Alevi İslam İnanç Ve Toplum Önderleri

Alevi İslam inancını günümüzde yaşatan, bu büyük tasavvuf yolunun günümüzdeki önderlerini, rehberlerini en iyi tanıyanlardan birisi olduğuna inandığım Ayhan Aydın, bu konuda büyük fedakarlıklarda bulunup Anadolu ve Balkanlar’da dağ dağ; ova ova; köy köy gezip bin dört yüzyıllık İslamiyet’in Batini yorumunu bugün hala yaşatan değerlerin bilgilerini derleme konusunda çok büyük emek sarf etmiştir

Büyük İslam önderlerinin; Beyazıd-ı Bestami, Cüneyd-i Bağdadi, Hallacı Mansur, Koca Ahmet Yesevi, Ebul Vefa (Tacu’l-Arifin Seyyid Ebü’l-Vefa Bağdadi), Dede Garkin, Muhyiddin İbnü’l Arabi, Ahi Evran, Hacı Bektaş Veli, Mevlana Celaleddin Rumi, Sarı Saltık, Barak Baba, Tabduk Emre, Yunus Emre,  Şeyh Edebali,  Abdal Musa, Abdal Murad, Abdal Mehmed, Seyyid Ali Sultan, İmameddin Nesimi, Kaygusuz Abdal, Hacı Bayramı Veli, Otman Baba gibi daha ismini sayamayacağımız kadar çok olan erenlerin yolundan giden, bu büyük önderlerin hayat ilkelerini kendilerine rehber edinen; bugünün Alevi, Bektaşi, Mevlevi, Nusayri kısaca Alevi İslam inanç ve toplum önderlerinin derin hayat tecrübeleriyle oluşmuş görüş ve düşüncelerini, dolayısıyla İslamiyet’in tasavvufi boyutuyla birlikte, Alevi İslam inancının temel değerlerini de var eden, yaşatan inanç önderleri bir büyük ışığın, meşalenin halen yanmaya devam ettiğini bizlere göstermektedirler.

Acaba  gerçekten de büyük sıkıntılar çekseler de, türlü cefalar görseler de, kendilerine dede, baba gibi isimler verilse de, iyi bir deyim olarak inanç önderlerimiz, gerçekten bugün ne haldeydiler?

Bugün halen varlıklarını nasıl sürdürüyorlar,  engin hayat tecrübelerini, birikimlerini başkalarına nasıl aktarıyorlardı?

Hayatı nasıl algılayıp, yorumluyorlar, topluma nasıl bakıyorlardı?

Bilgi birikimleri ne haldeydi, halen bu ülkede toplumsal barış muhafaza edildiğine göre, her türlü haksızlığa karşın sağduyu olduğuna, yani topluma önderlik yapıp onları dirlik/düzenlik içinde tutan bir güç olduğuna göre; bu da bu inanç ve toplum önderleri tarafından sağlandığına göre, büyük bir hazine olan bilgi birikimlerini yaşadıkları çevreye rahatlıkla aktarabiliyorlar mıydı?

Eskisi gibi cem yapabiliyorlar mıydı?

Gençlere, Sünni İslam inancından vatandaşlarımıza rahatlıkla ulaşabiliyor, onlarla bağlantı kurabiliyorlar mıydı?

Bir seviyeye gelmeleri çok uzun yılların birikimiyle olduğuna göre kendi soylarından ve yollarından giden genç gönüldeşlerini yetiştirebiliyorlar mıydı?

Dernekler, vakıflar, kurumlar hakkında neler düşünüyorlardı?

Türkiye’nin, dünyanın içinde bulunduğu durum hakkında, inanç hakkında, cemler hakkında, cemevleri hakkında, İslam ve Kuran hakkında ne diyorlardı?

Kendi kendilerini nasıl tanımlıyorlardı?

Bir aydınlık yol olan Alevi İslam inancı ve kültürü hakkında genelde ne diyorlardı?

Nasıl yetişmişler, hangi ortamların içinden, hangi zorlukların içinden çıkıp gelmişlerdi?

Atalarından aldıkları bu kutlu yolu sürdürme konusunda ne gibi sıkıntılara göğüs germişlerdi?

Nasıl bir dünya hayal ediyorlar, bugünün dünyasına nasıl bakıyorlardı?

Gelecekten umutlu muydular, hayattan ne bekliyorlardı; devletten, devleti yönetenlerden beklentileri  ve istekleri nelerdi?

Seyyidler kimlerdi, ocak ne demekti, müsahip nasıl olunurdu?

Gerçekten neydi Alevilik, Bektaşilik, Mevlevilik, Nusayrilik?

Hacı Bektaş kimdi, Bektaşilik neydi?

Mevlana kimdi, Mevlevilik neydi?

İdeal bir cemevinin yönetimi nasıl olmalıydı onlara göre?

Diğer dinler, inançlar hakkında neler düşünüyorlardı?

Gerçekten yetmiş iki millete bir nazarla bakmak ne demekti?

Sadece Anadolu’yla sınırlı kalmadan Avrupa’da da hizmetlere devam etmek, kurslar açmak, bir öğretmen olarak insanları eğitmeye gayret etmek nasıl oluyordu?

İşte daha buna benzer onlarca sorunun yanıtını konunun en önemli isimlerinden, hem de bu topluma rehberlik yapan inanç ve toplum önderlerinin ağzından dinlemek, okumak herhalde başlı başına bir keyf olsa gerektir.

Bugüne kadar sayısız yazarın da kaleme almaya çalıştığı bu çok önemli konularda konunun gerçek uzmanları olan, bu işi tüm hayatları boyunca, bir menfaat beklemeden yapan ve bir inanç sistemi olan Alevi İslam’ı en iyi şekilde yorumlayıp, yaşatan temel değerlerin görüş ve düşünceleri çok önemliydi.

Ayhan Aydın sanırım elinizdeki kitapla bir seçki yaptığı ve Alevi İslam inancına sahip insanların önemli bir kısmının günümüzdeki temel temsilcilerinin fikirlerini, görüş ve düşüncelerini bir araya getirerek, çok önemli bir boşluğu doldurup, aynı zamanda bir başlangıçta yapmaktadır.

Benim bilebildiğim kadarıyla Türkiye’de dede ve babalarla en fazla söyleşi yapıp, bunları kayıt altına alan kişi olan Aydın’ın bu çalışmalarını ve elinizdeki kitaptaki gayretlerini takdirle karşılıyorum.

Bizler CEM Vakfı olarak imkanlar ölçüsünde kendisini bu konularda her zaman desteklemeye çalıştık.

Gönül isterdi ki, daha geniş olanaklarla daha kalıcı ve verimli araştırma çalışmaları için kendisine daha fazla destek olalım. Umarım bunu da ilerde sağlarız.

Büyük bir hazine olan dede ve babaların görüşlerini bir araya getiren diğer söyleşilerin de kitaplara dönüşmesi hem büyük bir boşluğun doldurulmasına katkıda bulunacak, hem de bunlar gelecek nesillere büyük bir kaynak olacaktır.

Aydın’ın çalışmalarının devamını dilerken, bu büyük İslam yoluna bugüne kadar ve bugün de hizmet etmeye devam eden inanç ve toplum önderlerimizi sevgi ve saygıyla selamlarım.

Prof. Dr. İzzettin DOĞAN

 CEM Vakfı Genel Başkanı