Her renkten bir festival

29. Ankara Müzik Festivali geniş bir kitleye seslenen zengin bir programla bezeli

© 5-28 Nisan arasındaki konserler büyük senfoni orkestralarından çağdaş müzik ve caz gruplarına, vurmalı ve üflemeli çalgı topluluklarından modern dans, bale, hatta buz balesine; Flamenkoculardan eşliksiz korolara, popüler ve eğlenceli hale getirilmiş klasik yapıtlardan, Arap Baharı’na dek uzanıyor.

29. Ankara Müzik Festivali her renkten, her telden dinletilere kucak açıyor bu yıl. Klasik Batı Müziği kadar onun da ötesinde geniş kitleye seslenen programlarla bezeli.

5-28 Nisan arasındaki konserler büyük senfoni orkestralarından çağdaş müzik ve caz gruplarına, vurmalı ve üflemeli çalgı topluluklarından modern dans, bale, hatta buz balesine; Flamenkoculardan eşliksiz korolara, popüler ve eğlenceli hale getirilmiş klasik yapıtlardan, Arap Baharı’na dek uzanıyor.

Suna Kan, şef Pijarowski yönetimindeki CSO eşliğinde Mozart’ın 3. Keman Konçertosu’yla açılış konserinin, ünlü İtalyan çellist Rocco Filippini, Ertuğ Korkmaz yönetimindeki Başkent Oda Orkestrası’nın solisti.

Camerata Salzburg Oda Orkestrası Viyanalı piyanist Gottlieb Wallish ile bir Haydn-Mozart klasizmi sunacak. Hollanda Üfleme Çalgılar topluluğunun programında Kamran İnce ve Evrim Demirel gibi Türk bestecileri dikkat çekiyor. Programlarda kimi genç solistimize başlı başına konserler düzenlenmesi cesaretli olduğu kadar yüreklendirici.

Örneğin, piyanist Salih Can Gevrek (1992) ve gitarcı Eren Süer (1987) birer resital verecekler. Kemancı Eren Kuştan’ın (1985) “Berlin Virtüözleri” adlı kentette yer alması kıvanç verici, zira bu grubun üyeleri arasında Markus Nykos gibi bir çellist ve Tatyana Masurenko gibi bir viyolacı da var.

Fazıl Say, Beethoven, Mozart, Chopin ve kendi bestelerinden oluşan renkli bir resital programıyla katılıyor. Son zamanlarda adından çok söz edilen genç Gürcü piyanist Elisso Bolkvadze de keyifli bir resital programı hazırlamış.

Bilkent Senfoni Orkestrası Işın Metin yönetiminde Averbugh Buz Balesi’ne eşlik edecek. Festivalin son iki konseri St. Petersburg Akademik Senfoni Orkestrası’na ayrılmış. İlk konseri Alexandr Dmitriev yönetecek, Rusların parlayan piyanistlerinden Miroslaw Kultyshev (1985) solist olacak. Rahmaninof’un 3. Piyano Konçertosu ve Çaykovski’nin 4. senfonisiyle görkemli bir program.

Kapanış konserinde aynı topluluğu Erol Erdinç yönetiyor ve Cihat Aşkın, Çaykovski’nin keman konçertosuyla solist oluyor. Bu konserin ikinci yarı “Karadeniz’den Tablolar” başlığını taşıyan bir sürpriz.

Roja ve Flamenko topluluğu görkemli giysileri ve dramatik sahnesiyle; Augsburg Bale Tiyatrosu modern danslarıyla, Afrikalı şarkıcı Buika da etnik-caz-flamenko stilindeki konseriyle geniş kitleyi festivale çekecek etkinlikler. Bu yıl festivalin web sitesi özenle hazırlanmış:

(www.ankarafestival.com)

Serhan Yediğ’den Saygun kitabı

Serhan Yediğ, bir gazeteci bakışı ve heyecanıyla bugüne dek yayımlanmış nice müzisyen biyografisinden farklı bir çalışma yapmış: “Anılardaki Adnan Saygun” başlıklı kitbı geçen hafta PAN Kitap’tan yayımlandı.

Yazar önsözünde Batı’da yayımlanmış bu tür kitapların onu nasıl etkilediğini anlatmış: “Tanıklıklardan yansıyan kişisel özellikler, çevrelerinde yarattıkları duygular, zaaflar, hırslar ya da bilgelik siyah beyaz fotoğraflarda gördüğüm karakterleri gözümde yaşayan birer varlığa dönüştürdü.” Onu böylesi bir derleme yapmaya yüreklendiren de rahmetli Halit Refiğ’in Saygun’la yıllarca süren dostluğundan damıtılan anılar olmuş.

Görüşü alınan kişiler çoğunlukla müzikçiler. Ama aile yakını veya onun çevresinde bulunmuş sıradan insanların da anıları Saygun’u bize daha yakınlaştırıyor. Saygun, kimilerinin bugüne dek tanıttığı gibi dokunulmazlığı olan bir karakter değil, gereğinde sağı solu kıran, ilkelerinden ödün vermeyen, kendi öğrencilerini koruyan, hoşsohbet olduğu gibi ketum, babacan olduğu kadar mesafeli, neşeli olduğu kadar aksi ve küskün, dolayısıyla “insan” yönüyle karşımıza çıkıyor.

Kitapta Yediğ’in yabancı konukları da var: Howard Griffiths, Feodor Gluşçenko, Kathryn Woodward, Yo-Yo Ma, Mirjam Tschoop gibi. Böylece Saygun dünya sahnelerindeki sanatçıların dağarcığına giren evrensel bir bestecimiz olarak da değerleniyor. Keşke Tagizade de hayatta olsaydı, kim bilir neler anlatırdı! Anılarını aktaran kırk bir kişinin fikir birliği, onun derin kültürü ve ölüm döşeğine dek tükenmeyen öğrenme arzusu.

Kitabın sonuna eklenen Saygun Kronolojisi ise son derece önemli bir belge.

 

28 Mart 2012
Cumhuriyet