Ayhan Aydın’ın 1995-2000 Yılları Arasında Alevi Ozanlarla Yaptığı Söyleşiler Üzerine…

“BİZLER KENDİ VATANIMIZDA EL GİBİYİZ”[1]

(Ayhan Aydın’ın 1995-2000 Yılları Arasında Alevi Ozanlarla Yaptığı Söyleşiler Üzerine)

Dr. İsmail Engin

1. Genel

Okuduğunuz bu makale, 1970 yılında Şiran/Gümüşhane’de doğan; 1994’te İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü bitiren ve öncelikli olarak Aleviliği–Bektaşiliği konu edinen 26 araştırmacıyla yaptığı söyleşilerle[2] tanınan Ayhan Aydın’ın 33 ozanla (bunlardan Maksudi, kendi beyanına göre, Sünni doğan, diğer 32 ozan gibi, Alevi olan bir ozandır) 1995–2000 yılları arasında gerçekleştirdiği söyleşileri, “veri” olarak değerlendirmek amacıyla kaleme alınmıştır. [3] Bu bağlamda hemen belirtilmelidir ki, söyleşilerdeki veriler, bir halk edebiyatçısı gözüyle[4] ve söyleşi geleneği kapsamında değerlendirilmeyecektir; çünkü, bu satırların yazarı, kültür antropoloğudur. Dolayısıyla konuya antropolojik bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır.

Makalede öncelikle, söyleşilerde;

a)      Ham veri şeklinde rastlanılan

  • doğum yerleri ve yılları,
  • Alevi ocakları,
  • yatırlar–ziyaret yerleri,
  • belirli günler,
  • Alevi yerleşim birimleri

sistematize edilecek,

b)      Verilerin belli başlı diğer çalışmalarda yer alıp almadığı karşılaştırılarak kontrol edilip, okuyucuya kataloglar sunulacak;

c)      Ardından ozanların Aleviliği ve sosyal sorunları içeren mesajları üzerinde durulacaktır.

Mesajların irdelenmesinde–değerlendirilmesinde, onların Aleviler için önemi ve Aleviliğe fonksiyonel katkısı göz önünde bulundurulacaktır. Buna göre:

1)     Ozanların şiirlerinin,

  • onların davranış tarzlarının dışa vurumu olup, olmadığına;
  • şiirlerin, ozanların yetiştiği kültür çevresiyle ne derece ilintili olduğuna;

2)     Ozanların,

  • yetiştiği kültür çevresine (bu Aleviliğe özgüdür) ait hangi belirli “rollerin” taşıyıcıları olduğuna;
  • söz konusu kültür çevresinin, ozanlarda belirli davranış tarzlarının oluşmasına (ki onlar acaba şiirler şeklinde mi dışa vurmaktadır–yansımaktadır?) ne derece katkı yaptığına;

3)     Bu durumun, Alevilikte ve Alevilerde ne tür genelleşen davranış kalıplarına ve “pozisyonlara” yol açtığına bakılacaktır. [5]

2.   Söyleşiler ve Farklılıkları Üzerine

Çalışmada değerlendirilen Adil Ali (Vaktidolu)[6], Kul Hasan[7], Çırakman[8], Gazi Metin[9], Derviş Kemal[10], Aşık Müslim Seyrani (Kumru)[11], Yazıcıoğlu[12], Mahzuni[13], Metini[14], Ekberi[15], Hüdai[16], Durmuş[17], Murtaza Yalçın[18], Gönüllü Coşkun[19], Naçari[20], Yoksul Derviş[21], Esrari[22], Garip Bektaş[23] söyleşilerinin metinleri, değişik dergilerde, gazetelerde ve kitaplarda yayımlanmıştır. Ancak yayımlanmış metinler, Ayhan Aydın tarafından,

  • yeniden gözden geçirilmiş;
  • ozanların ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER eklenerek ve
  • varsa ozanın yayımladığı eserler zikredilerek

yeniden yayına hazırlanmıştır. Kimi ozanlarla yeniden söyleşi yapılmış ve bu söyleşiler, eski söyleşilerle birleştirilmiştir: Müslim Seyrani (Kumru) ile 04. 02. 1998 günü yapılan ikinci söyleşi ve Muharrem Yazıcıoğlu (Yazıcıoğlu) ile 02. 06. 1999 günü Antalya’da yapılan ikinci bir söyleşi gibi.

Bunların yanı sıra, bu makale kapsamında değerlendirilmek amacıyla ele alınan ve aşağıda verilen on iki söyleşi de herhangi bir yerde yayımlanmamıştır:

  • 13. 02. 2000 günlü Ali Sağlam ve Halis Şahin (Birçare) [Pervane ile birlikte] söyleşisi (Cem Radyo/İstanbul);
  • Doğan Türkdoğan (Doğancan) söyleşisi, tarihsiz;
  • Emini Düştü (Emini) söyleşisi, tarihsiz;
  • 1998 tarihli Hasan Kaplan (Kaplani) söyleşisi;
  • 06. 06. 1999 günlü Hasan Kara söyleşisi (Akçaeniş, Elmalı/Antalya);
  • 06. 06. 1999 günlü Hasan Şimşek (Dertli Şimşek) söyleşisi (Akçaeniş, Elmalı/Antalya);
  • 17. 01. 2000 günlü Haydar Hüseyin Çelik söyleşisi (Cem Vakfı/İstanbul);
  • 1999 tarihli İhsani Sırlıoğlu (İhsani) söyleşisi;
  • 02. 06. 1999 günlü Kaya Özlük (Keskinli Haydar) söyleşisi (Antalya);
  • 22. 08. 1998 günlü Osman Dağlı (Maksudi) söyleşisi (Ozanlar Vakfı/Ankara);
  • 06. 06. 1999 günlü Rıza Hasgül söyleşisi (Aşık Hasgül) (Akçaeniş, Elmalı/Antalya);
  • 30. 08. 1999 günlü Şah Turna ve Ozan Şiar [Mahmut Erdal ile birlikte] söyleşisi (Barış Radyo Binası, Bakırköy/İstanbul).

Tarihleri belirlenemeyen söyleşilerin, 1995–2000 tarihleri arasındaki bir zaman diliminde gerçekleştirildiği, Ayhan Aydın tarafından belirtilmiştir. Yine 1995’te gerçekleştirilen Mahmut Erdal söyleşisinin altında “Kendi Dergisi, Aralık-Mart 96/97, Sayı 15-18” ibaresi bulunmaktaysa da bu dergiye ulaşabilmemiz mümkün olmamıştır.

Alevi ozanları kapsayan söyleşi geleneği, 1990’lı yıllardan beri sürekli gelişmektedir[24] ve burada konu edinilen ozanlar, değişik söyleşilerle antolojilere de konu olmaktadır:

a)      Nitekim, Ayhan Aydın’ın söyleşilerinin dışında, söyleşi yaptığı ozanlardan birine ya da birkaçına yönelik, onların ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER verilmeden yapılan kısa söyleşiler vardır: Mahzuni’yle Aleviliğin örgütlenmesi ve iç-sorunlarını[25]; Maksudi’yle[26] sadece siyasi yanlarını ön plana çıkaranlar gibi.

b)      Bunların dışında, burada konuyla ilgili zikredilmesi gerekli Mahzuni’yi, onun Alevilik, müzik ve siyaset üzerine görüşlerini, kısa biyografisini[27] ve şiirlerinden seçmeleri içeren, diğerlerinden ayrılan Nejat Birdoğan tarafından 10 Ocak 1999’da yapılan bir radyo söyleşisi[28] ile Erkal Zenger’in iki radyo söyleşisi[29]; Seyhan Çınar’ın Esrari’yle siyaset, Alevilik üzerine yaptığı biyografi niteliğini de taşıyan, onun ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER veren söyleşi[30] türleri bulunmaktadır.

c)      Biraz sonra sözü edilecek konuyla ilgili antolojilerin dışında, Ayhan Aydın’ın söyleşi yaptığı ozanlardan birine ya da birkaçına yönelik, kısa biyografiler de dikkati çekmektedir: Örneğin Kul Hasan[31], İhsani, Mahzuni, Garip Bektaş[32], Müslim Seyrani[33] üzerine olanlar gibi.

d)      Mahmut Erdal ise, kendi biyografisini kendisi kaleme alan ve ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER sunan[34]; aynı şekilde Alevilere yönelik olumsuz önyargıları ön plana çıkardığı Süleyman Yağız’la yaptığı bir söyleşiyle de dikkati çeken[35]; Mahzuni, Osman Dağlı, Şah Turna, Hüdai, Derviş Kemal, Çırakman, Gönüllü Coşkun, Kul Hasan, Ekberi, Murtaza Yalçın gibi bu eserde de konu edinilen ozanlar üzerine bazen anılarını kaydeden, bazen de onların ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER veren[36] bir ozan olarak karşımıza çıkmaktadır.

e)      Öte yandan Ayhan Aydın’ın yeniden gözden geçirerek yayına hazırladığı söyleşilerde yer alan 33 ozandan Çırakman, İhsani, Adil Ali (Vaktidolu), Kul Hasan, Ekberi, Mahzuni, Emini, Hüdai, Garip Bektaş, Şah Turna, Murtaza Yalçın ve Gönüllü Coşkun’a İsmail Özmen’in hazırladığı antolojinin son cildinde rastlanılmaktadır. Ancak, antolojik bir eserin genel karakterlerine uygun olarak, bu eserde Özmen, adı geçen ozanların kısa hayat öyküsünün yanı sıra kimi şiirlerine yer vermektedir. [37]

f)       Bunun gibi, zaman zaman yayımlanan bazı antolojilerde de söyleşilerde yer alan kimi ozanlar (doğal olarak) bulunmaktadır: Turgut Koca’nın antolojisindeki Adil Ali (Vaktidolu)[38]; Veli Asan’ın antolojisindeki Dertli Şimşek[39]; Naçari’nin antolojisindeki Aşık Hasgül ve Keskinli Haydar(i)[40]; Mamak Belediyesi’nin hazırladığı antolojideki Çırakman, Emini, Gönüllü Coşkun, Mahzuni, Yazıcıoğlu ve Murtaza Yalçın[41] gibi.

Bu bakımdan, konu edinilen söyleşileri,

  • bu tür antolojilerden ayıran en önemli özellik, onun ozanların kendi ağzından hayat öykülerinin yanı sıra gündelik hayatta ön plana çıkardığı hususları ya da “kendilerince kendileri”ni[42] okuyucuya (sorgulayarak) nakletmesi ve
  • yukarıda bir kısmı sayılan diğer söyleşilerden ayıran en önemli özellik ise, bu nakletmede birazdan değinilecek, sınıflandırılacak verilerdir.

3.   Alevi Ozanlarıyla İlgili Belli Başlı Antolojiler ve

      İncelemeler

      3.1 Antolojiler

Alevi–Bektaşi şairleri ya da ozanları üzerine, uzun yıllardan beri değişik antolojiler yayımlanmıştır. Bunlardan ilk akla gelenler, Sadettin Nüzhet (Ergun)’un “Bektaşî Şairleri”[43]; Fazıl Yenisey’in “Bektaşi Kadın Şairlerimiz”[44]; Abdülbaki Gölpınarlı’nın “Alevî Bektaşî Nefesleri”[45]; Cahit Öztelli’nin “Bektaşi Gülleri”[46]; Atilla Özkırımlı’nın “Alevîlik–Bektaşîlik ve Edebiyatı”[47]; A. Celalettin Ulusoy’un “Yedi Ulu’lar”[48]; Ziya Gürel’in “Hak Aşıklarından Deyişler”[49]; İsmail Özmen’in 5 ciltlik “Alevi–Bektaşi Şiirleri Antolojisi”[50]; Turgut Koca’nın “Bektaşi Alevi Şairleri ve Nefesleri”[51]; Mahmut Erdal’ın “Yine Dertli Dertli İniliyorsun: Barışa Semah Dönenler”[52]; Veli Asan’ın “Tahtacı Türkmen Ozanları”[53]; Mamak Belediyesi’nin “Halk Ozanları ile Mamak (Şiir Antolojisi)”[54]; Naçari’nin “Ozanlardan Bir Demet”[55] adlı eserleriyle Ali İhsan Tuncalı tarafından hazırlanan “Emlek Alevî Aşıkları”[56].

Bu antolojilerden kuşkusuz Gölpınarlı’nınki “sınıflandırması”yla ayrı bir önem taşımaktadır.

      3.2 İncelemeler

Alevi şairleri sunan antolojilerin yanı sıra, konuya yönelik bilimsel araştırma-inceleme geleneği de başlamıştır. Kökeni itibariyle “din” ile yakından ilgili şiiri[57] ve dolayısıyla Aleviliği irdeleyen bu tür bilimsel araştırma-inceleme geleneğinin, Türkiye’deki Alevilik–Bektaşilik araştırmalarına belirli bir ivme kazandırdığı söylenebilir.

Nitekim, 1940–1941 yılları arasında “Halk Bilgisi Haberleri”nde “Kızılbaş Şairleri” başlığıyla yayımladığı dizi makalesinin[58] girişinde halk saz şairlerinden pek çoğunun (Kaygusuz, Hatayi, Pir Sultan, Muhiddin Abdal, Kul Hüseyin, Kul Mustafa, Öksüz Dede, Aşık Mir’ati, Berani, Dertli, Emrah, Deli Bürhan, Hıfzı, Hengami, Gedai, Dizari, Ceyhuni, Çınari, Mahfi, Zikri, Gevheri, Yaroğlu, Sailoğlu, Saidi, Tanburi vd. ) “Kızılbaşlar”dan yetiştiğini özenle vurgulayan Vahit Lütfi Salcı, bunlardan Hitabi gibi Bektaşiliğe girenler olduğunu da belirtirken[59], “Kızılbaş şairler”den söz etmenin “abesle iştigal” olmadığının altını çizmekte; onların yarattıkları ve bulundukları şartların çemberlerini kıran ince sanat eserlerinin “mistik” inanışla ahengine dikkat çekmektedir.

Alevi şairleri bir örnek bazında ele alanlardan Sadettin Nüzhet (Ergun)’un “XVII’nci asır Saz şairlerinden Pir Sultan Abdal” adlı incelemesi[60], bu bağlamda önem taşımaktadır. Bu geleneği daha sonra devam ettirenlerden en önemlileri Pertev Naili Boratav–Abdülbaki Gölpınarlı[61]; Annemarie Schimmel[62]; İbrahim Aslanoğlu[63]; Sabahattin Eyüboğlu[64], Cahit Öztelli[65], İlhan Başgöz[66], Rıza Zelyut[67], Mustafa Tatçı[68] ve Nejat Birdoğan’dır[69].

4.   Kavramla İlgili Bir Tercih: Ozan

Aşık için

“Kendisinin veya başkalarının şiirlerini saz eşliğinde çalıp söyleyen ve halk hikayeleri anlatan saz şairi”

(Albayrak 1991: 547)

tanımlamasını yapan Nurettin Albayrak, konusu itibariyle din dışı şiirler söyleyen saz şairlerinin 17. yüzyıldan beri aşık adını aldıklarını, belirtmektedir. Aşık kavramının bundan önce din dışı şiirler söyleyen saz şairlerinden kendilerini ayırt etmek için tekke şairlerinin kullandığı bir unvan olduğunu kaydeden Albayrak, zaman içinde aşık kavramının muhtevasındaki dönüşüme ve değişmeye dikkat çekmektedir. [70] Nitekim, aşık kavramı karşılığında zamanla saz şairi[71], halk ozanı ya da ozan denilmeye başlanmıştır. [72]

Diğer taraftan, Fuad Köprülü de ozanın “Oğuzlar’ın halk şairi-mûsıkîşinası manasında çok eskiden beri kullanılan bir kelime” olduğunu açıklamaktadır[73]. Bununla birlikte, Türkiye’de halk ağzından yapılan derlemelerde ozanın Kilis/Gaziantep, Konya, Kütahya ve Bor/Niğde ile Ula/Muğla’da –ki orada “Ozancı” denilmektedir–, “geveze”; Gökçesu/Bolu’da “sersem, aptal”; Burhaniye/Balıkesir ile Denizli’de “şakacı, güzel ve tatlı konuşan”; Malatya’da ise “dedikodu, dırıltı” anlamlarında kullanıldığı ya da muhteva olarak bu anlamları içerdiği de saptanmıştır. [74]

Bu çalışmada, aşık kavramı yerine ozan kavramı (Türkiye’de halk ağzından yapılan derlemelerde saptanılan anlamlarının dışında; dini ve din dışı şiir üreten saz şairleri anlamında) kullanılacaktır. Çünkü, söyleşilere konu olan kişiler, bazen “Aşık” mahlasını kullansalar da kendilerine “ozan” demektedir. [75]

 

5. Veriler

 

      5.1 Ozanların Doğum Tarihleri ve Doğdukları Yerler

 

Ayhan Aydın’ın söyleşileri, ozanların hayatlarının yanı sıra, onların doğdukları yerleri ve yılları üzerine ayrıntılı bilgilere ulaşmamızı sağlamaktadır. Bu bağlamda edinilen bilgiler, şöyle bir tablonun oluşmasına yardımcı olmaktadır (bkz. Tablo 1):

Tablo 1: Ozanların Doğum Tarihleri, Doğdukları Yerler

(İl, İlçe, Köy Olarak)[76]

 

Doğum Tarihi

Doğduğu Yer

Adı (Kısaltma Olarak)

İli

İlçesi

Köyü

1936

Erzincan Kemaliye Gözaydın (Bezmişen) AdAlAt

1947

Çorum Alaca Çık Hasan AlÇe

1940

Malatya Arguvan Çavuş AlEkGü

1930

Sivas Divriği Şahin AlMe

1955

Yozgat Bayatören CoGö

1956

Kars Selim Laloğlu DoTü

1940

Gümüşhane Şiran Kırıntı DuGü

1943

Tokat Zile Hatıkkanı EmDü

1943

Erzurum Aşkale Özler (Şohuk) GaBe

1938

Sivas Kangal Genç Ali (Kellah) HaŞa

1933

K. Maraş Afşin Emin İlyas HaGö

1958

Yozgat Sorgun Tulum HaKa

1934

Antalya Manavgat HaŞi

1930

Tunceli Çemişgezek Çizmeli (Eynik) HaHüÇe

1930

Çorum Sungurlu Körkü HüÇı

1941

Sivas Divriği Şahin HüGaMe

1930

Diyarbakır Şahhüseyin İhSı

1938

Kırıkkale Keskin Haydar Dede KaÖz

1930

[Yunanistan] KeÖz

1938

Sivas Divriği Şahin MaEr

1939

K. Maraş Afşin Berçenek MaŞe

1958

Hatay Kırıkhan MeŞa

1928

Malatya Arguvan MuYa

1954

Sivas Divriği Bursal [Mursal] MuYal

1938

Erzincan Merkez Günbağı MüSe

1936

K. Maraş Afşin Arıtaş (Hunu) OsDa

1957

Kars OzŞi

1932

Tokat Zile Güzelbeyli (Silis) RıHa

1940

K. Maraş Göksun Yoğunoluk SaOr

1950

Sivas Gürün Kaynarca ŞaTu

1943

Afyon Emirdağ Karacalar ŞeKu

Buna göre:

  • Söyleşi yapılan ozanlar, genelde kırsal kesim–köy doğumludur.
  • Onların hepsi, cumhuriyet döneminde dünyaya gelmiştir.
  • Yaklaşık % 74, 2’sinin çocukluk dönemi, tek partili sistem içinde geçmiştir. (Bkz. Tablo 2, krş. Diagram 1)
  • Ozanların tümü, 1950’lerden itibaren önemli bir ivme kazanan köyden kente göç olgusunu aktif olarak yaşamıştır.
  • Onlar, 27 Mayıs İhtilali’nin; 1971 Muhtırası’nın ve 12 Eylül Darbesi’nin; Malatya, Sivas, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi olaylarının olduğu dönemlerin tanığıdır.

Tablo 2: Ozanların Doğdukları Yıllara Göre Sayı ve Oranları (%)

Yıllar

N

%

1925–1929

1

3, 2

1930–1934

8

25, 8

1935–1939

7

22, 6

1940–1944

7

22, 6

1945–1949

1

3, 2

1950–1954

2

6, 5

1955–1959

5

16, 1

N

31

100. 00


Diagram 1: Ozanların Doğdukları Yıllara Göre Dağılımları: Sayısal Olarak (bkz. Tablo 2)

Tablo 3’te görüldüğü gibi, daha çok Alevilerin sorunlu olduğu yörelerin veya Alevilere yönelik kayda değer olayların yaşandığı yerlerin[77] (diğer yerlere oranla daha fazla) ozan çıkardığı söylenebilir.

Tablo 3: Ozanların Doğdukları İllere Göre Dağılımları[78]

İller

N

%

Afyon

1

 3, 2
Antalya

1

 3, 2
Çorum

2

 6, 5
Diyarbakır

1

 3, 2
Erzincan

2

 6, 5
Erzurum

1

 3, 2
Gümüşhane

1

 3, 2
Hatay

1

 3, 2
K. Maraş

4

 12, 9
Kars

2

 6, 5
Kırıkkale

1

 3, 2
Malatya

2

 6, 5
Sivas

6

 19, 3
Tokat

2

 6, 5
Tunceli

1

 3, 2
Yozgat

2

 6, 5
[Yunanistan]

1

 3, 2

N

 31 100. 00
  • Doğdukları yer açısından Sivas ve K. Maraş, diğer illere göre daha fazla ozan çıkaran iki ildir. Ozanların yaklaşık % 32, 2’si Sivas ve K. Maraş doğumludur. Bu illeri sırasıyla aynı oranlarda olmak üzere Çorum, Erzincan, Kars, Malatya, Tokat, Yozgat vd. izlemektedir. (Bkz. Tablo 3).

      5.2 Ocaklar

 

Aleviliğin en önemli sosyal kurumlarından ve Aleviliğe özgü sosyal zincirin en önemli halkalarından birisi, soy halkalarıyla Hz. Ali’ye ve(ya) Hacı Bektaş’a bağlı olduğu “varsayılarak”, belirli kutsallık atfedilen (veya kutsanan), böylece dini bir nitelik kazanan, akrabalık bağları esasıyla örgütlenen ve baba soyunun izlendiği Anadolu’ya özgü bir tür kast olan “ocak”lardır (ailelerdir). Söyleşilerdeki ozanların bir kısmı, aynı zamanda “ocakzade”dir. Bu nedenle, onlar doğal olarak söyleşilerde kendi ocağının, bazen de bu ocağın bağlı bulunduğu “mürşit ocağı”nın adını zikretmekte; zaman zaman da yeri geldiğinde ocak adlarına rastlanılmaktadır. Söyleşilerde adı geçen ocaklar şunlardır:

Ocak                                                               Ozan

Ağuiçen[79]                                                         AlÇe;DoTü;MaŞe

Ali Abbas[80]                                                      MüSe

Baba Kureyş[81]                                                  DoTü

Baba Mansur[82]                                                 DoTü; GaBe

Dede Gargınlar (Gargınoğulları)[83]                       RıHa

Güvenç Abdal[84]                                                DuGü

Hak Alili Bacı Sultan Dergahı (Ocağı)[85]               ŞeKu

Haydari Sultan[86]                                               KaÖz

Hıdır Abdal[87]                                                    DoTü; HüGaMe

Hüseyin Abdal[88]                                                           AlMe; HüGaMe

Nur-i Cemal[89]                                                    HaHüÇe

Sarıbal[90]                                                          DuGü

Seyyid Sabunlu[91]                                             DoTü

Şah İbrahim Veli[92]                                             RıHa

Şeyh İbrahim                                                   AlEkGü

Şeyh Uşağı[93]                                                    RıHa

Şıh İbrahim[94]                                                    AlMe

Yağmur Uşağı (Yağmuroğulları)[95]                      RıHa

Türkiye’deki Alevi ocaklarıyla ilgili, değişik zamanlarda çeşitli listeler ve veriler sunulmuştur:

Liste halinde olmasa bile, konu üzerine ilk ve ayrıntılı çalışmayı yapanlardan biri olan Nejat Birdoğan, yukarıda sıralanan ve söyleşilerde değinilen ocaklardan “Hak Alili Bacı Sultan Dergahı (Ocağı)”, “Haydari Sultan”, “Nur-i Cemal”, “Sarıbal”, “Şeyh Uşağı” ve “Yağmur Uşağı” ocakları üzerine birşey söylememektedir. [96]

Alevi ocaklarıyla ilgili, 69 ocak ile dergahın adı ve bulunduğu yeri olmak üzere, ilk ayrıntılı listeyi –tartışmalı olmakla birlikte– 1995 yılında hazırlayan, Antalya’da çıkan Cem Gazetesi’nin sunduğu ocaklar arasında da “Hak Alili Bacı Sultan Dergahı (Ocağı)”, “Haydari Sultan”, “Nur-i Cemal”, “Seyyid Sabunlu”, “Şeyh Uşağı” ve “Yağmur Uşağı” ocakları yoktur. [97]

Bir yıl sonra “Alevilikte Dedelik Kurumu ve İşlevleri” başlıklı bir yüksek lisans tezi hazırlayan Ali Yaman, Alevi ocaklarını iki ayrı listede belirtmiştir. Yaman’ın bu çalışmasında hazırladığı listelerde ve daha sonra yayımladığı iki gezi notunda “Hak Alili Bacı Sultan Dergahı (Ocağı)”, “Haydari Sultan”, “Nur-i Cemal”, “Sarıbal” ve “Şeyh Uşağı” ocaklarıyla ilgili kayda rastlanılmamaktadır. [98] Ali Yaman’ın aynı konu üzerine hazırladığı bir yazıda ve eserde sunduğu genişletilmiş listede, bu kez “Haydari Sultan” ve “Sarıbal” ocakları zikredilmektedir. [99]

Doktora tezi ile bugüne değin Alevilikte dedelik kurumu ve dolayısıyla ocaklar üzerine en detaylı araştırmayı yapan Gloria Lucielle Clarke, çalışmasında[100] ocaklarla ilgili listeler de hazırlamıştır. Clarke’nin ilk listesinde –ki o, alan araştırması yapılan ocakları kapsamaktadır– “Ali Abbas”, “Güvenç Abdal”, “Hak Alili Bacı Sultan Dergahı (Ocağı)”, “Haydari Sultan”, “Nur-i Cemal”, “Sarıbal”, “Seyyid Sabunlu”, “Şah Veli”, “Şeyh İbrahim”, “Şeyh Uşağı” ve “Yağmur Uşağı” kaydı yoktur. [101] Clarke, daha sonra sunduğu ayrı bir listede, alan araştırmasındaki görüşmeler sırasında sözü geçen ocaklar arasında “Güvenç Abdal” ve “Şah İbrahim” ocaklarına değinmektedir. [102]

 

      5.3 Yatırlar ve Ziyaretler

 

Ozanlar, kutsal olduğuna inanılan ve sağaltma ya da hayatın çeşitli aşamalarına yönelik umarlar için gidilen, dilek dilenerek adak adanılan ve adak kurbanı kesilen türbe-yatır ve mezarlara ya da doğada bulunan herhangi bir ağaç, tepe, su gibi yerlere, diğer bir deyişle ziyaret yerlerine[103] de söyleşilerde zaman zaman yer vermiştir. Bu tür ziyaret yerleri, halk arasında bazen belirli bir hastalığı iyi ettiğine inanılan bir aile ve soyu anlamında “ocak” olarak da geçer. [104] Diğer taraftan, belirli bir soya–tarikat ulusuna bağlı Alevi cemaatlerinin, bağlı olduğu tarikat ulusunun türbesinin-yatırının bulunduğu “kutsal merkezler” de “ziyaret” yeri niteliğiyle karşımıza çıkmaktadır. [105] Bu bağlamda, söyleşilerde adları zikredilen, yer yer bu üç fonksiyonu üstlenen yatır ve ziyaretler şunlardır:

Yatır ve Ziyaret                                                Ozan

Abdal Dede Tepesi                                          DuGü

Abdal Musa[106]                                                  DoTü;HaKar; HaŞi; RıHa

Baltası Gedik[107]                                                HaKar

Budala Sultan[108]                                               HaKar

Burga Baba                                                     DuGü

Cabbar Dede[109]                                                DoTü

Çatal Baba                                                      HaKar

Duman Baba[110]                                                HaKar

Düzgün Baba[111]                                                DoTü

Elif Ana                                                                       DoTü

Geyikli Baba[112]                                                 HaKar

Hacı Bektaş[113]                                                  DoTü

Hasan Derviş                                                   DuGü

Haydar Baba[114]                                                HaKar

Haydari Sultan                                                 KaÖz

Hızır İlyas[115]                                                      DoTü

Himmet Baba                                                   HaKar

Kafi Baba[116]                                                     HaKar

Karacaahmed[117]                                               DoTü

Keramet Baba[118]                                               HaKar

Kırklar Tepesi                                                   DuGü

Munzur Baba[119]                                                DoTü

Oturak Baba[120]                                                 HaKar

Piri Baba[121]                                                      DoTü

Sevindik Baba[122]                                              HaKar

Seyyit Rıza Dede[123]                                          GaBe

Sücaaddin Veli[124]                                             HaKar

Şahkulu                                                           DoTü; HaKar

Top Ardıç[125]                                                     HaHüÇe

Veli Baba[126]                                                     HaKar

Yedi Kardeşler[127]                                              DoTü

 

      5.4 Belirli Günler

 

Söyleşilerde çok az olmakla birlikte, yer yer belirli günlerde yapılan ve “Türkiye Belirli Günler Takvimi”nde (kutlamalar 1990’lı yıllardan itibaren başladığı için) yer almayan[128]; artık gelenekselleşen Alevi etkinliklerinin adları da geçmektedir:

Etkinlik                                                            Ozan

Burga Baba Anma Etkinlikleri                            DuGü

Kafi Baba Anma Etkinlikleri[129]                           MuYa

Seyyid Battal Gazi’yi Anma Etkinlikleri[130]                       ŞeKu

Sücaaddin Veli Anma Törenleri                         ŞeKu

Veli Baba Sultanı Anma Törenleri[131]                   ŞeKu

 

      5.5 Alevi Yerleşim Birimleri

 

Dikkatli bir şekilde incelendiğinde, ozanların zaman zaman Alevilerin bulunduğu yerleşim birimlerinin adlarını zikrettikleri görülmektedir. Peter Alford Andrews’in “Ethnic Groups in the Republic of Turkey” adlı çalışması[132] örnek alınarak, söyleşilerde geçen ve Alevilerin yaşadıkları yerleşim birimleri tablo haline getirilmiş ve aşağıda sunulmuştur (bkz. Tablo 4):

Tablo 4: Söyleşilerde Geçen Alevi Yerleşim Birimleri[133]

Alevi Yerleşim Birimleri

Kaynak Kişi

İli

İlçesi

Köyü

Afyon Emirdağ Karacalar ŞeKu
Antalya Elmalı Akçaeniş HaKar; HaŞi; RıHa
Tekke HaKar; RıHa
Manavgat HaŞi
Çorum Alaca Çık Hasan AlÇe
Nesimikeş
Sungurlu KaÖz
Körkü [Korku] HüÇı
Dimetoka [Yunanistan] KeÖz
Diyarbakır Şahhüseyin İhSı
Erzincan Kemaliye Gözaydın (Bezmişen) AdAlAt
Merkez Günbağı MüSe
Erzurum Aşkale Altıntaş GaBe
Balım Pertek
Bekolar [Ardıçyayla]
Dallı (Sos)
Deli Hacılar [Tecer]
Han
Kışlak
Komzun
Liç [Sazlı]
Özler (Şohuk)
Penek [Çakalbayır]
Taşlı Çayır
Gümüşhane Şiran Kırıntı DuGü
Yeniköy
Hatay Kırıkhan MeŞa
İçel Tarsus Çamalan MeŞa
K. Maraş Afşin Arıtaş (Hunu) OsDa
Berçenek* MaŞe
Emin İlyas HaGö
Elbistan Gartarna [Kantarma] HaGö
Göksun Yoğunoluk SaOr
Kars Selim Laloğlu DoTü
Kırıkkale Cinğeyli KaÖz
Hasan Dede
Keskin Cin Ali Uşağı
Haydar Dede*
Kırşehir Hacıbektaş EmDü; MuYa
Malatya Arguvan MuYa
Çavuş AlEkGü
Doğanşehir Topraktepe MeŞa
Sivas Divriği Bursal [Mursal ?] MuYal
Mamaş AlMe
Şahin AlMe; HüGaMe; MaEr
Tekke (Avşar)[Avşarcık?] HüGaMe
Yellice [Yerliçay?] AlMe
Yerlice [Yerliçay?]
Gürün Kaynarca ŞaTu
Kangal Gençali (Kellah) HaŞa
Şarkışla Yanyalı [Yahyalı?] RıHa
Tokat Zile Güzelbeyli (Silis) RıHa
Hatıkkanı EmDü
Tunceli Çemişgezek Ahtürk HaHüÇe
Çizmeli (Eynik)
Doğan
Gözlüçayır
Prastik
Sımsor
Üçgek
Hozat Külük [Mezra]
Ovacık Bozhöyük
Çedek MüSe
Yozgat Bayatören CoGö
Sorgun Tulum HaKa

a)      Andrews’in listesinde, bu yerleşim birimlerinden Akçaeniş Elmalı/Antalya; Çıkhasan Alaca/Çorum; Körkü Sungurlu/Çorum; Çamalan Tarsus/İçel; Laloğlu Selim/Kars; Çavuş Arguvan/Malatya; Yahyalı Şarkışla/Sivas ve Güzelbeyli Zile/Tokat’a rastlanılmaktadır.[134]

b)      1990’lı yıllarla birlikte, Prof. Dr. Şaban Kuzgun ve Dr. Ramazan Hurç yönetiminde, Türkiye inanç (dini) coğrafyası çalışmaları başlatılmış, öncelikle “sorunlu” olan yerler / iller ele alınarak, 1994–1997 yılları arasında, toplam on adet yüksek lisans ve doktora tezleri hazırlanmış-hazırlatılmıştır. Bu tezlerin verilerinde, genelde köylerin yeni adlarının yanında eski adları bulunmadığından, ozanlarından edinilen tüm bilgilerin burada bu bazda sınanması, ne yazık ki gerçekleştirilememiş; bununla birlikte, belirlenebilen veriler karşılaştırılmıştır. Bu tezlerde, örneğin

  • 1996 yılında Çorum ilinin “tahminen” % 19. 3’ünün, Alaca’nın % 30’unun, Sungurlu’nun % 13’ünün[135];
  • 1996’da Erzincan ilinin % 32’sinin[136];
  • 1997 yılı itibariyle Erzurum ilinin “tahminen” % 3, 92’sinin[137], Aşkale ve köylerindeki nüfusun % 9. 4’ünün[138];
  • 1996’da Hatay ilinin % 29’unun[139];
  • 1990 yılı nüfus sayımlarından yola çıkılarak K. Maraş ilinin % 11. 7’sinin[140];
  • 1996’da “tahminen” Malatya’nın Arguvan ilçesi genelinin % 74’ünün[141];
  • 1996’da Sivas ilinin % 14’ünün[142]

Alevi olduğu ileri sürülmektedir. “Yüzeysel” olarak bu veriler, Türkiye’de Alevilerin en yoğun yaşadığı bu illerde “beklenildiği gibi olmamakla”, verilerin elde ediliş biçimleri, metodolojik olarak tartışmalı olmakla birlikte, Mehmet Şahan (Esrari) hariç, konuyla ilgili ozanların sunduğu verileri, köy birimleri bazında desteklemektedir.

Bu bağlamda,

1)       Çorum inanç coğrafyası üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlayan Mehmet Çog, 1996 yılı nüfusuna göre,

  • Alaca’ya bağlı Çıkhasan köyünün tümünün[143],
  • Sungurlu’nun yaklaşık % 12.5’inin[144],
  • Sungurlu Korku’nun da tamamının[145]

Alevi olduğuna değinmektedir.

2)       Erzincan inanç coğrafyası üzerine bir doktora tezi hazırlayan Hamza Karaoğlan, 1996 yılı nüfusuna göre,

  • Erzincan Merkez’e bağlı Günbağı köyünün[146] ve
  • Kemaliye Gözaydın’nın tümünün[147]

Alevi olduğunu ifade etmektedir.

3)       Erzurum inanç coğrafyası üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlayan Ali Başkaya’ya göre,

  • Aşkale ilçesine bağlı Çakalbayır (Penek), Dallı (Sos), Özler (Soğik), Sazlı (Liç), Taşlıçayır ve Tecer köylerindeki bütün nüfus;
  • Altıntaş’ın % 41. 8’i

Alevidir. Başkaya, Ardıçyayla (Bekolar) köyüyle ilgili bir veri ise, vermemektedir. [148]

4)       Hatay inanç coğrafyası üzerine bir doktora tezi hazırlayan Adem Tutar, 1996 yılı nüfusuna göre, Kırıkhan Merkez ilçenin tümünün Sünni-Hanefi olduğunu[149] kaydetmektedir. Bu veri, Mehmet Şahan’ın bize sunduğu veriyle çelişkili gözükmektedir. Konuyla ilgili dört olasılık bulunmaktadır:

ü  1958 Kırıkhan/Hatay doğumlu olan ozanın doğumundan sonra tüm Alevi nüfus göç etmiştir.

ü  1958’den sonra burada yaşayan Aleviler asimile olmuştur.

ü  1958’den sonra burada yaşayan Aleviler asimile olmuş, olmayanlar göç etmiştir; bu tarihten sonra bu ilçeye gelen tüm bürokratlar ve bu ilçeye yapılan göçler Sünni kökenlidir.

ü  Konuyla ilgili veriler gerçeği yansıtmamaktadır.

5)       K. Maraş inanç coğrafyası üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlayan Hamza Karaoğlan, 1990 yılı nüfus sayımı verilerini esas alarak,

  • Afşin Arıtaş’ın % 5. 2’sinin[150];
  • Elbistan Kantarma’nın[151] ve Göksun Yoğunoluk’un tamamının[152]

Alevi olduğunu belirtmektedir.

6)       Malatya inanç coğrafyası üzerine bir doktora tezi hazırlayan İskender Oymak, 1996 yılı “tahmini” nüfusuna göre,

  • Arguvan Merkez ilçenin % 93, 5’inin, genelinin % 75’inin, Çavuşköy’ün tümünün[153];
  • Doğanşehir Topraktepe’nin % 95’inin[154]

Alevi olduğunu kaydetmektedir.

7)       Sivas inanç coğrafyası üzerine bir doktora tezi hazırlayan Sıddık Ünalan da 1996 yılı “tahmini” nüfusuna göre,

  • Divriği Mursal ve Şahinköy’ün[155], Gürün Kaynarca’nın[156], Kangal Gençali’nin[157], Şarkışla Yahyalı’nın[158] tamamının

Alevi olduğunu bildirmektedir.

Bu noktada hemen belirtilmelidir ki, Hamza Karaoğlan ve Sıddık Ünalan’ın yaptığı tezlerdeki 1990-1996 yıllarını kapsayan verilerde, özellikle alan çalışmasında elde ediliş açısından metodolojik olarak tartışmalı olmakla birlikte, şu husus dikkati çekmektedir:

v  Günbağı Merkez/Erzincan’da doğan Müslim Seyrani’nin doğduğu köydeki nüfus, 1990–1996 arasında % 8. 6 oranında[159];

v  Gözaydın Kemaliye/Erzincan’da doğan Adil Ali Atalay’ın (Vaktidolu) doğduğu köydeki nüfus, 1990–1996 yılları arasında % 58. 3 oranında[160];

v  Mursal Divriği/Sivas’da doğan Murtaza Yalçın’ın doğduğu köydeki nüfus, 1990–1996 yılları arasında % 35. 7 oranında[161];

v  Şahin(köy) Divriği/Sivas’da doğan Ali Metin, Hüseyin Gazi Metin ve Mahmut Erdal’ın doğdukları köydeki nüfus, 1990–1996 yılları arasında % 58. 4 oranında[162];

v  Gençali Kangal/Sivas’da doğan Halis Şahin’in doğduğu köydeki nüfus, 1990–1996 yılları arasında % 85. 6 oranında[163];

v  Rıza Hasgül’ün sözünü ettiği bir yerleşim birimi olan Yahyalı Şarkışla/Sivas’taki nüfus da 1990–1996 yılları arasında % 45. 6 oranında[164]

“azalmıştır”. 6 yıllık bir zaman diliminde nüfusta bu kadar yüksek oranlardaki azalmalar, normal değildir:

  • Çünkü, 1990 ve 1997 Genel Nüfus Sayımı kesin sonuçlarına göre, iki sayım arasında sayım gününde bulunulan yere göre yıllık nüfus Türkiye genelinde ‰ 15. 08 oranında (% 1, 5) artmıştır.
  • Bununla birlikte, 1990–1997 yılları arasında yine sayım gününde bulunulan yere göre,

-       Erzincan’da yıllık nüfus artışı ‰ –9. 29, yani % –1’in altındadır;

-       Sivas’ta ise, ‰ –13. 22 yani % –1. 3 civarındadır.

Diğer bir deyişle, her iki ilde nüfus, yıllık olarak Erzincan’da yaklaşık % 1, Sivas’ ta da yaklaşık % 1.3 oranında azalmıştır. [165] Bu tablo, Hamza Karaoğlan ve Sıddık Ünalan’ın verileriyle karşılaştırıldığında, arada nüfusun azalması yönünde önemli farklılıklar çıkmaktadır. Her ne kadar metodolojik olarak belirtilen yüksek lisans ve doktora tezlerinin verileri kent ve kasaba açısından belirli soru işaretlerini beraberinde getirse de veya pek sağlıklı değilse de kırsal kesime ya da köye yönelik veriler açısından pek gerçek dışı gözükmemektedir. [166] Özellikle sadece Alevi nüfusun yaşadığı köyleri, komları, mezraları belirlemek daha kolaydır. Dolayısıyla, kırsal kesimdeki sadece Alevilerin yaşadığı yerleşim birimlerindeki nüfusla ilgili verilere ulaşmak, zor değildir. Kaldı ki, gerek Hamza Karaoğlan’ın[167] ve gerekse Sıddık Ünalan’ın[168] konuyla ilgili verilerinde, adı geçen yerleşim merkezlerinin tümünün Alevi nüfusu içerdiği konusundaki saptamaları, ilgili ozanların beyanlarıyla karşılaştırıldığında, geçerlilik kazanmaktadır. Bu bağlamda, belirtilen yerleşim birimlerindeki büyük oranlara ulaşan nüfus azalmasının neden(ler)inin ne olduğu üzerinde durmak gerekir.

Konuyla ilgili bulgulara TBMM “Tutanak”larında rastlanılmaktadır. Sivas’ta köy boşal(t)malarını içeren, Divriği ile Kangal’ın adının da kaydedildiği bir soru önergesi ve cevabı, bu noktada dikkat çekmektedir. [169] Buradan anlaşıldığı kadarıyla bölgenin “olağanüstü koşulları”nın bunda etkisi bulunmaktadır. [170] Nitekim, aynı “olağanüstü koşullar” Sivas ilinin dışında Erzincan, Erzurum, K. Maraş, Malatya, Tunceli[171] ve Kars gibi, ozanların doğdukları veya Alevi yerleşim birimlerini beyan ettikleri iller için de geçerlidir[172]. Yetkili makamlar, bu “boşal(t)ma”yı

  • terör örgütü baskısı, saldırısı ile köylülerin “kendi isteğiyle”;
  • güvenlik nedeniyle “yetkili makam emri” olarak;
  • ekonomik–sosyal, doğal afet vd. gibi faktörlerle açıklamaktadır. [173]

905’i köy, 2523’ü mezra toplam 3428 yerleşim yerine yönelik, rızaya dayalı iradi bir tercih ya da olağan olmayan “zorunlu göç”le ilgili bu tür açıklamalar[174], beraberinde

  • tahrip edilmiş, önemli bölümü yakılmış evleri, ahırları ve ambarları;
  • sahiplerinin tapulu arazilerinin kendilerine yasaklanmasını;
  • sahiplerinin tapulu arazilerinin kullanım haklarının ellerinden alınmalarını ya da kısıtlanmasını;
  • “mera yasağı”nı da getiren

abartılı güvenlik konsepti şeklinde eleştirilmektedir. [175]

6. Söyleşiler ve Dile Getirilen Sorunlar Üzerine

Ozanlarla yapılan söyleşilerde değinilen konuların ana hatlarıyla ele alındığı bu kısımda, şiirlerin edebi yönüyle irdelenmesi, halk edebiyatçılarının temel uğraşısı olduğundan, onlara bırakılmış; ozanların şiirlerinin Aleviliği ve sosyal sorunları(nı) içeren mesajları öne çıkarılmış, zaman zaman bu bağlamda örnekler verilmiştir.

Söyleşisinde “softa”yı bir “zorba” olarak niteleyen Adil Ali (Vaktidolu), Alevilerin, etnik grupları kendi içinde erittiğini; “barış ve demokrasi”ye önem verdiğini, bunun için öldüğünü savunmakta; Alevi belleğinin en önemli parçasını oluşturan “Kerbela”ya atıf yapmaktadır:

 

Şahım Hüseyin’in çoktur acısı

Unutulmaz Kerbela’nın sancısı

Neler çekti yavrusu hem bacısı

Müminin matemi Kerbübeladır

(Adil Ali Vaktidolu)

 

Ozanların yaşarken ölü olduğunu, öldükten sonra da yaşadığını vurgulayan Naçari, ozanları a) ev ozanları, b) devletin ozanları, c) gerçek ozanlar şeklinde üçe ayırmakta; köyden kente göç olgusunu ele alırken, çocukluğundaki cemleri anlatarak, okuyucuya değişme konusunda ipuçları sunmaktadır. Onun üzerinde önemle durduğu dört nokta vardır: Düşünce özgürlüğü ve düşünce özgürlüğünün suç olmaktan çıkarılması; sansür; insan hakları ile adalet talebi.

Düzenin çarpıklıklarına dikkat çeken, buna eleştiriler getiren Ekberi, siyaset ile ozanlığın iç içe girmesinden yakınmaktadır. Kerbela olayının zalimle mazlumun, Hakk’la batılın, şerefliyle şerefsizin savaşı olduğunu vurgulayan Ekberi, “ideal” bir insan kimliğinin muhtevasına Atatürk’ü yerleştirir; gurbet ve kent olgusunu da irdelerken, toplumun değişmesi için gerekli unsurların eğitim, hakça düzen, namuslu siyasetçi, halka güven verici yönetim, birlik ve beraberlik olduğunun altını çizmektedir.

Sosyal değişimin eğitimden geçtiğini savunan ve “zakirlik yapmayan dedelik yapamaz” diyen Metini, Alevilik ile Bektaşilik arasındaki farklara değinmekte; Atatürk hayranlığını dışa vurmakta; devlet yöneticilerini sorgularken, Avrupa insan hakları normlarını, gelir dağılımında adaleti istemektedir. Onun eserlerinde geleneksel Aleviliğin güçlü etkilerini bulmak mümkündür. Nitekim, bu bağlamda, “zamanaşımına uğramayan acı” Kerbela olayı ve matemini şu şekilde dile getirmektedir:

 

Döküldü masumun kanı Kerbela yazısına

Çekildi oklarla kılıç Peygamber kuzusuna

Hangi ciğerler dayanır yürekler yarasına

Esiyor seher yelleri bugün matem havası

Ciğerleri sızlatıyor Hüseyinimin yarası

(Metini)

 

Ali Sağlam, köyden kente göç üzerinde dururken, Sivas olaylarını trajik bir şekilde işlemektedir:

 

Madımak oteli yandı kül oldu

Akıyor göz yaşım durmaz sel oldu

Ali Sağlam ölüm bize göl oldu

Acıyorum Sivas senin halına halına

(Ali Sağlam)

 

Halk ozanının bir bilge kişi olduğundan yola çıkarak, ozanların bilinç düzeyinin halkın gerisinde olmaması gerektiğini belirten Gönüllü Coşkun, demokrasinin işlerliğini tartışmakta; insan hakları ve düşünce özgürlüğünün önemine değinmekte; ozanların devletten destek göremediğinden yakınmaktadır.

İdeal bir dedenin vasıflarını betimleyen; Alevilikte bel evladı olma yerine yol evladı olmayı öne çıkaran; dedelik, dikme dedelik–babalık, babalık konularında karşılaştırmalı örnekler veren Doğancan’ın söyleşisi, diğer söyleşilerden ayrılmaktadır. Aleviliğin inanç hamurunun mayasını Ehlibeyt sevgisi olarak gören Doğancan cem, musahiplik ve ocak üzerine bilgiler verirken, bir başka alanda, Aleviliğin kamusallaşmasıyla ortaya çıkan bir durumun altını çizmektedir. Ona göre, artık “incinsen de incitme” yerine, “bir daha bizi incitme” demek gerekmektedir. Doğancan, cemde zakir görevi üstlenerek kendi yazdığı deyiş, duvaz ve miraçlamanın erkan yürütülürken nasıl kullanılacağına yönelik örnekler de vermektedir.

Bir kaynak kişi olarak köyünün kuruluşu; askere uğurlama, düğün ve cenaze gelenekleri; yerel günler, halk takvimi, bayramlar, boş inançlar üzerine ayrıntılara varacak bilgiler sunan Durmuş, köyden kente göç olgusunu ve gurbeti anlatmaktadır.

Emini, bozuk düzeni veya düzenin aksayan yanlarını eleştirmekte; inanç özgürlüğünün, insan haklarının ve demokrasinin sözcülüğünü ozanlık geleneğiyle birleştirmekte; ozanın temel görevinin halkın bilinçlendirilmesi ve sözcülüğü olduğunu belirtmektedir:

 

Yağmurda, çamurda, tipi kışında

Üstü başı yırtık canı dişinde

Sabır meydanında çile taşında

İşte o emekçi eli nasırlım

(Emini)

 

Emini, artık unutulmuş gibi görünen “destancılık” geleneğini yeniden hatırlamamızı sağlarken, ozanların kurdukları örgütlerdeki örgüt içi çatışmalara ve ayrışmalara yönelik eleştirileriyle dikkati çekmektedir.

Ozanlığı ateşten bir gömlek gören Garip Bektaş, “kıldan ince, kılıçtan keskin” dediği ve çok hassas bir yol şeklinde değerlendirdiği Ehlibeyt yoluna hizmet etmeyi, Allah’a hizmet etmekle eş tutarken, sosyal sorunlara parmak basmaktadır. Kendi örneğinde Alevilikte gerçek kültür bazında baba soylu aile yapısını gündeme getiren Garip Bektaş, Atatürk ile Hz. Ali arasındaki “paralelliği” vurgularken, Alevilere yönelik eleştiriler de yöneltmektedir: Birbirini tutmama, yardım etmeme vb. gibi.

Geleneksel ozan tipinin tüm özellikleriyle bir örneğini, Birçare’de bulmak mümkündür. Söyleşilerde konu edinilen ozanlar arasında kendisine rüyasında ozanlık verilen iki örnekten biri Birçare’dir.

Düzenin bozukluğunu eleştiren diğer bir ozan, Kul Hasan’dır. Demokrasi üzerinde duran Kul Hasan, düşünce suçlarına karşıdır:

 

Hırsız tilki ekmeğin çaldıkça

İşçi köylü perişan oldukça

Fikir suçu yürürlükte kaldıkça

Gerçek demokrasi denilmez ki

(Kul Hasan)

 

Genel anlamda ozanları irdeleyen Kaplani, feodal yapıdan kendini soyutlamış ya da kurtarmış ozanın azlığından yakınmakta; ozanların kendilerini geliştiremediğini söylemekte; Anadolu Aleviliğini, Anadolu din ve kültürlerinin bir potada eritilmiş hali olarak görmektedir. Savaş karşıtı Kaplani, demokrasi istemektedir.

Alevilik–Bektaşilik arasındaki ayrışmaya dikkat çeken ve Alevilere yönelik olaylardan siyasetçileri sorumlu tutan ve önyargılara tepki gösteren Hasan Kara, Alevi kolektif bilincini şiirlerinde olabildiğince yansıtan bir ozandır. Demokrasi sorununu

 

Beş senede bir söz hakkı verirler

Seçim yaklaşınca köye gelirler

Kazananlar bizi sıfır görürler

Hürriyetim var da demokrasim yok

(Hasan Kara)

 

şeklinde dile getiren ozanın şiirlerinde, kutsanmış bir Atatürk imajının izlerine de rastlanılmaktadır:

 

Çorum, Maraş ile Tunceli yasta

İstanbul’daki yanan Sivas’ta

Ulusumu bölmek için savaş var

Mavi gözlüm sarı saçlım gör bizi

(Hasan Kara)

 

Tahtacı ozanı Dertli Şimşek, ana hatlarıyla Tahtacıların göçebelikten yerleşik hayata geçişini betimlerken, dönemin Türkiye’sinin panoramasını çıkarmakta; kırsal kesimde yaşayan bir kişinin, askerlik aşamasını dünyaya açılma şeklinde görmekte; kent ve kentlileşme sorunlarına; işçi–işveren ilişkilerine eğilmektedir. “Diğeri”nin önyargılarına tıpkı Hasan Kara gibi tepki gösteren ve Almanya’da yaşayan Dertli Şimşek, Almanya’dan Türkiye’ye (dışarıdan içeriye) sosyal ve siyasi yapısına bakarak yer yer karşılaştırmalı değerlendirmeler yapmaktadır.

Dersim olaylarından sonra yaşadığı sürgün dönemine de değinen Haydar, “zorunlu göç” ve sorunlarına yer vermekte; demokrasi talebini vurgulamaktadır. Bu arada cemleri de ele alan Haydar, özellikle “Görgü”, “Dardan İndirme”, “Baş Sorulma” cemleri ile gençlerin Aleviliği öğrenmeleri amacıyla yapılan ve onların sosyalizasyon süreçlerinin önemli bir aşaması olan “Koldan Kopma Cemi”ni kısaca açıklamakta; bunun yanı sıra Alevi kurslarının açılmasını ve buralarda dedelerin kurs vermesini istemektedir.

Sanatın toplum–halk için yapıldığını ve halkın sesinin “Hakk’ın sesi” olduğunu savunan, “kamil insan”ı kendi yağıyla kavrulup pişen ete benzeten Çırakman, kültür yozlaşmasının altını çizmekte; düzenin (sistemin) bozuk yanlarına veryansın edip, insan hakları bağlamında eşitlik üzerinde önemle durmaktadır:

 

Yer tutar içinde sevgi özünde

Gülümseme eksik olmaz yüzünde

Tüm insanlar birdir onun gözünde

İnsan haklarına saygı duyanlar

(Çırakman)

 

Kimliğinde dede–ozan tiplemesini özdeşleştiren Gazi Metin, doğru yolun yolcusu Alevilik yolundadır derken, “Yezid” kavramının çerçevesini

“mevkisi, makamı, çıkarı, zevki için insanlara hakaret eden, düşüncesinden dolayı insanlara zulmeden, zindanlara dolduran, toplu katliam yapanlar”

şeklinde çizmekte ve muhtevasını belirlemektedir. Bu bağlamda kuvvetli bir demokrasi taraftarı olan Gazi Metin, düşünce suçu ve sansür üzerinde önemle durmakta; demokrasinin bir hayat tarzı olduğuna işaret etmektedir:

 

Demokrasiyi nasıl tarif edeyim

Duydum ama yaşamadan yazamam

Okulu var ise söyleyin gideyim

Duydum ama yaşamadan yazamam

(Gazi Metin)

 

Yaradana cesaretle Yunus gibi serzenişte bulunup,

 

Neden benim malım yoktur

Senin mülkün benden çoktur

Üstelik adın haktır

Ben ölüyom sen ölmüyon

(İhsani)

 

diyen İhsani, hakkullah nedeniyle dedeleri de eleştirmeyi ihmal etmemektedir. İhsani’nin şiirleri belirli bir dönemin panoraması gibidir. Örneğin, çok partili hayata geçişte Demokrat Parti’ye yönelişi

 

Nice istasyonlar nice garajlar

Nice fabrikalar nice barajlar

Yapıldı düz oldu keskin virajlar

Evelallah sonra Demokrat Parti

(İhsani)

dizeleriyle dile getiren İhsani, sosyal sorunları da irdelerken, Alevilerin dışlanmasına şiddetle karşı çıkmaktadır.

Siyaset ve seçimlerle ilgili geniş açıklamalar ve sistem eleştirisi yapan Keskinli Haydar, hayatının çeşitli aşamalarında katıldığı cemleri betimlerken, tasavvufun derin izlerini yaşayan bir sofide, Derviş Kemal’de bulmak mümkündür.

 

Bir bağda bir salkım üzüm olsam da

Zamanı gelince kesseler beni

Fabrika dibeklere dolsam da

Preste sıkarak ezseler beni

Pres beni iyice sıktı mı

İnce eleklerden süzseler beni

 

Vaktiyle üzümken döndün mü suya

İçime çalsalar tahıldan maya

Bade hu doldurup ağaç fıçıya

Yıllarca hapsedip üzseler beni

 

Şaraba dönüşsem takdire uyup

İnsanlar bana da ihtiyaç duyup

Fıçıdan çıkarıp camlara koyup

Mecliste masaya dizseler beni

 

Derviş Kemal der ki budur efkarım

Gerçek insanlara yoktur zararım

Dergah-ı Ali’den güzel dostlarım

Kevser niyetine içseler beni

(Derviş Kemal)

 

Ozanların içinde bulunduğu sorunlara ve yoksulluklarına ayna tutan Mahmut Erdal, radyodaki sansürle ilgili çarpıcı örnek verirken, ezilmişliği eserlerinde tüm çıplaklığı ile işlemekte; toplum ve siyasetçi arasındaki güven bunalımını dizelere dökmektedir:

 

Sabır taşı olduk yürek dağladık

Oy verdik, güvendik, umut bağladık

Gelen vurdu, giden vurdu ağladık

Her geçen günümüz zar figan oldu

(Mahmut Erdal)

 

Sistemin (düzenin) aksayan yönleriyle ilgili yadsınamaz bir sistem eleştirmeni Mahzuni, ozanlığı “bir halk bilgeliğidir” diye tanımlarken, sosyal sorunları ele almaktadır:

 

 

Kuru soğan yağsız aşım

Yırtık bağrım açık başım

Birşey değil vatandaşım

Amman doktor bak şu bebeğe

(Mahzuni)

 

Esrari, ozanların temel görevini insanları birleştirmek ve bütünleştirmek, Yazıcıoğlu ise, “her ozan devrinin Pir Sultan’ıdır” düsturundan hareketle, haksızlığa karşı olma diye açıklamaktadır. Yazıcıoğlu, ozanı halkın(ın) yanında ve inandırıcı, duyarlı, şiirini ve müziğini sazı ve sesiyle pişirip halk(ın)a sunan bir kimlikte görmektedir. Ona göre, halkın derdini söyleyen halkın ozanıdır ve insanın gönlü “Tanrı’nın mekanı”dır.

 

Girmiş insanın içine,

Ne güzel uymuş biçime.

Bunda insanın suçu ne?

Ben Tanrı’yı sende buldum.

(Yazıcıoğlu)

 

Laiklik ile demokrasi konusunda önemle duran ve daha geniş haklar isteyen Yazıcıoğlu, “bizler kendi vatanımızda el gibiyiz” demekte; faili meçhul cinayetlere de değinmektedir. O, kentsel çevre bilinciyle diğer ozanlardan ayrılmaktadır.

Söyleşisinde sözel tarihe ilişkin verilere rastlanılan, gecekondu ve kentleşme sorunlarını irdeleyen ve ozanların örgütleşme çabalarını okuyucuya tüm yalınlığıyla aktaran Murtaza Yalçın, Aleviliğin iki önemli unsurunun dedeler ve ozanlar olduğu kanısındadır. Dedeleri Aleviliğin temel kurallarını koyan ve uygulayan temel unsur, ozanları da demokrasi içinde haklı davaları savunan ve tüm insanları kardeşliğe çağıran kişiler gören Müslim Seyrani, Birçare gibi rüyasında ozanlık verilen diğer bir örnektir.

Sünni asıllı ve Almanya’da yaşayan ozan Maksudi, kendi beyanına göre, Alevilik yoluna bağlanmış, girmiştir. Maksudi için ozan yetiştiği topluma karşı sorumluluk duymaktadır; toplumun gözü, kulağı ve sesidir; onun karakterini de sınıfı belirlemektedir:

 

Bir ozanın halktan ayrı yaşamı

Balığın karaya düşmesi demek

Midesine bağlı sanat adamı

Çıkar pazarının yosması demek

(Maksudi)

 

Ona göre ozanlık Hallac’ın, Nesimi’nin, Hatayi’nin, Kaygusuz Abdal’ın, Pir Sultan’ların yaşattığı kurumdur. Herkesin kendi Aleviliğini yarattığından şikayet eden Maksudi, Alevilerin örgütlemesinin zorunluluğunun altını çizmekte ve Alevilerin kendi kültürlerine yabancılaştığını; Türkiye’de düşünmenin serbest, söylemenin suç olduğunu savunmaktadır. O, eserlerinde Alevi belleğinin sentezini yapmaya önem vermektedir:

 

Devleti Osmanlı fitneyi devran

Diri diri yandı 37 can

Sokaklarda sürüklendi Pir Sultan

İşte kanlı Sivas işte Kerbela

İşte kanlı Maraş işte Kerbela

Ozanlar şairler düşünen canlar

(Maksudi)

 

Siyasi yanıyla ve Alevilikte revizyon (Aleviliğin yol evlatlığına dayanması) talebiyle ayrı bir yer tutan Şah Turna, siyasi baskıların kalkması gerekliliğini, Aleviliğin kamusallaşmasını savunmaktadır.

7. Değerlendirme

Genel itibariyle Ayhan Aydın’ın Alevi ozanlarla yaptığı söyleşilerde ham veri şeklinde rastlanılan doğum yerlerinin, yıllarının, Alevi ocaklarının, yatırların–ziyaret yerlerinin, belirli günlerin, Alevi yerleşim yerlerinin sistematize edildiği bu çalışmada, ozanların Aleviliği ve sosyal sorunları içeren mesajlarında, genel hatlarıyla onların (bir Alevi olarak) “demokrasi” (ya da daha fazla demokrasi) talep ettikleri görülmektedir.

Özellikle demokrasi taleplerini daha net dile getiren ozanların, bugün de “olağanüstü koşullar” içinde bulunan ve güvenlik güçlerinin buralara yönelik “abartılı güvenlik konsepti” geliştirdikleri için eleştirildiği yörelerde doğduğu ve yetiştiği ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, insan hakları normlarının geliştirilmesini de isteyen bu ozanlar, sansüre ve düşünce suçlarına karşıdır; toplum ile siyasetçi arasındaki güven bunalımına işaret etmektedir. Aynı şekilde, bu ozanlarda Ali kültü, Kerbela’dan Sivas’a (Sivas olaylarına) uzanan ve Kerbela–Sivas arasında paralellikler kuran güçlü bir yaklaşım vardır. Diğer bir deyişle, bu ozanlar, Aleviler açısından, Alevi belleğinin “zamanaşımına uğramayan acılarını”n ya da “kendi resmi tarihlerinin” (ki bu resmi tarih de benzerleri gibi sübjektiftir ve bunun böyle olması doğaldır) yazıcıları ve öğreticileridir. Ancak, hemen vurgulanmalıdır ki, bu tarih yazıcılığı ve öğreticilik, sadece onlara özgü değildir, konu edinilen diğer Alevi ozanlar için de geçerlidir.

Öte yandan, genelde ozanlar köyden kente göç sürecini yaşamışlardır ve göç–gecekondu, kentleş(eme)me sorunları üzerine eğilmektedirler. Bununla birlikte, demokrasi talepleri kadar güçlü bir şekilde ortaya konulan bir başka husus, “düzenin bozukluğu”dur (veya düzenin aksayan yanlarıdır). Adaletsiz gelir dağılımı, eğitim kalitesi, hukukun aksayan yanları, konuyla ilgili verilen örneklerdir. Bu noktada, halkın dileklerini / taleplerini halk adına dile getiren (devletten de koruma bekleyen), “muhalif bir kimliğe bürünen” ozan tipiyle karşılaşılmaktadır veya böyle bir ozan tipi “idealize edilmekte”dir. Onlar siyasi, ekonomik ve sosyal sorunları–konuları, düzenin aksayan / bozuk yanları bağlamında sismografik biçimde ve bu ölçüde de duygusal göstermektedirler; son derece siyasidirler.[176] Pozisyonları sisteme muhalif olmaktır. Sisteme muhalif olabildikleri için de mesajlarını ulaştırma alanları–kitleleri geniş ve yaygındır. Nitekim, kitleleri sanatla politize edebilmektedirler. [177] Bu özellikleri nedeniyle sisteme muhalif olan; ama Alevi olmayan diğer kesimlerle Alevileri de yakınlaştırmaktadırlar.

Söyleşilerde zaman zaman ozanlar belirli bir dönemin, tarihi olayın canlı tanıklarıdır. Dolayısıyla, yaşadıkları veya belirli bir dönemdeki olaylarla ilgili sözel tarihin (ya da gayri resmi tarihin) kaynak kişileridir. Sözel tarih, damıtılmış ve konsantre olmuş bir şekilde şiirlere yansıtılmaktadır.

“Kendilerince kendilerini” anlatan ozanlar, “kendilerince Alevileri ve Aleviliği” de anlatmaktadır. Aleviliğin-Alevilerin, nasıl olması gerektiğinin ideal kültür ve anılarla da gerçek kültür bazında yansıtıldığı söyleşiler, bu açıdan büyük önem kazanmaktadır. Bununla birlikte değişmezmiş gibi gözüken; ama aslında sürekli değişen Aleviliğin-Alevilerin söylevlerinin–normlarının da zaman ve mekan boyutunda nasıl değiştiğini hem söyleşilerde, hem şiirlerde ve tabii ki motiflerde bulmak mümkündür: Ali’den Şah’ına, Atatürk’e; Hayber kapısından, Yıldız dağlarına; Kerbela’dan kanlı Kızılırmak’a, Maraş, Sivas’a (ve Madımak’a); direnen Hüseyin’den Deniz Gezmiş’e; Zülfikar’dan insan haklarına, demokrasiye, adalete; kerametten bilime; Hakk’ın cemalinden laikliğe vb.

Zaman ve mekanla ilgili (genelde siyasi motifler taşıyan) değişik unsurların birbirine ek(lem)lenmesi, zaman ve mekan sınırlarının bu şekilde bulanıklaşması, zaman(lar) ve mekan(lar) arasındaki gidiş-geliş, “zalim”e karşı “masum”u içeren Alevi kolektif bilincinin –ki o, cemaat(leşmey)e dayalıdır– önemli ve vazgeçilemez unsurlarını oluştururken, onun simgesel hatırlatmalarla pekişmesini–güçlenmesini sağlamaktadır. Böylece tarihsel bir süreç oluşturulmaktadır. Nitekim, sözü edilen kolektif bilincin pir, mürşid, talip, turab olma; cem, lokma, ikrar; üçler, beşler, kırklar gibi sayısal simgeler; Hızır İlyas; Hakk’ın aslanı, Şah-ı merdan; erenler; Hünkar, Serçeşme; güvercin donu, Turna; Ehlibeyt vb. gibi sözden saza, sazdan söze aktarılan kavramsallaş(tırıl)an–simgeleş(tiril)en unsurları, ozanların şiirlerinin temel dayanaklarıdır. Bu sayede ozanlar, Alevilerin paylaştığı temel kültür mirasını konsantre bir şekilde muhafaza edip, geliştirebilmekte ve kitleye yayabilmektedirler.

Söyleşiler, ozanların örgütlenme çalışmaları ve tarihi açısından Alevi ozanlarının yerini ve pozisyonunu da vermektedir. [178] Yine, söyleşilere, konu edinilen ozanların matbu eserlerinin neler olduğu da eklendiğinden, ozanlara yönelik çalışmalarda, bunları yapacakların birinci elden ulaşacağı kaynakların dökümü çıkarılmıştır.

 

Kısaltmalar

 

Adil Ali Atalay (Vaktidolu)                                 AdAlAt

Ali Çetin (Naçari)                                              AlÇe

Ali Ekber Gülbaş (Ekberi)                                 AlEkGü

Ali Metin (Metini)                                              AlMe

Ali Sağlam                                                       AlSa

Coşkun Gönüllü (Gönüllü Coşkun)                     CoGö

Doğan Türkdoğan (Doğancan)                          DoTü

Durmuş Günel (Durmuş)                                   DuGü

Emini Düştü (Emini)                                         EmDü

Garip Bektaş                                                   GaBe

Halis Şahin (Birçare)                                         HaŞa

Hasan Gören (Kul Hasan)                                 HaGö

Hasan Kaplan (Kaplani)                                    HaKa

Hasan Kara                                                      HaKar

Hasan Şimşek (Dertli Şimşek)                           HaŞi

Hüseyin Çelik (Haydari)                                    HaHüÇe

Hüseyin Çırakman (Çırakman)                           HüÇı

Hüseyin Gazi Metin (Gazi Metin)                                    HüGaMe

İhsani Sırlıoğlu (İhsani)                                      İhSı

Kaya Özlük (Keskinli Haydar)                            KaÖz

Kemal Özcan (Derviş Kemal)                            KeÖz

Mahmut Erdal                                                  MaEr

Mahsuni Şerif (Mahzuni)                                   MaŞe

Mehmet Şahan (Esrari)                                     MeŞa

Muharrem Yazıcıoğlu (Yazıcıoğlu)                      MuYa

Murtaza Yalçın                                                 MuYal

Müslim Seyrani                                                MüSe

Osman Dağlı (Maksudi)                                    OsDa

Ozan Şiar                                                        OzŞi

Rıza Hasgül (Aşık Hasgül)                                RıHa

Sabri Orak (Hüdai)                                           SaOr

Şah Turna                                                        ŞaTu

Şemsettin Kubat (Yoksul Derviş)                                  ŞeKu

 

Kaynaklar

 

Akalın, Şükrü Halûk: “Akhisar’daki Karaca Ahmet Türbesi ve Bu Türbe ile İlgili İnançlar” V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi: Gelenek, Görenek, İnançlar Seksiyon Bildirileri. Ankara 1997: 19-27.

Akçay, İlhan: “Abdal Musa Tekkesi” VII. Türk Tarih Kongresi Bildiriler, Cilt: 2. Ankara 1972: 360-373.

Aksüt, Ali: “Abdal Musa’nın Finikeli gözcüsü: Kafi Baba” Cem 31 (1999) 92: 8.

Albayrak, Nurettin: “Aşık” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt: 3. İstanbul 1991: 547-549.

“Alevi-Bektaşi Ocakları ve Dergahları” Cem Gazetesi 1 (1995) 4: 6.

Ali Kemali: Erzincan: Tarihî, Coğrafî, İçtimaî, Etnoğrafî, İdarî, İhsaî tetkikat Tecrübesi. Resimli Ay Matbaası 1932.

Alkan, Erdoğan: “Alevi Şiirinin Kökeni” Varlık 62 (1995) 1053: 12-13.

Altınova, Banu: “Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Abdal Musa Tekkesi” Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 10 (1999): 15-26.

Altınova, Banu: “Erzincanlı Yaşayan Ozan Aşık Müslim Seyranî” Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 13 (2000): 193-197.

Andrews, Peter Alford: Ethnic Groups in the Republic of Turkey. Wiesbaden 1989.

Asan, Veli: “Seyyid Veli Baba Sultan” Cem Gazetesi 3 (1997) 21: 10. (1)

Asan, Veli: Tahtacı Türkmen Ozanları. Ankara 1997. (2)

Aslanoğlu, İbrahim: Pir Sultan Abdallar. İstanbul 1984.

Atalay, Adil Ali (Vaktidolu): “Anadolu’da Bir Evliya” Ehlibeyt 4 (1992) 40: 16-18.

Aydın, Ayhan: “Dede Hüseyin Gazi Metin: Bizim sevdamız yetmişüç millete bir gözle bakmak” Alevilerin Sesi (1995) 7: 19-23. (1)

Aydın, Ayhan: “İçimizden Bir Can: Adil Ali Atalay ile Söyleşi” Yurtta Birlik Gazetesi 3 (1995) 22: 1, 5. (2)

Aydın, Ayhan: Alevilik Bektaşilik Söyleşileri. İstanbul 1997.

Aydın, Ayhan: “Aşık Müslüm Seyrani (Kumru) Dede: Mezartaşıma Şah Hüseyin’e hasretimi yazsınlar” Cem 8 (1998) 76: 54-56. (1)

Aydın, Ayhan: “Halk Ozanı Derviş Kemal (Özcan)’la Söyleşi” Dost Dost (1998) 6: 21-25. (2)

Aydın, Ayhan: “Halk Ozanı Muharrem Yazıcıoğlu; Kültürün yolu okumaktan geçer” Cem 30 (1998) 78: 44-46. (3)

Aydın, Ayhan: “Ozan Mahzuni Şerif ile söyleşi” Pir Sultan Gazetesi 1 (1998) 4: 15. (4)

Aydın, Ayhan: “Abdal Musa ve Kafi Baba Anma Etkinlikleri” Cem 31 (1999) 91: 18-21. (1)

Aydın, Ayhan: “Ali Ekber Gülbaş ile Aşk, gurbet, özlem ve şiir üzerine” Cem 31 (1999) 87: 48-49. (2)

Aydın, Ayhan: “Aşık Ali Metin Dede ile söyleşi: Halk Ozanı halkın kalbi, halkın dilidir” Cem 30 (1999) 86: 52-54. (3)

Aydın, Ayhan: “Aşık Durmuş Günel Dede’yle söyleşi” Cem 31 (1999) 89: 24-25. (4)

Aydın, Ayhan: “Aşık Hüdai ile söyleşi: Ben şiirin duygu telini örüyorum” Cem 31 (1999) 88: 56-57. (5)

Aydın, Ayhan: “Coşkun Gönüllü: Dostun sevgi pınarından içmemişsen yazık sana” Cem 31 (1999) 90: 62. (6)

Aydın, Ayhan: “Halk Ozanları Kültür Vakfı Başkanı Murtaza Yalçın’ı Kaybettik” Cem 31 (1999) 90: 14-17. (7)

Aydın, Ayhan: “Ozan Naçari ile Söyleşi: Anadolu Ozanıyım” Cem 31 (1999) 95: 24-25. (8)

Aydın, Ayhan: “Söyleşiler: Aşık Ali Metin (Metini)” Cem Vakfı: Cem Vakfı Anadolu İnanç Önderleri Birinci Toplantısı (16-19 Ekim 1998, İstanbul): Dedelerin, Babaların, Ozanların Görüş ve Düşünceleri. İstanbul 2000: 331-336. (1)

Aydın, Ayhan: “Söyleşiler: Aşık Garip Bektaş” Cem Vakfı: Cem Vakfı Anadolu İnanç Önderleri Birinci Toplantısı (16-19 Ekim 1998, İstanbul): Dedelerin, Babaların, Ozanların Görüş ve Düşünceleri. İstanbul 2000: 341-349. (2)

Aydın, Ayhan: “Söyleşiler: Aşık Müslüm Seyrani (Kumru)” Cem Vakfı: Cem Vakfı Anadolu İnanç Önderleri Birinci Toplantısı (16-19 Ekim 1998, İstanbul): Dedelerin, Babaların, Ozanların Görüş ve Düşünceleri. İstanbul 2000: 336-341. (3)

Aydın, Ayhan: “Söyleşiler: Mehmet Şahan (Ozan Esrari)” Cem Vakfı: Cem Vakfı Anadolu İnanç Önderleri Birinci Toplantısı (16-19 Ekim 1998, İstanbul): Dedelerin, Babaların, Ozanların Görüş ve Düşünceleri. İstanbul 2000: 329-330. (4)

Aydın, Ayhan: “Söyleşiler: Şemsettin Kubat (Yoksul Derviş)” Cem Vakfı: Cem Vakfı Anadolu İnanç Önderleri Birinci Toplantısı (16-19 Ekim 1998, İstanbul): Dedelerin, Babaların, Ozanların Görüş ve Düşünceleri. İstanbul 2000: 327-328. (5)

Başgöz, İlhan: Aşık Ali İzzet Özkan. Ankara 1979.

Başkaya, Ali: “XX. Yüzyıl Erzurum Tarihi ve İnanç Coğrafyası” Elazığ: Fırat Üniversitesi SBE [Yüksek Lisans Tezi] 1997.

Birdoğan, Nejat: Alevilerin Büyük Hükümdarı Şah İsmail Hatai. İstanbul 1991.

Birdoğan, Nejat: “Anadolu Alevi Ocaklarının Kuruluşu, İşlevleri, Yayılmaları” IV. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri: Genel Konular. Ankara 1992: 1-16. (1)

Birdoğan, Nejat: Anadolu ve Balkanlarda Alevi Yerleşmesi: Ocaklar-Dedeler-Soyağaçları. İstanbul 1992. (2)

Birdoğan, Nejat: “Mahzuni Şerif ve Musa Eroğlu ile Folklor, Müzik ve Alevilik Üstüne” Yol (2000) 3: 31-49.

Boratav, Pertev Naili: Türk Halkbilimi I: 100 Soruda Türk Halkedebiyatı. İstanbul 1982 (4. Baskı).

Boratav, Pertev Naili: Türk Halkbilimi II: 100 Soruda Türk Folkloru (İnanışlar, Töre ve Törenler, Oyunlar). İstanbul 1984 (2. Baskı).

Boratav, Pertev Naili: “Ozan” The Encyclopaedia of Islam (New Edition), Vol. VIII: Ned-Sam. Leiden 1995: 232.

Boratav, Pertev Naili/Gölpınarlı, Abdülbaki: Pir Sultan Abdal. İstanbul 1991 (2. Baskı).

Cem Vakfı: Cem Vakfı Anadolu İnanç Önderleri Birinci Toplantısı (16-19 Ekim 1998, İstanbul): Dedelerin, Babaların, Ozanların Görüş ve Düşünceleri. İstanbul 2000.

Clarke, Gloria Lucielle: “Bir Dedenin Kimliğinde Müziğin Yeri Ne Kadardır? Seçkinlerin Müzik Eğitimi: Türkiye Alevilerinin Manevi Liderlerinin Yetişmesinde Müziğin Rolü” İstanbul: Mimar Sinan Üniversitesi SBE Doktora Tezi 1998.

Cunbur, Müjgan: “Folklor Araştırmalarında Cönklerin Yeri” I. Uluslararası Türk Folklor Semineri Bildirileri. Ankara 1974: 69-73.

Çem, Munzur: Dersim’de Alevilik. İstanbul 1999.

Çıkrıkçıoğlu, Sadık: “Aşur Ünal: Bizim inancımızda cami diye bir yer yoktur!” Kervan (1993) 32: 17.

Çınar, Seyhan: “Tüm Sınırlar Kaldırılsın” Kervan (1994) 39: 12-13.

Çift, Salih: “Bursa’da Bektaşi Kültürü ve Ramazan Baba Dergahı” Bursa: Uludağ Üniversitesi SBE Yüksek Lisans Tezi 1995.

Çog, Mehmet: “XX. Yüzyıl Çorum Tarihi ve İnanç Coğrafyası” Elazığ: Fırat Üniversitesi SBE Yüksek Lisans Tezi 1997.

“Dergahlarımız: Veli Baba Sultan” Nefes 1 (1994) 8: 27-28.

Doğan, M. Doğani: “Gerçek Erenlerimiz Munzur Baba” Ehlibeyt 9: 19-20.

Doğanbaş, Muzaffer: “Merzifon’un Gönüller Durağı: Piri Baba Türbesi” Cem 31 (1999) 87: 46-47.

Engin, İsmail: “Akçaeniş Tahtacılarında Dinin ve Dinî Örgütlenmenin Günlük Yaşama Etkisi” Ankara: Hacettepe Üniversitesi SBE Doktora Tezi 1993.

Engin, İsmail: “Abschlußbericht des Forschungsprojektes “Entstehung, Tradierung und Relevanz von Fremd- und Feindbildern im alewitisch-sunnitischen Konflikt in der Türkei”” Orient 40 (1999) 4: 545-572. (1)

Engin, İsmail: “Eine Analyse der Alewiten problematik auf der Grundlage der Sitzungsprotokolle des Türkischen Parlaments (Türkiye Büyük Millet Meclisi) der Jahre 1989-1997” Orient 40 (1999) 2: 235-252. (2)

Erdal, Mahmut: Yine Dertli Dertli İniliyorsun: Barışa Semah Dönenler. İstanbul 1996 (3. Baskı).

Erginer, Gürbüz: “Çapar Köyünde Adak Kurbanı (Geleneksel)” I. Türk Halk Kültürü Araştırma Sonuçları Sempozyumu Bildirileri (22-23 Aralık 1994, Ankara) II. Cilt: Halk edebiyatı, Halk Müziği, Oyun, Tiyatro, Eğlence, Gelenek, Görenekler, İnançlar. Ankara 1996.

Ergun, Sadettin Nüzhet [Sadettin Nüzhet]: XVII inci asır Saz Şairlerinden Pir Sultan Abdal. İstanbul 1929.

Ergun, Sadettin Nüzhet [Sadettin Nüzhet]: Bektaşî Şairleri. İstanbul 1930.

Eröz, Mehmet: Türkiye’de Alevîlîk Bektaşîlik. İstanbul 1977 (Yeni Baskısı Ankara 1990).

Eyuboğlu, Sabahattin: Pir Sultan Abdal. İstanbul 1995 (4. Baskı).

Faroqhi, Suraiya: Der Bektaschi-Orden in Anatolien (vom späten fünfzehnten Jahrhundert bis 1826). Wien 1981.

Fe[r]ber, Oda: “Düzgün Baba Ziyareti” Tornêcengi, H. (Çev. ) Berhem (1992) 1: 22-24.

Ferber, Oda; Graesslin, Doris: Die Herrenlosen. Leben in einem kurdischen Dorf. Bremen 1988.

Gerçek, Mesut: Kalktık Horasan’dan Sökün Eyledik (Söyleşiler). İstanbul 1995.

Gezik, Erdal: Dinsel, Etnik ve Politik Sorunlar Bağlamında Alevi Kürtler. Ankara 2000.

Gölpınarlı, Abdülbaki: Alevî Bektaşî Nefesleri. İstanbul 1992 (2. Baskı).

Görkaş, İrfan: “Afyonkarahisar Tasavvuf Hareketleri Düşüncesi I” Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 6 (2000) 13: 69-88.

Gürel, Ziya: Hak Aşıklarından Deyişler. Ankara 1980.

Güvenç, Bozkurt: Kültür Konusu ve Sorunlarımız. İstanbul 1985.

Hacaloğlu, Algan: “Demokratikleşme” ve “Doğu-Güneydoğu” Anadolu Kalkınması Temel Politikaları. 2000: (www. chp. org. tr/ Raporlar/Yayınlar kısmı) dogu2. htm

“Gönül beytullahtır” Kervan (1994) 40: 15.

“Halk Geleneğimizi Yaşatanlar: Ozanlarımız Kul Hasan Gören” Hacıbektaş (1998) 42: 18.

Halk Ozanı Naçari (Haz. ): Ozanlardan Bir Demet. Ankara (Halk Ozanları Kültür Vakfı Yayınları) 2000.

Halk Ozanları ile Mamak (Şiir Antolojisi) [Mamak’ta Yaşayan Halk Ozanları Şiir Antolojisi]. Ankara (Mamak Belediye Başkanlığı Yayınları) 1997.

Hınçer, İhsan: “İnançlarımız Açısından Yatırlar ve Ziyaretlerin Müspet Yönleri” I. Uluslararası Türk Folklor Kongresi Bildirileri: IV. Cilt. Gelenek-Görenek ve İnançlar. Ankara 1976: 133-140.

İrfan, Erdal/Şahin, Ali: “İç sorunlarımızı asgariye indirmeliyiz” Alevilerin Sesi (1995) 6: 28-29.

“Kalenderi Piri Sücaattin Veli” Kervan (1993) 28: 17.

Karacaahmet Sultan. İstanbul 1998.

Karaoğlan, Hamza: “Kahramanmaraş İlinde İnanç Coğrafyası” Kayseri: Erciyes Üniversitesi SBE Yüksek Lisans Tezi 1994.

Karaoğlan, Hamza: “XX. Yüzyıl Erzincan Tarihi ve Günümüz İnanç Coğrafyası” Malatya: İnönü Üniversitesi SBE Doktora Tezi 1997.

Kaya, Ali: Tunceli Kültürü. İstanbul 1995.

Koca, Turgut: Bektaşi Alevi Şairleri ve Nefesleri (13. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Kadar). İstanbul 1990.

Kocadağ, Burhan: “Anadolu Alevi Kültürüne Damgasını Vuranlar” Nefes 3 (1996) 29: 7-10.

Kocadağ, Burhan: “İstanbul’daki belli başlı Bektaşi Tekkeleri: Karaca Ahmed Sultan Dergahı” Alevilerin Sesi (1998) 22: 33-35.

Korkmaz, Esat: “68 Ruhu ve Aşık Geleneği” Nefes 2 (1995) 17: 50-52.

Köprülü, M. Fuad: “Abdal Musa” Köprülü, M. Fuad (Haz.): Türk Halkedebiyatı Ansiklopedisi. Sayı 1, İstanbul 1935.

Köprülü, M. Fuad: “Abdal Musa” Türk Kültürü 11 (1973) 124: 198-207.

Köprülü, M. Fuad: Türk Edebiyatı’nda İlk Mutasavvıflar. Ankara 1976 (3. Baskı).

Köprülü, M. Fuad: Edebiyat Araştırmaları: 1. İstanbul 1989 (3. Baskı).

Köse, Mehmet: “İki Cihan Hazinedarı Seyyid Pir Veli Baba Sultan 9 Er Yeşil Eşik Dergahı” Ehlibeyt 2 (1989) 14: 29-31

Köse, Mehmet: “Alevi-Bektaşi Erlerinde Ulu Kişiler: Pir Veli Baba Sultan’ın Şahadeti” Ehlibeyt 5 (1992) 43: 27-30.

Kum-[Atabeyli], Naci: “Karaca Ahmed’ler Hakkında İncelemeler, Düşünceler-I” Türk Folklor Araştırmaları 8 (1957) 94: 1500-1503.

Kureyşanlı Seyyid Kekil: Peygamberler ile Seyyidlerin Şecereleri ve Aşiretlerin Tarihi. Köln (t. y. )

Küçükcan, İlyas: Nacolea’dan Seyitgazi’ye Seyyid Battal Gazi Külliyesi ve Vakfı. Eskişehir (t. y. ).

Lewis, B. : “Āshıķ” The Encyclopaedia of Islam (New Edition), Vol. 1: A-B. Leiden/London 1960: 697.

Menzel, Theodor: “Das Bektāši-Kloster Sejjid-i-Ghazi” Mitteilungen des Seminars für Orientalische Sprachen 28 (1925): 92-125.

Millî Folklor Araştırma Dairesi (Haz.): Türkiye Belirli Günler Takvimi (Şenlikler, Festivaller, Anma Günleri, Fuarlar, Panayırlar, Sergiler, Bayramlar v. b. günler). Ankara 1973.

“Munzur Baba Efsanesi” Dersim 6 (2000) 11: 42.

Noyan, Bedri: “Karaca Ahmet Sultan I” Cem 2 (1993) 24: 15-17, 45-47.

Noyan, Bedri: Hacıbektaş’ta Pîrevi ve Diğer Ziyaret Yerleri. İzmir [1964]

Ocak, Ahmet Yaşar: İslam-Türk İnançlarında Hızır yahut Hızır-İlyas Kültü. Ankara 1990 (2. Baskı).

Ocak, Ahmet Yaşar: Osmanlı İmparatorluğu’nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV–XVII. Yüzyıllar). Ankara 1992.

Onarlı, İsmail: “Merzifon’da Piri Baba Tekkesi-I-II” Cem 7 (1997) 71-72: 18-21.

Onarlı, İsmail: “Dersim’de Bazı Gelenekler ve İnanç Motifleri” Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 6 (2000) 15: 155-190. (1)

Onarlı, İsmail: “Mineyik Dedeler Kurultayı” Cem Vakfı: Cem Vakfı Anadolu İnanç Önderleri Birinci Toplantısı (16-19 Ekim 1998, İstanbul): Dedelerin, Babaların, Ozanların Görüş ve Düşünceleri. İstanbul 2000: 154-157. (2)

“Osman Dağlı Maksudi” Alevilerin Sesi (1996) 12: 20.

Otyam, Fikret: Hû Dost. Ankara 1982.

Oymak, İskender: “XX. Yüzyıl Malatya Tarihi ve Günümüz İnanç Coğrafyası” Malatya: İnönü Üniversitesi SBE Doktora Tezi 1997.

Öz, Baki: “Kara Haydaroğlu Ayaklanması ve Veli Baba Ocağı” Cem 3 (1993) 25: 23-25.

Öz, Baki: “Abdal Musa Sultan ve Elmalı Tekkesi’nin Alevi İnanç-Kültüründe Yeri” Yol (2000) 4: 23-28.

Öz, Gülağ: Aleviliğin Tarihi Kökleri ve Anadolu Erenleri. Ankara 1996.

Özdemir, Hasan: “Türkiye’de Ziyaret Gelenekleri” Türk Aile Ansiklopedisi, Cilt: 3. Ankara 1991: 1102-1115.

Özdemir, Hasan: Aşık Şiiri. Ankara 1986 [yayımlanmamış çalışma].

Özen, Kutlu: Sivas ve Divriği Yöresinde Eski Türk İnançlarına Bağlı Adak Yerleri. Sivas 1996.

Özkırımlı, Atilla: Alevîlik-Bektaşîlik ve Edebiyatı. İstanbul 1985.

Özmen, İsmail: Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi. Cilt: V (20. Yüzyıl). Ankara 1994.

Özmen, İsmail: Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi. Cilt: I (13. Yüzyıldan 16. Yüzyıla Kadar). Ankara 1995. (1)

Özmen, İsmail: Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi. Cilt: II (XVI. Yüzyıl). Ankara 1995. (2)

Özmen, İsmail: Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi. Cilt: III (17. -18. Yüzyıl). Ankara 1995. (3)

Özmen, İsmail: Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi. Cilt: IV (19. Yüzyıl). Ankara 1995. (4)

Öztelli, Cahit: Pir Sultan Abdal. Bütün Şiirleri. İstanbul 1971.

Öztelli, Cahit: Bektaşi Gülleri: Alevî-Bektaşî Şiirleri Antolojisi. İstanbul 1985 (2. Baskı).

Sağdıç, Ozan: Hacıbektaş Kılavuzu. Ankara (t. y. )

Salcı, Vahit Lütfi: “Kızılbaş Şairleri I-XIII” Halk Bilgisi Haberleri 9 (1940) 102: 142-151; 9 (1940) 103: 161-167; 9 (1940) 104: 192-199; 9 (1940) 106: 233-239; 9 (1940) 107: 258-263, 265; 9 (1940) 108: 282-287; 10 (1940) 109: 11-14; 10 (1940) 111: 54-58; 10 (1941) 113: 109-113; 10 (1941) 117: 200-205; 10 (1941) 118: 218-223; 10 (1941) 119: 278-281.

Schimmel, Annemarie: “Drei türkische Mystiker: Yunus Emre – Kaygusuz Abdal – Pir Sultan Abdal” Mitteilungen Deutsch-Türkische Gesellschaft (1962) 48: 1-8.

Sevgen, Nazmi: “Munzur Efsanesi” Pir Sultan Abdal 5 (1998) 26: 40-41.

Sevgen, Nazmi: Zazalar ve Kızılbaşlar. Coğrafya-Tarih-Hukuk-Folklor-Teogoni. Ankara 1999.

Seyirci, Musa: Abdal Musa Sultan. İstanbul 1994 (2. Baskı): 63.

“Söyleşi: Aşık Mahzuni Şerif Son Avrupa Turnesini de Bitirdi” Mürşid (1993) 13: 22-23.

Şener, Cemal: “Veli Baba’dan Hacı Bektaş’a Alevi Düşünceleri” Güneş 14. -15. 08. 1990: 9.

Şener, Cemal: Alevi Törenleri. İstanbul 1991.

Şener, Cemal: Yaşayan Alevilik. İstanbul 1993. (1)

Şener, Cemal: “Yaşayan Alevilik: Ispartalı Veli Baba’nın Kerameti” Cumhuriyet 20. 08. 1993: 6. (2)

Şener, Cemal: “Yaşayan Alevilik: Kalenderi Mürşidi Nevzat Dede: Biz Atatürk’e Evliya gözü ile bakarız” Cumhuriyet 23. 08. 1993: 9. (3)

Şener, Cemal: “Hıdır Abdal Sultan” Nefes 2 (1995) 15: 26-31.

Şimşek, Mehmet: Doğu Anadolu’da Sosyal ve Kültürel Yönleriyle Örnek Bir Köyümüz: Hıdır Abdal Sultan Ocağı. İstanbul 1993 (2. Baskı). (1)

Şimşek, Mehmet: “Ocak Köyü’nün Kurucusu Hıdır Abdal Sultan’ın Soy Kütüğü (Soyağacı)” Mürşid (1993) 11: 24-27. (2)

Şimşek, Mehmet: “Adına Anma Törenleri Düzenlenen Bir Horasan Eri: Hıdır Abdal Sultan” Cem 4 (1994) 43: 32-34.

Şimşek, Mehmet: “Ozanların Dilinden Hıdır Abdal Sultan” Cem 5 (1995) 52: 43-45.

“Tanrı ile Yarenlik Şiirleri” Pir Sultan Abdal 5 (1999) 31: 60-79.

Tanyu, Hikmet: Ankara ve Çevresinde Adak ve Adak Yerleri. Ankara 1967.

Tatçı, Mustafa: Hayretî’nin Dinî-Tasavvufî Dünyası. Ankara 1998.

T[ürkiye] O[dalar ve] B[orsalar] B[irliği]: Doğu Sorunu. Teşhisler ve Tesbitler. Özel Araştırma Raporu. [Haz. Doğu Ergil] [Ankara] 1995.

Tökin, Füruzan Hüsrev: “Burak Baba ve Geyikli Baba” Ehlibeyt 5 (1992) 43: 14-15.

Tuncalı, Ali İhsan: Emlek Alevî Aşıkları. [Ankara] 2000.

Turan, Metin: “Aşık Geleneği Üzerine” Nefes 2 (1995) 17: 43-44.

Turgut, A. : “Geyikli Baba” Cem (1967) 12: 10-11.

Tutar, Adem: “XX. Yüzyıl Hatay Tarihi ve Günümüz İnanç Coğrafyası” Malatya: İnönü Üniversitesi SBE Doktora Tezi 1997.

Türkdoğan, Orhan: Alevi-Bektaşi Kimliği: Sosyo-Antropolojik Araştırma. İstanbul 1995.

Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü. IX: L–R. Ankara 1977.

Uluğ, Naşit: Tunceli Medeniyete Açılıyor. İstanbul 1939.

Ulusoy, A. Celalettin: Hacı Bektaşi Velî Külliyesi ve Diğer Ziyaret Yerleri. Ankara 1987.

Ulusoy, A. Celalettin: Yedi Ulu’lar. Ankara 1989.

Ünalan, Sıddık: “XX. Yüzyıl Sivas Tarihi ve Günümüz İnanç Coğrafyası” Malatya: İnönü Üniversitesi SBE Doktora Tezi 1997.

Wulzinger, Karl: Drei Bektaschi-Kloster Phrygiens. Berlin 1913.

Yağız, Süleyman: Alevi Dedeleri Alevi Aydınları. İstanbul 1994.

Yaman, Ali: “Alevilikte Dedelik Kurumu ve İşlevleri” İstanbul: İstanbul Üniversitesi SBE Yüksek Lisans Tezi 1996.

Yaman, Ali: “Dünden Bugüne Kızılbaş Alevi Dedeleri” Turan, Metin (Haz.): Pertev Naili Boratav’a Armağan. Ankara 1998: 351-378. (1)

Yaman, Ali: “Kızılbaş Alevilerinin Düşkün Ocağı Hıdır Abdal Sultan ve Ocak Köyü” Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 5 (1998) 8: 27-34. (2)

Yaman, Ali: Kızılbaş Alevi Dedeleri. (y.y.) (t.y.)

Yaman, Ali: “Seyyid Baba’dan Üryan Hızır’a, Kısas’tan Kantarma’ya Ziyaretler, ocaklar” Cem 32 (1999) 96: 34-36.

Yaman, Ali: “Derviş Muhammed’den Ağuiçen’e, Pir Sultan’dan Baba Mansur’a Ziyaretler, Ocaklar” Cem 33 (2000) 97: 36-37.

Yaman, Mehmet: Büyük Türk Akıncısı-Evliyası-Hekîmi Karaca Ahmed Sultan Hazretleri. İstanbul 1974.

Yardımcı, Mehmet: “Zile’de Yatırlar ve Ziyaret Yerleri ile İlgili İnanışlar Uygulamalar Menkıbeler” I. Uluslararası Türk Eren ve Evliyaları Kongresi Bildirileri (13-16 Ağustos 1998, Ankara). Ankara 1998: 543-563.

Yenisey, Fazıl: Bektaşi Kadın Şairlerimiz. İzmir 1946.

Yeşilgöz, Kazım: Harpagos’tan Günümüze Dek Carıs ya da Cahş Kürtler. (b.y.y.) 2000.

Yolga, Mehmet Zülfü: Dersim (Tunceli) Tarihi. (Haz. Halaçoğlu, Ahmet; Yılmazçelik, İbrahim) Ankara 1994.

Yürükoğlu, Rıza (Haz.): Değirmenin Bendine: Arif Sağ’la Müzik, Alevilik ve Siyaset Üzerine Sohbet. İstanbul 1993.

Zelyut, Rıza: Halk Şiirinde Gerçekçilik. Ankara 1982.

Zelyut, Rıza: “Alevi-Bektaşi Edebiyatının Boyutları” Varlık 62 (1995) 1053: 2-11.

Zenger, Erkal: Zenger Paşa’nın Konağı’ndan Postmodern Şamanizm Alevilik ve Ozanlar. Ankara 2000.

 

 

KAYNAK: Günümüz Alevi Ozanları, Ayhan Aydın, Sayfa: 20-59, CEM Vakfı Yayınları, İstanbul 2004



  1.      1.  Muharrem Yazıcıoğlu.
  2.      2.  Bkz. Aydın 1997.
  3.      3.   Ayhan Aydın’a hazırladığı bir eser kapsamında, belirtilen tarihler arasında yaptığı yayımladığı söyleşilerinin yeniden gözden geçirilerek genişletilmiş halinin yanı sıra, henüz yayımlamadığı söyleşileri de değerlendirmem amacıyla gönderdiği ve bu makalenin oluşmasına yaptığı değerli katkıları için, minnettarım ve çok teşekkür ederim.
  4.      4.  Konuyla ilgili bir örnek için, bkz. Zelyut 1995.
  5.      5.  Bu konuyla ilgili yöntem tartışması için, bkz. Güvenç 1985: 92; Engin 1993: 59-61.
  6.      6.  Bkz. Aydın 1995 (2).
  7.      7.   Bkz. Kervan (1996) 59: 4-5.
  8.      8.   Bkz. Folklor/Edebiyat (1995) 3.
  9.      9.  Bkz. Aydın 1995 (1).
  10.   10.  Bkz. Aydın 1998 (2).
  11.   11.  Bkz. Aydın 1998 (1); 2000 (3).
  12.   12.  Bkz. Aydın 1998 (3).
  13.   13.  Bkz. Aydın 1998 (4).
  14.   14.  Bkz. Aydın 1999 (3); Aydın 2000 (1).
  15.   15.  Bkz. Aydın 1999 (2).
  16.   16.  Bkz. Aydın 1999 (5).
  17.   17.  Bkz. Aydın 1999 (4).
  18.   18.  Bkz. Aydın 1999 (7).
  19.   19.  Bkz. ve krş. Aydın 1999 (6).
  20.   20.  Bkz. Aydın 1999 (8).
  21.   21.  Bkz. Aydın 2000 (5).
  22.   22.  Bkz. Aydın 2000 (4).
  23.   23.  Bkz. Aydın 2000 (2).
  24.   24.  Örnek olarak bkz. Yürükoğlu 1993.
  25.   25.  Bkz. Yağız 1994: 39-44; İrfan/Şahin 1995.
  26.   26.   Bkz. “Osman Dağlı Maksudi” Alevilerin Sesi (1996) 12: 20.
  27.   27.   Bkz. “Söyleşi: Âşık Mahzuni Şerif Son Avrupa Turnesini de Bitirdi” Mürşid (1993) 13: 22-23.
  28.   28.  Bkz. Birdoğan 2000. Bu söyleşiyle aynı noktalarda yoğunlaşan ve ondan önce yapılan, üzerinde durulması gerekli kısa bir başka söyleşi, Mesut Gerçek tarafından yapılmıştır. O söyleşide, ozanın siyasi yönü ön plana çıkarılmış, bunun yanı sıra âşıklık geleneği, köyden kente göç üzerinde durulmuştur. Bkz. Gerçek 1995: 120-123.
  29.   29.  Bkz. Zenger 2000: 171-176, 218-225.
  30.   30.  Bkz. Çınar 1994.
  31.   31.   Bkz. “Halk Geleneğimizi Yaşatanlar: Ozanlarımız Kul Hasan Gören” Hacıbektaş (1998) 42: 18.
  32.   32.   Bkz. “Tanrı ile Yarenlik Şiirleri” Pir Sultan Abdal 5 (1999) 31: 60-79.
  33.   33.  Bkz. Altınova 2000.
  34.   34.   Bkz. “Gönül beytullahtır” Kervan (1994) 40: 15.
  35.   35.  Bkz. Yağız 1994: 133-138.
  36.   36.  Bkz. Erdal 1996.
  37.   37.  Bkz. Özmen 1994. Bu antolojide, Derviş Kemal ismi de “Açık Kimlikleri ve Yaşadıkları Dönemler Belli Olmayan Alevi–Bektaşi Şairlerine Ait Örnekler” adını taşıyan “II. Bölüm”de belirlenmiş bir şiiriyle geçmektedir. Bkz. Özmen 1994: 572.
  38.   38.  Bkz. Koca 1990: 835-836.
  39.   39.  Bkz. Asan 1997 (2): 210-213.
  40.   40.  Bkz. Halk Ozanı Naçari 2000.
  41.   41.  Bkz. Halk Ozanları ile Mamak (Şiir Antolojisi) 1997.
  42.   42.  Bunun için ayrıca bkz. Gölpınarlı 1992: 22-44.
  43.   43.  Bkz. Ergun 1930.
  44.   44.  Bkz. Yenisey 1946.
  45.   45.  Bkz. Gölpınarlı 1992.
  46.   46.  Bkz. Öztelli 1985.
  47.   47.  Bkz. Özkırımlı 1985.
  48.   48.  Bkz. Ulusoy 1989.
  49.   49.  Bkz. Gürel 1980.
  50.   50.  Bkz. Özmen 1994; 1995 (1); 1995 (2); 1995 (3); 1995 (4).
  51.   51.  Bkz. Koca 1990.
  52.   52.  Bkz. Erdal 1996.
  53.   53.  Bkz. Asan 1997 (2).
  54.   54.  Bkz. Halk Ozanları ile Mamak (Şiir Antolojisi) 1997.
  55.   55.  Bkz. Halk Ozanı Naçari 2000.
  56.   56.  Bkz. Tuncalı 2000.
  57.   57.  Köprülü 1989: 50, 72-102.
  58.   58.  Bkz. Salcı 1940/41.
  59.   59.  Bkz. Salcı 1940 (1): 142-143.
  60.   60.  Bkz. Ergun 1929.
  61.   61.  Bkz. Boratav/Gölpınarlı 1991.
  62.   62.  Schimmel 1962.
  63.   63.  Bkz. Aslanoğlu 1984.
  64.   64.  Bkz. Eyuboğlu 1995.
  65.   65.  Bkz. Öztelli 1971.
  66.   66.  Bkz. Başgöz 1979.
  67.   67.  Özellikle “yergi” geleneği bazında bkz. Zelyut 1982.
  68.   68.  Bkz. Tatçı 1998.
  69.   69.  Bkz. Birdoğan 1991.
  70.   70.  Bkz. Albayrak 1991: 547-549; krş. Özdemir 1986: 1; Lewis 1960; Köprülü 1989: 184-187.
  71.   71.  Bkz. Ergun 1929; Köprülü 1989: 165.
  72.   72.  Bkz. Boratav 1982: 20; krş. Özdemir 1986: 1.
  73.   73.  Köprülü 1989: 143-144.
  74.   74.  Bkz. “ozan (I)-(II)” Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü. IX: L–R. Ankara 1977: 3305. Aynı şekilde “ozanlık” Bor/Niğde’de “düşkünlük, zavallılık” ve “gevezelik”; “ozanlık etmek” de Karacasu/Aydın ve Honaz/Denizli’de “şaka etmek” anlamlarına gelmektedir. Bkz. “ozanlık; ozanlık etmek” Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü. IX: L–R. Ankara 1977: 3305; krş. Boratav 1995.
  75.   75.  Burada bir noktaya özellikle değinmek gerekir: Boratav (1982: 21)’a göre, âşık’ın yaratıcılığı “irtical” iledir ve o, şiiri yazmayıp söylemektedir. Günümüzde artık şiir yazıya dökülmüştür ve söyleşilerde konu edinilen ozanların şiirleri yazılıdır (matbudur), hatta büyük kısmı şiirlerini kitaplaştırmışlardır. Osmanlı döneminde de kimi âşıklar, eserlerini sırtı dar, eni geniş ve uzunlamasına açılan, günümüz bloknotlarına benzeyen yazma halindeki kitaplarda toplamışlardır. Bu eserlere “cönk” denilmektedir. Ayrıntılı bilgi için, bkz. Cunbur 1974.
  76.   76.  Tablo düzenlenirken, Manavgat’ın bir dağında doğduğunu beyan eden Hasan Şimşek’in doğum yerinin Manavgat olduğu kabul edilmiştir. Kaldı ki, Tahtacı ozanları üzerine yazdığı eserinde Asan da Manavgat doğumlu olduğunu belirtmektedir. Bkz. Asan 1997 (2): 210. Ali Sağlam’ın ve Hasan Kara’nın ise doğum tarihi ve yeriyle ilgili bilgiye ulaşılamamıştır. İstisnai olarak Garip Bektaşin 1943’te doğduğunu Özmen (1994: 513)’den öğrenmekteyiz.
  77.   77.  Bununla ilgili ayrıntılı bilgi için, bkz. Engin 1999 (1): 557-560; 1999 (2): 235-252; krş. Otyam 1982: 76-112.
  78.   78.  Ozanlardan Ali Sağlam’ın ve Hasan Kara’nın doğum yeriyle ilgili bilgiye ulaşılamamıştır.
  79.   79.  Nazmi Sevgen (1999: 194-196), bu ocağın Pertek (Tunceli) Berkini Köyü’nde olduğunu kaydetmektedir. Yolga (1994: 100) ise, Ağuiçenlerin Hozat (Tunceli) “Bargini” Köyü’nde, Kemah (Erzincan) ve Harput’ta (Elazığ) olduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte, “Ağuçan” ile “Karadonlu Can Baba” ilişkisine eleştirel bir bakış ve “Ağuçan”lar için bkz. Gezik 2000: 152-172.
  80.   80.   Müslim Seyrani, aynı zamanda bu ocağın Ağuiçen Ocağı’na bağlı bulunduğunu; Ahmet Ali Erdoğan da Ali Abbas Ocağı’na “Celâl Abbas” veya “Celâl Ali Abbas Ocağı” denildiğini de beyan etmektedir ve bu ocak Elazığ’ın Mıhı Köyü’nde vardır. Bkz. Cem Vakfı 2000: 87; “Celal Abbas Ocağı”nın kayda geçmesi için de Birdoğan 1992 (2): 177. Cem Gazetesi de bu ocağın Sivas yöresinde bulunduğunu bildirmektedir. Bkz. “Alevi-Bektaşi Ocakları ve Dergahları” Cem Gazetesi 1 (1995) 4: 6.
  81.   81.  Yolga (1994: 99), “Kureyşan” ocağının Nazımiye ve Mazgirt’te (Tunceli) bulunduğunu kaydetmektedir. Tunceli, Erzincan ve Varto civarındaki Kureyş söylencesi için, bkz. Cem 1999: 160-172. Kureyşan ocağı ve dolayısıyla bir ocak ile ilgili (en) ayrıntılı bilgi ve şecere örneği için de bkz. Kureyşanlı Seyyid Kekil (t. y. )
  82.   82.  Bu ocağın Nazmi Sevgen (1999: 197), Mazkird [Mazgirt/Tunceli] Muhindi [Muğundu]’de; Yolga (1994: 100) Mazgirt ve Pülümür’de (Tunceli) olduğunu söylemektedir. Krş. Kaya 1995: 99.
  83.   83.  Ebu’l-Vefa, Hacı Bektaş ve “Dede Garkın” arasındaki ilişkiler için, bkz. Yeşilgöz 2000: 127-128.
  84.   84.  Türkdoğan (1995: 292), “Güvenç Abdal Ocağı” Akpınar Köyü Alaca/Çorum’da dedeleri olduğunu ve bu dedelerin Düzce, Alaca, Yozgat, Çorum ile Karadeniz havalisinin dedeliğini yürüttüğünü kaydetmektedir. Cem Vakfı’nın bir toplantısında Güvenç Abdal Ocağı’ndan olduğunu beyan eden Ali Varlı’dan anlaşıldığı kadarıyla, Zile/Tokat’ta da bu ocağın dedeleri ve talipleri bulunmaktadır. Bkz. Cem Vakfı 2000: 256.
  85.   85.  Şemsettin Kubat Cem Vakfı’nın düzenlediği bir toplantıda bu dergahın günümüzde Emirdağ Karacabey Köyü’nde Hüseyni kolu olarak yaşadığını beyan etmiştir. Bkz. Cem Vakfı 2000: 212.
  86.   86.  Kaya Özlük’ün beyanından, bu ocağın Keskin’in Haydar Dede Köyü’nde olduğu söylenebilir.
  87.   87.  Hıdır Abdal üzerine genel bilgi için, bkz. Atalay 1992; Şimşek 1993 (1); 1993 (2); 1994; 1995; Şener 1995; Yaman 1998 (2).
  88.   88.  Hüseyin Abdal Ocağı’nı Birdoğan (1992: 12-13), Divriği yöresinde ziyaret edenlerine bakarak, belli bir ocak kimliği alması olası olmayan ocaklar arasında görmekte; burasını mevsimlik törenler için gidilen ziyaret yerleri arasında saymaktadır. Ancak, Ali Metin Cem Vakfı’nın düzenlediği bir toplantıda (aynı zamanda) “Ahmed Yesevi Ocağı”na bağlı olduğunu da beyan etmiştir. Bkz. Cem Vakfı 2000: 203.
  89.   89.  Cem Vakfı’nın konu üzerine düzenlediği bir toplantıda Abdullah Tayyaroğulları “Sultan Seyit Nuri Cemal” evlatlarından olduğunu beyan etmiştir. Buradan anlaşılacağı üzere, “Sultan Seyit Nuri Cemal Ocağı” mensupları, Erzincan Caferli Köyü’nde bulunmaktadır. Bkz. ve krş. Cem Vakfı 2000: 258, 309.
  90.   90.   Cem Gazetesi, “Sarıbal Ocağı”nın Gümüşhane’de bulunduğunu bildirmektedir. Bkz. “Alevi–Bektaşi Ocakları ve Dergahları” Cem Gazetesi 1 (1995) 4: 6. Almanya’da 1998’de Mannheim Alevi Kültür Merkezi’nde yaptığımız bir alan çalışmasında bu ocağın talipleriyle – ki onlar Gümüşhaneliydi – karşılaştık.
  91.   91.  Kocadağ (1996: 10), Ali Kemali’ye dayanarak “Seyyid Sabunlar” Ocağı’nın Nazımiye/Tunceli ve köylerinde (dedelerinin ve taliplerinin) bulunduğunu bildirmektedir. Krş. Ali Kemali 1932: 184; Yolga 1994: 100. Seyyid Sabunlu Ocağı, “Seyyit Sabunlar” Ocağı olabilir?
  92.   92.  Rıza Hasgül, Kurt Veli Dede’den; Birdoğan (1992 [2]: 142), Malatya’dan Tokat’a kadar talipleri olan “Şah İbrahim Ocağı”ndan (bu ocağın en tanınmış dedesi Kurt Veli Dede’dir); İskender Oymak da Malatya’da bulunan “Şah İbrahim Ocağı”ndan (Kurt Veli Dede) söz etmektedir. Ayrıca bkz. Oymak 1997: 254.
  93.   93.  Rıza Hasgül’e göre Yahyalı Köyü Şarkışla/ Sivas’tadır.
  94.   94.  Şeyh İbrahim Ocağı’yla aynı ocak olabilir. Yerel ağızda Şeyh İbrahim, Şıh İbrahim olabiliyor.
  95.   95.  Yağmur Uşağı ya da Yağmur Ocağı üzerine kısa bir genel bilgi için bkz. Çıkrıkçıoğlu, 1993. Bunun yanı sıra, Cem Vakfı’nın düzenlediği bir toplantıda söz alan Elvan Çelen Dede’nin beyanından Yağmuroğlu Ocağı’nın mensuplarının Tokat Yağmur Köyü’nde bulunduğunu ve bu ocağın aynı zamanda “Himmetçi Ali Baba” adıyla anıldığını anlamaktayız. Bkz. Cem Vakfı 2000: 259.
  96.   96.  Birdoğan 1992 (2): 177.
  97.   97.   Bkz. “Alevi–Bektaşi Ocakları ve Dergahları” Cem Gazetesi 1 (1995) 4: 6.
  98.   98.  Bkz. Yaman 1996: 63-64 ve ayrıca bkz. Yaman 1999; 2000.
  99.   99.  Bkz. Yaman 1998 (1): 368-370; (t. y. ): 44-46.
  100. Clarke 1998.
  101. Bkz. Clarke 1998: 177-178.
  102. Bkz. Clarke 1998: 376-377. Cem Vakfı’nın düzenlediği bir toplantıda “Güvenç Abdal Ocağı”ndan söz eden Ali Varlı’nın beyanından anlaşılacağı üzere, bu ocağın mensupları Zile/Tokat’ta bulunmaktadır. Bkz. Cem Vakfı 2000: 256.
  103. Özdemir (1991: 1108-1109), bu tür ziyaretleri 7 bölüme ayırmaktadır: İslamiyetin peygamber kabul ettiği kişilerin mezar ya da makamları; Peygamber’in soyundan, Ashab veya Ensar’dan olanların türbe ve mezarları; adı bilinmeyen şehitler; tarikat kurucuları, şeyhler, dedeler, dervişler; Ahiler; hükümdar, bey, ünlü komutanlar; Alp Erenler, Horasan Erenleri, İslam mücahidlerine izafe edilen türbe ve mezarlar.
  104. Bkz. »ocak(II) 2« Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü. IX: L-R. Ankara 1977: 3262.
  105. Krş. Boratav 1984: 113.
  106. Tekke için bkz. Akçay 1972. Faroqhi (1981: 135), 1668-69 yıllarını kapsayan vakıf belgelerine dayanarak Abdal Musa’nın bir Bektaşi zaviyesi olduğunu bildirmektedir. Ayrıca bkz ve krş. Öz 1996: 161-165; Altınova 1999; Öz 2000. Tekke Köyü Elmalı/Antalya’da bulunan Abdal Musa Tekkesi’nin dışında Anadolu’nun çeşitli yerlerinde “Abdal Musa” adlı yatırlar ya da makamlar bulunmaktadır. Örneğin Yardımcı (1998: 544, 547, 550), Emirören Köyü Zile/Tokat’ta çocuğu olamayan kadınların, ruhsal sağlığı bozulanların ziyaret edip umar diledikleri bir “Abdal Musa” yatırı bulunduğunu kaydetmektedir. Çift (1995: 47-48)’e göre, bir başka “Abdal Musa Tekkesi” de Bursa’dadır. Abdal Musa için, bkz. Köprülü 1935; 1973; Ocak 1992: 87-89, 92-93.
  107. Bunun için bkz. Seyirci 1994: 63.
  108. Bkz. Seyirci 1994: 61-62.
  109. Erginer (1996: 190-196), Çapar Köyü Şabanözü/Çankırı’da bulunan ve adak kurbanı kesilen bir “Cabbar Baba Türbesi”nden söz etmektedir.
  110. Özen, Koyulhisar/Sivas’ta “Duman Baba” adında bir adak yerinden söz etmektedir. Bkz. Özen 1996: 59
  111. Ali Kaya (1995: 96), “Düzgün Baba”nın Nazımiye’de (Tunceli) olduğunu kaydetmektedir. “Düzgün Baba” üzerine ayrıntılı bilgi için, bkz. Fe[r]ber 1992 ve Ferber/Graesslin 1988: 145-156; kısa bir bilgi için de bkz. Uluğ 1939: 84.
  112. Özen, Kevendüzü Köyü Divriği/Sivas yakınlarında Geyikli Dağı’na adını veren bir “Geyikli Baba” türbesi üzerine bilgiler vermektedir. Bkz. Özen 1996: 26, 28, 44, 122. Ayrıca genel bilgi için, bkz. ve krş. Ocak 1992: 87-92, 195; Tökin 1992: 14-15. Öte yandan Tanyu (1967: 187-188), Bursa Gürsu’ya bağlı Baba Sultan Köyü’ndeki bir “Geyikli (Sultan) Baba” yatırından söz etmektedir (krş. Eröz 1990: 76; Özdemir 1991: 1109). Ayrıca bkz. Köprülü 1976: 46-47; Turgut 1967; Öz 1996: 218-219.
  113. Özellikle ziyaret yeri olarak Hacı Bektaş için, bkz. Noyan [1964]; Ulusoy 1987; Sağdıç (t. y. ).
  114. Özen (1996: 171), Divriği/Sivas Gedikbaşı bucağına bağlı Ekrek Köyü’nde bulunan bir “Haydar Baba” yatırı üzerine, kısa bilgi vermekte; Tanyu (1967: 125-129) Keskin’in batısında, Hasandede’nin güneyinde Haydardede Köyü ve “Haydar Sultan”a ait “Haydar Dede Türbesi”ne değinmektedir.
  115. Ayrıntılı bilgi için bkz. Ocak 1990. Türkiye’nin değişik yerlerinde bulunan onlarca sayıda makam için, bkz. Ocak 1990: 129-134.
  116. Kâfi Baba için, bkz. Aksüt 1999; Seyirci 1994: 59-61. Krş. Köprülü 1973: 206; Eröz 1990: 76.
  117. Karacaahmed’in en tanınan türbesi, bir dergah olarak İstanbul Üsküdar’dadır. Bu dergah için, bkz. Yaman 1974; Öz 1996: 124; Karacaahmet Sultan. İstanbul 1998; Kocadağ 1998. Karacaahmed için ayrıca, bkz. Noyan 1993; Görkaş 2000: 69-72. Tanyu (1967: 10, 230), yürüyemeyen çocukların yürüyebilmesi, akıl hastalıklarının sağaltılmasında umar olarak gidilen ve adak yeri niteliğini de üstlenen Karacaahmed Sultan’ın yedi yerde türbesi olduğunun söylendiğini bildirmektedir. Bununla birlikte belirleyebildiğimiz kadarıyla Karacaahmed Sultan’ın Tekke Köyü Polatlı/Ankara’da; Beypazarı/Ankara’da; Karaca Ahmet Köyü İhsaniye/Afyon’da; Paşalar Köyü Geyve/Sakarya’da; Ulubey/Uşak’ta; Manisa Akhisar Karaköy, Horozköy ve Eşme’nin Karacaahmet Köyü’nde; İnegöl/ Bursa civarında; Barla/Isparta’da ve Aydın’da türbe ve makamları vardır; dolayısıyla bu veriler, Tanyu’nun verilerinden sayıca fazladır. Bkz. ve krş. Tanyu 1967: 103, 142-144; 148-152; 270-271; Kum-[Atabeyli] 1957; Hınçer 1976: 135; Akalın 1997: 19-27; Yaman 1974: 103-116; Öz 1996: 125; Görkaş 2000: 69. Faroqhi (1981: 136), vakıf belgelerinden hareketle, Bursa’da 1782-83’te bir Bektaşi zaviyesi olarak Karacaahmed zaviyesinden söz etmektedir. Boratav (1984: 114) Afyon’daki (İhsaniye) Karacaahmed Sultan Ocağı’ nın – ki o dolular ve deliler ocağıdır – bulunduğu (Karaca Ahmet) köyün tüm halkının “ocaklı” olduğunu bildirmektedir. Diğer bir deyişle, bu köy halkından herhangi biri hastayı sağaltma işlemini yürütebilir.
  118. Akçaeniş Köyü Elmalı/Antalya’da sağlık ve diğer umarlar için gidilen ve adak adanan bir “Keramettin Yatırı” vardır. Bkz. Engin 1993: 102, 177; ayrıca bkz. Seyirci 1994: 63.
  119. Munzur Baba için, bkz. Sevgen 1998; Doğan (t.y.); “Munzur Baba Efsanesi” Dersim 6 (2000) 11:42.
  120. Bkz. Seyirci 1994: 63-64.
  121. Merzifon’daki Piri Baba Türbesi-Tekkesi üzerine genel bilgi için, bkz. Tanyu 1967: 166; Onarlı 1997; Doğanbaş 1999; krş. Eröz 1990: 76. Öte yandan Onarlı (2000 [2]: 156), bir “Piri Baba Ocağı”ndan söz ederken, Dersim yöresindeki Onar Köyü’nde bir “Piri Baba Düşeği” olduğunu (bkz. Onarlı 2000 [1]: 182-183) da kaydetmektedir. Bununla birlikte Faroqhi (1981: 137) vakıf belgelerine dayanarak, Merzifon’ daki Piri Baba’nın bir Bektaşi zaviyesi olarak 1704-05 yılları arasında varlığına değinmektedir.
  122. Krş. Seyirci 1994: 62.
  123. Garip Bektaşin beyanından, bu türbenin Özler Köyü Aşkale/Erzurum’da olduğu anlaşılmaktadır.
  124. Bkz. Ocak 1992: 97-99, 196. Ayrıca bkz. “Kalenderi Piri Sücaattin Veli” Kervan (1993) 28: 17; krş. Şener 1993: 137-144; Şener, Cemal: “Yaşayan Alevilik: Kalenderi Mürşidi Nevzat Dede: Biz Atatürk’e Evliya gözü ile bakarız” Cumhuriyet Gazetesi 23. 08. 1993: 9. Öte yandan, Faroqhi (1981: 138), vakıf belgelerine dayanarak 1764-65 yıllarında Seyitgazi yakınlarında Şüca Baba adlı bir Bektaşi zaviyesi olduğunu kaydetmektedir. Ayrıca bkz. Wulzinger 1913: 60-67; Menzel 1925: 121-125; Eröz 1990: 76; Öz 1996: 242.
  125. Haydar Hüseyin Çelik, “Top Ardıç”ın Eynik Köyü Çemişgezek/Tunceli’de bayramda, özellikle Hızır’da kurban kesilip-yenilen bir ziyaret yeri olduğunu beyan etmektedir. Özen de Dikmeçay Divriği/Sivas’ta baş ve diş ağrıları için dibine küçük taş bırakılan bir “Top Ardıç”tan söz etmektedir. Bkz. Özen 1996: 36, 225.
  126. Veli Baba için, bkz. Köse 1989; 1992; Şener, Cemal: “Veli Baba’dan Hacı Bektaş’a Alevi Düşünceleri” Güneş Gazetesi 14. -15. 08. 1990: 9; Şener, Cemal: “Yaşayan Alevilik: Ispartalı Veli Baba’nın kerameti” Cumhuriyet Gazetesi 20. 08. 1993: 6; Öz 1993; “Dergahlarımız: Veli Baba Sultan” Nefes 1 (1994) 8: 27-28; Asan 1997 (1).
  127. Tanyu (1967: 271), eski Malatya’da “Yedikardeşler” adlı bir ziyaret yeri bulunduğuna dikkat çekmekte; Özen, Karasar Köyü Divriği/Sivas yakınlarında pelit ağacından ibaret, ağacı kesilmeyen, en büyük ağaca niyaz edilen “Yedi Kardeşler” adında bir koruyu kaydetmektedir. Bkz. Özen 1996: 198.
  128. Bkz. ve krş. Millî Folklor Araştırma Dairesi 1973.
  129. 1999’da 4. sü kutlanan “Kâfi Baba Anma Etkinlikleri” üzerine ayrıntılı bilgi için bkz. Aydın 1999 (1).
  130. Seyitgazi/Eskişehir’de her yıl Eylül ayının ilk haftası düzenlenmektedir. Bkz. Küçükcan (t. y. ): 150-151; krş. Millî Folklor Araştırma Dairesi 1973: 65.
  131. Uluğbey Senirkent/Isparta’da, her yıl Ağustos ayında düzenlenmektedir. Bkz. Köse 1989: 31; Şener 1991: 67-72; krş. Millî Folklor Araştırma Dairesi 1973: 48.
  132. Bkz. ve krş. Andrews 1989.
  133. * işaretiyle belirtilenler, Alevilerle-Sünnilerin karışık yaşadıkları yerlerdir. Bu tabloda genel hatlarıyla köyler göz önünde bulundurulmaktadır. İstanbul, Ankara gibi metropol kentler ve kentler söyleşilerde yer yer anılmasına karşın, tabloda gösterilmemektedir.
  134. Bkz. ve krş. Andrews 1989: 254, 256, 280-281, 287, 289, 292, 342. Andrews, bu yerleşim birimlerinde yaşayan Alevilerin etnik kimliklerine de yer vermiştir. Buna göre, tartışmalı bir kategorize yapmasıyla birlikte, Körkü Sungurlu/Çorum’da ve Çavuş Arguvan/Malatya’da “Türk”; Laloğlu Selim/Kars ve Yahyalı Şarkışla/Sivas’ta “Türkmen”; Güzelbeyli Zile/Tokat’ta “Sıraç”; Akçaeniş Elmalı/Antalya ve Çamalan Tarsus/İçel’de “Tahtacı”; Çıkhasan Alaca/Çorum’da ise “Kürt” Alevileri yaşamaktadır.
  135. Bkz. Çog 1997: 107.
  136. Bkz. Karaoğlan 1997: 166.
  137. Bkz. Başkaya 1997: 87.
  138. Bkz. Başkaya 1997: 91.
  139. Bkz. Tutar 1997: 191.
  140. Bkz. Karaoğlan 1994: [numarasız “Sonuç” kısmı]. Karaoğlan, adı geçen tezde “Kızılbaş” ve “Bektaşi” nüfusu ayrı ayrı belirlemiştir. Söz konusu oran, “Kızılbaş” ve “Bektaşi” nüfus birleştirilerek bu satırların yazarı tarafından hesaplanmıştır.
  141. Bkz. Oymak 1997: 263. Oymak (1997: 211) tezinin bir başka yerinde bu oranın % 75 olduğunu belirtmektedir.
  142. Bkz. Ünalan 1997: 293.
  143. Bkz. Çog 1997: 80.
  144. Krş. Çog 1997: 100.
  145. Bkz. Çog 1997: 103.
  146. Bkz. Karaoğlan 1997: 120.
  147. Bkz. Karaoğlan 1997: 137.
  148. Bkz. Başkaya 1997: 91-92.
  149. Bkz. Tutar 1997: 166.
  150. Bkz. Karaoğlan 1994: 60.
  151. Bkz. Karaoğlan 1994: 76.
  152. Bkz. Karaoğlan 1994: 81.
  153. Bkz. Oymak 1997: 210.
  154. Bkz. Oymak 1997: 221.
  155. Bkz. Ünalan 1997: 220-221.
  156. Bkz. Ünalan 1997: 232.
  157. Bkz. Ünalan 1997: 245.
  158. Bkz. Ünalan 1997: 256.
  159. Bkz. ve krş. Tablo 1; Karaoğlan 1997: 120.
  160. Bkz. ve krş. Tablo 1; Karaoğlan 1997: 137
  161. Bkz. ve krş. Tablo 1; Ünalan 1997: 220.
  162. Bkz. ve krş. Tablo 1; Ünalan 1997: 221.
  163. Bkz. ve krş. Tablo 1; Ünalan 1997: 245.
  164. Bkz. ve krş. Tablo 1; Ünalan 1997: 256.
  165. http://www.die.gov.tr/sayimlar http://www.die.gov.tr/TURKISH/SONIST/nufus972. gif
  166. Bu durum ayrı bir incelemenin konusu olduğundan, burada ayrıntılara girilmeyecektir.
  167. Bkz. Karaoğlan 1997.
  168. Bkz. Ünalan 1997.
  169. Bkz. T. B. M. M. Tutanak Dergisi, Dönem: 20, Cilt: 2, Yasama Yılı: 1, 28’nci Birleşim, 26. 3. 1996: 481-483; krş. ve bkz. T. B. M. M. Tutanak Dergisi, Dönem: 20, Cilt: 1, Yasama Yılı: 1, 14’üncü Birleşim, 15. 2. 1996: 303-309.
  170. Bkz. T. B. M. M. İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu ve 9 Arkadaşının, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Boşaltılan Yerleşim Birimleri Nedeniyle Göç Eden Yurttaşlarımızın Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Tespit Edilmesi Amacıyla Anayasanın 98’nci, İçtüzüğün 104 ve 105’nci Maddeleri Uyarınca Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergesi ve (10/25) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Raporu. T. B. M. M. Dönem: 20, Yasama Yılı: 3, S. Sayısı: 532, 14. 1. 1998: 171 S.
  171. Bkz. T. B. M. M. Tutanak Dergisi, Dönem: 20, Cilt: 19, Yasama Yılı: 2, 45 inci Birleşim, 14. 1. 1997: 98-99 ve dosyası; ayrıca bkz. T. B. M. M. Tutanak Dergisi, Dönem: 20, Cilt: 65, Yasama Yılı: 4, 20’nci Birleşim, 18. 11. 1998: 546-547; T. B. M. M. Tutanak Dergisi, Dönem: 19, Cilt: 86, Yasama Yılı: 4, 110’ncu Birleşim, 16. 5. 1995: 261-263.
  172. Krş. Dipnot 170, s. 12-13. Elazığ ve Tunceli ilini kapsayan diğer nedenler için ayrıca krş. TOBB 1995: 44-48.
  173. Bkz. Dipnot 170; krş. TOBB 1995: 64-65.
  174. Bkz. Dipnot 170, s. 11-13.
  175. Bkz. Hacaloğlu, Algan: “‘Demokratikleşme’ ve ‘Doğu-Güneydoğu’ Anadolu Kalkınması Temel Politikaları” 01/01/2000 günlü rapor, (www. chp. org. tr/Raporlar/Yayınlar) dogu2. htm –16. 01. 2000 günlü internet belgesi.
  176. Krş. Alkan 1995.
  177. Konuyla ilgili örnek ve ilginç bir çalışma için, bkz. Korkmaz 1995.
  178. Ozanların örgütlenme çalışmalarını kısa tarihi için, bkz. Turan 1995.