Muharrem’in Ardından

Bu yıl Muharrem tün Anadolu’da geçmiş yıllarla kıyaslanmayacak büyük bir heyecan ile yaşandı. Anadolu’nun her yerinde CEM EVLERİ doldu taştı. Muharrem boyunca akşamları CEMEVİ’ne Oruç açmaya gelen binler, Aşure günleri onbinlere dönüştü.

Kerbela olaylarının Hicri 1369. yılında bir yandan Kerbela acısı gönüllerde yeniden yaşanırken, bir yandan da tüm dünyanın gözleri önünde GAZZE’de çağdaş bir Kerbela vakasına şahit olmaktayız. Ne acı değil mi ? Arkasından onca gözyaşı döktüğümüz İmam Hüseyin şimdi Gazze‘de acı çekiyor. Utanmak, üzülmek, ezilmek, çaresizlik gibi bir çok duyguyu birden yaşıyoruz. Dünya düzelecek buna inanıyoruz, birgün iyi niyet, akıl ve barış hakimolacak buna da inanıyoruz ve yolumuzdan dönmeden acı çekmeye devam edeceğiz. Ta ki tüm insanlar yeterince eğitilene, tüm insanlar barış, adalet, hak, hukuk, kul hakkı gibi kavramlara gerektiği gibi sahip çıkana kadar bu acılar sürecek. İnsan onuru bu acılarda yüceldi, yücelmeye yüce kalmaya da devame decek. Selam olsun Hz. Hüseyin ve yandaşlarına ki, bizlere barışçıl kalarak, sevginin ve insan onurunun gücü ile direnmenin yüceliğini öğrettiler.

***

Bu yıl Muharrem tün Anadolu ‘da geçmiş yıllarla kıyaslanmayacak büyük bir heyecan ile yaşandı. Anadolu’nun her yerinde CEM EVLERİ doldu taştı. Muharrem boyunca akşamları CEMEVİ’ne Oruç açmaya gelen binler, Aşure günleri onbinlere dönüştü. Cumartesi günü İstanbul’da, Pazar günü Ankara’da katılabildiğim yedi AŞURE ‘nin sahiplerinden aldığım bilgiye göre sadece benim katılabildiğim AŞURE’lerde 33 000 (otuzüç bin) den fazla AŞURE dağıtıldı. Aleviler belki de çoook uzun bir süredir ilk kez bu kadar canlı, bu kadar heyecanlı ve içten bir Aşure yaşadılar. CEMEVLERİ‘ne siyaseti sokmanun ne kadar yanlış olduğunu bu Muharrem’de bir kez daha gözlemledik. Bazı yerlerde siyasi nedenlerle bazıları Aşure’ye çağrılmadı, kimi yerde gelenler protesto edildi, kimi yerde beklenenler değil beklenmeyenler davete katıldı, burukluklar oldu. Şunu unutmamak gerek ki AŞURE hak lokmasıdır, barış ve kardeşlik lokmasıdır, AŞURE’de insanlar ayrıma tabi tutulamazlar, inançlar da insanları ayrıma tabi tutmaz. CEMEVİ içinde siyaset, ister istemez ayrımcı, ister istemez farklılılkar yaratıcı bir etki yapıyor. Umarız ve dileriz ki tüm canlarımız bu görüşleri paylaşsın, barışın ve kardeşliğin üstünlüğünü savunsun ve her türlü ayrımcılığın, ötekileştirme çabasının önünde İmam. Hüseyin safiyeti, inancı ve onuru ile dimdik dursun.

Tüm canlarımızın Muharrem ibadetleri ve Muharrem hizmetleri kabul olsun.

***

Muharrem boyunca başta TRT olmak üzere, tüm TV ve radyo kanalları bolca yayın yaptılar. Bu yayınlar ve etkinlikler, hem toplumun daha geniş kesimlerini Muharrem ve Kerbela hakkında bilgilendirdi, hem de Alevilik konusunda bir çok açıklamalar yapıldı. Gerek TRT yönetici ve programcılarına, gerek özel kanallarda ve basında bu konu ile ilgili yayınlar ve programlar düzenleyen tüm canlara tekrar tekrar teşekkürler ederiz. Medyamızım değerli programcı ve yapımcılarına 13-14-15. Şubat.2009 tarihlerinin bu yılki HIZIR ORUCU günleri olduğunu, 21 Mart gününün hem NEVRUZ hem de HZ. Ali‘nin doğum günü olduğunu, 6. Mayıs’ta üç genç çınarımızın idam edildiği günün aynı zamanda Hıdırellez günümüz de olduğunu şimdiden hatırlatırız.

***

Yaklaşan seçimler nedeni ile olsa gerek, Alevilere sıcak bakıyor görünüp de, oy kaybetmek istemeyen siyasilerimiz Muharrem ayında biraz sessiz kalmayı seçtiler. Oysa şu anda kamuoyu her zamankinden çok daha fazla Alevi sorunlarının çözümünü istiyor ve buna hazır. Siyasetle uğraşanlar, Alevi sorunları doğrudan meclis gündemine gelirse, adeta misyoner bir kurum haline gelmiş olan Diyanet’i rahatsız eder ve SÜNNİ kesimden oy kaybederiz korkusu ile Alevi sorunlarını ülke gündemine gereği gibi taşımaktan geçmişte her zaman kaçındılar. Konuları asıl tartışılması gereken ortamdan, yani TBMM’den uzakta tuttular, gerekli oldukça uygun ortamlarda Alevileri mutlu edecek bir kaç söz söyleyerek, ama asıl konuşulması gereken konuları gözardı ederek şiş ve kabap yakmadan siyaset sürdürdüler. Eğitim sorunlarını hiç bir siyasi parti üstlenerek meclise taşımadı. Bütçeden inanç için ayrılan kaynaklar konusu sadece bütçe görüşmelerinde bir iki konuşma ile geçiştirildi, ama sorunlar Meclis gündemine gerektiği gibi taşınmadı. AB ve ABD gibi dış odaklar bu konuya bizim siyasilerimizden daha duyarlı oldular. Siyasilerimizin konuya yaklaşımlarında bugün de önemli bir değişiklik yok, konuya gerçekten sıcak bakan siyasiler İmar Yasasında ibadethaneleri tanımlayan maddeye bir tek kelime, CEMEVİ kelimesi ekleyerek sorunlarımızın çok büyük çoğunluğunu çözecek bir adım atabilirler. Ama bu adımı atmaya hiçbir siyasi parti henüz cesaret edemediği gibi, bu konuda bir yasa önergesi veren dahi olmadı. Gelecek günlerde bu tavrın değişeceğini, sorunlara gerçekçi zeminlerde sağlıklı çözüm arayışlarının gelişeceğini umud ediyoruz. Bu süreçte siyasi partilerin ve siyasilerin davranışları Alevi toplumuna kimden ne beklenir, haklar nasıl alınır konusunda da epeyi ışık tutacaktır. Siyasilerimize duyururuz. Tüm siyasetçilerimizin Alman milletvekilleri Sn. Dr. LALE AKGÜN ve Prof. Dr. HAKKI KESKİN kadar açık ve kararlı tavırlar sergileyeceği günleri özlüyoruz.

***

Aleviliğin dünya gündemine girmesinde, bilim kapılarının Aleviliğe açılmasında çok önemli ve üstün katkılarda bulunmuş değerli dostumuz, canımız Prof. Dr. Irene Melikoff Hakk’a yürüdü. Kendisine haktan rahmet diliyoruz. Işıklar içinde yatsın.
Ekim 2008 ‘de büyük fedakarlıklarla Fransa’ya gidip, on gün boyunca Prof. Dr. Irene Melikoff ile söyleşiler ve film çekimleri yapan AJANS 21 kurucusu Sn. NURDAN ARCA ‘nın CANLAR adlı belgeselinin gösterime çıkacağı günleri de şimdi Sn. Melikoff’un özlemi ve acısına içine kattığımız daha büyük bir merakla bekliyoruz.

doganbermek@habercem.com