Sahneden insanlığa çağrı

İnsanlığı sürekli olarak uyarmayı görev bilen Dünya Tiyatro Günü bildirilerinin tarihine yolculuk

Sahneden insanlığa çağrı

 

© Tiyatronun ilerici gücünün devlet gücüyle bastırılmaya kalkışılması Ionesco tarafından 1976 bildirisinde şöyle eleştiriliyor: “Politikanın kuruntulu, temelsiz düşünceli kimseleri, tiyatroyu ellerine geçirmek ve onu kendi amaçları için araç gibi kullanmak istemişlerdir. Toplumun yapma bir üstün kuruluşudur devlet. Toplum değildir. Politika adamları tiyatro sanatının hizmetinde olmalıdırlar.”

Batı ülkelerinde “aydınlanmacı duruş” bağlamında “çifte standart” uygulanageldiğini tarih pek çok kez göstermiştir, göstermektedir. “Aydınlanma” sürecini bizden çok daha önce gerçekleştirmiş olan bu ülkeler tarafından oluşturulan Dünya Tiyatro Günü için ünlü tiyatro insanları tarafından -1962’den bu yana- yazılmış bildiriler, “tiyatro sanatı”nın “aydınlanmacı duruş”un önde gelen savunucusu olarak kurumlaştığını gösterir.

Gelişmiş Batı ülkelerinin sorumlusu olduğu I. ve II. Dünya Savaşı tiyatrocuları öylesine düş kırıklığına uğratmıştır ki Dünya Tiyatro Günü bildirileriyle insanlığı sürekli olarak uyarmayı görev bilmişlerdir. Tiyatroya ağır bir sorumluluk yükleyen uyarılardır bunlar. Bu uyarıların bir bölümünü sizlerle bir kez daha paylaşmanın zamanı gelmiştir.

1967 yılı bildirisinde, Bertolt Brecht’in eşi ve Berliner Ensemble’ın ünlü oyuncusu Helena Weigel, “tiyatro ve tiyatroya yakın sanatların, insan topluluklarına karşı üstlerine aldıkları görev ve sorumluluklara yeterince önem vermediğini” vurguladıktan sonra, tartışmasını şöyle sürdürüyordu: “Bizler, tiyatro insanları, kendimize özgü araçlarla dünyamızı yaşanabilir bir duruma getirmeye çalışıyoruz. Tiyatro ile ilgilenmemizin anlamı, yine ve her zamankinden çok, insana barış dolu bir ‘bugün’ ile insanın insan için yardım, dayanışma kaynağı olacağı dostluk dolu bir gelecek hazırlamaktır.”

Weigel’in “barış” özlemine, Miguel Angel Asturias imzasını taşıyan 1968 yılı bildirisinde “(…) kardeşi kardeşe öldürten savaşlara, insanın yok edilmesine, ırk kırımına ve insanları ortadan kaldırmanın bir başka biçimi olan ekonomik tıkanıklığa karşı çıkma” çağrısı eklenir. Peter Brook’un yazdığı 1969 yılı bildirisinde ise tiyatronun ilerici-devrimci niteliği vurgulanmaktadır.

Uygarlıktan ilkelliğe

Tiyatronun ilerici gücünün devlet gücüyle bastırılmaya kalkışılması Eugene Ionesco tarafından -1976 bildirisinde- şöyle eleştiriliyor: “Politikanın kuruntulu, temelsiz düşünceli kimseleri, tiyatroyu ellerine geçirmek ve onu kendi amaçları için araç gibi kullanmak istemişlerdir. (…) Toplumun yapma bir üstün kuruluşudur devlet. Toplum değildir.(…) Politika adamları tiyatro sanatının hizmetinde olmalıdırlar. Bütün çabaları, tiyatro sanatının özgür gelişmesini sağlamak olmalıdır.”

Bertolt Brecht, Dünya Tiyatro Günü oluşturulmadan önce ölmüştü. Bu nedenle bir tiyatro bildirisi yok. Ancak Helena Weigel 1967 yılındaki bildirisinde Brecht’in sözlerine de yer veriyor. Tiyatro yoluyla dünyayı onarma adına, tüm sanat insanlarının yapması gereken -emekçi sınıfından yana- bir “seçim”den söz ediyor Brecht: “(…) sanat da seçimini yapmalıdır. Sanat ya körü körüne bir inanışla kaderini bir azınlığa bağlar ve onun aracı olur ya da çoğunluğun tarafına geçerek kaderini ona bağlar. Ya insanları düşlere sürükler ve onları uyutur, bilgisizliği arttırır ya da insanları gerçeklere yöneltip bilgiyi çoğaltır. Ya yıkıcı yanları ağır basan güçlere ya da yapıcı ve ilerici güçlere seslenir.”

“Uygar” olarak niteleyegeldiğimiz dünya, 21. yüzyılın ilk on-on iki yılı içinde “ilkel” bir görünüm sergiliyor. Bu manzaraya baktığımızda, insanla olan birlikteliğini yüzlerce yıldır sürdürmekte olan tiyatronun, insanın onurlu varlığını, esenliğini, bugüne ve geleceğe olan inancını sürdürebilmesi adına taşıdığı sorumluluğun azalacağına, gitgide daha arttığını görüyoruz.

İşte bu nedenle, ülkemizde tiyatronun kurumlarına ve sanatçılarına yöneltilen saldırıları kaygıyla izliyor ve baskılara karşı çıkma sorumluluğunu taşıyoruz. Kültür tarihimizin olduğu kadar birçoğumuzun bireysel tarihinin de paha biçilmez “değerler”i arasında yer alan, yakılmış, yıkılmış, yok edilmesine girişilmiş tüm tiyatro yapılarının yeniden yaşama geçirilmesi ya da korumaya alınması konusunda da ısrarlı olmak durumundayız.

Dünya Tiyatro Günü tiyatroya tüm emek verenlere kutlu olsun.

Not: Dünya Tiyatro Günü bildirilerinden yapılan alıntılar, Prof. Dr. Murat Tuncay’ın İzmir Devlet Opera ve Balesi yayını olarak hazırladığı ‘Dünya Tiyatro Günü’nün Öyküsü’ (1984) başlıklı kitapçıktan alınmıştır.

 

27 Mart 2012
Cumhuriyet