Odman Baba Velâyetnâmesi Velâyetnâme-i Şâhi Gö’çek Abdal

 

Şevki Koca

 

Bu çalışmamıza referans tekil eden eser;

GÖÇEK ABDAL (Köğçek Abdal, Küçük Abdal, Göğçek Abdal gibi isim ve mahlaslar ile de anılır) ismiyle ma’ruf, Od’man Baba’ya mutî bir derviş’in yine Velâyetnâme’de bizzât kendisinin bildirdiğine göre, Od’man Baba’nın vefâtından altı yıl sonra Hicri takvim ile 888 (Miladi 1484) yılında, kâleme alınmıştır. Mevcut esere, “Velâyetnâme-i Şâhi” veya “Velâyetnâme-i Sultân Baba” isimleri de denilmektedir. Söz konusu eser’in dominant kimliği olan Od’man Baba; Hacı Bektâş Veli kültür organizasyonuna dahil, Yesevi inanç sistematiğinin tasavvufi ve sosyal diaspora’sının Anadolu ve Balkan toprakları içindeki misyoner tipolojisinin, özgün bir örneğidir. Bir diğer bilinen ismi ise, Hüsam (keskin kılıç) olup, yine kendisine, kerem-mürüvvet ve bereket anlamlarına gelen Gani mahlas’ı da verilmiş olup, Od’man Baba dışında Hüsam Şâh Gani olarak da anılmaktadır. Tarihsel verilere göre, Şücaaddin Veli ismiyle bilinen Şüca Sultân’ın çağdaşı olarak kabul edilmektedir. Öte yandan Cenab-ı Hakk’ın Celâl esmasının müteradifi olan ateş’e benzetilerek, kendisine; Od’man (Ateş-adam) denmesi, kısaca “Vahdet-i mevcud” olarak anılan irade’nin yekliği düşüncesinin pratike edilme postülatıdır.

Velâyetnâme’den (Vilâyetnâme de denilir) elde edilen bilgilenmeye göre, Od’man Baba’nın vefât tarihi, Hicri 882 yılının, Recep ayının sekizinci günü olup, miladi takvim ile 13 ağustos 1478 tarihinde denk gelmektedir. Ve yine Velâyetnâme’deki ifadeye göre, Fatih Sultân Mehmet’te, Od’man Baba’nın ardından iki yıl, sekiz ay sonra, miladi takvim ile 3 Mayıs 1481 tarihinde Hakk’a yürümüştür. Od’man Baba’nın, Rum’a geliş tarihi, Hicri 833 olarak tesbit edilmiştir.

Od’man Baba’dan sonra, yerine Kutub olarak Hacı Bektâş Veli Dergâhı Halife Baba’larından Akyazılı Sultân’ın (Akyazı’lı İbrahim Sâni Baba) geçtiğine dair bilgilere de, Miladi 1519 yılında (Hicri 952) Akyazılı Sultân ardalarından Yemini tarafından kâleme alınan “Faziletnâme” isimli eserde, manzum cümleler ile yer verilmektedir. (Yemini’nin Bektâşîy’ye tarîkatı kültür argümanlarındaki bilinen ismi de, Hafız Kelâm Yemini’dir) Söz konusu şiir (nefes) şu şekildedir;

 

Sekizyüzseksensekiz olunca hicret

Dem-i fani’dir o şâh etti rihlet

 

Hüsam Şâh idi ismiyle o sultân

Gani Baba der idi bazı insan

 

Nişan-ü kısveti seb-ül mesâni

Yerine kutb oldu İbrahim Sâni

 

Resul’ün hicret’inden anla ahir

Dokuzyüz bir içinde oldu zahir

 

Ki şimdi âleme ol candır kutub

Adı Akyazılı Sultân’dır kutub

 

Şiir’deki tarihe göre, Hicri 901 (M. 1495) yılında, Akyazılı Sultân’ın Kutub olarak atandığı belirtilmektedir. Ancak, diğer taraftan Yemini’ye göre Od’man Baba’nın vefâtı Hicri 888 gösterilmesine karşın, Göçek Abdal Hicri 882 tarihini esas almaktadır. 1997 yılı, Kasım ayında Hakk’a yürüyen, Bedri Noyan Dedebaba Demir Baba Velâyetnâmesinde adı geçen Od’man Baba’nın soy zincirini, şu şekilde tesbit etmiştir:

“El-Hüsameddin bin İbrahim; bin İmâm Musa Kâzım, bin İmâm Ca’fer Sadık, bin İmam Muhammed Bakır, bin İmâm Zeynel Abidin, bin İmâm Hüseyin, bin İmam Ali ve Od’man Baba’nın ismi, Hüsam’dır ve atası, Seyyid Ali’dir. (Bkz. Demir Baba Velâyetnâmesi. Doç. Dr. Bedri Noyan. Can Yay. S. 53 İST.) Yine aynı eseri karine alan, Bedri Noyan Dedebaba, Od’man Baba’nın yedi terk’li tac ile gezinmesini, soyunun 7’nci İmâm olan İmâm Musa-i Kâzım’a çıkmasına, bağlamaktadır.

Prof. Dr. Fuat Köprülü’nün, “İlk Mutasavvuflar” isimli ünlü eserinde, Muhiddin Abdal (Kaligralı) isimli bir derviş’in bir dörtlüğünde, Od’man Baba’yı Pir olarak, mürşidi gösterdiğine değinmektedir. Söz konusu kıt’a şu şekildedir;

 

Şâhım da rehberim oldu

Hemân kıble’m nur’um oldu

Gani Od’man Pirim oldu

Anın eteğin tuttum ben

 

Söz konusu Derviş Muhiddin’in Hicri 880 (Miladi 1475) tarihinde kâleme aldığı “Hızırnâme” isimli manzum eserinde, Od’man Baba ve Akyazılı Sultân hakkında bilgiler mevcut’tur.

16’ncı yüzyıl’da yaşamış olan Feyzi Hasan Baba; kendisi, Od’man Baba Dergâhı Postnişini Zâti Baba’dan nasib almıştır. (Bkz. Bektâşî Şairleri ve Nefesleri. Turgut Koca Baba İst. Saatli Maarif Kitaphanesi. 1990 Shf. 143) Od’man Baba’nın bir isminin de, Sultân Baba olduğunu belirtmektedir. Konu ile ilgili şiir, şu şekildedir;

 

Nur-ı Ahmed seyr-i Hayder Hazret-i Od’man Baba

Namı Hüsam Şâh Gani’dir bir adı Sultân Baba

 

Diğer yandan, Rüstem Abdal isimli bir Bektâşî dervişi tarafından (H. 1155-M.1742) tarihinde kopya edilen Onbeşinci yüzyılda yaşamış olan Sadık Abdal’ın divânında (Divân-ı Sadık Abdal. Ankara Genel Kütüphanesi. A 15/35 No’da mahfuz) Odman Baba’dan aşağıdaki beyitler ile söz edilir. (Bkz. Bektâşî Şairleri ve Nefesleri. Turgut Koca. İst. Maarif Kitaphanesi. 1990. Shf. 44)

 

“Dahi mahlas dediler ana Od’man

Anın sen batın ismin anla talib

Ki arifler dediler bil Gani Şâh

Gani’dir bi-zeval ol kutb-i galib

Serapa nur idi ol şâh-ı zinnur

Hakk’ı buldu erişen ana talib”

 

Evliya Çelebi, “Seyahatnâme”sinde Od’man Baba hakkında şu bilgileri kaydetmektedir:

 

“Od’man Baba, Hacı Bektâş-i Veli tarîkatındandır. Musa’yı Kâzım’ın soyundan Seyyid Ali’nin oğlu Hüsameddin’in çocuğudur.

Adı Hüsam Od’man’dır. Madendere’sinin kenarında, Edirne’ye giden yolun sağ tarafındaki, ormanlık ve yeşillik yeri yurt edinmiştir. Tekye’deki Kış meydanını ikinci Bayazıd, Yaz meydanını Yahya Paşa oğlu Mehmed Bey yaptırmıştır. Türbesinde; hırkası, seccadesi, tabl ve nakkaresi ve yedi terk’li tac’ı bulunup, korunmuştur.” (Turgut Koca, Bektâşî Tetkikleri, Ş. K.’da mahfuz)

Muhtar Yahya Dağlı, “Bektâşî Tomarı” isimli çalışmasında Od’man Baba’ya ilişkin şu bilgileri vermektedir:

“Mezarı, Edirne, Hasköy (Haskova) ılıcaları yanındadır. Üzerinde Malkoçoğulları tarafından kubbeli bir bina yapılmıştır. Evvelce Edirne halkı her yıl, arabalar ile gelip ılıcalarda eğlenir ve daha sonra asitâne’yi ziyâret ederlermiş.”

Ahmet Yaşar Ocak, “Bektâşî Menkıbelerinde İslâm Öncesi İnanç Motifleri” isimli eserinde, (Bkz. Enderun Kitâbevi-İst. 1983 Shf. 16) Od’man Baba’nın doğum tarihini, Velâyetnâme-i Şâh-i’ye dayanarak, Hicri 780 (M.1379) olarak zikretmektedir.

Ayrıca, Noyan Dedebaba, “Demir Baba Velâyetnâmesi” önsözünde, Emirçin Od’man Baba’dan söz etmektedir. Tesbiti şu şekildedir;

“Ana, babası bu çocuğu Yesevi Dergâhı’na adamış; çocuk kışın şeyhine taze üzüm getirir, kerâmet gösterirmiş. Çin’den gelen tüccarlar, oradaki bir ejderhanın öldürülmesini rica etmişler. Ahmed Yesevi, bir küçük Od’man’ın beline tahta kılıç kuşatarak Çin’e yollamış. Od’man ejderi öldürmüş. Bu yüzden Emirçin takma adı verilmiş. Sonradan Rum diyarına yollanmış. Hicri 600 (Miladi 1203) tarihlerinde Rum’a (ya’ni Anadolu’ya) gelip, Bozok Sancağı civarında Od’man Baba Tekkesi adında bir tekke kurmuştur.”

Velâyetnâme-i kâleme alan Göçek Abdal hakkında Velâyetnâme kapsamı içinde kendisi hakkında verdiği bilgiler dışında, bir malumat tesbit edilememiştir.

Turgut Koca Baba, daha önce adı geçen “Bektâşî Nefesleri ve Şairleri” adlı eserinde, kendisinin Ku’ran ve Hadis kültürüne hakim bir zât olduğundan söz etmektedir. Şiirlerinde genellikle, mesnevi tarzı ön plandadır. Yazmış olduğu Velâyetnâme’nin, kendi türündeki eserlerin ilki olduğu iddiası varsa da, doğru değildir. Söz gelimi, Bedri Noyan Dedebaba’nın dilimize kazandırdığı bir Hacı Bektâş Veli Velâyetnâme’sinin tarihsel muhtevası hakkında, yine Bedri Noyan Dedebaba’nın verdiği bilgiler, şu şekildedir:

“Bir yazısında, Hasan Fehmi Bey, Od’man Baba Velâyetnâme’lerinden, te’lif itibariyle daha ziyade kıdemli olduğunu söylüyor ki, bunu anlamadım. Fakîr’de bulunan güzel bir ta’lik yazı ve sonunda 24 Mart 1304, 28 Şevval 1305 (1887 M.) tarihinde “Derviş Abd-ün Nebi ez keza-yı Berat” cümlesi ile, yazarın adı ve kopye ediliş tarihi gösterilmiş olan bir Velâyetnâme-i Hacı Bektâş Veli vardı. Bu Velâyetnâme’nin, 380 ile 381’nci sahifesinde, şu tarihi kayıt yazılıydı:

 

Türbesinin üstünü kurşunlayân

Şâh-ı Sultân Bayazıd’dır bi-gümân

 

Ömr-ü baht-ın eylesin Allah Ziyâd

Ta kıyamet devletiyle baki bâd

 

Hak’ka minnet ahir oldu bu kitâb

Var ümidin akıbet ola sevâb

 

Resul’ün hicreti altı yüz kırk dörtte

İrişmişdi meşanım bu dertte

 

Yazub nakleyledik bu yadigârı

Cihanda kala bizden sonra bâri

 

Okuyanlar, hayrile yad eylesin

Hakk anı korkudan azâd eylesin

 

Halep şehrinde Baba Bayrâm

Ravzasında bu kitab oldu tamâm

 

Kaydı vardır. Fakîr’deki diğer yazma Velâyetnâmelerde bu tarih, Yedi yüz kırk dört olarak kayıtlıdır. Od’man Baba Velâyetnâme’si H. 888’de yazıldığına göre, Hacı Bektâş Velâyetnâmesi, ondan daha eskidir. Esasen Od’man Baba’da, Hacı Bektâş’tan yüzelli-ikiyüz yıl daha sonra yaşamıştır.” (Bkz. Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba, adı geçen, Demir Baba Velâyetnâme’si.)

Yukarıda, Bedri Noyan Dedebaba’dan alıntıladığımız şiir’in yazarı olan Baba Bayram ile ilgili olarak, Abdülbaki Gölpınarlı, 1958 yılında yayınladığı, Hacı Bektâş Velâyetnâmesi önsözünde; “16. yüzyılda Divâne Mehmet Çelebi ile Horasan’a giden ve dönüşte Halep’te kalan Bektâşî Baba Bayram’dır” demektedir.

Yine Od’man Baba Velâyetnâmesi’nin, Saru Saltuk ile ilgili bölümlerinde, Hacı Bektâş Veli Velâyetnâme’lerinde geçen bir rivâyet’ten söz edilir. Öyküye göre kaynar kazana giren Saru Saltuk, çok uzaklarda olan Hacı Bektâş’a malum olur ve Sulucakarahöyük’de bir mermer üzerine eliyle su serper ve soranlara “Saru Saltuk’un kazanı” soğuttuğunu söyler,

Bu durumda, Gö’çek Abdal’ın daha önce muhakkak ki bir Hacı Bektâş Veli Menâkıbnâmesi okuduğu ortaya çıkmaktadır.

Od’man Baba, (1490 sonrası, Balım Sultân tarafından kurumlaştırılan Mücerred “hiç evlenmemiş-kudsal Bekar” Derviş’lik sisteminin, Balım Sultân öncesi de mevcud olduğunun belgesi olmak bakımından ilginçtir) hiç evlenmemiş ve hatta, Velâyetnâmenin bir yerinde, mücerred (kutsal bekar) olmayan mürşid’lerin, kutup olmayacağını beyan etmiştir.

Bugün özellikle Balkanlar’da (Deliorman, Dobruca, Tuzluk, Gerlova) adına yolu sürdüren Kızılbaş Sürekleri olduğu gibi (Bkz. Trakya Sürekleri, Şevki Koca. Cem Dergisi. Ağustos 2000 Shf. 54) İstanbul, Firüzköy ve Zeytinburnu semtlerinde, ve Eskişehir yöresinde Seyyid Battal Gazi Türbesi civarında Od’man Baba (Hüsam Şâh Gani) süreklerine tesadüf edilmektedir.

Od’man Baba Velâyetnâmesi dil özellikleri bakımından, halka inmiş halisane bir Türkçe’nin özgün nitelikleri ile bezenmiştir. Betimlemelerdeki, devrik gibi görünen cümleler dahi, tamamıyla halk kokmaktadır. Burgazi’nin “Fütüvvetnâme”si veyahut Kaygusuz Abdal’ın “Budalanâme”si gibi, mensur risalelerde, hep bu türden bir lisan sıcaklığı ile başbaşa kalırız. Ayrıca terim ve kelime zenginliği bakımından da hayli ilgi çekicidir. Gerçek ve otantik bir Türk nesri için örnek teşkil edebilecek, orijinal mahiyette bir çok deyim içermektedir. Öte yandan, az dikkat ile, günümüz insanının dahi rahatlıkla anlayacağı söz konusu cümle ve kelimelere zorunlu olmadıkça, müdahale etmemeye özen gösterdim. Ve giderek bu anlatımdaki görkem’e ancak kendi hususiyeti içinde ulaşabileceği kaygısı ile, müdahale hakkını kendimde göremedim. Öte yandan, Gö’çek Abdal, Od’man Baba’nın irşâd lisanının da, Oğuz dili ve lehçesi olduğunu, Velâyetnâme içinde belirtmiş ve yer, yer Oğuz dilinin senkronatif özelliklerine de yer vermiştir.

Doç. Dr. Bedri Noyan Baba; Od’man Baba Velâyetnâmelerinden bir nüshânın, dergâhlar kapatılmadan önce, Hacıbektâş İlçesi Merkez Dergâhı Kütüphanesi’nde olduğunu belirtmektedir. (Demir Baba Velâyetnâmesi, Can Yay.) Dergâhtaki bu nüshânın H. 1173 (M.1759) yılında, kopya edildiğini belirterek, yirmişer satırlı sahifeler halinde, toplam iki yüz altmış sahife olduğunu ifade etmektedir.

Ahmet Yaşar Ocak ise, Od’man Baba Velâyetnâmesi’ne ilişkin tek nüshânın, Cebeci Halk kütüphanesi, No:495’te kayıtlı olduğunu belirtse de, 16’ncı yüzyıla ait bir başka nüshânın da, A.Sadık Erzi’de bulunduğunu ancak kaybolduğunu zikretmektedir.

Diğer taraftan, fakîr kulunuzun bizzât tanıdığı, halen İstanbul, Zeytinburnu muhitinde mukim sayın Taki Coşkun Bey’de bir adet orijinal yazma nüshânın olduğunu biliyorum. Hatta, Sayın Hakkı Saygı, 1996 yılında yayınladığı oldukça özet olan “Otman Baba Velâyetnâmesi”nde, bu nüshâyı esas aldığını belirtmektedir.

Velâyetnâme’ye ilişkin kısa ve özet alıntılar, daha önce başta Abdülbaki Gölpınarlı olmak üzere birçok yazar tarafından kamuoyuna sunulmuştur. Yine Hasan Fehmi Bey, 1927 yılında yayınladığı “Otman Baba Velâyetnâmesi”nde, oldukça özet bir çalışmaya başvurmuştur. Yine Tarihçi Cemâl Kutay 1965 yılı, “Tarih Konuşuyor” adlı derginin değişik sayılarında, söz konusu Velâyetnâme’den alıntılara başvurmuştur. Hazırlamış olduğumuz bu çalışmaya mesned teşkil eden yazma ise; Ünlü Mücerred Ahmet Sırrı Dedebaba’nın (Kahire, Magaravi yada Kaygusuz Abdal Dergâhı, son postnişinidir. Mehmet Lütfi Baba’dan sonra postnişin olmuş ve 30 Ocak 1949 tarihinde, bir araya gelen Mücerred Halife Babalarca Hacı Bektâş Postnişini-Dedebaba, seçilmiş olup, 1965 yılında Hakk’a yürümüştür.) 1950 yılında, İstanbul Erenköy’e geldiği sıralarda, merhum Pederim Turgut Koca Baba’ya sunmuş olduğu bir yazma nüshâdan, Turgut Baba’nın kendi el yazısı ile istinsah ettiği kopya’dan, alıntılanmış ve tam tekmil Tek Od’man Baba Velâyetnâmesi’dir. Eldeki yazma belgede, Turgut Baba yer-yer Osmanlıca’ya yer vermiş, ancak “esere-ötere” kullanmaksızın kaydetmiştir. Yine zamanın getirdiği tahribat ile Lâtin harfleriyle yazdığı bölümler de, oldukça zor çözümlenmiştir.

Ahmed Sırrı Baba’nın, Turgut Koca’ya verdiği orijinal yazma Velâyetnâme suretinin, yine Velâyetnâme sonunda verilen bilgiden anlaşılacağı üzre; Omar Kara Kürklü (M.1759) ve Muharrem ayının ilk Pazartesi günü olduğunu belirttiği nüshâ’dır. Öte yandan, Bedri Noyan Dedebaba’nın daha önce bahsettiği, Pirevi kütüphanesinde olup ta bugün için kayıp görünen suret olma ihtimali, yüksektir. Yine bilindiği, Ahmed Sırrı Baba’nın vefâtı sonrası, birçok doküman Leiden Üniversitesi kitaplığına, kayıt ile devrolunmuştur.

Velâyetnâme, altmışaltı Farsça başlık altındaki öykü örgüsü içinde dizayn edilmiş ve almışaltı sayısı ile de huruf-u ebced tekniği gözetilerek, Cenab-ı Hak’kın huruf-u ebced’deki yazılım mazharına denk düşürülmek istenmiştir.

Abdülbaki Gölpınarlı’ya göre, Od’man Baba Velâyetnâmesi, bilinen Velâyetnâmelerden en hacimli olanaklarından biri olmaktan maada, Kitab-ı Dede Korkut ile başlayan ve Battalnâme, Danişmendnâme ve Saltıknâme ile devam eden zincirin bir parçasıdır. (Bkz. A. Gölpınarlı, Hacı Bektâş Veli Menâkıbnâmesi) söz konusu Velâyetnâme, gayr-ı resmi tarih araştırmacılarının dikkatini çekebilecek, tarihi ve coğrafi öğe ve unsurlar ile doludur. Eserde, Zağra, Kaliğra (Balçıkhisar), Tetova, Tırnova, Eski Edirne, Ağaçdenizi (Deliorman), Akkadınlar (Dulova), Karalar, Selânik, Vardar, Vidin, Yanbolu, Samandra gibi dönemin Osmanlı Balkan’ına ilişkin yöresel bilgiler mevcuttur. Öte yandan, anlatımda öyküler kronolojik bir sıralamaya değil, daha çok olay örgüsüne dayandırılarak ifade edilmiştir.

Velâyetnâmede yine, Vahdet-i Mevcud adı ile bilinen, ‘İstidatlar yasası’nın, teknik terkipleri olan; hulul, ittihad, tecessüd, tenasuh gibi devri kavramların, özellikle Od’man Baba’nın şâhsında oldukça sık kullanıldığına tesadüf edilmektedir.

Velâyetnâme; Vahdet-i Vücud ile Vahdet-i Mevcud arasındaki telesofik farkı göstermesi açısından oldukça ilginç imgeleyim ve betimlemeler içermektedir.

Kısaca, yayın yaşamımızdaki önemli bir boşluğu dolduracağına inandığımız bu çalışmayı, Kültür Bakanlığımızın katkılarıyla, arzetmiş bulunmaktayım.

Sehvi kusur ve hatalarımız olmuş ise, okuyanlar onaralar ve yüzbin dua ile analar.

 

Şevki KOCA, ‘Odman Baba Velâyetnâmesi Velâyetnâme-i Şâhi Gö’çek Abdal’, T.C. Kültür BAKANLIĞI KATKILARIYLA, 2002

 

Kaynak: Şevki Koca, Bektaşilik ve Bektaşi Dergahları, CEM Vakfı Yayınları, Aralık 2005, İstanbul; Sayfa: 57-66