MURTAZA ŞİRİN

AYHAN AYDIN

 

Murtaza Şirin’le aslında uzun süredir tanışıyorum. Gerçekten benzersiz bir saz ve söz ustası o. Kendisini Cem Radyo’da da konuk etmiştim. Ankara’da yaptığım söyleşilerde de Anadolu’da cemlere katıldığını zakirlik yaptığını, hangi zor şartlar altında karda, kışta hala bu hizmeti yerine getirdiğini söylediği, birçok deyişi çaldığı uzun sohbetlerimizle görüntülerini kayıt altına da almıştım.

Aynı zamanda kendisine yönelttiğim yazılı sorulara da yanıtlar veren şu anda dört yüz hane olarak nitelendirdiği iki bin civarında nüfusu olan Malatya Hekimhan Hasançelebi Kasabası’ndan ve Seyit Ali Sultan ocağına bağlı Murtaza Şirin’la yaptığım görüşmenin tutanaklarını aktarıyorum sizlere.

 

Ozanın kendi ifadesine göre köyünü çevreleyen Alevi köyleri şunlarmış: Kınık, Köylüköyü, Seydi Mehmet, Obuz, Karamukça, Akmağara, Darıyeri, Alağallar, Yeşil Kale, Kötögler, Keşemenoğlar, Bahçedamı, Davulcu.

Pirimiz Seyit Sultan diyen Şirin’e göre pirlerinin tayin ettiği kendi içlerinden seçkin kişiler rehberliklerini yaparlar. Yakınlarında Güvenç’te  Hacım Sultan ocağına bağlı Sadık Baba Türbesi varmış. Türbedeki zatın soyağacı hakkında neler biliyorsunuz?, diyince; Seyit Ali Sultan, Şeyh İbrahimi Veli, Hacım Sultan, Kaba Abdal, diyor. Köyündeki ziyaret yerlerini ise ozan şöyle sıralıyor: Molla Mustafa, Hasan Dede, Hüseyin Noksani Baba, Koca Dede. Çevre köylerdeki ziyaret yerleri ve yatırlar da şunlarmış: Kardeş Kınık köyünde Sadık Baba, Güvenç köyünde Molla Bektaşi, Noksani Aşıkı Baba. Yörede geleneksel olarak Sadık Baba ve Şeyh İbrahim evladı Vayloğ Dede’nin anma etkinliği yapılıyormuş.

Şirin daha çok şu yöredeki cemlere gidermiş: Amasya kazaları ve 7 köyü, Çorum içi ve Mister, Ovacık ve bazı köyler. Köyünüzde, bölgenizde sizin dışınızda talibi olan ocaklar hangileridir?, Sorumuza ise şu yanıtı veriyor ozan: Şeyh İbrahimi Veli, Hacım Sultan, Kaba Abdal.

Belli bir maddi gelirden yoksun, ortaokul mezunu ve Alevi/Bektaşi anma etkinliklerine katılan, özellikle Ankara’daki kurum ve kuruluşların gözde ismi, yüzlerce deyişi ezbere bilen yakın zamanda bir de kitabı yayınlanan Murtaza Şirin, kendisine yönelttiğim soruları yanıtladı.

 

Sizce “Halk Ozanlığı” neyi ifade ediyor? Halkın dili, gözü, kulağı ve haksızlığa karşı kalkanıdır. Halkın derdini dile getirir.

 

Halk Ozanlığının tarihsel geçmişiyle ilgili bilgileriniz nelerdir? Her ülkenin sayılamayacak kadar ozanı vardır. Anadolu Alevi’si ozan yatağıdır. Bunlar 7 büyük ozan kanalıyla ve Dede Korkut kanalıyla İmam  Caferi Sadık’a çıkar oradan Cebrail’e ulaşır, Cebrail yaratana ve yaratılana bütün canlıya aşıktır.

 

Halk Ozanlığı sizce ne zaman ve nasıl başlamıştır? Buna tarih vermek mümkün değildir. İnsanlığın tarihiyle dersek uygun olur.

 

Çocukluk döneminizdeki ailesel ve çevresel şartlarınız nasıldı? Yoklukla mücadele veriyorduk.

 

Köyde mi, kentte mi doğup-büyüdünüz? Köyde doğdum ve 12 yaşında kente göç ettim.

 

Öğrenim durumunuz nasıldır? Ortaokul.

 

Bir Alevi ocağına bağlı mısınız? Seyit Ali Sultan (Kızıldeli).

 

Küçüklüğünüzde ve gençliğinizde cemlerde bulundunuz mu? Küçük yaşta ceme alındım. Çünkü yöremizde keramet sahibi bir zatın Vaylog Dede’nin nazarlaması idim. Bunun için bana ayrıcalık gösterildi. Küçük yaştan beri sayamayacağım kadar cemde bulundum.

 

Sizce dedeler kimlerdir? Dede nesli Muhammet Ali’den Fatima’dan gelir. Seydi saadet olmalı. Birliği donatımıyla donanmalı eğer bilgisi ve kerameti yoksa dilencidir.

 

En çok hangi ozanların şiirlerinden etkilendiniz? Sadık Baba’nın beyitlerini öğrendim ve etkilendim. Şiir ezberleme yeteneğine sahiptim. Yazarken üç kıtalık beş kıtalık beyitleri ezberlediğim oluyordu. Büyüdükçe Hallac-ı Mansur’un felsefesine kapıldım. Yemini, Nesimi, Virani, Fuzuli, Hatayi, Pir Sultan’ın şiirlerini ezberledim ve bu şiirlerden 57 bin aşıkın olduğunu öğrendim. Geçmiş bir repertuara ulaşmak için uğraşıyorum şu anda 15 bini aşkın elimde beyit var.

 

En çok okuduğunuz ya da dinlediğiniz kitaplar hangileridir? Kumru, Gülzar, Saadete Ermişlerin Bahçesi, Kerbela Vakası, Kerbela’nın İntikamı.

 

Bade içme gibi bir durumunuz oldu mu? Sizce size bu ilham nasıl geldi? Olayların karşısında duyguların patlamasıyla yazıyorum.

 

Ozanlıkta bağlamanın yeri nedir? Sazsız ozanlık olabilir mi? Aşığın can yoldaşı, dert ortağıdır. Sazsız insan azadan noksan insana benzer.

 

Bağlama dışında bir çalgı kullanıyor musunuz? Hayır.

 

Şiir yazarken özendiğiniz, örnek aldığınız, ozanlar kimlerdi? Sevgi dolu geçmişteki ozanları örnek aldım.

 

Dünyaya bakışınız, insan, tabiat hakkındaki fikirleriniz nelerdir? İnsan Allah’ın gizlendiği canlı kâbedir. Tabiat ve evren ona hizmet eder bunun için tabiatı koruyup düzenli kullanmalıyız.

 

Şimdiye kadar katıldığınız yarışmalar hangileridir? Kültür Bakanlığının açtığı yarışmaya, Mamak Belediyesi’nin açtığı yarışma, Ankara’nın başkent oluşu ile ilgili şiir yarışması, Hacı Bektaş İnsan Hakları Yarışması, Atatürk Yarışması vs.

 

Aldığınız herhangi bir ödül var mı? Ankara başkent yarışmasında 3 mansiyon ödülü, Hacı Bektaş Evrensel İnsan Hakları Yarışması’nda jüri özel ödülü

 

Yayımlanmış kitabınız var mı?  Yok. (söyleşiden sonra yayınlandı)

 

Kasetiniz var mı? Cemlerde alınan video kaset ve teyp kasetinden halkın elinde bol miktarda var.

 

Sizce Hz. Ali nasıl bir insandı, en önemli özellikleri nelerdir? Hz. Ali kendini insanlığa müspet ilime adamış, Hakk’ı kendinde bulan ve huzur veren, şu akan Fırat nehri ile dünyayı ısıtayım, diyen bir şahtır. İslamiyet’in özü Kuran’ın içeriği ayetlerin tam manası Ali’ye mahsustur. Yani çözümünü Ali yapar diğeri kendi çıkarına yapar. Çünkü Ali insanlığa doğan bir nurdur. Bunu bilen bilir kör olan görmez.

 

Alevi-Sünni farklılaşması ve Alevilerle Sünniler arasındaki kaynaşma hakkında neler düşünüyorsunuz? Çıkarcılar aradan çekildiği zaman hepimiz kardeşiz.

 

Tasavvuf hakkında neler söyleyeceksiniz? Tasavvuf bilimle uğraşan din adamlarının daldığı bir deryadır. Tasavvuf temelde insanı evrenin merkezi gösterir her şey sende başlar sende biter.

 

Yunus Emre, Seyyid Nesimi, Hatayi, Pir Sultan Abdal gibi ozanların şiirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Her ozanın ayrı bir tadı, lezzeti ve açtığı çığır vardır. Yunus’un şiirleri hep sevdiği merkeze aşkını sevgisini sunar. Nesimi onunla birleştiğini söyler, Hatayi onun sırlarını açığa verir, Pir Sultan insanlığı karanlığa karşı kurtuluşa çağırır.

 

Sizce bu isimler neden ölümsüzler arasına katılmışlardır? Bunlar ölmeden evvel ölüp ebedi dirilişe geçmiştir. Buradan menaref sırrına girip Hakk ile nuri vahit olmuştur bunun için onlar ölümsüzdür.

 

Atatürk ismi size neyi ifade ediyor? Atatürk’ün Türk insanına getirdikleri nelerdir? Türk olan vatandaşa gerçek atalık etmiştir, canını, malını, maddi ve manevi her şeyini Türk’e armağan etmiştir. Hiç yoktan bir ulusu yaratmak Müzemmil suresinde müjdelenen Atatürk’e mahsustur.

 

Türkiye’nin geri kalmışlığını nelere bağlıyorsunuz? İçimizdeki devlet, millet ve insanlık düşmanı bulunan Türk görünüp Türk olmayan çıkarcılara bağlıyorum.

 

Sizce bu toplumu neler değiştirebilir? Faziletin erdemliğin değerinin bilinmesi ve anlaşılması değiştirir.

 

Sizce demokrasi nedir? Gerçek bir demokrasinin yaşanabilmesinin şartları nedir? İnsanın kendine sahip çıkmasıdır. Çıkarcı insanların hor görülmesi cemiyetten dışlanması bunların yerini erdemli insanların almasıyla olur.

 

Sizce Halk Ozanları toplumsal olarak ne gibi işlevleri yerine getirmişlerdir? İnsanın canından tatlı daha kıymetli hiçbir şeyi yoktur. Ozanlar insanlık için gözlerini kırpmadan bilim adamlarına pabuç çıkarttıracak derecede canlarını vermiştir, kimisi işkence ile asılmış, kimisi yüzülmüştür.

 

Çağdaş dünya ve Türk yazarları hakkında neler biliyorsunuz? Çağdaş dünyada bütün yazarlar gerçeğe dört elle sarılırken bizim Türk yazarlar sanki çağın ötesinde kalmış gibi tek yönlü yazıyorlar. Bir yazar övgüsünü yaparken yergisini de yapabilmelidir. Ancak gerçeği yazan yazarlarımızda var ama azınlıkta.

 

Halk Ozanlığı geleneğinin günümüzde devam ettiğine inanıyor musunuz? Tam inanmıyorum ama yine de Allah bir ülkeyi ozansız bırakmasın, ozan halkın sesidir.

 

Hangi ozan ve ses sanatçılarıyla dostluğunuz var? Aşık Sefil Selimi, Sinemi, Çırakman, Mazlumi, Coşkun Gönüllü, Kenan Şahbudak ve bütün aşıkları ve ozanları sever sayarım. Ancak başkasının şiirlerini çalanı asla sevmem.

 

Kitap okuyor musunuz? Zamanımın çoğu kitaplarla geçiyor.

 

Sinemaya, tiyatroya gidiyor musunuz? Tiyatroya giderim.

 

Şimdiye kadar kaç Alevi – Bektaşi anma etkinliğine katıldınız? Birçoklarına katıldım.

 

Halk ozanlarının genel sorunları sizce nelerdir? Çözümlenebilmesi için neler yapılmalıdır? Yaşam garantisi.

 

Halk ozanlığında ne gibi değişmeler yaşanmıştır? Halka bir şey vermeyen tamamen kendi lüks hayatına daha da lüks katmak isteyen mana ve anlam katili, müzik katili bazı popçular ve arabeskçiler ozanları geri plana itmiştirler. Bunu ne ozanlar ne de Türk halkı istememektedir. Ancak tepeden inme radyo ve televizyon yayınları zorla halka dinletmektedir.

 

Toplumun ve devletin halk ozanlarına bakışını, yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Toplum ozanı seviyor, ozan devletini seviyor ama devlet ozanına sahip çıkmıyor.

 

Halk ozanlarının geleceği hakkındaki fikirleriniz nelerdir? Ozanı olmayan bir milletin dili kesilmiş demektir. Bunun için ozanına sahip çıksınlar.

 

Elinizde bulunan ozanlarla, ozanlıkla ilgili kaynaklar hangileridir? Kültür Bakanlığının verdiği kitaplar, Metin Turan’dan aldığım ve Ozanlar Vakfı’ndan, Mamak Belediyesi’nden aldığım kitaplar.

 

Hangi ozanların, hangi eserlerini biliyorsunuz? Eski ozanlar çoğunlukta, yenilerini ezberleyemiyorum.

 

Halk ozanlarının sorunlarını giderilebilmesi için hangi kurumlar, neler yapabilir? Bu konuda Cem Vakfı’nın samimiyetine güveniyorum ama maddi olanağının olmadığı izlenimindeyim. Ancak kültür bakanlığıyla diyaloga girilirse çözümlenebilir inancındayım.

 

Ozanlara ekonomik destek sağlanması için neler yapılabilir? Ozanların eserlerinin korunması, kasetlerinin, kitaplarının basılabilmesi için neler yapılabilir? Türkiye içi ve yurtdışı turnuvalar tertiplenebilir ve buradan gelen gelirle eserleri bastırılıp Kültür Bakanlığı’nın da katkılarıyla kalıcı bir çözüme giderilebilir.

 

Dedeler, babalarla ozanlar arasındaki ilişkilerin daha yoğun olabilmesi için neler yapılabilir? İnsanlar konuşarak anlaştığı tarih boyunca görülmüştür. Bunun için belirli günlerde ozan ve dedeleri gruplar halinde çalıştırıp belirli bir günde de grupların tamamını toplayıp geniş bir yerde cem tutturarak bunları birbirleriyle kaynaştırmalıdır.

 

Murtaza ŞİRİN

 

(Aşağıdaki yazı ve şiirler Tüm Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Topluluğu Derneği Yayınları tarafından 2005’da Ankara’da yayınlanan, Aşk Dönünce, Şiirler, isimli kitabından alınmıştır.)

 

Malatya ilinin Hekimhan ilçesine bağlı Hasançelebi bucağında 1943 yılında doğmuştur. Babası İsmail, annesi Zehra’dır. Derviş Ali torunlarından olup, zamanın âşıklarından Âşık Noksani Baba’yla dostluk kurmuş, ondan ders almıştır. İlkokulu köyünde, gece ortaokulunu Ankara’da bitirmiştir. 1955’te gurbete çıkmış, 1963–1966 yılları arasında askerlik görevini tamamlamıştır. 1968–19881 senelerinde Ankara Belediyesinde memur olarak çalışmış, 1981’de istifa ederek işinden ayrılmıştır. Aşık dünyaya gelişini şöyle anlatır: Zehra Anamın oğlan çocuğu durmadığından Şah İbrahim Veli evladı Vayloğ Dede tarafından, tercüman cemine çağırılır ve kurban pişirilen ocakta yalın ayak ateş üzerine çıkarılarak “Şah Merdan Ali’nin olsun” diye bir lokma sunulur. Aradan altı ay geçer babamla anam Göğpınar mevkiinde ekin dererken oradan geçen Vayloğ Dede ikisini de çağırır. “Bu bacımızda erenlerde emanetli karnında ki çocuğun sırtında. Muhammet Mustafa’nın mührüne işaret beyaz ben ve Derviş Ali soyunda işaret sol tarafında bir ben bulunacak. Bu emaneti iyi koruyun, ben olmayınca da ismini koymayın” der. Gün gelir doğum sancılarında üç gün üç gece can pazarında gider gelir. Yine Hasançelebi’ye görgü cemine gelen Vayloğ Dede haberdar olur, Kerbela’dan gelen tespihini suya batırır,  Nadali duasını okur “Bu suyu bacıya içirin oğlan çocuğu dünyaya sesiz gelecek, korkmasınlar”der. Çocuğun iki ay ismi konmaz. Babası köy odasında isminin konması için sıkıştırılır, çocuğa isim koymak için abdest almaya giden İsmail Şirin’e, Vayloğ Dede rast gelir ve “çocuğun adı benim babamın adı MURTEZA olsun der”. Çocuk üç yaşına geldiğinde Ablası Hatice dışarıda seyran ettirirken gaipten bir seda yükselir” verelim Muhammed’e salavat” denir. Ve çocuk çığırır, oradan geçen hocanın oğlu Mehmet Ali ve Hilmi Çınar “Allah Allah biz böyle biz bir şeye şahit oluyoruz” der. Ve çocuğun sünnet olduğu görülür. O yörede buna peygamber sünneti, derler.

Ozanımız küçük yaşta saz çalmaya başladı. Repertuarında binlerce usta malı nefesler bulunmaktadır. Ezberinde binlerin üzerinde beyit ve duaz bulunmaktadır. Yurt genelinde konserlere, davetlere katılmıştır. Yarışmalarda ödüller almıştır. Alevi Bektaşi felsefesini derinlemesine araştıran, bu konularda geniş bilgi edinen ozanımız kendi yazdığı şiirlerinde genellikle tasavvuf konularını işlemiştir. Ayrıca günümüzde pek bilinmeyen satranç türü şiirler de yazmaktadır. Davet edildiği cem törenlerinde cem zakiri olarak İmam Cafer-*i Sadık postuna oturup 12 hizmeti yürütür. Kendi eserlerinde mahlas olarak; KUL MURTAZA-KUL ŞİRİNİ-KURBANİ isimlerini kullanmaktadır.

Ozanımız 2000 yılında açılan Kültür Bakanlığı’nın Cem Zakiri imtihanını kazanmış olup, Kültür Bakanlığı’nda kaydı bulunmaktadır.

Tüm Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Topluluğu Derneği üyesidir.

 

 

Şiirlerinden Örnekler

 

UĞRAŞ YAVRUM BİLİM İLE

 

Uğraş yavrum bilim ile hizmet eyle halka karış

Bilim ile iç içe özüne in doğru alış

Hizmet eyle özüne in kendini ver candan çalış

Halka karış doğru alış candan çalış budur yarış

 

Deryadan su alsan eğer o miktarca azalacak

Alsan eğer sen bilimden bir çığ gibi çoğalacak

O miktarca bir çığ gibi senden halka dağılacak

Azalacak çoğalacak dağılacak yayılacak

 

Fazilete bir yol gider yolcu isen bilgi gerek

Bir yol gider senden ona gel bu sırrı çözde görek

Yolcu isen bu sırrı öğren öğret ister yürek

Bilgi gerek çözde görek ister yürek budur sürek

 

Bazı insan sinsi olur seni sever şekel yakın

Sinsi olur sen bilmezsin onu tanır ilmel yakın

Seni sever onu tanır ondan kaçar aynel yakın

Şekel yakın ilmel yakın aynel yakın hakkel yakın

 

Alim odur kul Murtaza-m dünyayı bir pula almaz

Kul Murtaza-m kendin tanı cahil olan kendin bilmez

Dünyayı bir cahil olan yönetirse canlı kalmaz

Pula almaz kendin bilmez canlı kalmaz gerçek ölmez

 

MERSİYE

 

Kerbela çölünden geliyor matem

Hakikati halka yayan biz olduk

Çok öldük dirildik etmedik sitem

Kendi cenazesin yuyan biz olduk

 

Dört köşede zuhur ettik her yerde

Cahilin gözüne çektik bir perde

Sırrımızı bildirmedik namerde

Mert oğlu mertlere ayan biz olduk

 

Zalim sitem etti çektik alıştık

KUL ŞİRİN’m gizli gizli buluştuk

Bir üzümü kırk pay ettik bölüştük

Açar ile lokma yiye biz olduk

 

DUAZ İMAM SARILMIŞ

 

Yolum dost bağına düştü uğradım

Gül yaprağa yaprak güle sarılmış

Hayli seyreyledim aldım muradım

Bülbül güle gül bülbüle sarılmış

 

Muhammet Ali’dir gülün goncası

Allah’a açılmış elin nicesi

Yedullah ayeti elin yücesi

El gerçeğe gerçek ele sarılmış

 

Hasan Hüseyin’den Zeynel’e Bakır

Cafer Kazım Rıza ilmini okur

Taki Naki Asker Mehdi’ye şükür

Yol bunlara bunlar yola sarılmış

 

Hak ile hak olmuş iç içe girmiş

On iki bir olmuş alemi sarmış

Kuran kainatı bak nasıl kurmuş

Kıl sırata sırat kıla sarılmış

 

Hayat kıldan ince ŞİRİN MURTEZA’m

Anlıyorsan anla daha ne yazam

Baş akıl üretir dildedir nizam

Dil yaşam yaşam dile sarılmış

 

SEMAH

 

Muhammet miraçtan selam getirdi

Kırklar Meclisi’ne vardığı zaman

Edep erkan ile posta oturdu

Ulunuz kim deyip sorduğu zaman

 

Biri kırka kırkı bire yazıldı

Cümlesi de bir katara dizildi

Bir keşküle kırk damla kan süzdü

Muhammet neşteri vurduğu zaman

 

Kan kana karıştı ayır dediler

Muhammet gördü ki birlik idiler

Bir üzümü kırk pay edip yediler

Salman keşkülünü verdiği zaman

 

Ol şerbetten biri içti mest oldu

Cümlesi de cümlemize dost oldu

Hu dediler iki cihan ses oldu

Muhammet semaha girdiği zaman

 

Esiridi Kırklar cümlesi coştu

Muhammed’in tacı başından düştü

Kırk pare ettiler Kırklar bölüştü

Beline kemerbest sardığı zaman

 

Yirmi üç can vardı on yedi bacı

Cümlesi de yere göğe duacı

Semah oldu mümin kulun miracı

Şahı Merdan yolu kurduğu zaman

 

Seksen bin Urumun Erinden kaldı

Doksan bin Horasan Pirinden kaldı

Şemsi Tebriz’inin yarinden kaldı

Yunus Tabtuk’una erdiği zaman

 

Semah oyun değil bir ibadettir

Hakk’tan insanlığa bir hidayettir

Hakk’adır menzili hak nihayettir

Mümin ikrarında durduğu zaman

 

Biz döneriz bütün evren dönüyor

Manadan almayan bizi kınıyor

ŞİRİNİ’yi gören deli sanıyor

Aşkın dalgaları sardığı zaman

 

YOL KAN AĞLIYOR

 

Çıkarcı Dededen bir de âşıktan

Dört kapı kırk makam yol kan ağlıyor

Karanlığın dostu kaçar ışıktan

Bizim halimize el kan ağlıyor

 

Bunca kitap indi bunca ayetler

Bunca mersiyeler bunca ağıtlar

Niçin şehit oldu bunca yiğitler

Kerbela denilen çöl kan ağlıyor

 

Kaldırdı semahı bir de tevhidi

Çıkar için andı hem Ehlibeyt’i

Yetiş Abdal Musa Ali Seyidi

Cahilin elinde erkân ağlıyor

 

İnsanlık içindir akan gözyaşım

Şahit olsun yer gök Hacı Bektaş’ım

İyi dinle bizi canım kardeşim

Sazımız iniler tel kan ağlıyor

 

İyiyi kötüyü seçip görelim

Bu yolu erkânı doğru sürelim

ŞİRİNİ der gonca güller derelim

Dikenin elinden gül kan ağlıyor

 

ALIÇ AĞACI

 

Ben Hünkâra gölge oldum koku saçtım dağlara

Meydan okudum zamana nice uzun yıllara

Dalım kolum bağladılar uğradım yüz bin zara

Dilim yoktur ki söylesem şikâyetim Kırklara

 

Yarın kıyamet gününde varacağım mahşere

Hürmet etmek böyle midir Hacı Bektaş Hünkâr’a

 

Bedenimden dallarımdan açtılar yüz bin yara

Kimisi taş kimi çivi kimisi de nal para

Beni böylece kuruttu nice ol yüzü kara

Nasıl da işkence eder ikiyüzlü maskara

 

Yarın kıyamet gününde varacağım mahşere

Hürmet etmek böyle midir Hacı Bektaş Hünkâr’a

 

Bir damla su bir gıdaya hasret gitti çıyanım

Ben bir alıç ağacıyım görenlere ayanım

KUL ŞİRİNİ’ye dilekçem budur halim beyanım

Hünkârı gerçek seveni ben halimle duyanım

 

Yarın kıyamet gününde varacağım mahşere

Hürmet böylemidir Hacı Bektaş Hünkar’a