AŞIK ALİ METİN DEDE (METİNİ)

Sizce “Halk Ozanlığı” neyi ifade ediyor? Halk ozanlığının tarihsel geçmişiyle ilgili bilgileriniz nelerdir? Halk ozanlığı sizce ne zaman ve nasıl başlamıştır?

Halk ozanı halkın kalbi, halkın dili demektir. Halkın dertlerini ve sorunlarını dile getirir. Halk ozanlığı, ozanların 13. asırdan beri kendilerini bu yola vermeleriyle başlamıştır. Haksızlığa karşı geldikleri için birçokları öldürülmüştür. Halk ozanlığı 13. asırdan beri bugüne kadar devam edip gelmektedir, onların eserleri daima anılacaktır. Aşıklar canlı Kuran’dır. Aşıklara ilham geldiğinde yazarlar. Aynı şekilde, Peygamber Efendimiz’e de ilham gelmiştir. Hz. Ali de “Ben konuşan Kuran’ım” demektedir. Deyişler, demeler, ozanların sözleri kutsal sözlerdir. Muaviye, Hz. Ali’nin yazdığı Kuranı kaldırdı. 80 deve yükü kitap yazdırdı. Hz. Ali de dedi ki: “157 bin aşığım gelecek, gerçeği dile getirecek, onlar da canlı Kuran olacak”. Onun için Kuran’ı Kerim’de 433 ayet kaldırılmıştır; kalan ayetleri de yanlış yorumlamışlardır. Kuran tahrip edilmiştir.

Çocukluk döneminizdeki ailesel ve çevresel şartlarınız nasıldı? Köyde mi, kentte mi doğup, büyüdünüz? Öğrenim durumunuz nasıldır?

Çocukluk döneminde çevre ve ailemizde şartlarımız kültür görmek, kendimizi geliştirmek, Türk halk müziğini öğrenip yaymaktı. Divriği’nin Şahin Köyü’nde doğdum. 1930 doğumluyum. İlkokul mezunuyum. Dedeler talibi meydan ettiği zaman “4 kapı 40 makam hak mıdır, pir hakkı, musahip hakkı hak mıdır; 48 Cuma hak mıdır; Muharrem Orucu hak mıdır?”, diye sorulurdu. Her perşembe günü lokma cemi yapılırdı. Yalnız bir sene 52 hafta olduğu için Ramazan ayında görgü yapılmazdı. Bakara Suresi’nin 185. ayetinde Ramazan orucu vardır, günahkarlar, adam öldürenler, katil olanlar bu orucu tutarlar. Bu oruç hicretin 2. yılında gelmiştir.

Muharrem Orucu’na gelince Bakara Suresi’nin, 183, 184’üncü Ayeti’nde “Ey inananlar, sizden önceki gelenlere orucu farz kıldığım için size de farz kılıyorum. ” Yani Adem Sefülullah’tan Hatem-i Enbiya’ya kadar Muharrem Orucu farz kılınmıştır. Fecr Suresi’nin 1., 2. Ayeti’nde “Şafak vakti hakkı için 10 gece hakkı için” diyor. Hz. Resullullah hicret ettiğinde 10 gün oruç tutuyordu. Yahudilerin de oruç tuttuğunu gördü. Biz de orucuz, dedi. Biz de 10 gün oruç tutuyoruz, dedi. Bizler Kerbela Vakası’ndan sonra 12 gün yaptık bu orucu.      

Sevgili Aşık Ali Metin Dede, hangi Alevi ocağına bağlısınız ?

Ahmet Yesevi Hüseyin Abdal Ocağı’ndanım. Küçük yaşta saz çalmayı öğrendim. Dedelerin yanında büyüdüm, askerden geldikten sonra Seyyit olarak da ayin ve cemleri yürüttüm.

Hangi dedeler, zakirler, mürşitlerle bir arada yaşadınız?

Yöremiz 8-10 pare köylerdir. Bu yöre Çamşıhı diye anılır. Her köyde dede vardır, onlarla bir arada yaşadım. İnsan sevgisini, birlik ve beraberliği, dostluğu önemseyen, yaptığı cemlerde tam bir ibadet havasında Tanrı’yla insanları birleştiren çok değerli dedeler gördüm. Onlardan etkilendim. Ben de onları örnek aldım. Şimdiye kadar yürüttüğüm cemlerde güzel Türkçemizin eserleri olan deyiş ve duvazimamları okudum. İnsanlara birliği beraberliği öğütleyen mesajlar vermeye çalıştım. Divriği’nin Yellice Köyü’nde Budala Dede, Seyfettin Dede, Yusuf Gökçe Dede, Zeynel Abidin evlatlarından Hüseyin Dede, Mineyik’ten gelen Zeynel Abidin evlatlarından Mamo Dede, Şıh İbrahimli Mamaş Köyü’nden Abusef Dede, Kurt Veli Dede (güzel saz çalardı), Yellice’den Yusuf Gökçe Dede (Yesari Gökçe’nin babası), Şıh İbrahimli Malatya’nın Mezirme’den Memet Mustafa Dede, Çamşıhı‘dan Amcam Battal Karababa (Sivas’ta kızları yakılan Merhum Mehmet Ali Karababa’nın babası), Amcam Muhammed Dede vardı. Ben bunlar içinde yetiştim. Zakirlik yapmayan, dedelik yapamaz. Her dede gibi ben de zakirlikle başladım.

En çok hangi ozanların şiirlerinden etkilendiniz?

En çok Şah Hatayi, Pir Sultan Abdal, Virani, Nesimi ve Kul Himmet, Yunus Emre’den etkilenerek yazmaya başladım.

En çok okuduğunuz kitaplar hangileridir?

En çok okuduğum kitaplar: Bektaşiliğin İç Yüzü, Hadikadüs Süeda, Kumru, Hüsnüye, Fazilet, Nehc-ül Belaga, Makalatı Hacı Bektaşi Veli, İmam Cafer Buyruğu.

İlk şiir tecrübeleriniz nasıldı? Ne zaman şiir yazmaya başladınız?

1953’te askerden geldim, deyiş yazmaya başladım.

Şiir yazarken özendiğiniz, örnek aldığınız ozanlar kimlerdi?

Deyiş yazarken Şah Hatayi, Pir Sultan Abdal ve Aşık Veysel’den de tecrübe aldım.

Dünyaya bakışınız, insan, tabiat hakkındaki fikirleriniz nelerdir?

Dünya görüşüm; insanlığa değer vermek başta olmak üzere, ele-bele-dile sahip olmak, tabiata önem vermek; tüm insanlara ayrım yapmadan iyi bir örnek olmaya dayanır. İnsanlar sevgiyle başlayıp kini kibiri atacak, benliği silecek. Küçüğü sevmesini, büyüğü de saymasını bilecek. Hakk sevgi içindedir, aşk içindedir. Sevgi ile aşk olmayan yerde, Hakk tecelli etmez.

Şimdiye kadar hangi yarışmalara katıldınız? Aldığınız herhangi bir ödül var mı?

Şimdiye kadar hiç yarışmaya katılmadım, yerinde olmayan bir deyişi de yazmadım. Anneler Türküsü’nden dolayı ödül aldım. Birçok deyişim de Kültür Bakanlığı’nda mevcuttur. 15 sene İstanbul Radyosu’nda çalıştım. Türkülerim hala çalınıp söylenir. Şiirlerim, edebiyat kitaplarına geçmiştir.

Şu ana kadar kaç kitabınız, kaç kasetiniz yayımlandı?

“Pençe-i El Aba” isimli kitabım yayımlandı. Aynı kitabımı ilavelerle Pençe-i Ali Aba olarak yeniden bastırıyorum. Şimdiye kadar 25 adet plak, 20’den fazla kasetim çıktı.

Anadolu Aleviliği hakkındaki fikirleriniz, bilgileriniz nelerdir?

Anadolu Aleviliği hakkında fikirlerim ve bilgilerim; Kuran’la Ehlibeyt’in kültürünü yaymak, onların sevgisine nail olabilmektir. Alevilikle Bektaşilik arasında büyük farklar vardır. Hacı Bektaşi Veli’den iki yüz yıl sonra, Osmanlı Balım Sultan’ı posta oturttu, Dergahta. Bektaşilik müessesesi, Balım Sultan zamanında kurulmuştur. Bektaşilikte dede sorulmaz. Kim okumuşsa tarikattan bilenler varsa, onu baba olarak seçerler. Anadolu Aleviliğine gelince, Seyyid-i Saadet olmadan tarikat yürümez. İmam Cafer şöyle buyurur: “Talip talibe erkan gösteremez”. Seyyid-i Saadet olmayıp erkan yürütürse şıhı şeytan olur. Alevi cemlerinde; gerek görgü, gerek Abdal Musa, gerek lokma cemine içki girmez.

Sizce Hz. Ali nasıl bir insandı en önemli özellikleri nelerdir?

Hz. Ali, Allah’ın yarattığı veliler içerisinde en dürüst ve ilim sahibi kişidir. Bence en önemli özelliği insanlık alemine ışık tutmasıdır. Bizim kelimei şahadette “Eşhedü enla ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammed’en abdühü ve resuluhu, Aliyül Veliyullah” deriz. Maide Süresi’nin 55. ayetinde “Sizin veliniz, namaz kılarken rükuda iken parmağını verendir”. Bir dilenci camiye girmişti. “Allah rızası için sizden bir sadaka istiyorum” dedi. Veren olmadı. Çıkarken, “Ya Rabbi ben bu mescidden boş çıkıyorum, bana bir şey veren olmadı, ” dedi. O esnada Hz. Ali rükudaydı, parmağını uzatmış, dilenci Hz. Ali’nin parmağındaki yüzüğü almıştır. Ne namazını bozdu ne de dilenciyi boş gönderdi.

Kerbela ve Hz. Hüseyin için neler söyleyeceksiniz? Niçin tüm Alevi-Bektaşi ozanları sizce Kerbela için matem şiirleri yazmışlardır? Kerbela Olayı size ne ifade ediyor?

Kerbela’da Hz. İmam Hüseyin Yezit’e boyun eğmeyerek kanının son damlasına kadar Yezit ordularıyla kahramanca çarpışmış; ehli, ayali, çoluğunu çocuğunu şehit vermiş, Yezid’in zulmüne karşı gelmiş, Hakk’ı batıldan ayırmış. O yüzden dünya var oldukça matemi şiirlerle okunup anılacaktır. Hz. Hüseyin demiştir ki: “Benim başım mızraklara takılıp, Şam’a gitse dahi, bilin ki o baş biatsız gidiyor”. Muhammed’in ve Ali’nin faziletini Şah Hüseyin’i Kerbela al kanıyla yazmıştır. Eğer, Hz. Hüseyin, Yezit’e biat etseydi, ne Alevi, ne Sünni İslam olarak hiçbir şey kalmayacaktı dünyada. Yezit Hıristiyanlığı geri getirecekti. Yezit maymunu ile şarap içerdi. Maymunun ismini de Şıhı İslam koymuştu. İşte İslamiyet’in Şıhı bu deyip, İslamiyetle alay ederdi. Bütün dünya Müslümanları olarak İslamı, Hz. Hüseyin’e borçluyuz. Allah cümlemizi didarı Ehlibeyt’in, Mihrabı İmam Hüseyin’in katarından ayırmasın.

Alevi – Sünni farklılaşması ve Alevilerle Sünniler arasındaki kaynaşma hakkında neler düşünüyorsunuz?

Peygamber Efendimiz iki kutsal emanet bırakmış, biri Kuran, biri Ehlibeyt. Sünniler Kuran’ı okuyorlar, çokları dahi Ehlibeyt’in kim olduğunu tanıyıp onların isimlerini anmıyorlar. Alevi- Sünni kaynaşması için, bunların Aleviler gibi 4 kapıyı 40 makamı bilmeleri lazım, ele-bele-dile sahip olup din, dil, ırk ayrımı yapmadan insanları sevmeleri lazım. Aleviliğin temeli doğruluktur, dürüstlüktür. Güzel ahlak temel ilkedir, Alevilikte. Sünnilerle Alevilerin bir araya gelip kaynaşması için; Sünni kardeşlerimizin birçoğunda hala mevcut bulunan Alevilere karşı yanlış bilgilerin atılması lazım. Aleviler yüzyıllardır, hiç kimseye bir zarar vermeden bu güzel ülkemizde yaşamını sürdürmektedirler. Hiçbir ayrımı tasvip etmeyen Alevilerin bu hallerinden örnek alınmalıdır.

Tasavvuf hakkında neler söyleyeceksiniz?

Alevinin ilmi, tasavvuf ilmidir. İlim ikidir; biri tasavvuf, biri kara taassup ilmidir. Aleviler mantığın kabul etmediği bir şeye inanmazlar.

Yunus Emre, Seyyid Nesimi, Hatayi, Pir Sultan Abdal gibi ozanların şiirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu isimler neden ölümsüzler arasına katılmışlardır?

Yunus Emre, Seyyid Nesimi, Hatayi, Pir Sultan Abdal’ın deyişleri tasavvuf ilmidir. Emsali bulunmaz, yalnız burada bu ozanların eserlerini şiir olarak yazıyorsunuz, şiiri şairler söyler, ozanlar aşıklar deyiş söyler. Bu deyişlerin her sözlerinde kıymete vurulamayacak manalar vardır, insanlığa ışık tutmuşlardır. Onun için ölümsüzlerdir, kendilerini, nefsini ıslah ederek yaşamışlardır.

Atatürk ismi size neyi ifade ediyor? Atatürk’ün Türk insanına getirdikleri nelerdir?

Türkiye’nin kurtarıcısı olması laik düzeni kurması, Cumhuriyeti ilelebet yaşatması için vatanı Türk gençliğine emanet etmesidir. Atatürk hayatta en büyük mürşit ilimdir, buyurmuştur. İlim felsefeyi, hürriyeti getirmiştir. Atatürk olmasaydı, Türkiye Cumhuriyeti bugünkü Arapların ve Acemlerin düştüğü delalete düşerdi.

Türkiye’nin geri kalmışlığını nelere bağlıyorsunuz?

Türkiye’nin gerikalmışlığı 1400 küsur yıldan beri Araplardan Osmanlıların gününe kadar; başta padişahlar halkın sorunlarını düşünmeden kendi saltanatını sürdürmüşlerdir, bu sebepten geri kalmışız.

Sizce bu toplumu neler değiştirebilir?

Bizce bu toplumu başta kültür görmek suretiyle, başımızda seçtiğimiz milletvekillerinin Avrupa insan haklarına uyarak halkın sorunlarına eğilmeleri, gelirin hakça paylaştırılması, düşünce özgürlüğünün serbest olması değiştirebilir.

Sizce halk ozanları toplumsal olarak ne gibi işlevleri yerine getirmişlerdir?

Bizler halk ozanı olarak 13 asırdan beri ölümü göze alarak halka çok büyük örnek olmuşuzdur. Halk ozanı sözleriyle hürriyeti ve egemenliği yerine getirmişlerdir.

Çağdaş dünya ve Türk yazarları hakkında neler biliyorsunuz?

Çağdaş dünyada Türk yazarları da haksızlığa karşı gelmiş, toplumu biraz daha ileriye götürmüşlerdir.

Günümüz çağdaş Türk yazar ve sanatçılarından birisiyle tanışıklığınız var mı?

Birçok yazar ve sanatçılardan tanıdıklarım vardır.

Halk ozanlığı geleneğinin günümüzde devam ettiğine inanıyor musunuz?

Halk ozanları geleneği günümüzde de devam etmektedir. Bu sene aşık Veysel’i anma töreninde Ankara’ya gittim, gençlerimiz arasında çok ozanların yetiştiğini gördüm, ozanlığı gençlerimiz devam ettirecektir.

Hangi ozan ve ses sanatçılarıyla dostluğunuz var?

Aşıklardan Davut Sulari, aşık Daimi, Mahzuni, Feyzullah Çınar, aşık Veysel, rahmetli Muhlis Akarsu, aşık Reyhani, Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, İsmail Azeri ve sanatçılardan birçoğuyla dostluğum vardır.

Kitap okuyor musunuz? Sinemaya, tiyatroya gidiyor musunuz?

Kitap okurum, sinemaya, tiyatroya gidiyorum.

Şimdiye kadar kaç Alevi-Bektaşi Etkinliğine katıldınız?

Başta Hünkar Hacı Bektaşi anma törenlerine her sene giderim ve katılırım. Bunun haricinde birçok anma törenlerine katılırım.

Halk ozanlarının en genel sorunları sizce nelerdir?

Halk ozanlarının en büyük sorunları devlet yönetimi tarafından halk ozanlarına bugüne kadar değer verilmemiştir. Bugün hala TRT’de Türk halk ozanlarına program verilmiyor; sanatçılar deyiş ve türkülerde kaynağı halk ozanlarından alıyorlar ve lakin devlet, ozanlara bugüne kadar bir yardımda bulunmuyor, çoklarının durumu perişandır.

Halk ozanlığında ne gibi değişmeler yaşanmıştır?

Halk ozanlığında örneğin insanları sevmesiyle birlik beraberlik içerisinde insanca yaşamayı değerlendirmişlerdir, toplumun benliğini değişmelerle yaşatmışlardır.

Toplumun, devletin ozanlara bakışını, yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Toplumun ve devletin halk ozanlarına bakışı biraz olsun Kültür Bakanlığı’nca onların eserlerini yaşatmak için ele alınıyor, Kültür Bakanlığı da eserlerimizi elimizden alıyor, fakat ozanlara ne devlet ne de Kültür Bakanlığı bir yardımda bulunuyor; buna karşılık toplum ve halkımız bizimle beraberlerdir.

Halk ozanlığının ve ozanlarının sorunlarının çözümelenebilmesi için sizce neler yapılmalıdır?

Halk ozanlarının sorunlarının çözülmesi için devlet Meclis’te kanun çıkarmalıdır. Ozanların eserlerini değerlendirmek için ozanları imtihan etmelidir. Halk ozanı olanların sorunlarına çare bulmak için bunların biraz olsun ekonomi ve geçimlerine katkıda bulunması lazımdır. Ozanın aile geçimlerinin durumu perişan ise nasıl ozanlığı yürütsün, her şey ekonomiye dayanır.

Halk ozanlarının geleceği hakkındaki fikirleriniz nelerdir?

Halk ozanlarının geleceği bakımından, devlet ozanlarımıza değer vermez ise geleneğimizi sürdüremeyiz.

 

Söyleşi: AYHAN AYDIN, Cem Dergisi, Ocak 1999, Sayı 86, sayfa 52-54

 

ESERLERİ

Aşık Ali Metin, Pençei El Aba, 1992, Aydınlar Matbacılık, İstanbul.

Kitabın genişletilmiş ikinci baskısı çıkmıştır: Pençe-i Ali Aba, 2003, Ankara.

ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER

 

Çilem Seni

 

Nettim sana vefasız yar

Bu hale düşürdün beni

Gece gündüz ah ile zar

Güldürmez bu çilem seni

 

Böyle miydi senin ahdın

Yıkılsın yar tacın tahdın

Sinemi odlara yaktın

Güldürmez bu çilem seni

 

Pareledin pareledin

Ak bahtımı karaladın

Hançer vurdun yaraladın

Güldürmez bu çilem seni

 

Metini’yem neler ettin

Yar bağrımı deler ettin

Öldürmekten beter ettin

Güldürmez bu çilem seni

 

Ölüme

 

Garip bülbül gibi ahu zardayım

Bağ bozulmuş gazel düşmüş gülüme

Aşkın durağı yok bilmem nerdeyim

Sevdasıyla mahkûm oldum ölüme

 

Mecnun gibi çölde sarardım soldum

Leyla Leyla diye Mevla’yı buldum

Ben Kerem’im yandım yandım kül oldum

Aslı isen karışırsın külüme

 

Metini’yem sazım ile konuşam

Bir bilen var mı ki derdim danışam

Ahdı peyman ettim yare konuşam

Varamadım duman çöktü yoluma

 

Ne Mutlu

 

İnsani vazifem arzum emelim

İnsanlığa hizmet etsem ne mutlu

Rahmet suyu ile toprak temelim

İnsanlığa hizmet etsem ne mutlu

 

Dere akar bu topraklar sulanır

Günler gelir geçer dünya dolanır

Fikir sermayedir hem faydalanır

İnsanlığa hizmet etsem ne mutlu

 

Beyhude kendini ateşe yakma

Gezme cahil ile sözüne bakma

Gönül Beytullahdır incitip yıkma

İnsanlığa hizmet etsem ne mutlu

 

Kudretin var ise gezme avare

Gayretin yok ise Allah ne vere

Ara ilmi fenni bulursun çare

İnsanlığa hizmet etsem ne mutlu

 

Hangi mahlukta var sendeki kudret

Keramet diyorlar işte marifet

Bırak kinciliği biraz da sabret

İnsanlığa hizmet etsem ne mutlu

 

Gel Metini hakir görme insanı

Yalanla gerçeği nefsinden tanı

Kötüye kullanma sakın vicdanı

İnsanlığa hizmet etsem ne mutlu

 

Okumayı Yaz Öğren

 

Hayatta hakiki mürşid ilimdir

Cahil kalma okumayı yaz öğren

Cehalet marazdır elbet zulümdür

Cahil kalma okumayı yaz öğren

 

Cahilin kendine olmaz faydası

Pusulasız gemiye benzer yuvası

İlmi alim olmak gönül aynası

Cahil kalma okumayı yaz öğren

 

Okumayla enerjiyi buldular

Türlü türlü sanayiler kurdular

Atom çağındayız aya vardılar

Cahil kalma okumayı yaz öğren

 

İlim bir varlıktır her can bilemez

Cahiller yoksuldur faydalanamaz

Çalışır çabalar menzil alamaz

Cahil kalma okumayı yaz öğren

Gel Metini oku bilene kadar

Bir mürşid-i kamil olana kadar

Beşikten mezara girene kadar

Cahil kalma okumayı yaz öğren

 

Bende İmiş

 

Durmadan mürşid arardım

İlim irfan bende imiş

Din ve ahlaktan sorardım

Din ve ahlak bende imiş

 

Bir zamanlar yaramazdım

İnsanlığı bilemezdim

İleriyi göremezdim

Kötülük de bende imiş

 

Olgunluk çağına yettim

Nefsimi terbiye ettim

Nice tekkelere gittim

Keramet de bende imiş

 

Metini’yem çeşmim yaştır

Cehalet bir kara taştır

Amelim bana yoldaşdır

Her varlık da bende imiş

 

Sakın Elden Belden Bir de Dilden

 

Bana benden olur her ne olursa

Sakın elden belden bir de dilinden

Başım rahat eder dilim durursa

Sakın elden belden bir de dilinden

 

Seni kötü yola salan dilindir

Her nesneyi tutup alan elindir

Yine koyu kaybet eden dilindir

Sakın elden belden bir de dilinden

 

Amel ile bağla bu üç nesneyi

Savur harmanını çıkar daneyi

Turab olup temiz eyle haneyi

Sakın elden belden bir de dilinden

 

Metini nefsini yenebilirsen

Kibirlik tahtından inebilirsen

Erenler yoluna dönebilirsen

Sakın elden belden bir de dilden

 

Merhaba

 

İman ettik Muhammed’e Ali’ye

Kırklar meydanında erler merhaba

İkrarımız Hacı Bektaş Veli’ye

Hünkar Hacı Bektaş Veli merhaba

 

Elesti Bezminde demişiz beli

Dedesi Muhammed atası Ali

Abdal Musa Sultan hem Kızıldeli

Dut ağacı Balım Sultan merhaba

 

Haydarı Sultanın carına yetti

Bedeh Şanda mürvet el aman dedi

Tatar beylerini Müslüman etti

Kara Donlu Canbaba’ya merhaba

 

Ahmet Yesevi’den dersini aldı

Münkürün gönlünü gümana saldı

Kırk gün kırk gece de çilede kaldı

Çilehane abu zemzem merhaba

 

Urum ellerine verdi selamı

Okuyunuz dedi yazdı kelamı

Işık tuttu irşad etti alemi

İrşad olan müminlere merhaba

 

Tapduk Emre şek şüpemiz yok dedi

Allah bir Muhammed Resul Hak dedi

Nefes etti Akpınar’ım ak dedi

Akpınar Kadıncık Ana merhaba

 

Yedi iklim dört köşeden geldiler

El ele el Hakk’a olsun dediler

Aşık olup yeşil eli gördüler

Güzelile Güvenç Abdal merhaba

 

Meşrebim Hüseyni ismim Bektaşi

Hüseyin aşkına dökeriz yaşı

Bindi At Kayaya yürüttü taşı

Hamur Kaya Tekke Kaya merhaba

 

Eserler yarattı gençlik çağında

Meyvasını verdi dede bağında

Orman yetiştirdi Hırka Dağında

Karahöyük Hırka Dağı merhaba

Ele bele dile sahip ol dedi

İkrar verip ikrarında kal dedi

Hakkı ara sen özünde bul dedi

Hakkı özünde bulan canlar merhaba

 

Alana yetmez mi Hakk’ın rahmeti

Bulunur mu insanlığın kıymeti

Yaptı türbesini çekti zahmeti

Türbenin mimari Yanku merhaba

 

Metini’yem sırrı Ali sırrıdır

Ali Muhammed’in sadık yaridir

Evliyalar enbiyalar piridir

Ceddim Karababa Sultan merhaba

 

Senin Olsun

 

Yarattın insanı dünyaya saldın

Rahmetinden gayrı al senin olsun

Kim gülmüş dünyada bir doya doya

Türlü nimetlerin bal senin olsun

 

Kestin dermanımı halım mı kaldı

Elimi tutacak dalım mı kaldı

Zümrütüm elmasım malım mı kaldı

Cevahir madenin mal senin olsun

 

Temelsizdir bu dünyanın yokuşu

Çileli bir handır iki kapusu

Saraylar yaptırdın sende tapusu

Geldim gidiyorum kal senin olsun

 

Metini’yem sana nazım niyazım

Cefa ile geçti baharım yazım

Tek geride kalan bir kırık sazım

Söyle dertlerimi al senin olsun

 

Geldim Giderim

 

Kimi mesut ettin vefasız dünya

Sana misafirim geldim giderim

Sordum meşakkati yoksula baya

Sana misafirim geldim giderim

 

Kimi zengin olur artar azabı

Tükenmez yoksulun derdi hesabı

Kimi şer kazanır kimi sevabı

Sana misafirim geldim giderim

 

Aradım bulmadım bir dertsiz başı

Durmadan akıyor çeşmimin yaşı

Hayat derler işte bir mezar taşı

Sana misafirim geldim giderim

 

Metini’yem dünya benim diyenler

Nice Süleymanlar nice veliler

Diri değil miydi yatan ölüler

Sana misafirim geldim giderim

 

Ciğerleri Sızlatıyor Hüseyinimin Yarası

 

Döküldü masumun kanı Kerbela yazısına

Çekildi oklarla kılıç Peygamber kuzusuna

Hangi ciğerler dayanır yürekler yarasına

Esiyor seher yelleri bugün matem havası

Ciğerleri sızlatıyor Hüseyinimin yarası

 

Fatıma ana uyanmış Hüseynim diye ağlar

Alemdar Abbas diyerek melekler kara bağlar

Kasım’ın sinesine saplanmış zalim tığlar

Esiyor seher yelleri bugün matem havası

Ciğerleri sızlatıyor Hüseyinimin yarası

 

Ali Asker susuz durur uyku girmez gözüne

Nasıl bakacak zalimler Muhammed’in yüzüne

Aldanmış asi insanlar bir kafirin sözüne

Esiyor seher yelleri bugün matem havası

Ciğerleri sızlatıyor Hüseyinimin yarası

 

Ümmü Gülsüm oturmuş şehitlerin başına

Ali Ekber henüz girmemişti yirmi yaşına

Oklar değmiş hilali andıran kudret kaşına

Esiyor seher yelleri bugün matem havası

Ciğerleri sızlatıyor Hüseyinimin yarası

 

Metini bu soysuz kavim ettiğinden utanmaz

Yeter artık bu kederli derin yara kapanmaz

Hüseyinimize ağlayan yaşlı gözler usanmaz

Esiyor seher yelleri bugün matem havası

Ciğerleri sızlatıyor Hüseyinimin yarası

 

02 07 1993 Cuma günü Muharrem ayında Pir Sultan Abdal Anma Törenleri’nde Sivas’ta üç gün önce Alevi aydın kişilere yapılan katliam planlanmış ve aynı gün Madımak Oteli’nde çıkarttıkları yangında ölen 33 şehidimize söylediğim ağıt;

 

Ağladı

 

Yolumuz uğradı kanlı Sivas’a

Edeb erkan ile yollar ağladı

Boyandı milletim bir kara yasa

Evliya enbiya erler ağladı

 

Almanya’da Nazilerle dazlaklar

İnsan yakar Sivas’taki yobazlar

Ozanlar yazarlar gelinler kızlar

Banaz’da Pir Sultan Pirler ağladı

 

Madımak oteli bir kara duman

İmdat bekliyoruz gelmiyor tümen

Muhlis Akarsu’lar Nesimi Çimen

Kemaniler sazlar teller ağladı

 

Vicdan merhameti yoktur dininde

Yanıyor şehitler Kırklar Ceminde

Muharrem ayında Cuma gününde

Kerbela Şehidi çöller ağladı

 

Aydın fikirlere kast etti gamaz

Müslümanım diye kılıyor namaz

Yezidi mervanlar bu size kalmaz

Ana baba kardeş eller ağladı

 

Metini çaresiz derdin davası

Lanet ervahına bozuk mayası

Yatıp kalktığı her fesat yuvası

Nemli gözyaşları seller ağladı

 

 Resul ve Ehlibeyt’i inkar edip Kuran ayetlerini yanlış fetva verip hadis uyduranlara cevap:

 

Böyle Midir İslamlığın Temeli

 

Evladı Resul’ü inkar edenler

Böyle midir İslamlığın temeli

Emevilerin izlerine gidenler

Böyle midir İslamlığın temeli

 

Ali Fatıma Peygamber’in varisi

Hasan Hüseyin’dir ciğer paresi

Şehit edenlerin İslam neresi

Böyle midir İslamlığın temeli

 

Peygamber bıraktı iki emanet

Biri evlat biri Kuran emamet

Evladın yerine dersiniz sünnet

Böyle midir İslamlığın temeli

 

Allah bir Muhammed Ali haktır hak

Böyle emreyledi levlaki levlak

Şura Suresi’ni oku da bir bak

Böyle midir İslamlığın temeli

 

Resul ilmin şehri Ali kapusu

Kuran-ı Kerim gerçek yapusu

Cennet parsellerin nerde tapusu

Böyle midir İslamlığın temeli

 

İnsan öldürmeye cihat dersiniz

Tavşanı tilkiyi tutar yersiniz

İmamları bilmez bakar körsünüz

Böyle midir İslamlığın temeli

 

Gel Metini yeter uzatma sözü

Akıl ve mantıktır Kuran’ın özü

Hadis uyduranın karadır yüzü

Böyle midir İslamlığın temeli

 

Birleşelim Bir Çatının Altında

 

Selam size vakıflarla dernekler

Birleşelim bir çatının altında

Birlik olmaz ise boştur emekler

Birleşelim bir çatının altında

 

Bin dörtyüz yıldır menzil alamadık

Zalimin zulmünden fırsat bulamadık

Cem olup da bir arada kalamadık

Birleşelim bir çatının altında

 

Yürüyelim Atatürk’ün izinden

Gençlerimiz ilham alsın sözünden

Vatan millet sevgi varsa özünden

Birleşelim bir çatının altında

 

Yurdumuzda federasyon kurulsun

Çalışırsan aradığın bulursun

Yolsuz Hakk’sızlardan hesap sorulsun

Birleşelim bir çatının altında

 

Yolumuz Muhammed Ali’den kaldı

Hünkar Hacı Bektaş Veli’den kaldı

Pirler kültürünü Hünkar’dan aldı

Birleşelim bir çatının altında

 

Asıldık yüzüldük yandık yakıldık

Birlik dirlik olmayınca yıkıldık

İsa gibi çarmıhlara çekildik

Birleşelim bir çatının altında

 

Dedeler de bir araya gelsinler

Senliğini benliğini silsinler

Dört kapıyı yol erkanı bilsinler

Birleşelim bir çatının altında

 

Metiniyem töremiz de bir olsun

Birlik ile sohbetimiz gür olsun

Hakk yoluna gelmeyenler kör olsun

Birleşelim bir çatının altında

 

Dilim Damağım Kurudu – Mersiye -

 

Dilim damağım kurudu

Yandım Allah bir yudum su

Bedenim tenim çürüdü

Öldüm nolur bir yudum su

 

Kerbela’da Şah Hüseyin

Ali Ekber’in Sakine’nin

Murtaza’nın Fatıma’nın

Aşkına oy bir yudum su

 

Yezid kast eyledi bize

Ehlibeyt neslimize

Dağlar taşlar indi düze

İniliyor bir yudum su

 

Kestiler Fırat suyunu

Muaviye’nin bir oyunu

Harmela’nın ahı oku

Değmeden ver bir yudum su

 

Oniki İmam’ın demine

Kırkların güzel cemine

Yetmişlerin meclisine

Gireceğim bir yudum su

 

Kûfe’yi boğdu uğultu

Bu figanı cihan duydu

Metini narına yandı

Yandım nolur bir yudum su

 

KAYNAK: Günümüz Alevi Ozanları, Ayhan Aydın, Sayfa: 94-108,

CEM Vakfı Yayınları, İstanbul 2004