Türk Dünyasında Süreklilik Unsurları (1):

Coğrafi bakımdan uzakta olsalar da, aynı kökten gelen insanların oluşturduğu kültür evreni içerisinde birçok aynılıklar ve benzerlikler görmek olanaklıdır. Bu unsurların ortaya çıkarılması ulusal kültürümüz için olduğu kadar, bugün yeryüzünün her yerinde bulunan Türk dünyası kültürü bakımından da büyük önem taşımaktadır. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Türklerin aralarındaki kültürel bağların gelecekte daha da güçlenmesi ancak bu unsurların ortaya çıkarılması ve bilinmesine bağlı olacaktır. Biz bu önemli konuda sözlü/yazılı materyal toplamaya devam ediyoruz. Burada sadece Türkiye, Kazakistan ve Kırgızistan’daki araştırmalarımız çerçevesinde bu konuda fikir vermesi bakımından bazı örnekler ele alınacaktır. Bu makale Türk Dünyasında Süreklilik Unsurları adlı makaleler dizimizin birincisini oluşturmaktadır.

Türkler arasında ziyaretgahlara yönelik büyük saygının ve bu ziyaretgahlar çerçevesinde varolan kültürel değerlerin kökeninde hiç şüphesiz eski Türk inançları ve İslamiyetin kaynaşması olgusunun yattığı söylenebilir. Buna tabi ki çeşitli zaman ve mekan dilimlerinde dahil olan farklı dinsel ve kültürel etkilerin de katışması da sözkonusu olmuştur, ancak ağırlıklı unsurların eski Türk inançlarının ve bunların İslamlaşmasından geldiği muhakkaktır. Bu bağlamda büyük saygı duyulan sayısız ziyaretgah, Türk toplulukların ve tarihsel süreç içerisinde etkileşimde bulunduğu halkların yaşadığı coğrafyalarda yer almaktadır. Bunlara ilişkin tarihsel ve menkıbevi bilgileri toplanması kültürümüz bakımından büyük önem taşımakta olup, akademik çevrelerin karşısında bugün dahi yeterince aydınlatılamamış bir alan olmayı sürdürmektedir.

Türk halklarının ziyaretgahlara yönelik gerek düşünüş gerekse davranış bakımından benzeri kalıpları olduğu söylenebilir. Bunlar hem eski Türk inanç sistemi hem de İslamiyet ile bağlantılıdır. Ziyaretgahlara gitme nedenleri, buralarda sergilenen davranış ve gelenekler (sofra, kurban, çaput bağlama vb.), semboller ve bu ziyaretgahlardaki biçimsel özellikler bizi doğal olarak bu düşünceye götürmektedir. Örneğin Orta Asya halklarının bakışına ilişkin küçük bir örnek vermek istiyorum. Bilindiği üzere Ahmet Yesevi’nin Türkistan’da bulunan ziyaretgahı “İkinci Mekke” olarak görülmekte, buraya yapılan ziyaretler Hacca gitmekle bir tutulmaktadır. Bu Türkistan ve çevresindeki Kazaklar ve Özbekler arasında yaygın bir inanıştır. Aynı şekilde Kırgızistan’ın güneyinde bulunan Oş şehrinin yanında bulunan Süleyman Dağı’na yönelik de ayni inancın varolduğunu görmekteyiz. Bu dağın çeşitli yerlerinde Süleyman Peygamber, Babür Şah, Dört Halife’ye ait olduğu söylenen yerlerin yanı sıra daha başka kutsallık atfedilen pek çok yer bulunmaktadır. Süleyman Dağı, Oş ve çevresinde yaşayan Kırgız ve Özbeklerce yoğun olarak ziyaret edilmekte olup aynı Ahmet Yesevi Türbesi’ne olduğu gibi buraya da “İkinci Mekke” ünvanı verilmektedir.

Ayrıca halkın sevdiği ve kutsallık atfettiği menkıbevi ve tarihi şahsiyetlere ilişkin türbe ve makamların sayısı bir veya birden çok olabilmektedir. Örneğin Hz. Ali’nin Irak, Afganistan ve Fergana Vadisinde olmak üzere en tanınmış üç türbesi bulunmaktadır. Bunlara ek olarak onunla bağlantılı menkıbelerin geçtiği birçok yer bulunmaktadır ki mesela Güney Kırgızistan’da bulunan Kademcay ilçesindeki Hz. Ali’nin ayak izinin bulunduğu yer de bunlardan biridir. Yine Özbekistan’da da bu nitelikte çok sayıda ziyaretin bulunduğu bilinmektedir. Mesela yedi yerde mezarı olduğu söylenen ve lakabı Divane-i Burha olan evliya da bunlardan biridir. Bu evliyanın mezarlarından biri de Özbekistan’da Kunya-Ürgenç yakınında bulunmaktadır. (Snesarev, 1969: 292) Yine bilindiği üzere Türkiye’de Yunus Emre, Sarı Saltuk ve Karaca Ahmet gibi tanınmış evliyaların da birden çok yerde türbeleri bulunmaktadır. Mesela Yunus Emre’nin Bursa, Manisa, Erzurum; Sarı Saltuk’un Romanya

ve Tunceli; Karaca Ahmet’in İstanbul, Afyon ve Manisa’da ve daha da başka yerlerde ziyaretgahları bulunmaktadır. (Köprülü, 1993: 274-275) Yunus Emre’nin Azerbaycan’da da mezarının olduğu bilinmektedir. (Nimet, 1991) Türk dünyasında benzer adlı ziyaretlere, Türk toplulukların yaşadıkları dünyanın değişik bölgelerinde de rastlanmaktadır. Örneğin Kazakistan’da Türkistan ve çevresinde bulunan ziyaretlerin aynı adlı olanlarına yine Kazakistan içerisinde bulunan Mangışlak ve çevresinde rastlanması gerçekten dikkate değerdir.

Burada bu çerçevede Davud Peygamber, Arıstan Bab, Seydi Vakkas, Ukkaşa Ata, Köşkar Ata, Kılavuz Ata, Şopan Ata gibi aynı adlı evliyalara ait farklı yerlerde bulunan ziyaretler üzerinde durulacaktır.

1.Arıstan/Arslan Bab Ziyareti:
Vereceğim ilk örnek büyük Türk Sufisi Ahmet Yesevi’nin hocası olarak bilinen Arıstan Bab ziyaretidir. Kazak ve Kırgız Türklerindeki “Arıstan” sözcüğü, Türkiye Türklerince anlamı aynı olarak “arslan” şeklinde kullanılmaktadır. Arapçada kapı anlamına gelen “bab” sözcüğü ise tasavvufta çok eskiden beri “girilen kapı ve derûn ile münasebet teminine yarayan vasıta” anlamını almıştır. (Hell, 1979: 163; Huart, 1979: 163) “Bab” sözcüğünün ise pek çok anlamı olmakla birlikte, evliya olarak görülen şahsiyetler için de kullanılan bir unvan olduğunu görüyoruz. Buradaki kullanımıyla Türkiye türkçesinde “Baba” karşılığı uygun olmaktadır. Bab sözcüğünün Baba sözcüğü, Türkler arasında “Ata” sözcüğü ile aynı anlamda yaygın bir şekilde kullanılmakta olup, başka dillere de geçmiştir. (Köprülü, 1979: 165) Yaşamı hakkında tarihsel bilgiler bulunmamakta, halk arasında yüzyıllardır sözlü olarak aktarılan menkıbevi bilgiler bulunmaktadır. Türkistan (Yesi) ve çevresinde halk arasında “Arslanbab’da gecele, Hoca Ahmet’ten dile” sözü yerleşmiş olup, ziyaretçiler önce Arıstan Bab, ardından da Ahmet Yesevi’nin türbelerini ziyaret etmektedirler. Arıstan Baba’ya ait olarak görülen hem Kazakistan’ın, Çimkent Oblastı’na bağlı Türkistan (Yesi) şehrine yakın Otrar’da, hem de Kırgızistan’ın Celalabad şehri yakınlarındaki Arıstan Bab Kasabasında iki ziyaret bulunmaktadır. Arıstan Bab’ın adına atfedilen bu iki farklı yerdeki ziyaret de ziyaretçi akınına uğramaktadır.

2.Hz. Davut Ziyareti:
Bu konuda vereceğim ikinci örnek Davud Peygamber’dir. Demircilerin piri olarak da kabul edilen Hz. Davud’un hem Kırgızistan hem de Kazakistan’da ziyaretgahları bulunmaktadır. Kazakistan’daki ziyaretgah, Çimkent Şehri’ne yakın Sarıağaç İlçesi yakınlarında Özbekistan sınırına yakın yüksek bir mevkide bulunmakta olup, Er Davut Ata olarak anılmaktadır. Yine Hz. Davud’a ait olarak bilinen bir diğer ziyaretgah da Davud Mezarı olarak bilinmektedir. Bu ziyaret Kırgızistan’ın güneyinde bulunan Kademcay ilçesine yakın Çavvay Köyü’nde bulunmaktadır. Bu iki ziyaretgah da Davud Peygambere ait olması sebebiyle, ve benzeri gerekçelerle ziyaret edilmektedir. Hz. Davud’un demircilerin piri kabul edilmesi nedeniyle bu iki ziyaretgaha da adak olarak demir ve metal, özellikle araba parçaları konulmaktadır. Hastalar, çocuğu olmayanlar, çeşitli hastalıkları olanlar ve her türlü dilekte bulunanlar bu ziyaretgahlara gelmektedirler.

3.Seydi Vakkas Ziyareti:
Bir diğer örnek Türkistan (Yesi) şehrine 15 dk’lık mesafede bulunan Seydi Vakkas ziyaretidir. Bu ziyarete giderken tabela vb. yol gösterici yazıların olmaması nedeniyle birkaç deneme sonrasında bu ziyareti görmem mümkün olabildi. Üstü kapalı olmayan yaklaşık 7-8 metre uzunluğunda yakın zamanlarda yapıldığı anlaşılan beton bir mezar. Türkiye’nin Adıyaman ilinde de aynı adlı bir ziyaret bulunmaktadır. Bu konuda Tanyu “…Sarıkaya Köyü ile Emir Haydar Köyü arasındaki bu mezarın, Hazreti Muhammed’in sancaktarı Seydi Vakkas’ın mezarı olduğuna dair halk arasındaki inanç kuvvetlidir. Halk bu mezarı ziyarete ve ziyaret yerine
karşı saygı göstermekte, çocuklarına da tercihan bu adı koymaktadır. Bundan dolayı Besni’de Vakkas adına çokça rastlanmaktadır. Bu da bize çocuk olması, veya erkek bir çocuğa sahip olunması, yahut doğan çocuğun ona göre adlandırılmasını göstermektedir. Aynı şekilde, muhtelif Türk, il, ilçe, köylerinde o çevrede tanınmış, (inanılmış, bağlanılmış evliyalara göre adlar takıldığına dair bir örnek teşkil etmektedir…” demektedir. (Tanyu, 1967: 117)

4.Ukkaşa Ata Ziyareti:
Bir diğer örnek Türkistan’ın (Yesi) şehrine yaklaşık 1 saat kadar uzaklıkta bulunan, Ukkaşa Ata ziyaretidir. Ukkaşa Ata’nın türbesi kapalı bir yapı olup, oldukça uzun bir mezarı bulunmaktadır. Onunla ilgili birçok menkıbe bulunmaktadır. Hz. Muhammed’in sahabelerinden olmasının yanısıra, onun sırtındaki mühürü gören evliya olduğu halk arasında anlatılmaktadır. Türbe yanında onun menkıbevi yaşamıyla ilişkilendirilen bir taş bulunmaktadır. Yine türbeye yaklaşık bir kilometre kadar uzaklıkta bir kuyu bulunmaktadır. Ziyaretçiler kuyunun yanındaki çırakçı eşliğinde, kuyudan su çekmekte, kuyudan eğer su çıkarsa dileklerin gerçekleşeceği eğer su çıkmazsa dileklerin gerçekleşmeyeceğine inanılmaktadır. Aynı şekilde Türkiye’nin Kahramanmaraş ilinde de Şeyh Ukkaş veya Ukkaşe Hazretleri olarak adlandırılan bir evliya bulunmaktadır. Tanyu bu konuda şöyle diyor: “ Şeyh Ukkaş’ın bir ziyaret yeri olduğunu, “gavurlarla muharebe ederken develere (taş olunuz) diye emrettiğini, develerin hemen taş olduklarını ve kendisinin de (dünyasını değiştiğini) öğreniyoruz. “Bu taş el’an deve şeklinde dururmuş… Bu Şeyh’e her çeşit murat için adak yapılırsa, muradın hasıl olacağına inanılıyor…Maraş havalisinde görülen isimler arasında Ökkeş, Ükkaşe Hazretlerine izafeten verilmiş isimlerdendir… ” (Tanyu, 1967: 272).

5.Kılavuz Ata Ziyareti:
Güney Kazakistan Oblastı sınırları içinde olduğu gibi Kazakistan’ın Kızılorda Oblastı sınırları içerisinde de pek çok ziyaret bulunmaktadır. Kızılorda’nın çevresinde Koylaki Ata, Korasan (Horasan) Ata, Okçu Ata, Sunak Ata gibi çok sayıda ziyaret bulunmaktadır. Kızılorda’ya bağlı Janakorgan ilçesinde Kılavuz Ata adlı bir ziyaret bulunmaktadır. Aynı şekilde Türkiye’de de Kılavuz Baba adlı bir ziyaret vardır. Bu konuda Tanyu “…Sivas Kılavuz mahallesinde, Kılavuz camiinin yanında minarenin dibinde Kılavuz Baba yatıyor.” (Tanyu, 1967: 286) demektedir.

6.Köşkar Ata Ziyareti:
Türk halkların yaşadıkları bölgelerde Köşkar lakaplı evliya ziyaretlerine sıkça rastlanmaktadır. Yine birçok ziyaretlerde koç ve daha başka hayvanların boynuzları bulunmakta olup bunlar kutsal görülmektedir. “Köşkar” sözcüğü Kazaklarda “koç” anlamına gelmektedir. Köşkar Ata da hem Kazakistan’ın Güney Kazakistan Oblastı ile Cambıl Oblastları sınırında bulunan Köşkarata Köyü’nde, hem Mangıstav’da ve yine Kırgızistan’ın Celalabad yakınlarında ve hem de Türkiye’de Muş İli’ne bağlı Varto İlçesi sınırları içerisinde olmak üzere dört yerde bulunmaktadır. Bu konuda Tanyu “…Varto’nun kuzeybatısına düşen ve merkeze 3 saat uzaklıkta olan Köşkar Köyü üzerindeki Bingöl dağlarında bulunan üç bin rakımlı Köşkar Baba Tepesinde, Köşkar Baba adlı bir eren yatmaktadır…” demektedir. (Tanyu, 1967: 276). Köşkarata Köyü’ndeki ve Kırgızistan’daki ziyaretleri görmeme karşın, alan araştırmalarım çerçevesinde 25 Ekim 1999 tarihinde Varto ilçesinde bulunduğum sırada zaman ve ulaşım sorunları nedeniyle Köşkar Baba’yı ve Mangıstav’daki ziyaretgahları göremedim. Varto’daki ziyaretgah Anadolu’daki Yesevi Yolu izbasarları olan Alevi-Bektaşilerce yoğun olarak ziyaret edilmektedir.

7.Şopan/Çoban Ata Ziyareti:
Şopan/Çoban lakaplı da pek çok ziyaretgah bulunmaktadır. Kazakistan’ın Mangıstav Oblastı’nda Şopan Ata ziyareti bulunduğu gibi, Sadece Sivas’ta iki Çoban Ata ziyareti bulunmaktadır. Bunlardan biri Sivas’ın Gölova, Çobanlı Köyü’nde ve diğeri ise Sivas’ın Kangal ilçesi, Alacahan beldesi’ndedir.
Sonuç olarak Türk toplulukların yaşadığı coğrafyalarda bir çok bakımlardan olduğu gibi sosyo-kültürel bakımlardan da pek çok benzerlikler bulunmaktadır. Ben burada farklı yerlerde bulunan ziyaretgah adlarındaki aynılıklardan yola çıkarak bu sosyo-kültürel yakınlığa anahatlarıyla değinmek istedim. Bu konularda yapılacak alan çalışmaları ile bu örnekler çoğaltılabilir.

KAYNAKLAR
Berdak, Yusuf (1993): Türkçe-Özbekçe Ve Özbekçe-Türkçe Sözlük, Taşkent, Özbekistan Yayınevi.
Erdem, Mustafa (2000): Kırgız Türkleri Sosyal Antropoloji Araştırmaları, ASAM Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları.
Hell, J. (1979): “Bâb” md., İslam Ansiklopedisi, c. 2, 5.b., Milli Eğitim Basımevi, s. 163.
Huart, Cl. (1979): “Bâb” md., İslam Ansiklopedisi, c. 2, 5.b., Milli Eğitim Basımevi, s. 163-165.
Janukazov, Telkoja (1999): Kazak Tilinin Sözdügü, Almati, Dayk Press.
Kojaev, Muhtar (1995): “Otrar Devlet Arkeoloji Müzesi: Arslanbab İmareti”, Erdem Atatürk Kültür Merkezi Dergisi, Hoca Ahmet Yesevi Özel Sayısı, c. 7, sayı: 21, (Kasım 1995), s. 965-973.
Köprülü, M. Fuad (1979): “Baba” md., İslam Ansiklopedisi, c. 2, 5.b., Milli Eğitim Basımevi, s. 165-166.
Köprülü, M. Fuad (1993): Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, 8. b., Ankara, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
Mambetaliyev, Satibaldi (1969): Perejitki Nekotorıh Musulmanskih Teçeniy V Kirgizii İ İh İstoriya, “Mektep” Frunze.
Mambetaliyev, Satibaldi (1972): Sufizm Jana Anıng Kırgızistandagı Agımdarı, Frunze.

Ni’met (Ni’metova), Meşedihanım Sadullahgızı (1991): “Azerbaycan’da Tapdug Baba Ve Yunis Emre’nin Mezarları”, Elm Ve Heyat, No: 9, s. 6-9, Bakü.
Snesarev, G. P. (1969): Relikti Domusulmanskih Verovaniy İ Obryadov U Uzbekov Horezma, Moskva, İzdatelstvo “Nauka”.
Suhareva, O. A. (1960): İslam V Uzbekistane, Taşkent, Özbekistan İlimler Akademisi Yayınları.
Tabışaliyeva, Anara (1993): Vera v Turkestane (Oçerk İstorii Religii Sredney Azii i Kazahstana), Bişkek, “Az-mak”.
Tanyu, Hikmet (1967): Ankara Ve Çevresinde Adak Ve Adak Yerleri, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları.