29 Nisan Dünya Dans Günü ve Siyah Kuğu

Harvard’da psikoji okuyan Siyah Kuğu bale filminde “Black Swan”başrolde kendini dans hayatı boyunca fiziksel acılara mahkûm eden, meslek uğruna sıfır bir sosyal hayatın getirdiği patolojik travmalarını yaşayan, Odette (iyi) Odile (kötü) rolleri ile Altın Küre’yi ve en iyi kadın Oscar’ını kazandı Natalie Portman. İnsanın kendi kendini nasıl kamçıladığını; meslek sevgisinin doruk noktasının bu olduğunu; artık biliyorum ve büyük saygı duyuyorum. Tabii ki Siyah Kuğu filmindeki bazı olaylar ve konu abartılmış olabilir. Bu haller istisnai de olsa bilhassa dansçıların çektiği sıkıntılar çoğunlukla gerçektir.

Sevgi ve iradenin doyumsuzluğu sanatçının bir sonraki temsilinde yine dev gibi önüne dikilir. Ama sevgiyle yorulmuş akıl ve bilgiyle birleşmiş gücün sonrasında getirdiği güzellikler hem onun, hem de seyircinindir. Dünya çapında sosyal bilimci fütürist (gelecek bilimcisi) John Noisbitt,Megatrends, “Büyük Yönelimler” adlı kitabında dünyada en zor, riskli ve büyük özveri isteyen meslekleri araştırmış. Birinci sıraya, maden cevherini fırının önünde kalıplara döken işçiyi koymuş. İkinci sıraya toprağın yüzlerce altında çalışan işçiyi; üçüncü sıraya da balet ve balerinleri koymuş. Bu felsefecinin dansçılar hakkındaki araştırması böyle. Dünyanın sayılı fotoğrafçılarından Amerikalı Haward Schatzseyrettiği Kuğu Gölü balesi hakkında bakın neler söylüyor: Üç saatlik zaman zarfında, başroldeki erkek dansçının (Prince Siegtrieds) dans esnasında iki buçuk ton yük kaldırdığını Odette- Odile rolündeki başroldeki kadın dansçıyla, balet termolojisindeki en zor hareketleri kendilerini bunalıma sokarak yaparken, bütün dansçılarla beraber seyircileri hayaller ve tatlı rüyalar duygusuna soktuklarını; sonsuz keyifli dakikalar yaşattıklarını söyler. Stern dergisindeki röportajında “Uzun yıllar modellerle, oyuncularla, müzisyenlerle çalıştım. Ama deneyimlerim bana gösterdi ki hiçbiri ama hiçbiri dansçılardan daha sıkı çalışmıyor. Kelimenin tam anlamıyla, eşek gibi çalışıyorlar.” İzleyenlere, keyif, hafiflik duygusu veren bu dansın arkasında harcanan gücün ve çekilen acının da altını çiziyor. İşte bu bir bale sanatçısı için, öyle bir musibettir ki, sevgiyle yorulmuş; görme, duyma ve güzelliklerle birleşmiş yaman bir güçtür. Bu olgulardan yoksun bir insanın, sevgi dilinde anlaması, takdir etmesi zordur. Sıkıntı, üzüntü ve kısıtlamalar ne derece olursa olsun, sanatçının kendi iradesiyle yarattığı bu bunalımlı durumlar onun mutluluk dayatmasıdır.

Bale sanatçısı mesleğinin gönüllü bir mahkûmudur. Yolu çetrefilli, ağır ve ömrü kısadır. Bizde ki bale sanatının bunca sene reconsuzluk deyip, yazılarla sözlerle aşağılanması ve ipe sapa gelmeyen saldırıların, bu yazdıklarımın doğrultusunda tahmin ederim insanlarımızın hâlâ devam eden içlerindeki takdir ve sevgi duygularının ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Mesleğimle ilgili böyle bir konunun, dünya gündeminde olması hem şans ve güzel, hem de benim için trajik bir konu. Eşimin balerin olması, benim senelerce Ankara Devlet Balesi’nin solist sanatçısı olmam; yurtdışında uzun seneler dans etmem; iki kızımında Ankara Devlet Balesi’nde solist sanatçılar olması; bu yazdıklarımın doğrultusunda tabii ki akıllı bir iş yapmış olmuyoruz. Sanata çok düşkün olan İstanbul Çapa mezunu olan öğretmen annemin benimle devam eden bu yarışın doyumsuzluğu ve o sahne güzelliğinin tatminsizliği aç kurt gibi kızlarıma da sirayet etmiş ki, onlar benden iyisini yaparak, bu sahne devini sevgiyle yorulmuş; akıl ve bilgiyle birleştirerek, yendiler. İyi dansçı olup, mutlu oldular. Güzel bir atasözü vardır: Cins kuş daha yumurtada iken güzel öter. Ama ne yaparsanız yapın, nafile. Onlar da iki üç yaşlarında iken, genetiklerini sahnenin tozu ile birleştirdiler ve geleceklerini belirlediler.

Bale sanatçısının meslek sevgisi, saf ve temiz duyguları, doğru ve dürüst olma güdüsü içinden çıktığı topluma her zaman bir köprü olmuştur. Onun bu büyüklüğü ve sanat yeteneği ile beraber erdemliliği de göz ardı edilemez.

Dünya Dans Günü’nü bir gün gecikmeyle dans dünyasının ağababası olan bale sanatıyla ilgili böyle bir konuyla bugünü kutlarken, insanların günümüzde yoğun teknoloji kullanımının yarattığı duygusal ve ruhsal olumsuz etkilerini nötralize edecek en kolay yol akıl, ruh sabır ve gönül gibi değerlerle bir köprü oluşturarak; o değerli vücudumuzun dansın ve çeşidi ne olursa olsun hareket ettirerek; bu zorlu yolun ipini biraz gevşetmektir.

Oğuz Özlem/Ankara Devlet Bale Sanatçısı

Cumhuriyet

30 Nisan 2012