FİTNAT ULUSOY (FİTNAT ANA)

AYHAN AYDIN

 

Son dönem Hacı Bektaş Dergahı’nın en ünlü çelebilerinden Feyzullah Ulusoy’un eşi, Meşhur Cemalettin Çelebi’nin de torunu olan 86 yaşındaki Fitnat Ana ile çekim yapma şansına sahip oldum.

Her zaman ki misafirperverliğiyle bizleri karşılayan Fitnat Ulusoy’la kısa da olsa bir söyleşi yaparak tarihe bir kayıt düştük.

Bu büyük yola hizmet edenlerin evinde olmak, hizmet etmek çok anlamlı herhalde.

 

Tabi, tabi.

 

Siz de gönlünüzü bu yola kaptırdınız?

 

Onun kime nasip olduğunu Allah bilir.

Atatürk’ün geldiğini biliyorum ama şahsen tanımıyorum, o zamanlar küçüktüm.

Kültür Bakanı orayı yıktırdı tekrar yaptırdı onu biliyorum.

Orada müze kurdular. İyi bir şey yaptılar.

Dedemin bende bir tacı vardı, bende onu verdim oraya.

Babam Ali Haydar Ulusoy, 37 yaşında iken Tokat’ta vefat etti.

Mezarını seneler sonra buraya getirdiler.

Kayın babam ile dedem kardeşler, aralarında 3 yaş var.

Eskiden dedemin zamanında bu taraf da yerleri vardı bu taraf kadınlara aitti.

Atatürk ilk o yere gelmiş, dedem Atatürk ile konuşmuş, Paşam demiş; siz Cumhuriyeti kurmaya mı geldiniz, demiş.

Atatürk Harem dairesinde dedemle 3 saat konuşmuş. O zamanlar kağıt para yok, altın gümüş para var.

Dedem biraz sıkıntılar çekmiş o zamanlar ama dedem çok akıllı, zeki, saygı duyulan birisi idi. O zamanlar Alevilere asker toplamaya gitmiş, benim dedem Cemalettin Çelebi.

O zamanlar herkes evladını vermiş.

15 yaşındaki çocuklar asker olmuş.

Dedem askeriye ile beraber Tokat’a gitmiş. Orada Osman Bey diye bir adam varmış, o demiş ki; vermem ben Çelebi’yi, böyle büyük şeyler olmuş.

 

Böyle şerefli, güzel insanların soyundan gelmek de ayrı bir onur.

Atatürk’le omuz omuza Kurtuluş Savaşı’nda en büyük desteği sağlamış.

 

Sonra Milletvekili olmuş ama hiç maaş almamış.

Dedemin son hanımından bir halam vardı, Cemile isminde o da dul kaldı. Çok iyi birisiydi. Ben onu hatırlıyorum.

 

Babanız?

 

Babam çok genç yaşında öldü.

Akıllı birisiydi ama yaşamadı.

 

Anneniz?

 

Annem 75 yaşında vefat etti.

Annem Tokatlı idi.

 

Hünkar Hacı Bektaşi Veli’nin yaşamış olduğu ve felsefesini, inancını yaydığı bu topraklarda yaşamak ayrı bir onur ve insanın omuzlarını kabarttığı gibi biraz da sorumluluk isteyen bir durum herhalde.

Biraz da gelenlerle, gidenlerle, insanlarla ilgilenmek sanırım kişiyi küçük yaşta olgunlaştırıyor.

 

Bunu akıllılar yapar.

Eski Alevi kadınları çok şeyler biliyor. Çok maharetliler. Çok çalışkanlar. Küçük yaşta hizmet etmeyi onlar büyüklerinden öğreniyorlar.

İnsan yeter ki istekli olsun, her şeye gücü yeter, her şeyi başarabilir.

Bizler de atalarımızdan, büyüklerimizden aldığımız gelenekleri yaşattık. Yaşatmaya da devam ediyoruz.

Bizde asıl olan hizmettir. İnsana hizmet etmek, misafir ağırlamak, bunlarla ilgilenmek bizim inancımızda, kültürümüzde vardır.

Kolay değil Hacı Bektaş’a bağlı olup, onun adını yaşatmak.

Çok ama çok çalışmak gerekir.

 

Feyzullah Ulusoy Efendi bir postnişin olarak, bu dergahın en önde gelen isimlerinden birisi olarak büyük hizmet gördü.

Size de büyük bir görev düşüyor onun eşi olarak.

Size bir şeyler anlatır mıydı, öğüt verir miydi, size danışır mıydı?

 

Çok severdi beni, öğüt verirdi, danışırdı.

Bir işe başlamadan önce bana danışırdı.

O benim özümde ölmedi.

İnsanların sevdiği, saydığı çok iyi bir insandı.

Ama o aynı zamanda bizlere de çok iyi davranırdı.

Danışır, konuşur öyle karar alırdı.

Onun boşluğunu hiç unutamıyorum.

 

 

15 AĞUSTOS 2001, HACI BEKTAŞ

 

Ana’yı 2004’de Kaybettik. Atalar Ruhuna Kavuşan Ruhu Huzur Bulsun.