ALEVİ BEKTAŞİ TEKKELERİ’NE YAPILAN AYRICALIK

YAZI  

19 Rebiyü-l-ahir 1216 (Ağustos 1801) yılı, Padişah 2. Mahmut dönemi, Sadrazam: Mehmet Emin Rauf Paşa’dır. O yıllar: Hicaz’da Vahhabiler isyanı (1803-1819), Sırp İsyanı (1803-1817) ve Yunan isyanı (1814-1833)

 

KONU           

Osmanlı döneminde dini bayramlar yaklaştığında İstanbul’daki tekke ve zaviyelere haziney-i hümayundan bir miktar para verildiği gibi Hıristiyanların yortularında kilise ve manastırlara para dağıtılıyordu. Aşağıdaki cetvelde İstanbul’daki Anadolu-Üsküdar’da 44, Rumeli Yakasında: Kocamustafa paşa’da 23, Şehremini’de 20, Sur dışında 44 tekke ve zaviyeye otuzar kuruş verildiği bildirilmektedir.

Bu cetvelde dikkat edildiğinde 131 tekke ve zaviye içinde yalnız KARACAAHMET SULTAN TEKKESİ‘ne 30 kuruş verildiği görülmektedir, oysa bunların arasında hayli BEKTAŞİ tekkesi vardı.

Bu belgede Padişah 2. Mahmud’un Alevi-Bektaşilere iyi gözle bakmadığı, nitekim 25 yıl sonra “Yeniçeri Ocağı’nı” kaldırmaya niyetlendiğinde Esad Efendi’nin Üss-i Zafer adlı kitabında: “Bektaşi olan bu Yeniçeriler halk arasında dinsizliği, yaymakta tekke ve zaviyelerde alemler düzenleyerek içki içmekte, namaz kılmamakta, sünnet ehlinin inançlarıyla alay etmektedirler, iddiası ve şeyhülislamın fetvasına dayanarak Yeniçeri Ocağı’nı kaldırırken Reha Çamuroğlu “Son Yeniçeri” adlı yapıtında Alevi-Bektaşi tekkelerinin de kapatılarak kendi gönüllerince yağmalanmalarına sınırsız izin verildi. Bu sınırsız izinle Alevi Bektaşi dergahları yağmalandı, tarihi belgeleri yok edildi, direnen masum insanlar da acımasızca öldürüldü. 1827 yılında çıkartılan bir fermanla Anadolu’daki (Rumeli’de de) tüm Bektaşi tekkelerinin, türbe hariç tüm binalarının yıktırılması, eşya ve malvarlıklarına el konulması öngörüldü ve uygulandı. Bu bağlamda Alevi-Bektaşilerin inanç ve eğitim merkezleri sayılan 100 dolayındaki (Rumeli’de buna yakın) tekkeleri yıkıldı, türbeleri kapatıldı, babaları asıldı. Merkez sayılan Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın post sahibi 57 yaşındaki Mehmet Hamdullah Çelebi Amasya’ya sürgün edildi

İki deve yükü kitap ve el yazması belgeler imha edildi.  (Cem Dergisi, Sayı: 123’te sürgün edilen Alevi-Bektaşi Baba ve Dervişleri’nin lakabıyla anılan Nakşibendi Şeyhi Mehmet Sait Efendi imam olarak atandı. Bu zatın görevi Alevi-Bektaşileri asimilasyona tabi tutarak onları Sünniliğe çekmekti. Nitekim 1834’te dergaha bir de cami yapılarak asimilasyon sürdürüldü.

2. Mahmut’u Alevilere yönelik büyük Meclis-i Meşayih’e (tekkelerin işleriyle uğraşan daire), verildi. Bektaşi Babaları tekkelerin yeniden açılması için Meclis-i Meşayih’e verdikleri dilekçeye, bu tekkelerin açılması nakşi usulüne göre olursa açılabileceği yanıtı verildi. (Cem Vakfı Arşivi’nde No 72 Belge: Padişah Abdülmecit döneminde 6 Muharrem 1269 (20 Ekim 1852) yılında Kızıldeli Tekkesi’nin açılması için Edirne Valiliğine verilen dilekçeye yanıt.

 

BELGE

BOA – A.MKT.M.V.L.57-a/72/34)

 

Türk zenginlerinden biri Sofya (Bulgaristan’da)’da yaptırdığı medresede haftada bir gün yalnız Kur’an öğreten  bir hocaya günde 60 amçe (0.005 lira, ayda 0.15 lira) vakıf parasından verilmektedir, bazı günlerde bu medresede öğrencilere Türkçe, Matematik, Tarih, Coğrafya vb. dersler okutup dünya görüşü verselerde de çağın gerisinde kalmasaydık ne olurdu? (acaba şimdi, çağa yetişşebildik mi, yoksa yolun çeyreğinde miyiz, bu imam-hatip okullarıyla?…)

73 yıl sonra Bulgarlar bu medreselerin yerine modern ilkokul projinaz, jimnazya okullarıyla Üniversite kurdular, bizi oradan Asya’ya sürdüler.

 

Belge Çevirisi: Ahmet Hezarfen

CEM Vakfı Arşivi

 

YAZI 

2 Zilhicce 1218 (13.3.1804) yılı padişah 3. Selim dönemi, o yıl Rumeli’de Sırplar, Hicaz’da Araplar (Vahabiler) ayaklandı, bunların bastırılması Osmanlı Devletine binlerce can ve paraya mal oldu (bugünkü gibi)

 

KİMDEN

Sofya Kadısı Mahmut Efendi

 

KONU        

Rumeli vilayeti Sofya (Bulgaristan’da) ahalisinden hayır sahibi Tüccar Sakallızade El-Hac Hüseyin yeniden inşa ettirip küçük vakıf mu hasebesine kaydettirdiği medresesinde haftada beş gün yalnız Kur’an-ı Kerim öğretmek için vakıf parasından 60 akçe ile göreve atanan Es-Seyyid Ahmet Efendi Bin Mehmet 20 yıldan beri medreselerde Kur’an okuttuğu bugüne kadar elinde berat-ı şerif bulunmadığı bu Es-Seyyid Ahmet Efendi diye beraat verilmesi için yüce padişah Hazretlerinin buyruklarından olmakla gereğinin yapılmasına izin velimesi istenmektedir.

 

SAHH

İŞARETLİ MUCEBİNCE TEVCİYE VE MÜCEDDEDEN BERAT İ’TA OLINMASI BUYURULDU

Fi 2. Z. (Zilhicce) sene 1218

Mucebince tevciye ve müceddeden Berat i’ta buyurılmak mercudır.

Ahmet Es’ad

 

BELGE

BOA-Cevdet Maarif No 84

 

 

Belge Çevirisi: Ahmet Hezarfen

CEM Vakfı Arşivi