ALİ EKBER GÖNAY

(SARI SALTIK OCAĞI – SİVAS, ULAŞ)

AYHAN AYDIN

 

 

Dede kaç doğumlusunuz? 1924 doğumluyum.

 

Nerede doğdunuz? Sivas’ın Ulaş ilçesinde doğdum.

 

Eşinizle kaç yılın da evlendiniz? 1942’de evlendim, onu 30 Eylül 1998’de kaybettim.

 

Çoğunlukla nerede yaşadınız? Çoğunlukla Sivas’ta yaşadım, çiftçilikle uğraşıyordum. 1966’da İstanbul’a geldik ama burada hastalıklarla uğraştık. Karaciğerde taş çıktı çok büyük bir ameliyat geçirdim, şimdi biraz iyiyim. Yaştan emekli oldum, SSK emeklisiyim.

 

Dedeniz nereden gelmiş? Tunceli Hozat’tan gelmiş.

 

Dedenize ulaştınız mı? Dedemi görmedim.

 

Babanızı gördünüz mü? Babamı gördüm ama çok erken kaybettim. Babam rüştiye okumuştu çok alim birisi idi. Ben 24 yaşında idim babam vefat etti. Ben askerliği 4 sene yaptım. İkinci Cihan Savaşında askerdim, askerden gelmeden babam vefat etti. Ailemin yükü benim sırtıma bindi.

 

Babanızın cem cemaati oluyor muydu? Cem cemaat toplanıyordu.

 

Siz de gider miydiniz? Giderdim, çok iyi sesim vardı, ben o zamanlar babamın zakirliğini yapardım. Babam dürüst bir insandı. Mümkün olduğu kadar az giderdim ama ben de gücüm yettiği kadar halka hizmet ederdim.

 

Amcalarınızdan cem yapan var mıydı? Hozat’ta kalan amcamlar dedelik yapıyordu.

 

Siz Sivas’ın Ulaş ilçesinin hangi köyündensiniz? Ezentere köyünden. Babamın adı Hıdır ama halk arasında Hakkı Çavuş, olarak tanınır.

 

Siz cemleri kendi köyünüzde mi yapardınız? Kendi köyümüzde yapardık veya başka köylere giderdik.

 

Nerelere giderdiniz? Zara’ya kadar giderdik. Ben o zamanlar  çocuktum ama beni de götürürlerdi.

 

Kaç yaşında saz çalmaya başladınız? Saz çalmaya 14 yaşında başladım.

 

14 yaşında saz çalmaya başladınız, 20 yaşına kadar babanızla beraber oldunuz. 7 yıl cemlerde bulundunuz. 12 Hizmet yürüyor muydu? 12 hizmet yürüyordu.

 

Sizin köyde 12 hizmeti belli adamlar mı yapıyordu? Sarı Saltık Ocağında benim babama kadar başta birini tayin ederlerdi yani alim olanı, ahlâki bakımdan üstün olanı seçerlerdi.

 

Sizin babanız da mı öyle seçilmiş? Evet, babam okumuş, alim olduğu için amcam ile beraber gidermiş ben ona yetişmedim.

 

Sizin köyünüzde 12 hizmeti aynı adamlar mı yapardı, babanız nasıl cem yapardı, talipler mi isterdi, her Perşembe mi olurdu? Cemler iki türlüdür; biri 12 hizmetin icra edildiği cemdir, bunda görgü yapılır. Bir de halkın kısır cem dediği cemler vardır. Bu da kış aylarında yapılır. Hacı Bektaş’da sofu Mustafa Efendi vardı, ondan dinledim. Sene 1950 bizim köye geldi, buna pençe ile tariki sordular, dedi ki; tarik olsa daha iyi olur ama bu bir yerde putperestlik oluyor, halk böyle istiyorsa böyle olacak, dedi.

Cumhuriyet kurulduktan sonra tekke ve zaviyeler kapatıldı, cemler yasaklandı ve Tercan’da cem yapılıyor aniden bir ihbar oluyor jandarmalar geliyor dedeleri alıp karakola götürüyorlar. Bu olay büyük millet meclisine geliyor işte Aleviler buna tapıyor, diye. Bu hadiseyi ben yaşamadım ama Mustafa Efendi’den dinledim.

 

Sizde tarik ve pençe farkı var, tarik görgüde mi vuruyor? Evet. Üç defa vuruyor; Allah, Muhammet, Ali, diyerekten.

 

Görgü ne zaman oluyor, millet senede bir defa mı görülüyor? Her yıl kış aylarında görgü olur. Görülenler görülmeyenler, musahip adayları gelirlerdi fakat babam derdi ki; görülenler ikinci defa gelmesin yanlış olur, hiç görülmeyenleri görelim.

 

Musahip olacaklarla, daha önceden olanlar da görülüyordu? Bugün de uygulandığı gibi her Cuma akşamı yapılırdı. 12 hizmetin yapıldığı cemde görgü vardır.

 

Musahip olmadan da görgü olur mu? Hayır.

 

Musahiplikte kurban şart, ne keserler? Koç veya koyun.

 

Musahipliğin duaları var mı? Kırkların duası var, Sivas Kangal ilçesinin Mamaş köyünde bir ceme gittim, orada misafir oldum. Önce lokmayı koltuğuna alan gelip dua okuyor çok güzel saz, klarnet, keman çalınırdı. Ama ben diyorum ki; Alevi camiasının içerisinde belki 500 çeşit belki daha fazla cem töreni var. Okumuş çok alimlerimiz var dedelerimiz var bir araya gelip şunu asgariye indirseniz daha iyi olmaz mı, ama maalesef olmadı.

 

Kısa (kısır) cemlerde tarik de yok, 12 hizmet te yok, en az kaç hizmet var? Görgü olmayacaksa kapıcı, nakip, gözcü, bir de delilci yani mumları yakan olurdu.

 

Mumu neden yakarlar Aleviler? Mum bizde yol gösteren, ışık manasına geliyor.

 

Hızır Cemi, Abdal Musa Cemi yapılıyor mu? Abdal Musa ceminde baharda toplanır kurban kesilirdi.

 

Zakirliğin manası nedir? Zikreden, yani çalan.

 

Zakirin piri var mıdır? Abdülsamah veya İmam Cafer.

 

Hacı Bektaş’ın yolunun aslı nedir, Hacı Bektaş kimdir? Hacı Bektaş’ın tarikatı; eline, beline, diline sahip olmak, bu Hacı Bektaş’ın sözü. Bu tarikat Balım Sultan’a kadar uygulanıyordu fakat Balım Sultan bu tarikata bazı değişiklikler getirdi onun ilkeleri değişti. Dede baba meselesi Osmanlı’nın bir oyunudur. Bektaşilerin kurduğu tarikatta dede, baba diye bir şey yoktur.

 

Sarı Saltık Ocağına mensupsunuz. Size babanız, dedeniz ne anlattı, ne öğrendiniz? Bizim dedelerimizden Molla Ali’nin, Sarı Saltık nasıl geldi, nerelere gitti, nasıl oldu, diye bir kitabı vardı. O zaman Erzincan’a bağlı Günülce Köyü var bizim akrabaların bir kısmı da o köye gitmişler. Dersim olayında jandarmalar kitabı ateşe atıyorlar. O dedemiz kendini ateşe atıp kitabı alıyor.

İmam Zeynel’in Zeyd torunundan gelen Ebu Kasım’dan bu tarafı biliniyor fakat bazı yerlerini çıkaramıyorum.

 

Sarı Saltığın ne kerameti anlatılır, O kimdir? Sarı Saltık Hacı Bektaşi Veli ile beraber Anadolu’ya gelmiş. Fakat Hacı Bektaşi Veli onu Rumeli’de görevlendirmiştir. Saltıkname’ye göre şurayı yaktı, bunu yıktı deniliyor ama onlar kimseyi yıkmaz ve yakmazlar. Gönlü ile Hacı Bektaşi Veli’nin gönül adamları Osmanlı oraya girmeden evvel orayı feth ettiler yani Balkan ülkelerini.

Sarı Saltığın iki oğlu var; biri İbrahim, diğeri Muhammet. Anadolu’da kalanlar İbrahim’den geliyor. İbrahim babası Balkanlara gitti ama Muhammet burada kaldı.

Siz diyorsunuz ki bizim soyumuz Muhammet’ten yürüdü, nasıl yürümüştür? Saltık oğulları kuvvetli, güçlü manalarına geliyor, Ebu Kasım’dan geliyor. Bizim atalarımız Ebu Kasımı Erzurum yöresini almakla görevlendiriyor, oraları feth ediyor ve o bölgeye tayin ediliyor, daha sonra Ali ismindeki oğlu onun yerine geçiyor. Ali’nin İzzettin Saltık isminde bir oğlu var ama en kudretlisi İzzettin Saltık.

 

Kerameti nedir, yüceliği nelerdir? Çok iyi okumuş birkaç tane dil biliyor. Herkesi gönlü ile feth etmiştir, kimseye dokunmamıştır. Sarı Saltığın Hakk’a yürümesinden sonra dervişlerinden Halil Erce mahiyetinde Anadolu’ya bir kaç tane derviş geldi, fakat pek tutulmadı.

 

Peki Sarı Saltık’tan yürüdü dediniz, Muhammet’ten yürüdü dediniz soyumuz, Anadolu’ya mı dağıldınız? Evet, Sarı Saltığın soyu Muhammet’le geliyor, oradan yayılıyor.

 

Hozat’ın neresine yerleşmişler? Sivas’ın Ezentere köyü, Zara’nın Doğanlı köyü, İmran’lının Seyit Abbas Köyü, hatta bir tanesi de gemiyle Amerika’ya gitmiş, orada kalmış.

 

Muhammet’le ilgili bir yatır veya türbe var mı? Sarı Saltık, Saltık Beyliği dağılana kadar kimseye kötülük yapmadı. Pasinler’e gittim sordum fakat bilemiyorlar nasıl geldiğini.

 

Babanız hangi köylere gitti? Saltık Ocağına bağlı yerlere Zara, İmranlı’ya.

 

Askerliğiniz nasıl geçti? Askerliğim çok çetin geçti. İkinci Cihan Savaşı idi, dağlarda yaşadık. O zamanlar Almanlar ile müttefiktik biz. İnönü’ye o zaman kızıyorduk ama bir şeyler yaptı Alman da harp ilan etti ona. Biz dağlara manevraya giderdik oralarda kalırdık, ayakkabı yok, çamaşır yok. Almanlar ile vuruşsaydı, harbe gitseydi Türkiye diye bir şey kalmazdı benim kanaatim böyle, 50 ay çile çektik.

 

Askerden köye geldiniz? Köye geldim babam vefat etti.

 

Kaç yaşında öldü? 60 yaşında.

 

Anneniz ne yapıyordu, sağ mıydı? Annem sağdı, bize o baktı.

 

Hemen evlendiniz, kiminle evlendiniz? Ben askere gitmeden evlenmiştim, Üryan Hızır Ocağından Fadime adlı bir kız ile evlendim.

 

Köyde toprağınız, tarımınız var mıydı? Yok.

 

Ne işlerdiniz?  Çiftçilik yapıyorduk.

 

Eski yazıyı nasıl öğrendiniz? Ben ilkokulu hariçten bitirdim, eski yazıyı da kendi gayretimle 30 yaşından sonra öğrendim.

 

Cem cemaat nasıl oldu, senin taliplerin ne oldu? Sadece köyümüzde olurdu onun dışında olmazdı. Ben babamdan sonra cemde görev almadım.

 

Cemleriniz kaç yılına kadar sürdü? Halen devam ediyor.

 

Akrabalarınızın yürüttüğü cem ile babanızın yürüttüğü cem aynı mıydı? Bizim köyümüzde akrabalarımız var, aynı ocaktanız ama onlar bize pir kapısıdır. Köyümüzde büyük olanın dedesine kardeşler demişler ki; dedelik sana ait fakat babalarından sonra onlar hiç bir işe yaramadılar.

 

Muharrem ne kadar tutulur sizin orada? Bizim devrimizde Muharremi hiç aksatmadık, bugünkü şeriata göre Muharrem Sünnettir. Ramazan orucu Peygamber zamanında vardı ama sünnetti, Muharrem farzdı. Sonra Emeviler zamanında ne oldu? Emevilerin siyaseti belli, Abbasilerin siyaseti de belli, Muaviye’nin kökünü Ebu Bekir, Osman kurdu. Onların kurduğu kökten geçti Muaviye.

Bizler 1400 senedir muhalefette kalmışız ama hiç bir zaman zalime taraftar olmamışız, adaleti savunmuşuz, onun için de her zaman ezilmişiz.

 

Muharremi kaç gün tutardınız? 12 gün tutardık.

 

Neye göre tutardınız? Gece on ikiden sonra hiç bir şey yenmez, içilmez. Ayın birinde tutmaya başlarız. Mümkün olduğu kadar sudan kaçınırız.

 

Nevruz nedir? Hz. Ali’nin doğum günü olduğu söyleniyor.

 

Hızır orucu? Kur’anda Ey Eta Suresinin 8’inci ayetinde; Ehlibeytin ve Hz. Ali’nin tuttuğu söyleniyor. İki rivayet var İmam Hasan ve Hüseyin hasta olduğundan dolayı Hz. Fatıma babasına gidiyor diyor ki, sadaka var ama yok bir şey. O gün Hz. Fatıma yiyecek hazırlıyor kapıya birisi geliyor yiyecekleri ona veriyorlar. İkinci gün yine aynı yiyeceği veriyorlar. Üçüncü gün yine yiyecekleri veriyorlar  rivayetin biri bu.

 

Kur’anın manası nedir, cemlerde Kur’anın yeri nedir? Cemlerde biz Kur’an okumayız. Okunsa da bir zararı olmaz ama onun ne okuduğunu oradaki insanlara anlatmak zorundadır, dede. Kur’an 6666 ayet, 32 cüz’dan oluşuyor ve 114 suredir.

 

Deyişler, duazlar, nefesler ağırlıklı mıydı? İşte Kur’an odur.

 

Çok değişik hizmetler hepsi bir olsun, birleşsin diyorsunuz? Her dede kendine göre bir kural koymuş, hepsi birleşsin daha iyi olacak.

 

Gelecekte dedelerin hali ne olacak? Bu zamanda dedelerin çoğu zengin kimseye ihtiyaçları yok.

 

Sizin durumunuz nasıl? Çok sıkıntılarım, dertlerim var. Hastalıklarım çok. Bu acılarla buraya kadar geldim. Benim kimsem yok bir kızım var o da hasta. Ben naçar kalarak Maltepe huzur evine gittim. Keşke sizlerin cemevinde bir bakımevi olsaydı da burada kimseye minnet etmeden kalabilseydim. En büyük isteğim kendi insanlarımın içinde son nefesimi vermektir.

 

 

Söyleşi; 5 NİSAN 2000, İstanbul