OSMANLI DEVLETİN’DE 1826 YILINDAN SONRA ALEVİ-BEKTAŞİLER’İN ACIKLI DURUMU

 

Padişah 2. Mahmut 1826’da Alevi-Bektaşi tekkelerini kapatıp içindekileri ailelerinden koparıp yurdun kuş uçmaz kervan geçmez yörelerine yollarken tekkelerine de Nakşibendi şeyhlerini yollarken, bakan ve milletvekiline verilen bol harc-ı rah (yolluk) yüksek maaş, verdiğini üstelik tekkenin taşınır taşınmaz malvarlığı şeyhin han-ı yağması (!) idi. Aşağıda Şumnulu Bektaşi Fatma Hanımla Nakşibendi Şeyhi Mehmet Bahaeddin Efendinin yaşamları o günkü durumu gözler önüne sermektedir. Ne acı ki, bugün bile o şeyhlerden ne Ulus ne Devlet, ne tekke yakasını bir türlü kurtaramadı.

 

YAZI  

hicri 1250 (1834 M.) yılı, Padişah 2 Mahmut dönemi, o yıl, 29 Ocak Rusya ile Eflak Boğdan Prenslikleri sınır ve tazminat işlerine ilişkin Petersburg Antlaşması imzalandı.

 

KİMDEN

Sadrazam’dan

 

KİME 

Divan-ı Hümayun’a

 

KONU

Şumnu (Şumen-Bulgaristan’da) KARABAŞ ZAVİYESİ post-nişin Musa Efendi’nin görevini yapamadığı, şeyhül-İslamlıkça yerine her bakımdan üstün yetenekli İstanbul’lu Şeyh Mehmed Bahaeddin Efendi’nin ayda 200 guruş taamiyye (yemeklik) ile 2500 guruş yolluk verilmesi uygun olacağına ilişkin padişaha bilgi verilmekte (bu para Silistre ili gelirlerinden ödenecektir)

 

AÇIKLAMA

Bulgaristan’da Osmanlı döneminin ünlü dört kal’asından (Silistre, Rusçuk, Şumnu ve Varna) biri olan Şumnu kasabasına 8 yıl önce İstanbul Üsküdar’da oturan Şumnulu Hoca Fatma hanım sürgün edildi, şimdi de her türlü gereksinimi karşılayarak İzzet-i ikramla Şeyh Mehmed Bahaeddin Efendi yollanıyordu bunların yaşamına bir göz atalım:

 

ŞUMNU KASABASINDA HOCA FATMA HANIMLA ŞEYH MEHMED BAHAEDDİN EFENDİ’NİN YAŞAMLARI

1-İstanbul-Üsküdar’da oturan Şumnulu Hoca Fatma Hanım “Bektaşilik ve sehharelik (büyücü) yoluna saparak bir takım safdil hatuları idlal ü ifsad (doğru yoldan saptığı) idmekle oldığı tahkik olındığından … gerekçesiyle Şumnu’ya sürgün edilmesi uygun görülerek 1826 yılı Ekim ayında saray muhafızlarından Mazlum Çavuş’un önüne ağır suçlu gibi katarak Şumnu’ya doğru yola çıkarılıyor. İstanbul’dan Varna’ya nasıl karşılandı…? Şumnu’ya ulaşmakla Hoca Fatma Hanım’ın çilesi bitti sanılmasın, hasıl ondan sonra başladı.
Şumnu Kadısı kadı-Zade es-Seyyid Mehmed Arif Efendi Divan-ı Hümayun’a sunduğu i’lamiyle :…(.) sözü edilen hatun sürgün olarak Şumnu’ya geldi, bir eve kondu, oradar bir adım bile dışarı çıkarılmayacak… diye bilgi veriyordu. Bu i’lamda Hoca Fatma Hanım’ın yiyecek vb. gereksinimlerinden söz edilmiyor, orada ona göz kulak olacak kimsesi var mıydı, nasıl yaşadı, başında neler geçti, af edilip Üsküdar’daki evine dönebildi mi ? ….. bu bölüm karanlık …kimse bir şey bilmiyor..

2- Gelelim Şeyh Mehmed Bahaeddin Efendi’ye: Şumnu’daki KARABAŞ ZAVİYESİ’ne post-nişin olarak atanırken ayda 200 guruş taamiyye (yemek parası) ile 2500 guruş yolluk verilmesi uygun görülmüş. Şumnu’da Hoca Fatma Hanım gibi silah önünde değil, bir vali, bir mutasarrıf gibi karşılanıyor. Köşkler denen mevki’de zaviyenin taşınır taşınmaz malı çok, Şeyh Efendi’nin bir eli yağda bir eli balda, ayda aldığı 200 guruşa elsürmeyip bir köşeye koyuyor. Bu 200 guruşla o günkü fiyatlarına göre (3 Şubat 1832)

 

Okkası  (1.282 kg) 68 para (0.017) olan şehriyeden 117.650 okka 150.83 kg

Okka Okkası (1.282 kg) 40 para (0.01) olan 200 okka (256.4 kg)

Okkası  (1.282 kg) 96 para (0.024) olan zeytinyağı  83.333. (106.830 kg)

Okkası  (1.282 kg) 100 para (0.025) olan sabundan 80 (128.2 kg)

Tanesi (1.282 kg) 5 para (0.00125) olan yumurtadan 1600 adet alacaktı.

Hele yolluk parası olarak verilen 25 lira, o zaman altın paraydı birkaç altına bahçeli alınıyordu.

Fatma Hanım bütün haklardan yoksun bırakıldı, suçu BEKTAŞİ olmaktı, Şeyh Efendi ise sırtını devlete dayadığından ona bütün kapılar açık, ondan devlete ve Padişaha uzun ömürlü olması için dua etmesi bekleniyordu. Ne acı ki, Anadolu ve Rumeli’yi şeyhlerin duası kurtaramadı, türk Ulusu’nun üzerine kara kara bulutlar çöktükçe çöktü.

 

1826 yılından sonraki olaylar:

20 Ekim 1827’de Navarin (Lepanto) de büyük devletlerin donanması tarafından donanmamız yıkıldı.

28 Nisan 1828’de Ruslar Tuna’yı geçerek Dobruca’da Deliorman’a doğru ilerlemeye başladı.

11 Ekim 18287de Ruslar Varna’yı aldı.

28 Ocak 1829 Ruslar Karadeniz boyundaki Suzopol kasabasını aldı.

 Mayıs 1829’da Lepanto teslim oldu.

Haziran 1829’da Anadolu’da Soğanlı dağlarda Ruslara yenildik.

8 Temmuz 1829 günü Ruslar Erzurum’u aldı

15.Eylül 1829’da Edirne Antlaşması imzalandı

24 Nisan 1830’da Yunanistan bağımsız oldu.

5 Temmuz 1830’da Fransızlar Cezayir’i aldı.

29 Ağustos 1830 Sırbistan Bağımsız oldu.

10 Nisan 1832’de Sisam adası bağımsız oldu

21 Aralık 1832’de Mısır ordusu Konya’ya geldi.

Ocak 1834’te Edirne Antlaşmasına göre Ruslar Eflak Boğdan’ı boşalttı

Nisan 1936 Edirne Antlaşmasına göre Ruslar Silistre’yi boşalttı.

24 Haziran 1839’de Nizib bozgunu

1 Temmuz 1839 Padişah Abdülmecit tahta geçti

3 Kasım 1839’da Mustafa Reşit Paşa Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nu okudu.

Bundan sonra Anadolu ve Rumeli Rus belasından hiçbir zaman kurtulamadı. 1877/78 savaşı hepsinin üzerine tüy dikti. 1915 yılı Birinci Dünya Savaşında Doğu Anadolu’ ya sokulan Rusları 1917 Ekim  Devrimi olmasaydı yurdumuzdan çıkarmak zor olurdu.

 

Seniyyü-l hümama Behiyyü-ş-şimaye İnayetlü Atıfetlü Oğlum Efendi

HAZRETLERİ

Ma’lum-ı ali buyurıldığı üzere Atufetlü Silistre (Bulgaristan’da) eyaleti Müşiri Hazretleri tarafından ta’mir ü inşa olınmış olan Şumnu (Şumen-Bulgaristan’da) da vakı KARABAŞ ZAVİYESİ’nin post-nişini olan MUSA Efendi’nin adem-i ehliyet ve kabiliyeti cihetiyle Devletlü Semahatlü Şeyhü-l-İslam Efendi Hazretleri ile bi-l-muhabere tebdili ve yerine ahir münasibinin intihab ve irsali hususuna irade-i seniyye-i şahane müteallık buyurulmuş oldığından keyfiyet efendi-i müşurü-n-ileyh hazretleriyle haberleşilerek leffen katdim olunan tezkerelerinden Dersaadet (İstanbul) sakinlerinden ŞEYH MEHMED BAHAEDDİN efendi daileri ehl ü erbab olduğuna binaen zaviye-i mezkure post-nişinliğine intihab olunması ve kendisi dahi ıyal ü evladıyle mahall-i merkume nakl ü hicret itmeğe izhar riza ve hahiş (istek gösterme) itmiş ise de Efendi-i muma-ileyh erbab-ı ihtiyacdan idüğünden ve zaviye-i mezkurenin iradı olmayarak her halde inayet-i seniyyeye muhtac olduğundan saye-i Şevket-vaye-i (hükümdara ilişkin) hazret-i şahanede şeriyye yüz guruş (0.1lira) ve yahud daha ziyade taamiyye tahsis (yemeklik harcaması) ve ihsan buyurılmasını iş’ar eylemiş (söylemiş) olduğuna ve bu missillü zevayada (zaviyelerde) post-nişin olanlar haklarında eltaf seniyye-i hazret-i şehn-şahi bi-deriğ ve erzani (verilmesi uygun) buyurula geldiğine mebni Silistre eyaleti müşirliğe temettuat (karlar) ından daimü-l-icraa olmak üzere muma-ileyh da’ilerine şeyriyye iki yüz ve yahud irade buyurıldığı mikdar taamiyye tahsisi hususı müşir-i müşarü-n-ileyh (adı geçen mürişe) iş’ar olınması (bildirilmesi) ve mumaileyh daireleri ıyal ü evladıyle gidecek oldığından masarif-i seferiyyesine (yolluk) olmak üzere iki bin beşyüz guruş (25 lira) miktarı atıyye-i seniyye-i hazret-i şehn-şahi i’ta ü ihsan (bağış yapılması) buyurılması hususında ne vechile irade-i merahim-ade-i cenab-ı cihan-bani (herkese acıyan hükümdar) müteallik buyurılırsa iş’arı menut-ı himmet-i behiyyeleridir. (ödenmesi için emir verirse bildirilmesi) Hicri 1250 (1834 M.)

Ma’ruz-ı Çaker-i Kemineleridir ki Raha zıb-i ta’zim olan işbu emir-name-i vekalet-penahileriyle (ele alınan sadrazımın yazısı) müşarü-n-ileyh (yukarıda adı geçen) hazretlerinin kezkireleri mübarek ve mes’üd hak-pay-ı hazret-i müluk-aneye arz u takdim ile meşmul lihaza-i şevket-ifaza-i cenab-ı zillullahi buyurılarak tensib ve istizan oldığı üzere Silistre eyaleti müşirliği temettuatıdan daimü-l-icra olmak üzere muma-ileyh da’ilerine şehriye (her ay) iki yüz guruş (2 lira) taamiyye (yemek parası) tahsisi hususının (ayrılması) müşır-i müşarü-n-ileyh (adı geçen Müşire) iş(ar olunması (bildirilmesi) ve kendisine harc-ı rah (yolluk) olarak iki bin beşyüz guruş (25 lira) dahi atıyye-i seniyye-i şahana (padişah hediyesi) i’ta ü ihsan buyurılması hususına irade-i aliyye-i cenab-ı mülük-ane müteallik buyurılmış olmağla (verilmesi için padişahın emir verdiği) ol-babda emr u ferman hazret-i men lehü-l-emrindir (izin verilmesi Yüce Padişah Hazretlerinin buyruklarından olmakla bu hususta gerekenin yapılması). Hicri 1250 (1834) sene

 

BELGE

BOA- Hatt-ı Hümayun No: 27359

 

Fatma Hanım’ın Şumu’ya gelmesinde 11 yıl sonra 2. Mahmud 5 Mayıs 1837’de Varna’dan Şumnu’ya geldi. Padişahın bu ziyareti için Şumnulu şair Akif Efendi :

 

Nasıl olmaz ahalisi ihyay-ı eltaf

Şerefle Şumnu’ya İsay-ı dem MAHMUD HAN geldi

Bu güna Akifa düşer bin yılda bir ancak

Bu sahraya cenab-ı cud-ı yemm MAHMUD HAN geldi, demiştir.

 

 

Belge Çevirisi: Ahmet Hezarfen

CEM Vakfı Arşivi