COŞKUN GÖNÜLLÜ


Halk ozanlığı geleneğini sürdüren genç fakat güçlü ozanlarımızdan birisiniz, her şeyden önce bize kendinizi tanıtmanızı istiyoruz…

İsmim COŞKUN GÖNÜLLÜ. Mahlas olarak ismim ve soyadımı yer değiştirerek GÖNÜLLÜ COŞKUN diyorum. 24.04.1955’te Yozgat’ın “Bayatören” Köyü’nde doğdum. Lise mezunu evli ve iki çocuk babasıyım. Ankara’da bir kamu kuruluşunda işçi olarak çalışıyorum. Babam Mustafa Gönüllü şair olduğu için şiirin içinde büyüdüm diyebilirim.

Toplumsal sorunları işleyen, insan dostluğunu, birliğini, kardeşliğini, eşitliğini savunan şiirleriniz var. Türkiye’nin toplumsal sorunları sizce nasıl çözülebilir? Halk ozanları, toplumsal sorunlar karşısında genellikle duyarlı insanlar. Bu duyarlılıktan bir netice alınamamasını neye bağlıyorsunuz?

Her şeyden önce bizim ülkemiz gibi ülkeleri dışardan ve içerden sömürenler var. Kalkınmasını istemeyenler var. Kısacası emperyalizm ve onun işbirlikçileri var. Ayrıca bilimin rehberliğini kabul etmeyen gericiler var.

Cumhuriyet rejimini, demokrasiyi, laikliği, özgürlükleri önemseyen, bunların çağdaş toplumun vazgeçilmez unsurları olduğunu savunan bir ozanımızsınız. Bu yargımı şiirlerinizi okuduğum için verebiliyorum. Uygar bir topluma ulaşmak için sizce neler yapılabilir? Eğitimin bu alandaki önemi nedir? Sanatçılara ne görevler düşer böyle bir topluma ulaşmak için?

Bunları etkisiz hale getirmenin yolu ilerici, yurtsever ve demokrat unsurların bir araya gelip örgütlenmesinden geçer. Bu ilerici unsurlar büyük bir potansiyel güç oluşturduklarında yani meclise girip ülke yönetiminde söz sahibi olduklarında toplumun bilinçlenmesine önem verip, ulusal iradenin adaletli bir şekilde Meclis’e yansımasını sağlarlarsa mahkemelerin tam bağımsız olmalarını sağlarlarsa, enflasyonun, işsizliğin ortadan kalkmasına çaba harcarlarsa, insan haklarına önem verirlerse, fikir özgürlüğünden yana olurlarsa kısacası demokrasiyi kurum ve kuralları ile işler hale getirirlerse bütün sorunları çözmüş olurlar.

Ozanların duyarlılıktan netice almamaları:

1-     Halkın kültür düzeyinin düşüklüğü, örgütsüz oluşundan;

2-     Ozanların bilinç olarak halkın, gerisinde oluşundandır. (istisnalar hariç), Bir söz vardır: kendisini yenilemeyen toplumu yenileyemez. Ozanlar ne kadar gelişmiş, bilinçlenmiş olurlarsa o oranda topluma yararlı olurlar. Yol gösterici ışık tutucu konumuna gelebilirler.

Alevi toplumunun içinden gelen birisi olarak; Aleviliği nasıl tanımlıyorsunuz?

Alevilik bilimin rehberliğine inanan, paylaşımdan yana olan yetmiş iki millete bir gözle bakan, hayatın merkezine insanı alan; Tanrı’ya ulaşmanın tek yolu olarak insana hizmet etmeyi bilen bir yaşam biçimi, bir felsefe veya bir dünya görüşüdür diyebiliriz.

Hangi ozan ve sanatçılardan etkilendiniz?

Yunus Emre, Pir Sultan, Karacaoğlan, Seyrani. Yaşayanlardan; Çırakman, Kul Hasan, Mahzuni, Hüdai, Aşık Yener, Mahmut Erdal, Arabi, İsmail İpek, Emini Düştü.

Cemlerde bulundunuz mu? Tanıdığınız ünlü dedeler var mı? Sizin yörenizdeki cemlerden bahseder misiniz?

7-8 yaşlarında birkaç defa bulundum. Ondan sonra çevremden uzak kaldığım için bulunamadım. Tanıdığım ünlü dede yok.

Sizce halk ozanlığı nedir? Nasıl ve ne zaman doğmuştur?

Halk ozanları, toplumunu iyi tanıyan, toplumun dili, kulağı, gözü olabilecek kapasitede bilge kişilerdir. Ozanlık Orta Asya’da doğmuştur. İslamlıktan önce de var idiler. Kırgızlarda baskı, Altaylarda kam, Oğuzlarda ozan, aşık, şair kalem şurası diye değerlendirilmişlerdir. İslamiyet öncesi Türklerde baskı, kam, şaman, ozan gibi adlarla anılmışlardır. Bulundukları toplumun her şeyi ile ilgilenmiş, sorunlarına çözüm aramışlardır. Halk ozanı bir yerde çağının tanığı olmakla sorumludur. Kendi toplumunu, tarihini ve dünyayı iyi tanımak zorundadır. Sürekli kendisini yenileyerek bilgi birikimine sahip olmalıdır. Üretici ve yaratıcı olmalı, söylenmemişi söylemeye çalışmalıdır. Zulme, kötüye, çirkine muhalif olmalıdır.

Ozanlar vatanına, ulusuna, laik cumhuriyete gönülden bağlı insanlar olduğu halde devletten en ufak bir destek görmemişlerdir. Çoğu sigortasız, güvencesiz, başka başka işler yapmaktadır. Geçimini sanatın dışında aramaktadır. Halk kesimi, ozanları kendi içinden birisi olarak görmüş, hep sevip saymıştır. Maalesef devlet aynı ilgiyi göstermemiştir. Yöneticiler, rahatlarının bozulmaması için kendilerini destekleyen, olumsuzluklara muhalif olmayan, boyun eğen, kaderci ozanları ödüllendirmiştir. Devlet sanatçısı yapmıştır. Toplum ekonomik, kültürel, sosyal olarak değişikliğe uğradıkça ozanlar da koşullara göre değişmişlerdir. Şiirlerinin içeriği toplumun içinde bulunduğu duruma göre yönlenmiştir.

 

ANKET SORULARINA YANITLAR

 En çok hangi ozanların şiirlerinden etkilendiniz?

Yunus Emre, Pir Sultan, Karacaoğlan, Dertli, Seyrani.

En çok okuduğunuz kitaplar hangileridir?

En çok Fakir Baykurt’un, Yaşar Kemal’in, Aziz Nesin’in, Uğur Mumcu’nun kitaplarını okudum.

İlk şiir tecrübeleriniz nasıldı. Ne zaman şiir yazmaya başladınız?

Babam şairdir, şiirin içinde büyüdüğüm için 16-17 yaşlarında şiir yazmaya başladım.

Dünyaya bakışınız, insan, tabiat hakkındaki fikirleriniz nelerdir?

Dünyayı tabiatı özenle korumamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü ondan başka yaşanılacak yer yok. Her insanı bir dünya gibi görüyorum. Yaratılmışların en azizi biliyorum. Dünya insanlarının kardeş olduğuna inanıyorum. Din, dil, mezhep, kültür, renk ayrılıklarını zenginlik olarak görüyorum.

Şimdiye kadar katıldığınız yarışmalar hangileridir? Aldığınız herhangi bir ödül var mı?

Hacı Bektaş şiir yarışmalarına katıldım. Hacı Bektaş’ta 3 kez üst üstte birincilik ödülü aldım.

Sizce Hz. Ali nasıl bir insandı, en önemli özellikleri nelerdir?

Anadolu Aleviliğinin Hacı Bektaşi Veli’nin yolundan gittikçe yaşayacağına inanıyorum.

Hz Ali’yi, Hz. Muhammed’in en yakını, İslamın kılıcı, adaletçi, mazlumun yanında, yiğit ve mert bir insan olarak tanıyorum.

Kerbela ve Hz. Hüseyin için neler söyleyeceksiniz? Niçin tüm Alevi-Bektaşi ozanları sizce Kerbela için matem şiirleri yazmışlardır? Kerbela Olayı size ne ifade ediyor?

Hz. Hüseyin’i ilkeleri ve inancı uğruna, canı pahasına da olsa, taviz vermeyen kişi olarak tanıyorum. Kerbela olayı bütün haklı, mazlum ve doğru insanların onurlu mücadelesine örnek olmuştur. Ozanlar daima haklının yanında oldukları için matem şiirleri yazılmıştır.

Alevi-Sünni farklılaşması ve Alevilerle Sünniler arasındaki kaynaşma hakkında neler düşünüyorsunuz?

Biz Türkler Alevisi Sünnisi; Orta Asya’dan gelen insanlarız. Arabistan’da çıkan ikiliğin devam etmesini gereksiz buluyorum. Biz Türkleri ilgilendirmediğine inanıyorum. Ayrıntıda farklı farklı düşünsek de ortak noktamızın insan oluşumuz olduğundan, kaynaşmamızın hoşgörü temelinde mümkün olacağına inanıyorum.

Tasavvuf hakkında neler söyleyeceksiniz?

Tasavvufa Tanrı ile evren, evren ile insan ilişkilerine, yaradılışa anlam vermeye çalışan bağımsız bir düşünce yolu diyebiliriz.

Yunus Emre, Seyyid Nesimi, Hatayi, Pir Sultan Abdal gibi ozanların şiirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu isimler neden ölümsüzler arasına katılmışlardır?

İnsanlığa yol gösterdikleri, ışık tuttukları daima gerçekleri yazdıkları için ölümsüzler arasına katılmışlardır.

Atatürk ismi size neyi ifade ediyor? Atatürk’ün Türk insanına getirdikleri nelerdir?

Bir dahi idi, ismini duyunca güneşi hatırlıyorum. Ümmet olan bir toplumu ulus haline getirmiştir. İnsanımızı kulluktan vatandaşlık bilincine eriştirmiştir. Herkesi hukuk önünde eşit kılmıştır.

Türkiye’nin gerikalmışlığını nelere bağlıyorsunuz?

Gerikalmışlığımızı 1946’dan beri Atatürk ilkelerinin uygulanmamasına bağlıyorum.

Sizce bu toplumu neler değiştirebilir?

Bilimin, aklın rehberliğinde eğitimin gelişmesi, insanların çalışması değiştirebilir.

Sizce halk ozanları toplumsal olarak ne gibi işlevleri yerine getirmişlerdir?

Türk kültürü’nün, dilinin hatta kimliğinin yaşamasına, günümüze kadar bozulmadan gelmesine en büyük katkıyı sağlamışlardır.

Çağdaş dünya ve Türk yazarları hakkında neler düşünüyorsunuz?

İnsanlığa yol gösteren, ışık tutan büyük insanlar olarak görüyorum.

Günümüz çağdaş Türk yazar ve sanatçılarından birisiyle tanışıklığınız var mı?

Mustafa Ekmekçi ve Rıza Zelyut’la tanıştım.

 

Söyleşi: AYHAN AYDIN, 1999, Ankara

 

ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER

 

Ozanların Geleneğinde

 

Ta Orta Asya’dan gelmiş bugüne

Öz var ozanların geleneğinde

Bellekten belleğe kalmış bugüne

Söz var ozanların geleneğinde

 

Tüm Anadolu’nun eri, kadını

Kalbe yazmış Yunus Emre adını

Sokmamış dergaha eğri odunu

Düz var ozanların geleneğinde

 

Hatayi, Fuzuli, Mansur çok ince

Nesimi tasavvuf mimarı bence

İsmi kopuz imiş bin yıl önce

Saz var ozanların geleneğinde

 

Karacaoğlan coşmuş coşmuş dinmemiş

Pir Sultan yolundan geri dönmemiş

Hakk’ın aşkı, halkın aşkı sönmemiş

Köz var ozanların geleneğinde

 

Köroğlu hasmını çok vurmuş ani

Dadaloğlu gibi mert var mı hani

Türk kültürü, dili, kimliği yani

Biz var ozanların geleneğinde

 

Emrah, Dertli, Şenlik herkesçe ayan

Seyrani babaya çok azmış uyan

Aşık Sümmani’yi mest olmuş duyan

Haz var ozanların geleneğinde

 

Ruhsati’yi anıp hakkını öden

Çırak Mesleki’yi o usta eden

Sevgi, barış, dostluk yolunda giden

İz var ozanların geleneğinde

 

Gelmemiş Neyzen’den iyi ney çalan

Yok Serdari kadar kıtlıkta kalan

Veysel’deki gibi gönülde olan

Göz var ozanların geleneğinde

 

Gönüllü Coşkun’um adadım seri

Keşke olabilsem bu yolun eri

Hiçbiri çağından kalmamış geri

Hız var ozanların geleneğinde

 

Bizim Evde

 

İçim kan ağlıyor gülmez oldum

Bir günüm geçmiyor hoş bizim evde

Elim dolu dolu gelemez oldum

Her gün buzdolabı boş bizim evde

 

Geceler midemiz kızar soğana

Uyumaz gözüm bakar tavana

Alıştık hep çoluk çocuk yavana

Artık pişmez oldu aş bizim evde

 

Çoktandır sofraya gelmiyor kaşık

Bu yüzden mutfakta olmaz bulaşık

Su kesilir, bazı da ışık

Dertler ne bir, ne de beş bizim evde

 

Ara sıra alıp bir kilo pasta

Gidip gelmez olduk eşe dosta

Birimizden biri olursa hasta

O zaman işimiz yaş bizim evde

 

Gönüllü Coşkun’um demeyin niye

Geri dönsem olmaz gidemem köye

Seçimde bunlar hiç gelmesin oya

Hep birden çatıldı kaş bizim evde

 

Yazık Sana

 

Dostum sevgi pınarından

İçmemişsin yazık sana

Yakınından kenarından

Geçmemişsin yazık sana

 

Önce aç sen sana kolu

Sendeki sen senden ulu

Sen o sana giden yolu

Seçmemişsin yazık sana

 

Gökyüzünde bulunmaz Hakk

Arıyorsan kendine bak

Çok demiştim bana kulak

Açmamışsın yazık sana

 

Öğrenseydin eğer dünü

Yüceltirdin sen bugünü

İnsanlığın mahsulünü

Biçmemişsin yazık sana

Bu Gönüllü Coşkun’a bak

Verir sanma haksıza hak

Cehaletten yine uzak

Kaçmamışsın yazık sana

 

Bayramlar

 

Dostlar artık bütün ağlayanları

Güldürmeye sebep olsun bayramlar

Yar yitirenlere sevdiği yari

Buldurmaya sebep olsun bayramlar

 

Eğer düşünürsek inceden ince

Herkesin doymaya hakkı var bence

Dünyadan açlığı hep bir an önce

Kaldırmaya sebep olsun bayramlar

 

Son versin yürekler gareze, kine

Bir daha savaşlar olmasın yine

Bütün silahları deniz dibine

Doldurmaya sebep olsun bayramlar

 

Çıkmasın dillerden ahlı bir hece

Tüm analar rahat uyusun gece

Bu güzel dileği aynen böylece

Oldurmaya sebep olsun bayramlar

 

Sevgiden yapılsın kalplerin süsü

Kalmasın kimsenin dargını, küsü

Gönüllü Coşkun’a barış türküsü

Çaldırmaya sebep olsun bayramlar

 

Örgütlensek

 

Dostlar bundan sonra bizi

Soyamazlar örgütlensek

Yiye yiye hakkımızı

Doyamazlar örgütlensek

 

Akıtmadan terlerini

Bin ettiler birbirilerini

Bizim suyla kirlerini

Yuyamazlar örgütlensek

 

Bu yurdu bin yıldan beri

Götürdüler geri geri

Çağdışı yoz kültürleri

Yayamazlar örgütlensek

Düşmanı biz gömdük yere

Şahittir dağ, bayır, dere

Dal boylu koç yiğitlere

Kıyamazlar örgütlensek

 

Der Gönüllü Coşkun yandık

Biz hep bunu kader sandık

Aydınlara kafir, zındık

Diyemezler örgütlensek

 

Yiğit

 

Düşmanım da olsa severim onu

Vurmaz yere düşüp kalanı yiğit

Ağzında bal olur söz, sohbet, konu

Asla hiç söylemez yalanı yiğit

 

Hayatı boyunca düşse de gama

Satmaz kendini şöhrete, nama

Kimsenin hakkına göz dikmez ama

Affetmez hakkını alanı yiğit

 

Ne zalimden yılar ne zordan bıkar

Önündeki engel dağ olsa yıkar

Gözü gibi korur hep sahip çıkar

Serini sevdaya salanı yiğit

 

Yaşamaz boynunu hiç eye eye

Yurt için katlanır bütün her şeye

Bir savaş olsa gitse cepheye

Dövüşür dolanı dolanı yiğit

 

Gönüllü Coşkun’um dosdoğru işi

Keşke olabilsem öyle kişi

Hele cömertlikte bulunmaz eşi

Bölüşür elinde olanı yiğit

 

Ben İnsanım Diyorsan

 

Dostum gönül kırma hiç

Ben insanım diyorsan

Kimseyi hor görme hiç

Ben insanım diyorsan

 

Kötülüğü kalpten sil

Temiz olsun el, bel, dil

Ana baba kadri bil

Ben insanım diyorsan

 

Mala mülke tapma hiç

Doğruluktan sapma hiç

Dedikodu yapma hiç

Ben insanım diyorsan

 

Oku bilgi ile dol

Cehaleti kökten yol

Haksızlığa karşı ol

Ben insanım diyorsan

 

Hiç ayırma gel eli

Bırak tutsun el eli

Kendin gibi bil eli

Ben insanım diyorsan

 

Kini bırak sevgi yay

Emeklerin olmaz zay

Her milleti kardeş say

Ben insanım diyorsan

 

Bu Gönüllü Coşkun der

İyi dinle kulak ver

Hiçbir zaman olma şer

Ben insanım diyorsan

 

Benim Adım

 

Canım babacığım incitme onu

Bu dünya yüzünde bir benim anam

Benden daha iyi bilirsin bunu

Kalbinde taşımaz kin benim anam

 

Tertemiz südünü emmişim ondan

Bütün arkadaşlar çok memnun benden

Hiçbir zaman bir şey istemez senden

Yavan ekmek bile yer benim anam

 

Sabah erken kalkar elinde kürek

Önce der malların altını görek

Her zaman gururla dolaşman gerek

Bazen kadın bazen er benim anam

 

Nice zorluklara göğsünü gerdi

Yeyin diye bize çok dürüm verdi

Sakın babanızı incitmen derdi

Sana bağlı sadık yar benim anam

 

Onu fazla yorup üzmekten kaçın

Dövüşüp çekişme hoş ol hoş geçin

Sekiz yavrusunu büyütmek için

Yıllardır döküyor ter benim anam

 

Her zaman her yerde bizleri anar

Bunu düşündükce ciğerim yanar

Onsuz bizim evler zindana döner

Parlayan bir güneş nur benim anam

 

Gönüllü Coşkun’um tam senin dengin

Var mı onun gibi yüreği engin

İster fakir olsun isterse zengin

Çok şükür Allah’a der benim anam

 

 

Kızdı -Softa-

 

Az önce konuştum bir softa ile

Artık gerçekleri gör dedim kızdı

Cehalet yüzünden çok çektik çile

Birazcık kafanı yor dedim kızdı

 

Dedim zora tercih etme kolayı

Oku, öğren bütün gerçek olayı

İnsanı ayırma dinden dolayı

Gavurla Müslüman bir dedim kızdı

 

Düşünen herkese hor hor bakıyor

Kafir zındık diye isim takıyor

Kadın şeytan deyip lanet okuyor

Hayır onlar bize yar dedim kızdı

 

Bilmem bu görüşü kimlerden almış

Gırtlağına kadar gaflete dalmış

Bir erkeğe dokuz kadın helalmış

Yok mu sende namus, ar dedim kızdı

 

Dedi her şey kader bunları bilek

Dedim bu çağdışı görüşü silek

Dedi bizi böyle ağlatan felek

Hatalısın orda dur dedim kızdı

 

 

Gören gözlerine çekmişsin perde

Aklın, fikrin cennet denilen yerde

Senin aradığın huriler burda

Ölmeden birini sar dedim kızdı

 

Gönüllü Coşkun’um git bir alime

Çiğ kalma pişersin yazık haline

O felek sandığn üç beş zalime

Elinden geldikçe vur dedim kızdı

 

KAYNAK: Günümüz Alevi Ozanları, Ayhan Aydın, Sayfa: 109-118,

CEM Vakfı Yayınları, İstanbul 2004