Kosova’da Bir Erenler Ocağı Yakova (Djakovıca) Bektâşî Dergâhı

 

Şevki Koca

 

Değerli okurlarım; sizlere bu çalışmamızda yakın dönemlere değin Balkanlar’da yoğun savaş dumanları arasında kalan Kosova yöresinde mûkim, mühim bir Bektâşî Dergâhı olan Yakova (Djakovıca) Tekyesi’ne ilişkin bilgiler aktarmak arzusundayım.

Dergâh’ın kurucusu 1. Murat Han dönemi Kosova fütûhatına katılmış olan Ahi Şeyhi Suzî Horasanî Veli Hz.’leridir. Divân sahibidir. Söz konusu bu Dergâh Kosova özerk bölgesi civarında bulunan Prizren kentinin kırk kilometre güneyinde ve eski Osmanlı İpek bölge sancağı sınırları içindedir.

 Dergâh’ın ilk postnişini; Hacı Bektâş Postnişini, Vidinli Mahmud Dedebaba (1253-1258) tarafından nasbedilen Şemseddin Baba’dır. (Şemsi) Kendisi aynı zamanda Sadiyye tarîkatı Şeyhi idi. Bu dergâha yörede “Şemseddin Baba Dergâhı” da derler. Tekye; iki katlı, geniş arazilere sahip, kâgir bir bina olup, oldukça geniş bir meydan evi vardır. Dergâh’ın ilk Bektâşî Postnişini olan Şemseddin Baba’nın Türbesi, Dergâh’ın bahçesi içindedir.

Yakova Dergâhı’nı, mimâri özelliklerinden daha çok, kültür tarihi bakımından irdelemek maksadı ile yaşayan postnişinleri çerçevesinde tanıtmayı amaçladık. Konularla ilgili özgün bilgileri Temmuz 2000 yılında Hakk’a yürüyen ve ataları bu Dergâh’ta hizmet gören “Zeynel Abîdîn Baba” erenlerin cemaatinden derledik.

 

Yakova Dergâhı Postnişinleri Ve Yaşam Öyküleri

 

Suzî Horasâni Veli: Dergâh’ın kurucusu Ahi Şeyhi’dir. 1. Murat dönemi Kosova’nın fethinde bulunmuştur. Kabri, Prizren kenti yakınlarında Potuga nehri kıyısındadır. (H. 794 – M. 1393)

El-Hacc Şemseddin Baba: Pirevi Postnişini Vidin’li Mahmûd Baba tarafından nasbedilmiştir. Meşihat yılları Bektâşî tarîkatının saray tarafından sıkı bir denetim altında tutulduğu döneme tesadüf eder. Mahmud Dedebaba, II. Mahmud töhmetinde kurtulabilmek için, Bektâşî felsefesine yakın olan Şemseddin Baba’yı özellikle Sadi tarîkatı şeyhi olması nedeni ile Bektâşî Halifesi olarak, dergâha nasbeder. Meşihat seneleri (H. 1253 – M. 1835) ile (H. 1258 – M. 1840) arasıdır.

El-Hacc Abdülgâni Baba: Mücerred Baba’dır. Müverrihler yıllar sonra; 06 Teşrin-i Sâni 1307 tarihinde Yakova’lı Ramazan bin Seydi Efendi’nin bir evrakına binaen, kendisinin evli olduğuna hükmetseler de, yol oğlu ile bel oğlunu birbirine karıştırarak, yanlış tarihsel sonuçlara ulaşmışlardır.

Abdülgani Baba (H. 1258-M. 1840) tarihinde Postnişin olup (H. 1289 M. 1873) yılında Hakk’a irtihal eylemiştir. O dönemin Pirevi postnişini Selânik’li Hacı Hasan Dedebaba’yı (1285-1291) Hacı Bektâş ilçesinde ziyâret etmiş ancak dönüşte hastalanmıştır.

Dönemin önemli makamlarından biri olan Kazlıçeşme (Eryek-Erikli Baba) Dergâhı’nda konaklar. Ancak ömr-ü vaadi kifayet etmez ve burada Hakk’a yürür. Haki Baba tarafından defnolunan Abdülgani Baba’nın kabrinin bu dergâhta olmasına binaen, bazı müverrihler Abdülgani Baba’yı  Eryek Baba Postnişinleri arasında göstermişseler de, doğru değildir.

Abdülgani Baba Erenler’in Kabir taşı Şâhidesi, Kalkandelen Tetova (Harâbâtî Baba) Dergâhı postnişinlerinden Hacı İbrahim Meyli Baba tarafından, tarih düşürülerek hak’edilmiştir. Şâhi’de aşağıdaki gibidir. Hacı İbrahim Meyli Baba (H.1300) yılında Hakk’a yürümüştür.

 

Hü Dost

 

“Bakma dehrî-yi bî-kararın varına dervîş isen

Eyle kardaşını La ya Hû ile daim hasbıhâl

 

Ger gedâ ger şâh’isen âlem’de yok bil cismini

Hızr’a yoldaş olmuşan dur gitme emr-i muhâl

 

İşte bak Yakova’lı Gâni Baba’dan al haber

Rîhlet-i gülbâng-ı duyunca, mürg-i rûhu açtı âl

 

Ehl-i Beyt-i Hazret-i Hünkâr Hâce Bektâş ile

Haydar-ı Safder ola kim ana râz-ı suâl

 

Söyledim cevher ile Meyli fevt’inin tarihin

Vâsıl-ı kevserin oldu Gâni Baba hem bu sâl”

H. 1289 – M.1873

 

Prizren’li Halife Adem Baba; Hicri 1291 (M.1875) tarihinde Yakova Dergâhı Postnişinliğine nasbedilmiştir. Hicri 1311 (M.1894) tarihinde Hakk’a yürümüş mücerred Baba’lardandır. Mürşidi; Tetova (Harâbâtî Baba) dergâhı postnişinlerinden Köprü’lü Emin Baba’dır. (Vefâtı H.1298) Emin Baba ünlü Nakşibendi Şeyhi Sünnetçizadelerden Nakşi intisabı’da görmüştür. Prizren’li Adem Baba halifelik icâzetini dönemin Hazreti Pir Postnişini Yanbolu’lu Hacı Ali Türâbi Dedebaba’dan almıştır. Adem Baba’nın kabri dergâhın bahçesinde olup, Şâhidesi daha sonra ki yıllarda Mehmet Ali Hilmi Dedebaba tarafından yazılmış olup, aşağıda zikredilmiştir.

 

Hü Dost

 

“Bu bezm-i fâni’de bekâ menziline ermek için

Geldiler seyr-i temaşaa’ya cihân-ı urefâ

 

İşte Adem Baba bu zaviyede hayli zaman

Postnişin olmuş iken eyledi azm-i ukbâ

 

Merd-i meydânı tecerrüd’de miyân-best olup

Mürşid-i Kâmil-i âla, münsâlika âl-i abâ

 

Havz-ı kevser’den edib rûh-u revân-ı seyrâp

Ede mahşerde şefaat ana hem âl-i abâ

 

Yazdı göz yaşın ile Hilmi Dede tarihin

Gitti Hak’ka Hû diyerek Hazret-i Adem Baba”

H.1311 – M.1894

 

Yukarıdaki Mehmet Ali Hilmi Baba’ya ait Mevdûa Filibe’li Mehdi Baba tarafından neşredilen divânda bulunmamaktadır.

 

Mehmet Ali Şemseddin Baba: Abdülgani Baba’dan dervişlik almıştır. Mücerret babadır. Adem Vechi Baba’dan icâzetlidir. Velican Dergâhı postnişinliği görevinde bulunan Adem Vechi Baba’nın tavassutu ile (H.1310-M.1896) yılında Hakk’a yürümüştür.

Abdurrahman Baba: Mücerret babadır. Halifelik icâzetini Malatyalı Hacı Mehmet Dede baba vermiştir. İcâzetnâmesi elan Dergâhta koruma altındadır. (H.1313-M.1896) yılında, Yakova dergâhı postnişinliğine atanmış olup, H.1323 (M.1907) tarihinde Hakk’a yürümüştür.

Hafız Ali Mürtezâ Baba: Rumi 1327 (M.1907) yılında postnişin olmuştur. Mücerret babadır. Toplam on beş yıl bu hizmette bulunmuştur. (Rumi 1342-M.1922) tarihinde Hak’ka yürümüştür.

El-Hac Halife Adem Vechî Baba: Arnavutluk Bektâşi tarih ve kültürü üzerinde silinmez izler bırakmış bir Bektâşi babasıdır. Bir çok şiir ve nefesi bulunmaktadır. Dedem Hüseyin Kâzım Baba erenlerin mürşididir. Ünlü Şair Edib Harâbî Baba bizzât kendisini ziyâret edib mülâki olmuşlardır. Rumî 1342 (M.1922) tarihinde Yakova Dergâhı postnişinliğine nasbolunmuştur.

Hacı Adem Vechi Baba’nın mürşidi, Arnavutluk Krujije bölgesi yakınlarında, Horasan’lı Ali Baba’nın türbesini ihtiva eden Şemimi Baba Dergâhı postnişinlerinden Mehmet Baba’dır. Halifelik icâzetini Pirevi Son postnişini olan Salih Niyâzi Dede babadan almıştır. Dönemin ittihat ve terakki cemiyeti başkanlarından Talat Paşa’nın kendisini dedebaba yapmak üzere siyasal baskı uygulamak istemesine karşı çıkarak, bunun usul, teamül ve erkâna aykırı olduğunu belirterek, kabul etmemesiyle Bektâşî camiası arasında taktir toplamıştır.

Yakova Dergâhı’nda, erkân harici dem almayı (içki içmeği) yasaklamıştır. Kabri Dergâh bahçesinde, kendisinden sonra postnişinlik yapan Hacı Hamza Baba ile aynı Türbe içindedir. Adem Vechi Baba erenler Rumi. 1345 (M.1927) tarihinde Hakk’a yürümüştür. Recep Ferdî Baba, 1970 yılında Arnavutça olarak neşrettiği “Mıstıcızma İslame Dhe Bektazhızma” adlı eserinin, 339-340 sayfalarını Adem Baba’nın eserlerine ayırmıştır. Şimdi aşağıda, popüler nefeslerinden birini arz etmek istiyorum.

 

Hû Dost

 

“Meydân-ı ezelde teslim olmuşum

Cemâlin nûrûnu gördüm eyvallâh

Anasır bahrinde mukîm olmuşum

Ahsen-i takvimde gördüm eyvallâh

 

Didâr-ı âşk ile sûzana geldim

Şem-î cemâline pervane geldim

Vuslatın şevkîyle mestâne geldim

Kadehin cur’asın içtim eyvallâh

 

Muhammed Alî’den erdi inâyet

Hak’ka makbûl oldu ettiğim hizmet

Canım canân ile olunca halvet

Hayât-ı dâim-i buldum eyvallah

 

Bülbül gibi her dem âvaz ederim

Düşürme nazardan niyâz ederim

Kemâl-i feyzinle dilbâz ederim

Tercümân-ı nûtk’un oldum eyvallah

 

Vücûdum varlığı fedâ olmuştur

Tasarruf Hak’kındır nida olmuştur

Kulluğumun Vechî edâ olmuştur

Huzûr-u mürşîd’e geldim eyvallah”

                                                           Adem Vecîhi Baba

 

Aslen Yakova doğumlu olan Adem Vechi Baba 1302 (M.1884) tarihinde “Baba”lık icâzetini aldığı bu tarihi günün anısına, Yakova Dergâhı’nın ihvanının yoğun talebiyle aşağıda arz edeceğim ve bu dergâhın mazisini özetleyen manzum bir kitâbe kâleme almış olup, bu şiir elan hatt-ı sülûs ile bir levha üzerinde dergâhın meydan evinde asılı durmaktadır. Levha 64×42 cm ebadında olup, orijinal ahşap çerçevelidir.

 

“Bismillâhirrahmanirrahiym

 

Mâ Şâh’e Allah’u feys’e ke’misliki

Ve hûve es’semiu elbasir

 

Ya ilâhi bu münevver hanigâh-ı bâ-safâ

Zikri tevhid ile mâmur eyle yarâb daimâ

 

Îşk-ı şevk-i Mustafa ve Mürtezâ zîynet eyle

Haşredek meftûh ola bu Dergâh-ı âl-i abâ

 

Her kim bu dârigâhın feyzi olursa rehberi

Lâcerem kalmaya mağlup, hamley-i nefs-i hevâ

 

Kim bu dergâha iânet’le sadakat göstere

Maksûd-u sıdk’ın verir mahşerde hatm-ü Enbiyâ

 

Şemseddin Baba bu dergâhı küşâd etmiş idi

Nice devrân kûşe-i vahdet’te kalmış inzivâ

 

Hâcı Bektâş-ı Veli erkân ile irşâd idüp

Bunca sahip-i dil buldular kûrb-u likâ

 

Merhûm oldu Şemseddin Baba yerinde postnişin

Sıbt’ül Ekrem Abdülgâni Baba kaldı rehnümâ

 

Dersa’adet’te vefât etmiş idi zât-ı püredep

Teşrifin etdi Prizenli Hacı Adem Baba

 

Hazret-i Pîr dergâhında perverde olmuş idi

Pâk mücerred olup anda tallûk-u mâsivâ

 

Bâl-i himmetin açup bu menzile etti nüzûl

Dergâha zîynet veren bu postnişin-i salisâ

 

Diyk-ü tenk gâyet idi bu dergâh-ı sır-rı ilâhi

Tevsi-ü terfî edüp Âdem Baba kân-ı Velî

 

Himmet-i Pîr ile tecdîd eyledi bu tekyeyi

Yakova şehrinde oldu mürşîd-i müşkîl-kuşâ

 

Tarih-i tecdîd-i dergâh söyle vech-i derd’mend

Dest-grin ola mahşer’de şehid-i Kerbelâ

 

Evvelâ mâh-ı Muharrem tarih-i hicret şagap

Tetmim-ü tekmil olup bu Tekye-yi tâb-ı rızâ”

 

Adem Vechî Baba, ilim ve irfan sahibi birçok ihvân yetiştirmiştir. Ancak kendisinden bizzât tedris-i tevhid gören bir Şâni Efendi vardır ki, maâlesef “nefs-i emmâre”nin kolayca terk edilemediğinin tipik bir örneğini teşkil etmektedir. Şâni Efendi Balkan harbi sırasında, kardeşleri Mürteza, Abdullah ve Behlül Efendiler ile Türkiye’ye göç ederler. O sıralar İstanbul Nerdibanköy (Şâhkulu) Dergâhı’nda Mehmet Ali Hilmi Dede baba’dan sonra postnişin olan Hafız Ahmet Burhanullah Baba erenler bulunmaktaydı. Bu dergâha usul dışı manevralar ile musallat olmuş Yalvaçlı Topal Tevfik Baba’ya intisab ederler. Giderek usûl, erkân ve edep dışına çıkarak Topak Tevfik Baba ile insüyet kespedib, zavallı Ahmet Burhan Baba’yı taciz ederler. Giderek bu Dergâha mülâki olmuş münevver Bektâşîlerden, şair Edib Harabî Baba’yı, şair Muhiddin Râif Derviş vs.’ye yapmadıkları taciz ve eziyet kalmaz. Dergâh’ın tüm aydın müntesiplerini bu köklü irfan ocağına küstürürler. Özellikle Edib Harâbî Baba bu bizariyâtını şiirlerine döker  ve hatta Divânı’nda yer alan birkaç şiirini bizzât bu zât’lara ithaf eder. Özellikle Yalvaç’lı Topal Tevfik Baba’dan dervişlikte alan Şani Efendi’yi hedef alan şiirlerde yazar. (Bu dönemde ki  hadiseler ile ilgili mufassal bilgileri, Sn. Dursun Gümüşoğlu ile birlikte neşredeceğimiz; “Tam Tekmil Edib Harâbî Baba Divânı” adlı kitabımızda bizâtihi açıklayacağız.)

Edib Harâbî Baba’nın Divânı’nda yer alan Derviş Şani Efendi’ye ilişkin bir taşlamaya burada bilgi kavilinden yer vermek arzusundayım. Yergi aşağıdaki ithaf ile başlamaktadır.

“Derviş Şâni için söylenmiştir.

 

Pişmiş Olaydın

 

Herkesin mâtlûbu bir gül olurdun

Bu gülşenden gonca dermiş olaydın

Ayn-el yakiyn görüp Hakk’ı bulurdun

Bezm-i erenlere ermiş olaydın

 

Kendini bileydin Hak’kı bilirdir

Eğri yoldan doğru yola gelidin

Bir sofraya konsan belki yenirdin

Böyle çiğ kalmayıp pişmiş olaydın

 

Harâbî seninle düştü davaya

Daha âla idi öbür dünyaya

Ey Şâni postunu sermiş olaydın

Giriftâr olmazdın derd-ü belâya

 

Edib Harâbî

 

Derviş Şani 1933 yılında Yalvaç’lı Topal Tevfik Baba’nın vefâtı üzerine, İzmir/Balpınar Dergâhı postnişini, tabur imâmı Ali Ulvi Baba’ya biat etmiştir. Ali Ulvi Baba 1954 yılında vefât etmiştir.

Hacı Hamza Baba: Hamza Baba, Hacı Feyzullah Dede baba’nın halifelik döneminde babalık icâzeti alarak Üsküp’te mûkîm İştiptar (Yusuf Baba) Dergâhı’na R.1324 (M.1905) yılında postnişin olarak atanmıştır.

Yine bir dönem Tetova/Kalkandelen (Harâbâtî Baba) Dergâhı’nın hizmetlerini görmüştür. Yakova Dergâhı postnişini Adem Vechi Baba’nın R.1345 (M.1927) tarihinde Hakk’a yürümesi üzerine Salih Niyâzi Dedebaba tarafından halifelik icâzeti, Yakova dergâhı postnişinliği üzerine verilmiştir. (Bu icâzetnâme dergâhta halen sergilenmektedir.) Rumi 1347 (M.1927) tarihinde postnişin olan Hacı Hamza Baba tam on dokuz yıl meşihatta bulunmuştur. Mücerret baba idi. Dervişlik döneminde Hacca gitmiş ve Hindistan’ın Keşmîr Bölgesinde medfûn olan Hacı Bektâşî Veli hazretlerinin ünlü Halifesi Ağu İbcan (Ağuçan) Veli hazretlerini de ziyâret eylemiştir. (Bugün Keşmir’de Ağuçan-ı Veli hazretlerinin kabri ziyâret mekânıdır.) Fakîr ismi mutahharı ile birçok şiir ve nefes yazmıştır. Türkçe, Arnavutça ve Sırpça lisanlarına bi-hakkın vakıf idi. Rumi 1366 (M.1947) yılında Hakk’a yürümüştür.

 

Aşağıda olduğu gibi bir nefesini zikretmek istiyorum.

 

Hû Dost

 

“Biz İran’lı-Turan’lıyız

Dizârımız sersem baba

Dinimiz ve imanımız

Gülzârımız Sersem Baba

 

Gül gibi şerbet içerler

Kâfirin başın ezerler

Yezidler andan ürkerler

Hünkârımız Sersem Baba

 

Recep Paşa ulumuzdur

Edep erkân yolumuzdur

Şeriat de kavlimizdir

İmdadımız Sersem Baba

 

Bu fakîrin hanenizde

Yüz süründük nurûnuza

Nice yıl hizmetinizde

İkrârımız Sersem Baba”

 

Nefeste sözü edilen Sersem Baba, Bektâşî tarîkatının ilk dedebabası Sersem Ali Dedebaba’dır. Hicri 922 ile 977 yılları arasında görev yapmıştır. Hacı Hamza Baba Tetova Dergâhı’nda hizmet ettiği yıllarda bu nefesi yazmıştır. Bu dergâhın bir ismi Harâbâtî Sultân olduğu gibi bir diğer ismi de Sersem Ali Baba Dergâhı’dır. Halen Dergâh Hazeresinde Sersem Ali Baba’ya ait bir merkat bulunmaktadır. Esasen Sersem Ali Babanın kabri Hacı Bektâş Veli’nin, Kırklar avlusu yanındaki Sulucakarahöyük’teki hazeresindedir. Bu dergâha Tetova’nın eski isminden kinaye olarak Kalkandelen Tekyesi’de derler.

Öte yandan yine nefes de ismi geçen Recep Paşa Kalkandelen sancak beyidir. Hicri 1208 tarihinde Tetova Dergâhı postnişini Hacı Hasan Baba’dan Bektâşî icâzeti almıştır. Bu yörede bulunan arazilerini (Şipska Dağı etekleri) dergâha vakfetmiştir. Maâlesef yıllar geçince torunları vefâkâr çıkmamışlar ve dergâhın arazilerine el koymak maksadıyla, önce Hacı Hamza Babayı ve daha sonra Kâzım Bakali Baba’yı devlet gücü ile dergâhtan uzaklaştırmışlardır. Bugün Makedonya sınırları içinde bulunan bu dergâhın temyiz hakkı 1993 yılında yeniden Bektâşîlere verilmiş olup, dergâhın bugünkü postnişini olan Tahir Emini Baba 1996 yılında Hacı Bektâş ilçesine uğramış ve merhum Babam, Halife Turgut Koca Baba ile tavassut sağlamıştır. Öte yandan Cem Dergisi’nin değerli yazarlarından Murat Küçük Bey’de bu dergâha bizzât ulaşmış olup Tahir Baba ile gerçekleştirdiği geniş ölçekli bir röportajı, Cem Dergisi’nin, Aralık 1996 sayısında neşretmiştir. Recep Paşa ise M.1822’de vefât etmiştir.

Efendim, konumuzun esası olan Yakova Dergâhı’nın dokuzuncu postnişini Hacı Hamza Baba Rûmi (1366)-Miladi (1946) tarihinde Hak’ka yürümüştür. Hacı Hamza Baba (1937) yılında Türkiye’ye gelmiş ve İzmirli Hüseyin Hüsnü Erdekut Baba ile de bir görüşme gerçekleştirmiştir.

 

Kâzım Bakalî Sipaho Baba: Kâzım Baba, Yakova doğumlu mücerret babalardandır. Üsküp Dar’ül-Muallim Mektebi mezunudur. Babası yörede tanınmış bir Bektâşî olan Derviş Selim Cemâli’dir. Sûlben fakîyr kulunuzun akrabalarındandır. Arnavutluk’un son kralı Zogo’nun, Savunma Bakanı Bayram Çuriye’nin özel sekreterliğini yapmıştır. Kroya (Akçahisar), Elbasan, Velican ve Timor Bektâşî dergâhlarında hizmet etmiştir. 1921 yılında Babalık icâzeti almıştır. 2’inci Dünya Savaşı sırasında, Tetova / Harâbâtî Baba Dergâhı’nda postnişin iken Recep Paşa’nın torunlarınca taciz edilmiş ve 1941 yılında Yakova Dergâhı’na muhacir olarak taşınmıştır.

1927 yılından sonra, son Hacı Bektâş Veli postnişini Salih Niyâzi Dedebaba’nın, Türkiye Cumhuriyet Hükümetince yurt dışına çıkarılması sonrası, Salih Niyâzi Baba’yı devre dışı bırakan Arnavut Bektâşîler, 1930 yılında Tiran kentinde; Priştine, Kroya (Akçahisar), Elbasan, Korche (Görice), ve Fraşeri Tekyelerinden gelen delege babalar ile On İkiler Meclisi adı verdikleri, edep-erkân ve usûl dışı bir kurum oluşturmuşlar ve tamamen Arnavutluk sınırlarına atfen bir sözde dedebaba seçmişlerdir. Seçtikleri bu dedebabanın ismi Ahmet Muhtar Baba’dır. Daha sonraları Enver Hoca ile birlikte iyice siyasallaşan bu kurum 1945 yılı kongrelerinde (?) Komünist hükümetin desteği ile Cafer Sadık Baba’yı dedebaba ilan etmişlerdir. İşte bu Cafer Baba, Kâzım Bakali Sipaho Baba’ya Halifelik icâzeti vermiştir.

Arnavutlar tarafından çok sevilen Kâzım Bakali Baba, oldukça iyi düzeyde Türkçe, Arnavutça, Sırpça, Fars’ça, Arapça, Fransızca ve Lâtince okur ve yazar idi. Öte yandan, hemen hemen aynı teknik meziyetlere sahip A.B.D’nin Detroit kentinde bir Bektâşî Dergâhı uyandıran Jirekastro’lu bir Arnavut olan Recep Ferdi Baba ile (vefâtı; 1995) hiçbir zaman temas kurmak istememiştir. Hatta Recep Ferdi Baba’nın, usul ve adaba uygun olarak aldığı Halifelik icâzetinin sırf Bedri Noyan Dedebaba tarafından verilmesini bahane ederek, yok saymıştır. Yine kendisi dedebaba olmadığı halde, kendisine ulaşan, Tire-Horasanlı Ali Baba Dergâhı postnişini Hasan Balım Baba’ya, usul ve erkân dışı halifelik vermiştir. Hasan Balım Baba, bu nedenle ihvanından yoğun eleştirilere hedef olması üzerine “Tecdîd-i Vüzû” erkânına tabi tutularak, Bedri Noyan Dedebaba’dan 1975 yılında yeniden halifelik erkânı görmek zorunda kalmıştır.

1967 yılında, Aydın’da ikâmet eden Bedri Noyan Dedebaba’yı ziyâret ederek Balım Sultân Erkânnâmesi’nin teamül prensipleri üzerine bir mutabakatı kabul etmiş ancak birkaç yıl sonra, İzmir’de mukim Cafer Tuncer Baba’ya yeniden Halifelik icâzeti vermekten çekinmemiştir.

Kâzım Bakali Baba 1983 yılında Hakk’a sırlanmış olup, Yakova Bektâşî Dergâhı’nın postnişin serüveninin son üyesi olarak tarih de ki yerini almıştır. Dervişlerinden İsa Baba ise İstanbul Sağmalcılarda Kanatlar Dergâhı postnişini olarak yakın zamanlara kadar hizmet görmüştür.

Yakova Dergâhı’nın bugün için boş olan postnişinlik makamına, kısa bir süre sonra bugünün Dedebabası İzmirli Mustafa Eke Baba tarafından bir atama yapılacaktır. Diğer yandan Recep Ferdi Baba’nın vefâtı ile boşalan A.B.D Detroit Dergâhı postnişinliğine Ağustos 2001 tarihinde, Mustafa Eke Dedebaba tarafından, mücerret halife Felamur Baba nasbedilmiştir.

Kâzım Bakali Baba’nın mürşidi Jirokastro Dergâhı postnişini Selim Rûhi Baba’dır.

 

Yakova Dergâhından Yazıt Özetleri

 

Yakova Dergâhı Hazeresinde mebzûl miktarda Bektâşî büyüklerine ait Kabre rastlamak mümkündür. Oldukça bakımlı olan dergâhtaki Kabir Şâhidelerinden birisi aşağıdaki gibidir. Şâhideyi ünlü Şair Nakdî Baba yazmıştır.

 

Hû Dost…

 

“Semt-i canan’dan esüp bâd-ı sabâ

İrci-i emrine ettim kûy-u merhabâ

Menbâımdır dâima âl-i abâ

Nâm-ı tev’il eyledi Nakdi Baba”

 

Yine dergâhtaki; Şemsi bir levha da aşağıdaki gibidir. (Muhuddin Raif’e ait bir Rubaî’dir.)

 

Hû Dost

 

“Mûh-i rih-i cân’dır dudağın ey pûser

Meserred güldür yanağın serteser

Mest olupdur gözlerin kânım içer

Muhyî ana kim eylemesin şûr-u şer”

 

Derviş Muhûddin Râif

 

Efendim, Yakova Dergâhı’nın uzun tarihini, naçizane özetlemeye gayret ettik. Kusurlarımızı berrak niyetimize sayınız.

 

 

Cem Dergisi, Şubat 2002

 

Kaynak: Şevki Koca, Bektaşilik ve Bektaşi Dergahları, CEM Vakfı Yayınları, Aralık 2005, İstanbul; Sayfa: 204-218