kuran

İslam sancağını yeniden dalgalandıran

Konstantin’i yedi kere deviren

Eser kahramanca yel Malatya’da

 

Eski Malatya’da olan pirleri

Orada yatan Battal Gazi erleri

Ziyaret eden de kutsal yerleri

Bir başka oluyor hal Malatya’da

 

En Güzel Örnek

 

Kurulsa bir sohbet bir üzen dernek

Yunus’tur sevgidir diller içinde

İşte Yunus Emre en güzel örnek

Edepler erkanlar yollar içinde

 

Koskoca evren döndü dolaştı

Mazluma dertliye erdi ulaştı

Cümle alem ile bildi bilişti

Sevdi ve sevildi kullar içinde

 

Ölümsüzdür sevenlerin özünde

Nişanesi vardır gönül gözünde

Coşa geldi aşıkların sazında

Türlü seda verdi teller içinde

 

Lisanı kelamı her sözü Kuran

Bir mesajı vardır; insan ol insan

Aşık Yunus Emre bize bir nişan

Kimseyi incitme haller içinde

 

Gelip dolaştığı çöl incinmedi

Ne zaman ne mekan yıl incindi

Ne bir canlı varlık kul incindi

Sözleri tatlıdır ballar içinde

 

Erenler içinde bir ulu hastı

Sanki her kelamı binbir nefesti

Bütün kainata bir sevgi esti

Sardı şu alemi kollar içinde

 

İnsanlara hizmet için koşardı

Cehaleti dalga dalga aşardı

Bu böyle bir sevgi dolup taşardı

Çağlar durur ol gönüller içinde

 

Koskoca evrende şarkısı vardır

Gönülde makamı mevkisi vardır

Aşık Yunus Emre kokusu cardır

Çiğdemler çiçekler güller içinde

 

 

Gönül beytullahtır görenler hacı

Sözleri dermandır dertler ilacı

Yeşildir diktiği sevgi ağacı

Her an filizleşir dallar içinde

Nerde bir düşkün var gözetmiş görmüş

İlahi aşk ile mevlaya ermiş

Bu Pir Yunus Emre öyle bir deyiş

Tarifi mümkün mü diller içinde

 

Battal Gazi

 

Büyük Türk-İslam öncüsü

Seyit Sultan Battalgazi

Evliyanın goncası

Seyit Sultan Battalgazi

 

Hazreti Peygamber aslı

İmam-ı Ali’nin nesli

Kahramanlıkta yok misli

Seyit Sultan Battalgazi

 

Bu Türk İslam ülkesinde

Kükremiş aslan sesinde

Seyitgazi ilçesinde

Seyit Sultan Battalgazi

 

Heybeti Hamza Pehlivan

Kuvvette ol Şahı Merdan

Kuyudan çekti Şah Meran

Seyit Sultan Battalgazi

 

Fethedip Bizans’ı yıktı

İslam sancağın çekti

Zulmeti kökünden söktü

Seyit Sultan Battalgazi

 

Kafirler ölür sesinden

Ödü kopar çehresinden

Dağlar inler narasından

Seyit Sultan Battalgazi

 

Büyük Türk İslam özüdür

Lakabı Battalgazidir

Hanımı Taryon kızıdır

Seyit Sultan Battalgazi

 

Hünkar Hacı Bektaşi Veli

 

Horasan’dan kalktı kanat açarak

Köseğisi geldi ateş saçarak

Kırşehir üstünde geldi uçarak

İşte Hacı Bektaş Veli dediler

 

Tasavvufun sağlam aldı mayayı

Yoğurdu da hamur etti kayayı

Düşün de derinden anla manayı

Hünkar Hacı Bektaş Veli dediler

 

Hocası tavafta Mekke dağında

Sıcak katmer ister gönül bağında

Aynı anda geldi kuşluk çağında

İşte Hacı Bektaş Veli dediler

 

Bir kurudu vara bindi de geldi

Darı çeş üstünde namazı kıldı

Hep bütün insanlar hayrete daldı

İşte Hacı Bektaş Veli dediler

 

Sarı köyde bir mahkeme açtılar

Kayalar yürüdü oradan kaçtılar

İnandılar ayağına düştüler

İşte Hacı Bektaş Veli dediler

 

Delik taşta kerameti göründü

Kazanlar kaynadı cemler kuruldu

Lokmalar dağıldı kısmet verildi

İşte Hacı Bektaş Veli dediler

 

Gelin canlar hep beraber analım

Ona hürmet sevgi saygı sunalım

Yoksul Derviş der ki; semah dönelim

İşte Hacı Bektaş Veli dediler

 

Çağırdı Yunus

 

İlahi aşk ile yaktı özünü

Böyle bir ateşte kavurdu Yunus

Bütün gönüllerde çaldı sazını

Herkse sözünü duyurdu Yunus

 

Koskaca evrende döndü dolaştı

Aradığı öz özüne ulaştı

Güreş tutup nefsi ile güreşti

Evvela nefsini devirdi Yunus

 

Yardımlaşıp işi kolay kılalım

Sevip sevilelim gönül alalım

Dedi dostlar gelin tanış olalım

İnsanı birliğe çağırdı Yunus

 

Umut verdi sevinç verdi herkese

Zaten Hakkın emri idi bu yasa

Bütün dünya kulak verdi bu sese

Sevip sevilelim diyordu Yunus

 

Yoksul Derviş der ki; fedakarlığı

Her şeyden kutsaldı insan varlığı

Yok etti ortadan karamsarlığı

Zulmeti sevgiye çevirdi Yunus

 

Bosna

 

Gel kardeşim sen de gör

Saraybosna kan ağlıyor

Görenlerden bir haber sor

Bosna halkı kan ağlıyor

 

Ölenlerin hesabı yok

Çoluk çocuk kadın en çok

Aç perişan yiyecek yok

Hep insanlar kan ağlıyor

 

Evi barkı binaları

Hep söküldü sineleri

Yavruların anneleri

Bu insanlar kan ağlıyor

 

Tarihi eserler göçtü

İnsanlar dağlara kaçtı

Onulmaz yaralar açtı

Hep insanlar kan ağlıyor

 

Mimar Sinan’ın köprüsü

Göçtü bin yıllık yapısı

Kültür varlığının hepsi

Bu insanlar kan ağlıyor

 

Varlığından yoktur eser

Mekanları olmuş hasar

Her şeyden umudu keser

Hep insanlar kan ağlıyor

 

Duymalıdır bütün insan

Hak yarattı o da bir can

Her varlıktan kutsal insan

Bu insanlar kan ağlıyor

 

Bu bir vahşettir doğrusu

İnler analar yavrusu

Bu bir insanlık çağrısı

Hep insanlık kan ağlıyor

 

Gayrı bu feryadı duyun

İnsan haklarına uyun

Haksızlığa bir dur deyin

Bu insanlar kan ağlıyor

 

Borcumuz yardıma koşmak

Hep bu dertleri paylaşmak

Hakkın emri yardımlaşmak

Hep insanlar kan ağlıyor

 

En yakın bizim komşumuz

Müslümandır kardeşimiz

Oradaki yurttaşımız

Hep insanlar kan ağlıyor

 

Çoluk çocuk sızlıyor

Sineleri eziliyor

Bizlerden yardım gözlüyor

Hep insanlar kan ağlıyor

 

Evsiz barksız karda kışta

O masumlar küçük yaşta

Uzun bitmeyen savaşta

Bu insanlar kan ağlıyor

 

Bu insanlar bunca zaman

Hesapsızdır dökülen kan

Kıyılır mı bunlar insan

Hep insanlar kan ağlıyor

 

Mekan tuttu dağda taşta

Kimisi yandı ateşte

Uyanamaz korkar düşte

Bu insanlar kan ağlıyor

 

Kalmadı ekmeği aşı

Dinmiyor gözelerinin yaşı

Ne olur kesin savaşı

Hep insanlar kan ağlıyor

 

Küçük yaşta genç kıza

Başladılar tecavüze

Bu malumdur hepinize

Bak insanlar kan ağlıyor

Yoksul Derviş kan ağlıyor

 

Orman Hakkında

 

Hac sevabı alır bir fidan diken

Ağaç dikmek yetiştirmek ne güzel

Cennetliktir ona bir tas su döken

Ağaç dikip yetiştirmek ne güzel

 

Çalışmak ibadet gayret imandır

Ne yaparsan sağ olduğun zamandır

Doğanın da güzelliği ormandır

Yeşil orman akar ırmak ırmak güzel

Geleceğe köprü kurmak ne güzel

 

Bu ağaçlar bize bir veli nimet

Gelecek günlere olur bir servet

En güzel hazine bundan al ibret

Ormanları geliştirmek ne güzel

 

Yetiştir ormanı kurak kalmasın

Bu cennet vatanım bir çöl olmasın

Çiçekler yetişsin güller solmasın

Fidan çiçek yetiştirmek ne güzel

 

Kitap Sevgisi

 

Evvela lisanı kelam konuşan

Anlatan heceyi dil kitap oldu

Varıp her konuda akıl danışan

Sorulara cevap bil kitap oldu

 

Bir kitap var oku insan içinde

Mektebi tahsili irfan içinde

Güzel ahlak edep erkan içinde

Kainata giden yol kitap oldu

 

Okumakla tüm evreni dolaştık

Ülkelere uluslara ulaştık

Türlü çiçeklerden aldık çalıştık

Kovanda petekte bal kitap oldu

 

Bugün Türk dünyası İpek yolunda

Ozanlar şöleni sevgi halinde

Atatürk ilkesi bilim dalında

Sanata uzanan el kitap oldu

 

Yoksul Derviş kitap sevgi okundu

Aşık olan maşuğuna bakındı

Destan destan name name okundu

Sazımdan inleyen tel kitap oldu

 

Pir Sultan Abdal

 

Pir Sultan dedi bismillah

Tevekkeltütealallah

Hak Muhammed habibullah

Pir Sultan Abdal dediler

 

Zincir kar etmez koluna

Kimse duramaz yoluna

Durmadan sazı çalına

Pir Sultan Abdal dediler

 

Haksızlığa göğüs gerdi

Halkı için canın verdi

Cehalet dağında devirdi

Pir Sultan Abdal dediler

 

Kendi yurdundan sürüldü

Kırklar başına derildi

Koluna zincir vuruldu

Pir Sultan Abdal dediler

 

Ciğerini dağladılar

İki kolun bağladılar

Bütün dostlar ağladılar

Pir Sultan Abdal dediler

 

Bağırdı ey Hızır Paşa

Şu tahtın çalınsın taşa

Dağlar taşlar geldi coşa

Pir Sultan Abdal dediler

Vurdular kızıl tacına

Haksızlık gider gücüne

Çektiler darağacına

Pir Sultan Abdal dediler

 

Böyle bir ummana daldı

Çekip kapıları yoldu

Bütün gönüllere doldu

Pir Sultan Abdal dediler

 

Zincir kırıldı kolundan

Eğlenir mi hiç yolundan

Aşıklar söyler dilinden

Pir Sultan Abdal dediler

 

Baktılar ki darağaca

Paltosu kaldı sadece

Söylediler gündüz gece

Pir Sultan Abdal dediler

 

Cümle alem buna şaştı

Ata binip yola düştü

Kızılırmak’ı da aştı

Pir Sultan Abdal dediler

 

Haktan kısmet alan aşık

Etrafına saldı ışık

Yoksul Derviş böyle aşık

Pir Sultan Abdal dediler

Dostluk

 

Edep erkan dokur tezgahımız var

Bu dostluğa gönül verenler gelsin

İnsan sevgisinden Dergahımız var

Bu erkanı böyle sürenler gelsin

 

Aşkı ilahinin esrarı bizde

Seyreyleyip gören her canlı göze

Bizden ayrı değil hak gönlümüzde

Esrarı hüdaya erenler gelsin

 

Ziyaret ettiğim gönül kabesi

Duyup dinlediğim vicdanın sesi

Halka sunduğumuz hak sermayesi

Pahasını biçen erenler gelsin

 

Arzum kaldı endamında boynunda

Ya Leyla var ya Züleyha soyunda

Sonsuzluğa kadar tarih boyunca

Kardeşlik bağını kuranlar gelsin

 

Hasetten kibirden kinden kaçarak

Cümle gönüllere sevgi saçarak

Bütün insanlara kucak açarak

Kırklar meclisine duranlar gelsin

 

Alemler doludur mehtabımızdan

Gül yüzlüm incinme hitabımızdan

İkilik sözü yok kitabımızda

Birlik kapusundan girenler gelsin

 

Her şeyden bile sevgi şirindir

Nere baksam şu görünen nurundur

Yoksul Divane’yim yaram derinden

Sevgi ilacıyla saranlar gelsin

 

Ana Sevgisi

 

Ana dünyaya bedeldir

Ananın sevgisi baldır

Ananın misali güldür

Dünya ana ahret ana

 

İnsanda sevgi kaynağı

Lale reyhan gül yanağı

Evladın tek dayanağı

Umut ana servet ana

 

Anayla sarılır yara

Anayla bulunur çare

Anlatılmayan macera

Sevgi ana mürvet ana

 

Söylemeye diller yetmez

Kimseler yerini tutmaz

Başka sevgi kabul etmez

Saygı ana sohbet ana

 

Akıl ermez alemine

Saygım vardır hep cemine

Asiye Meryem Emine

Dua ana hizmet ana

 

Tüm insanlar ana ister

Onundur anılar hisler

Yoksul Derviş saygı göster

Anıt ana mabet ana

 

Uçalım Aşıklar

 

Ekber ile Kasım meydana düştü

Kardeşi Abdullah imdada koştu

Şehrüban ana da sır oldu uçtu

Uçalım aşıklar onun aşkına

 

Sakine taşları başına vurdu

Hüseyinin kanına yüzünü sürdü

Zeynep bacım ciğerini kavurdu

Çekelim yasını onun aşkına

 

Muhammed Mustafa Şah İmam Ali

Kuran’ı azimde okunur Veli

Sıratı müstakim Hakkı batılı

Seçelim aşıklar onun aşkına

 

Aşikar eyleme bu gizli sırrı

Ne sitemler çekti ol ebuzeri

İmamı Hasanın içtiği zehri

İçelim aşıklar onun aşkına

 

 

Al kana belendi o siyah saçı

Peygamber soyunun ne idi suçu

Şahım Kerbela’ya çekiyor göçü

Çekelim aşıklar onun aşkına

 

Yoksul Divane’yim gözüm yaşından

Fazlı Abbas geçdi canı başından

Şu dünyanın ekmeğinden aşından

Geçelim aşıklar onun aşkına

 

 

KAYNAK: Günümüz Alevi Ozanları, Ayhan Aydın, Sayfa: 529-548,

CEM Vakfı Yayınları, İstanbul 2004