DEDELER-YAZARLAR VE AYDINLAR ALEVİLİĞİN ŞİFRESİNİ ÇÖZEBİLECEKLER Mİ?

Töresellik içinde Müslümanlığı kabul eden Karaburun dediğimiz halkımız, Arap ve Fars ideolojisi karşısında asimile olmadan inançlarımızı yaşamaktadır. Aydınlarımız özellikle yazarlarımız Alevilikle ilgili yayınlarında bu insanların dinsel inançlarını değişik yerlere çekerek çalakalem yayınlanmaktadırlar. Teselli olarak, bildiğim bir şey varsa o da, bu yazılanların çoğunun halkımızca okunmamasıdır. Asırlardır mevcut iktidarlar Alevileri toplumdan dışlayarak, dini eğitimden uzak tutmuşlardır. Onlar da tasavvuf felsefesine dayalı inançlarını sözlü kültür içinde babadan oğla aktara aktara bugüne getirmişlerdir.

Tarih boyunca Şeyh-ül İslam’lar ve bugün de Diyanet İşleri Başkanlığı’nca uygulamaların Sünni Hanefi içtihadına göre camilerde yapıldığı, ibadet yerinin de cemevi olmayıp cami olduğunu resmen duyurdular. Bu ortamda, Alevileri camiye davet edeceklerine, önce kendilerini Arap ve Fars etkisinden kurtarsınlar. İbadetlerini ana dilimiz olan Türkçe yapsınlar. Aleviler hakkında uydurulan senaryolarla, sanal hikâyeler düzenlemek yerine toplumu aydınlatsınlar. Asırlardır ezgi baskı iftira ve katliamlar (Osmanlı döneminde Hoca Saadeddin’in fetvalarının uygulamaları, Cumhuriyet dönemi Maraş, Çorum ve Sivas katliamı) yaptıklarından dolayı bu toplumdan özür dilemeliler ve asimile etme siyasetlerine de son vermelidirler.

Alevi aydınları toplumun inançlarına dayalı şifreyi birlik ve beraberlik içinde çözmek için dernekler ve vakıflar kurdular. Bu örgütler aracılığı ile  bu toplumun sözcülüğüne de soyundular. Birlik içinde topluma yararlı olacakları yerde ayrıkçı fikirlerini farkında olmadan yaymaktadırlar. Alevi kimliği için; inançlarının İslamiyet’in dışında olduğu, Müslüman olduklarını, ama İslam olmadıkları, kimisi de Alisiz Alevilik yazarının saçmalığına itibar ettiler. Aleviliği, alevle veya ışıkla ilgili eski Hrıstiyanlıktan kalan gezginci hiçbir kural tanımayan Pavlikenlerle ilişkileri anımsatan yayınlar yaparak halkın kafasını karıştırdılar. Kimisi de ateizmi, inançsızlığı veya Marksizmi Alevilikmiş gibi süreli yayınlarda yayınladılar. Televizyonlarda bildiriler şeklinde sundular. Kuran bilgileri olmadığı halde tasavvuf felsefesi öğreticiliğine de soyundular.

Alevilik Horasan’dan Anadolu’ya Türk göçlerinin aracılığı ile gelmiştir. Anadolu ve Horasan kültürünün tasavvuf felsefesine dayalı sentezidir. Alevilerin büyük çoğunluğunun Türkmen kökenli olduğu Kuran dinini yaşantılarına yansıtarak ve töresellikleri ile kaynaştırarak hayat dini anlamında ritüelleri ile uyguladılar. Bu inançsal yapıyı, Sünni alemi kabullenmediği gibi asırlardır Emevi saltanatından bugüne değin gelen saltanat sahipleri, Alevi toplumunu dışlamışlardır. Akla gelmeyen ve insanın kabul edemeyeceği ithamlarla bu insanları dağ başlarına sürmüşler.

Aleviler istemi; inançlarını Hz. Peygambere dayalı sevgisini Ehlibeyt sevgisi ile bütünleştirip, eğitimleri dedeler aracılığı ile sözlü kültür içinde devam etmektir. İnançlarına dayalı uygulamalarını tarikat düzeyinde uygulayarak yaşamışlardır. Cemlerdeki uygulamalar tarikat uygulamalarıdır.

Alevilik genel olarak tarikat değildir, Caferiliğin Anadolu’daki adıdır. Tarikatı İmam Cafer Buyruğu doğrultusunda dedeler, ocaklar aracılığı ile yürütmektedirler. Mezhepleri İmam Sadık Mezhebidir. İran Caferiliği ile karıştırılmamalıdır. İran Caferiliği şeriata yönelik Fars kültüründen etkilenmiştir. Zerdüştlüğün vb. Basra kaynaklı ideolojilerin etkisindedir. Anadolu Müslümanlığında ise Aleviler ocaklar aracılığı ile tarikata dayalı ritüeller aracılığı ile İran’dan ayrılırlar. İbadetlerini anadilleri olan Türkçe yapmaktadırlar. Zamanla toplumdan tecrit etmişler, eğitmemişler, devlet düzeyinde bir görev de vermemişler bu büyük topluluğa. Aleviler ise inançlarını asırlardır gizlilik içinde sürdürmüşlerdir. Sünni kesim ise özellikle şehirlerde medreselerin etkisi ile Arap ideolojisi ağırlıklı, Hanefi Mezhebi düzeyinde yürütmektedir. Bugün de dahil kurulan Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı’nca İslamiyet’i Hanefi Mezhebi ağırlıklı uygulanmaktadır. İçtihat kapısı kapalıdır diyerek, dinin dinamizmini kapıp olması ile statik bir duruma gelen Sünni İslamiyet bugün camilerinde şekilci ritüellerle uygulanmaktadır.

Bu nedenle ibadet dilinin Arapça oluşu halk ibadetteki duaların anlamını bilmeden uygulaması ve cami hocalarının dinin felsefesini bilmedikleri için güçleri yetmeyince hurafeye dayalı bilgiler ve tekerlemelerle halkı oyalamaktadırlar. Böylece hurafeler dinin önüne geçmektedir.

Bu konuda yayınları olan toplantılarda bildirileri ile inançlarımıza hizmet eden İsmail Engin bildirilerinde yer aldığı gibi bu çekişmeli konular sürüp giderken; Aleviliğin şifresini yakalayarak yeniden inşa etme çabaları karşısında Alevi dede ve babaları, yazarlar ve aydın ilim adamları ne düşünüyor? Bu konuda yayınları olan toplantılardan bildirileriyle inancımıza hizmet eden İsmail Engin’in inanç önderleri toplantısında sunduğu bildirileri Aleviler yetkili (dede-baba) ağızlarından ilk defa kendilerince kendilerini anlatmaların yazılması, (bu konu Ayhan Aydın’ca başarılı bir şekilde uygulanmakta) sözlü kültürden, resmi tarih yazılığına geçilmesi ile yazılı bir inanç tarihi oluşturulması bu doğrultuda;

  1. İnançların esaslarının tespiti,
  2. Temel kavramlar ve fonksiyonlar, edebiyatı, folkloru,
  3. Tasavvufa dayalı İslam’ın bilimsel olarak kurumlaşması,
  4. Halk ozanları-zakirler ocaklar-dergahlar (Erdebil Tekkesi, Hacı Bektaş Dergahı) topluma ışık tutacak şekilde incelenmesi gerekmektedir. Bu husus gerçekleştirmek bilim tarihçilerine düşmektedir.

Bildirisinde İsmail Engin devamla;

  1. Köyden kentlere göçte Aleviliğe özgü kültürel değişimler, değerlerde hızla değişme karşısında asimile olmaları için neler yapılmalıdır.
  2. Şehirlere hazırlıksız geldiler. İnanç akımları karşısında ne yapamaz hale geldiler. Kent Aleviliği oluşurken semt ve mahallelerde apartmanda farklı dini etnik kökene sahip ailelerle, Alevi sürekleri ile karşılaştılar. Ortak normları yakalayabilme içine girdiler.
  3. Karşılıklı etkileşimle getirdiği sorunları ile uzlaşma kültürünü nasıl yakalayacağını tartışır oldu. Kent yaşamına ve modern zamana uyum için günün geçerli koşullarına uyan eğitimi şart kıldı.
  4. Kent koşullarında dede, talip ilişkisi ve koşullar arası farklılıkların giderilmesi için ne yapılmalıdır?

a)      Dede-Babaların eğitilmesi, taliplerin ihtiyaçlarını karşılanması,

b)      Dede-Talip, pir mürşit ilişkisindeki zayıflığın ve kopukluğun giderilmesi

c)      Dededen ve babadan bağlı olduğu ocaklının inanç bazında yitirdiği değerlerin kazandırılarak güçlendirilmesi istenmiştir.

d)      Kentlerde talibin neleri unuttuğu veya umursadığı edep erkanı unuttukları güncelleşen kuralların ikrar musahip tutma rızalık pirlik üzerine inşa edilmesi istendi.

e)      Semahların ibadetin bir parçası olarak kalmasının sağlanmasının önemine dikkat çekildi.

 

CEMEVLERİ’NİN KENT DOKUSUNDAKİ YERLERİ NE OLMALIDIR?

İhtiyaca cevap verecek nitelikte olunması kent sorunlarında kucaklayacak eğitimli dede ve talipten yoksun olduğu ulaşımda zorlanıldığı farklı süreklerin sorun olduğu bilinmektedir.

Medyanın etkisi ile Aleviler üzerinde olumlu olumsuz etkiler nelerdir?

a)      Dini açıdan gevşemeler,

b)      İletişim araçların çoğalması, Alevi gençlerinin bu gençlere nasıl ulaşacakları büyük sorun olduğu,

c)      Alevilerin fazla okuma alışkanlıkları olmaması karşısında çokça bu alanda yayın olmaması, olanlar da bir rant yarışı halini aldı.

 

Dedelik sorunları nelerdir?

Avrupa’da dedelik bir sorun olduğu kayıtları olmadığı istismar edenlerin çoğaldığı, dedelik kurumunu yeniden inşa edilmesi ve fonksiyonel olarak giderilmesi üzerinde durulmuştur. (İsmail Engin)

 

Araştırmacı yazar Ayhan Aydın Cem Vakfı’nda sayısız toplantılarda ve etkinliklerde bulanarak dede-babalarla söyleşilerde bulundu ve eserleri ile bu tespitleri topluma yansıttı. Bu durumu ile yazarımız: Ayhan Aydın Cem Vakfı bünyesinde 8 yıl boyunca üçü uluslar arası olmak üzere sayısız toplantı ve etkinliklerle dede-baba ve ozanların görüş ve düşüncelerinin toplanması konusunda çalışmaların genel koordinatörlüğünü ve çalışmalar sonucunda oluşturulan Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı Sekreterliği’ni de yapmıştır.

Alevi dede ve Bektaşi babaları ile halk ozanları ve sanatçılarıyla yaptığı söyleşileri giderek görerek yerinde tespit edip yayınladığı (Alevi Bektaşi Söyleşileri: I-II, Erenler Bahçesi (Alevilik Araştırma Notları, Alevi Ozanları adlı eserleri ile katkıda bulunduğu gibi Cem Vakfı’nın Anadolu İnanç Önderleri ve öncüleri dedeler-babalar ve ozanlar ne düşünüyor, birinci ve ikinci toplantısı düzenledi ve tespitleri Cem Vakfı’nca yayınlandı. Cem Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştı ve araştırıcı çalışmalarını Anadolu’da ve Avrupa devletlerine yaptıkları gezilerle sürdürdüğü bilinmektedir. Ne yazık ki bu çalışmalarla toplumumuzda bazı çevrelerde hoş karşılanmamakta ve bu gibi yazarlarımız ilgili kurumlarda tecrit edilmekte veya pasif görevlerde tutulmaktadır.

Bir ders niteliğinde bir mesel aklıma geldi anlatmaktan geçemeyeceğim; adamın biri öldükten sonra cehenneme gitmiş, gördüğü manzara şu imiş, katran kazanların içinde cehennemlikler kaynatılmakta ve zebanilerde kaçmak isteyenlere vurarak tepelemekte ve mani olmaktaymış. Bir kazanın başında hiç zebani görmemiş ve merak etmiş zebaniye sormuş; cevap olarak zebani demiş ki; onlar Alevidir, biri çıkmak istediğinde diğeri onun eteğine yapışarak engeller. İşte  size kıssadan hisse. Neden Aleviler tarih boyunca ezilmiş? Bu sorunun cevabını size bırakıyorum.

Çalışmalarını takdirle karşıladığım ve tanıştığımdan bugüne kadar kendisi ile fikir birliği içinde olduğum Ayhan Aydın, Basın Yayın Yüksek Okulu mezunu olup gazeteciliğin verdiği birikimiyle alışılmışın dışına çıkarak köy köy, kasaba kasaba gezerek nerde ocaklı dede, ozan, baba varsa bulmuş söyleşide bulunmuş, belgeleri ile açığa çıkarmıştır. Gazeteciliğin verdiği heyecanla iletişim araçlarına aktarmış ve bu birikimin de ilgili vakıflar aracılığı ile faydasına sunmuş ve yayınlamıştır. Aleviliğin şifresini çözecek ipuçlarını yakalamış görünümündedir.

Bu gibi elemanımızın uyarılarını dikkate alalım ve uyarılarını yanlış değerlendirerek pasifize etmeyelim.

Değerli kardeşimin başarılarının devamını diliyor ve saygılarımı sunuyorum.

Kutluay Erdoğan

 

Tarihçi-Yazar