EDMOND BRAHİMAJ (HACI BABA, MÜCERRET BABA MONDİ) ile Söyleşi

EDMOND BRAHİMAJ

(HACI BABA, MÜCERRET BABA MONDİ) ile Söyleşi

 

Makedonya Tetova’da Harabati Dergahındayız ve yanımızda Balkanlardaki Bektaşiliğin günümüzün önde gelen temsilcilerinden olan Baba Mondi ve Harabati Dergahının şu anda dervişliğini yapan Abdulmüttalip Bekiri var. Sevgili babamız sorularımızı yanıtlayacak. Baba Mondi’nin Arnavutça olarak yapacağı konuşmayı, söyleşiyi sevgili dervişimiz Türkçe olarak bizlere aktaracak.

500 yıllık tarihi bir dergah içerisinde Balım Sultan erkanının yüzyıllardır sürdürüldüğü büyük yapıda şu anda, Hakk’a yürüyen Tahir Emini Baba’nın yerine bu posta dergahın postnişini olarak oturan sevgili Baba Mondi ile söyleşeceğiz.

Bizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz. Sevgili babamızın halleri keyifleri nasıllar?

 

Tahir Baba’nın Hakk’a yürümesiyle fakir dede babalıktan atandı. Tahir Baba’nın özellikle 1994’ten bu yana ilk olarak bizim dediğimiz Ortodoks hükümet adamlarıyla daha sonraları 2001’de kurtuluş harbi bugünlerde gördüğünüz gibi çok büyük işler gördü. Merhum bir evliyadır, bilgili, aynı zamanda hakkımızı koruyan bir önderdi. Bu sebeple 40 gündür bekliyoruz, Tahir Baba’nın ölüm münasebetiyle herkes gelsin buraya bizi ziyaret etsin, Tahir Baba’nın ailesini ziyaret etsin, başsağlığı dilesin, diye. İnşallah bu işte başarılı olacağız (işlerin düzelmesi, dergahın eski haline dönmesi konusunda).

 

Kendisini daha yakından tanımak isteriz hayatı hakkında, yaşamı hakkında neler söyleyecek?

 

Baba Edmond, Arnavutluk’un Lora kentinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini orada bitirdi, ilköğrenimini orta ve yüksek öğrenimini askeriye bölümünde yaptı. Enver Hoca zamanında ya madenci olacaksın ya da subay. 1982’de yüksek subay olarak atandı, Makedon sınırlarında 10 sene görevliydi. Daha sonra 1990’da Balkanlarda demokrasi meydana çıktığında kendileri Bektaşilik neslinden olduğu için, dedebabalığa geçiyor ve orada 2 Ocak 1992’de muhip oluyor. Daha sonra hizmetten geçerek 16 Mayıs 1996’da derviş oluyor, bir yıl sonra 1997’de baba oluyor. Tahir Baba’nın Hakk’a yürümesiyle Kalkandelen Tekkesinin postnişini oldu.

 

Bütün nasip almaları Reşad Bardi Dede’den mi oldu?

 

Evet. Orada çok özel işler yaptı, Reşad Bardi Dede’nin sağ kolu sayılır.

 

Hacı Bektaş’a oradan Balkanlara gelmek istiyorum. Hacı Bektaş barış güvercini, Bektaşiliğin de piri ve Balım Sultan ikinci pir, Pir-i Sani olarak kabul ediliyor ve onun sistemleştirdiği Bektaşilik bugün bu topraklarda da çok güzel yaşıyor. Arnavutlar, Türkler ve diğer uluslardan insanlar Bektaşi olabiliyor. Bektaşilikte ulus farkı yok her ulustan insan Bektaşi olabiliyor. Ne diyecek kendisi, birisi Bektaşiliği sorsa kendisine nasıl anlatır, Bektaşilik nedir, ne zaman doğmuştur, nasıl yayılmıştır?

 

Bektaşilik dünya çapında tasavvuf ve İslam yolunu süren bir mistik yoldur.

Bildiğiniz gibi 800 yıl boyunca ilk pir-i sani asırların insanı olan Hacı Bektaşi Veli, onda Peygamberin ve İmam Ali’nin nuru vardır, o ilk tekkeyi bugünkü Sulucakarahöyük’de kurdu ve sistemleştirdi. Sonra Balkanlara ve dünyaya yaydı. 18. asra (Bektaşilik) kadar çok gelişti, çok kuvvet buldu. Balkanlarda ve bugünkü Arnavutluk’ta 103 tekkeden ibaret olan Bektaşi yoludur. Bugün dünyada 32 hükümette Bektaşi kardeşlerimiz vardır, Arnavutluk, Türkiye, Bulgaristan, Kosova, Yunanistan, Bosna Hersek, İran, Irak, Suriye, Mısır, Tacikistan ve Amerika kıtasına kadar uzanmıştır. 32 ülkede itibar olan kapsamlı bir koldur. Zalim II. Mahmut’tan evvel 3 milyon 780 bin Bektaşi varmış dünyada. II. Mahmut döneminden evvel Türkiye’de 700’den fazla tekke varmış. İlk Bektaşiliğe vurulan darbede Sultan Mahmut 1000 kadar Bektaşi’yi kılıçtan geçirdi. Bektaşiler ikinci darbe Arnavut’luktan, Enver Hoca’dan geldi. Çok canlar kıyımdan geçti. Yalnız Arnavutluk’a değil, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya’dan büyük babaları hapse atarak Bektaşiliği zayıflattı. Türkiye’de de Bektaşiliğe iyi bakılmadı. Enver Hoca zamanında yani kominizim zamanında 1945’ten 1990’a kadar çok zayıfladı. Bu darbe Balkanlarda ve dünyanın doğusuna kadar tesir etti. Bundan sonra İslam hükümet olarak Bektaşiliğe karşı savaştılar.

 

Bu dönemler sancılı ve bu dönemleri atlattı Bektaşilik. II. Mahmut’tan sonra ve Türkiye’de Cumhuriyetten sonra en büyük Bektaşi önderleri kimlerdi, dede baba olarak onlardan biraz bahseder misin?

 

O zaman Bektaşilik iki bölüme ayrıldı; mücerretler (evlenmeyen) ve çelebi erkanını sürenler. 1924’ten bugüne kadar Türkiye’de çelebi erkanı sürülüyor, Bektaşilik evlere uygun olduğundan evladiye oldu. Arnavutluk’ta mücerretlik erkanı var. Bu iki bölümü dediğimiz gibi çelebiler ve mücerretlik grubunu Türkiye’de dedebaba Bedri Noyan yönetiyordu. Mücerretleri yani onların erkanını Balım Sultan erkanını, yani mücerret erkanını, bugün Reşat Bardi Dede yönetiyor.

1980 yılında, Hakk’a yürümeden evvel, son dedebaba Ahmet Muhtar Dedebaba Reşat Bardi’yi dedebaba atadı. Ahmet Muhtar Dede Salih Niyazi Dede’den geliyordu. Ali Rıza Dede, Cafer Sadık Dede, Kamber Ali Dede, Abbas Hilmi Dede, Ahmet Muhtar Dede ve Halife Ruan Reşat Sinan Baba bunların soyu da Salih Niyazi Bedebaba.

Salih Niyazi Dedebaba 1924’de son postnişindi Hacı Bektaş’ta, kendisi Arnavutluk’tan. Fakat orada (yolu) süremedi. Atatürk biraz bekle dedi, uzun süre bekledi, olmadı. Dedi ki, sen Arnavut vatandaşısın Ahmet Zop Bektaşiliği seven bir candır oraya gitme yolunu süreceksin, öyle de oldu.

Bugüne kadar Arnavutluk’ta olan Bektaşi babaları ve canlar beraber sekiz tane konferans yaptılar, maalesef Türkiye’den hiç katılmadılar.

Bedri Noyan Dedebaba’nın ölümünden sonra Türkiye’dekiler de parçalandılar. Fakat Arnavutluk’ta mücerret erkanı halen sürüyor. Müteyil (evli olabilen) erkanı da var. Mücerret olmadığından dolayı müteyiller de onlardan çekinirler ailelerinden bazı şeylerden geçip yola hizmet ederler. Yeterli derecede mücerret olmadığından dolayı onları da Arnavutluk’ta, Makedonya, Kosova ve Amerika’da müteyil babaları da hizmete kabul ederler.

Biz Bektaşiler kendimizi egoist saymıyoruz, biz istiyoruz ki bir Bektaşilik olsun, beraber olalım, müteyille mücerret bir olalım. Fakat Hacı Bektaşi Veli’nin sürdüğü yolu sürelim. Dervişlik mertebe yapmıyor can mertebe yapıyor. Her nerede bulunurlarsa dedenin hürmeti ile onun adına barış noktalarını bulsunlar. Vakıfları bekleyelim, tekkeler, vakıflar, gözlerimizin nuru Dede Reşat ve Baba Mondi’nin malı değil, bütün Bektaşilerin malıdır. Nerede olurlarsa olsunlar ona sahip çıkalım. Hacı Bektaş Veli’nin sözleri tarihe geçsin. Bizim yolumuzda hatır kırılsın yol kırılmasın.

 

Anadolu ve Bulgaristan’da Aleviler var. Türkiye’de Bektaşiler var, Çelebiler var ve diğer gruplar var. Mücerret erkanı 500 yıl dergahlarda uygulanmış gelmiş bir sistem, ama sistem değişmiş, Türkiye’de Bektaşilikte mücerretlik hemen hemen hiç yok şimdi. Bunları biraz açalım.

 

Bütün Bektaşi babaları Bektaşiliği bilir ve tanır, Bektaşiliğin bir kanunu vardır. Hacı Bektaş birdir iki yoktur. Balım Sultan birdir iki yok. Müteyil hak, mücerret pak. Onlar kim ki bu yolu tanır hakikati de bilir. Bektaşiliğin bir piri var ikincisi yok; o da Hacı Bektaş.

Hacı Reşat Bardi de onun yolunu süren nurdur. O sebepten biz mecburen birleşelim. Buluşup kendi düşüncelerimizi masaya atalım ondan sonra çözülür. Eğer biz birleşmezsek Hacı Bektaş yardım etmeyecek. Onlar ki yolu tanır ve usullerine göre gitmezlerse günahları iki kattır. Çünkü onları bilerek yapıyorlar. Bektaşilikte her şey vardır kültür vardır, bilgi vardır, onun için toleranslıdır. İnsanlar ne zaman masaya oturup müzakere yaparlarsa devam eder.

Hacı Bektaş’ın Hakk’a yürümesiyle dergah iki defa kapatılmıştır. Bir defa Balım Sultan açtı ikincisinde Sersem Ali Dede. Bütün ermişler, babalar bir buluşta olsunlar ve kimde yetki varsa posta geçsin. Muhip, derviş, derviş mücerret, baba mücerret, halife mücerret bunlar mücerretler için. Müteyiller için derviş, muhip ve baba var. Halife demek evliya demektir.

 

Türkiye’de (Babagan) Bektaşiler, Bedri Noyan’dan sonra ikiye ayrıldı. İki tane dedebaba var. Bir de burada hakim olan mücerret erkanını sürdüren Reşat Bardi Dedebaba var. Bunlar ayrı birbirinden, bu kopukluk neden oluyor, tek bir dedebaba neden olamıyor, kaynaşmanın olmamasının nedeni nedir?

 

Bektaşilikte her insan kendi bacağından asılır. 1990 yılından sonra Arnavut’taki Bektaşiler, mücerret Balım Sultan erkanını süren babalar, üç konferans yaptılar ve orada bütün dünya Bektaşilerini davet ettiler, fakat onların kimi geldi, kimi gelmedi. Türkiye’de enstitüsü olan Sayın Alemdar Yalçın bey ile temasta bulunduk onun çok yardımları oldu. Alemdar Yalçın vasıtası ile Hacı Bektaş’ta bulunan enstitü ile münasebetteyiz. Bizler de buna karşın Arnavutluk’ta turist olarak Bektaşi gönderdik ki iki halk arasında kaynaşma olsun. Bu birleşme dünya Bektaşiliği hakkında çok iyi ama tam birleşme olamıyor. Buna rağmen iyi bir başarı vardır. Arnavutluk’ta olan Bektaşiler Birliği Türkiye’deki arşivle Bektaşiliği aydınlatmalı ve yaymalı. Bazıları sandılar ki, bizim Alemdar Yalçın hocayla görüşmelerimizde onu kendi tarafımıza çekmişiz, o da Türkiye’deki babaları dışlamış, ya da Türkiye’deki babalar onu dışlamış. Bu yanlıştır. O herkesi sever, biz de onu severiz. Biz onu davet ediyoruz, o da geliyor.  Bektaşilikte her şey istekle oluyor. Biz Hacı Bektaş merkezden ilişkilere devam ediyoruz. Bütün davet ve sempozyumlara biz katıldık. 2005 yılında Isparta’da konferansa (Süleyman Demirel Üniversitesi’nin düzenlediği uluslar arası Bektaşilik Alevilik Konferansı) katıldık. Davet olursa yine katılırız.  (Baba Mondi’yi daha sonra CEM Vakfı iki toplantısına davet etti. Her ikisine de kendileri katıldı. Aynı zamanda Reşat Bardi Dedababa toplantılara davet edilmişler ama rahatsızlıkları nedeniyle toplantıya katılamamışlardır.)

 

Burada bir ayrım var ama bu ayrımı giderme konusunda Türkiye’deki dedebabalarla ciddi bir temas oldu mu? Bir araya gelmek için Türkiye’deki dedebabalarla görüşüldü mü?

 

(Abdülmüttalip Bekiri): Tahir Baba ve biz Isparta’ya gelmek için yöneldik. Bunlar Hacı Bektaş’a gittiler Baba Edmon ve Tahir Baba ile oradan Ankara’da Teoman Baba ile görüştüler ve Teoman Baba bunların fikirlerini benimsemiş ve kabul etmiş dünyada bir merkez gerekir. Isparta dönüşünde İstanbul’da Mustafa Eke Baba ile görüşmüşler orada bir muhabbette Arnavut’tan göçebe halktan oradaki babalarla bağlılar Mustafa Eke Baba’ya. Buradaki konuşmalarda da dünyada bir merkez gerekir. Onlar demişler ki biz Mustafa Eke’nin Hakk’a yürümesiyle o vakit Türkiye’deki ve Arnavutluk’taki babalarla bir merkez kalsın. Biz hayattayken barış elimizi bütün babalara vereceğiz ki birlik ve birleşme olsun. Biz insanları zorla davet etmeyeceğiz.

 

Salih Niyazi Dedebaba’dan,  Reşat Bardi Dedebaba’ya gelinceye kadar nasıl bir süreç yaşandı burada?

 

1924’lerden sonra Türkiye’de olan revizyonla Atatürk reformlar yaptı. O zaman Salih Niyazi dayanamadı ve Arnavutluk’a geldi. 1929’da Arnavutluk’ta bir kongre oldu ve orada bir karar alındı Dünya Bektaşiliği Merkezi Arnavutluğa atansın ve orada yer bulsun, diye.

1941 yılına kadar Dünya Bektaşiler Birliği’nin başkanı Salih Niyazi Dedebaba hayattaymış o da Tiran’da yaşamış. 29 Kasım 1941’de İtalyan faşistler bir katliam yaptılar ve O, dervişi Derviş Aziz ile orada Hakk’a yürüdüler.

Bundan sonra dedebabalık postuna Ali Rıza Dedebaba geliyor o da çok çabuk Hakk’a yürüyor.

Sonra Cafer Salih Dede o da makineyle Hakk’a yürüdü.

Sonra Kamber Ali Dede geliyor postnişin olarak, Komünist rejim tarafından hapis ediliyor, 1950’de hapishanede Hakk’a yürüyor.

1950’den sonra Abbas Hilmi Dede atanır Dünya Bektaşiler Merkezi Birliği’ne dedebaba olarak. Burada kendi kendini vurdu çünkü bu iki babayı vurdu ki onlar Bektaşi kanunlarına aykırı geldiler. O iki babayı vurdu sonra kendini vurdu, O bu işleri yaptı. Komünizm zamanında istiyorlardı ki mücerret babalar dervişler evlensinler, mecbur oldu iki babayı bir de kendini vurdu ki Bektaşilik erkanı yürüsün, diye.

Ondan sonra posta Ahmet Muhtar Dede atandı. 1952’den 1958’e kadar Ahmet Muhtar Dede dedebabalık postuna atandı.

Bu babalardan Salih Niyazi Dede’den gayrı Ahmet Muhtar Dede büyük çalışmalar yapmıştır. Türkçe, Arnavutça, Farsça çok çeviriler yapmıştır ki o kadar alim insandır, erkanname, tarikatname bütün bu eserleri Arnavut diline çevirmişlerdir. Bütün tarikatlara nail olan kitapları Türkçe, Farsça olan bütün dilleri Arnavutça’ya çevirmiştir.

1945’ten 1950’ye kadar iki kongre olmuştur Bektaşilikte. 1952’de bir kongre olur o kongre barış kongresi sayarlar bütün doğudan iştirak eden babalar, Şiiler ona iştirak etti. Ahmet Muhtar Dede büyük ilim adamı olarak bir önderlik yaptı. Bunu bir fırsat bulan Enver Hoca, Ahmet Muhtar Dede’yi ve Reşat Bardi vardı o zaman dervişti, bunları hapishaneye atıyor, Drizen Hapishanesi’ne.

Salih Niyazi Dede öyle bir şahıs ki Arnavutluğu altı halifeliğe ayırdı: Kurue Halifeliği, Elbasan Halifeliği, Korça Halifeliği, Skrafa Halifeliği, Lora Halifeliği ve C(J)irakastro Halifeliği. Kurue Halifeliği Kalkandelen Tetovo ve Kosova eyaletini kapsıyordu. Bütün bu halifelik Kral Zou zamanında onun eyaletindeymiş.

1958’den 1967’ye ne zaman ki Ahmet Muhtar Dede’yi hapse atıyorlar o zaman Dede İlyas’ın insanını dedeliğe koyuyorlar. O da Bektaşiliğe bir darbe vurdu, Dede İlyas Enver Hoca’nın adımıydı, ona rağmen 1967’de Arnavutluk’ta bütün direnişçiler kapandı. 1967’den hükümet bunları yasakladı.

Ahmet Muhtar Dede tıraş oldu ve hastaydı aynı zamanda. Reşad Bardi derviş gibi bir tarlada işçi gibiydi. 30 Temmuz 1967’de Ahmet Muhtar dede dedi ki, benim ölümümden sonra Reşad Bardi dedeliğe o atanacaktır.

1980’den 1990’a kadar bütün dini törenler gizli olarak Reşad Bardi ile Arnavutluk Bektaşileri sürdürmüşler.

1980’de Ahmet Muhtar Dede Hakk’a yürüdü onun yerine Reşad Bardi geçti fakat faaliyet gizliydi. Komünist devrimine yakın 120 baba ve derviş öldürülmüştür.

1990’da demokrasi ile meydana çıktık.

22 Mart 1991’de dünya Bektaşiler birliği merkezi olan Tiran’da açık tören yapıldı.

Arnavutluk’ta 103 tekke var ve 600 tane türbe vardır. Demokrasinin gelmesi ile üç koldan bu canlanma olmuştur: 1993, 2000 ve 2005 olmak üzere üç kongre yapılmıştır. Sonuncu kongreye Türkiye’nin kültür bakanı iştirak etmiştir, 4-5 tane milletvekili ve 50 kişilik heyetle. Bunlar kabul etti ki Bektaşiler birliğinin merkezi Arnavutluk’tur. Biz bütün babalarla bir ilişki içine girmek ve bağları kuvvetlendirmek istiyoruz, Türk babalarla birlikte ilişkimiz hızlansın ve Hacı Bektaş’ı birlikte açmak istiyoruz. Bektaşilik bir vücut olursa Hacı Bektaş’ın kanunları sürecek.

 

Hacı Bektaş dergahı açılırsa Arnavutluk’tan dergaha gidilir mi?

 

Arnavutluk’ta dergahı da kalacak, diğer dergahlar da kalacak. Bütün dünya Bektaşiler merkezi birliği Hacı Bektaş olduğuna göre bütün dedeler babalar oradan atanacaklar. Biz Arnavutluk’ta ikinci bir dergah yaptık, eğer Türkiye’deki açık olsaydı ona gerek yoktu.

 

Çelebiler kolu var Hacı Bektaş’ın soyundan geldiği söyleniyor. Hacı Bektaş mücerret deniliyor. Fakat tarih içinde yine de iç içe yaşamışlar?

 

Çelebiler olsun, müteyiller olsun, problem yok, biz bir bütün yapalım, barış yapalım. Onlarla birleşme yaptık mı o zaman ayarlanır durum nedir, hakikat nedir? Zaman geçtikçe her şey yerine gelecektir. 200 yıllık bir dönemdir ki Bektaşilik darbe yemiştir. Barış noktaları bulup yek vücut olalım.

 

Arnavutluk’ta, burada, babalar kaç tane?

 

Kuz Baba Dergahı Lora kentinde, Sadık İbra Baba,

Jirokastro’da Zağ dergahında Baba Besnik Fekkuş postnişin, Baba İskender Derviş.

Üç babadan gayrı dördüncü baba benim, Korço’da postnişinliğim vardı. Dördümüz de mücerret’iz.

Starey Kolonya dergahında Baba Şaban dervişi postnişin bu da mücerret.

Elbasan’da Baba Faik Selmani müteyyil babadır.

Baba İsmail Yanguli Laçe Köyü’nde postnişin ve müteyyil.

Baba Cemal Şukinbi postnişin, Baba Hacı Kesar Korça müteyyil baba.

Baba Hüsnü Şeho Martanış tekkesinde postnişin mücerret.

Baba Abdül Şeho Koçtan tekkesi Tepelen eyaletinde müteyil baba.

Derviş Hekuran Nikola mücerret derviştir.

Derviş Murteza Melam Tekkesi Jirokastro yöresinde mücerret daha genç.

Baba Halil Fuşkurodaki tekkede müteyyil baba postnişindir.

Derviş Salih bu da müteyyil Kruo’dadır.

 

Makedonya’daki Bektaşilik ve Bektaşiliğin sistemi hakkında sizden bilgi almak isteriz. Bektaşilik nasıl bir inanç sistemi, tarihler içerisinde insanlığa ne vermiş, nasıl bir felsefesi var, bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Bektaşiliği var eden Hacı Bektaş’dan bu yana erenler var. Fakat şairler de var, bazı önderler var, onlar hakkında neler söylersiniz?

 

Bektaşilik bir tasavvufi yorumdur. İnsanlar kendi özünü paklar ve dualarıyla ibadetleriyle kendi kendini arındırır. Bütün hayat boyunca onlar seni gözetirler bütün kötülüklerden men ederler. O günden itibaren Bektaşiliğe ne zaman dahil olursan muhipliğe ne zaman geçersen o güne kadar isteyerek yada istemeyerek yaptığı bütün fenalıklardan affedilir. Ondan gayri her ne yaparsan senin boynuna yazılır. Bu ikinci bir doğum sayılır; birincisi anne doğumu, ikincisi yol doğumu. Mürşitler ruhani liderlerdir. Muhammed ve İmam Ali’ye ulaşmak için babalara hizmet yapmak lazım, babalara hizmet yapınca onlar ulaşır Muhammed ve İmam Ali’ye. Bunların biri mürşit, biri rehberdir. Mürşidi sen kendin seçersin her şey senin isteğinle olur. Bektaşi olabilmek için kendini tanıtmak lazım o da 3 yıl sürüyor. Onu da bir dergahta bulunursun orada hizmet edersin seni tanıyacaklar ve sonra Bektaşi olabilirsin.

Bektaşi olmadan önce baba diyor ki; gelme gelme, dönme dönme, gelenin malı dönenin canı. Bildiğiniz gibi herkes Bektaşi olamaz, kimin olması gerekiyorsa onlar oluyor. Camilerde nasıl ki açık ibadet vardır, Bektaşilikte öyle değildir, ibadetleri onlara benzemiyor. Kendileri toleranslıdırlar başkalarının görüşlerine saygı duyarlar. Başkasının yanlışlarından kendilerine pay çıkartıyorlar. Hazreti Peygamber’in dediği gibi, evvel vatan sonra iman. Bektaşiler hükümetin sürdüğü rejime saygıları vardır. Bektaşilere göre bir hükümetin adaleti yerine göre Cenabı Allah’ın bir emridir. Bektaşiler diyor ki, hükümete yardım veriyorlar, fakat hükümetten değillerdir, toleransla bütün dünya çapında yaşayan halklarla kardeş gibiyiz.

Benimki yalnız İslam dininden olan kardeşlerle değil diğer dine mensup kişilerle de kardeşiz. Bizim büyük saygımız vardır Hz. Muhammed’e, çünkü bilirsiniz ki; bütün peygamberlerin mühürüdür, ondan gayrı bütün peygamberlere saygımız vardır, peygamberden sonra gelen bütün evliyalara saygımız vardır. İmam Ali’den başlayarak On İki İmam’a, Muhammed Mehdi’ye kadar itaatimiz, saygımız vardır. Bunlardan gayrı Hacı Bektaş’a kadar gelen bütün evliyalara saygımız vardır. Bektaşiler dünyada bulundukları gibidir yani oldukları gibi kabul ederler. Bektaşiler; Hacı Bektaş’ın getirdiği yasalara göre çok işler yapmışlar, gayri dinlerden İslam’a geçmişler bunları da mucizelerle hakiki dine çevirmişler. Evliyalardan çoğu hakikat için kendi hayatını vermişler.

Siz de herhalde Hacı Bektaşi Veli’nin Velayetnamesi’ni okudunuz, bundan başka Sersem Ali Dede, Celaleddin Rumi… daha çok ismi geçen evliyaları okumuşsunuzdur. Bunlar bizler için örnektirler. Bu mucizeleri yapan bu insanlar Bektaşiler candan bağlıdırlar ve inanıyorlardır. Bektaşiler iki dini bayramdan yani ramazan ve kurban bayramını kutlarlar. Bildiğiniz gibi matem orucu da bizim için çok önemlidir. Bu da bildiğiniz İmam Hüseyin ve 72 şüheda aşkına tutulur. Bir bayram da (21) 22 Mart Nevruz Sultan bayramıdır. “Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır” demiştir Peygamberimiz. Biz önce kapıyı tanırız, sonra şehri biliriz. Hz. Peygamberin sahabeleri yıldızlara benziyor; biz de bu yıldızlardan bir tanesini, İmam Ali’yi seçtik o bizim yıldızımızdır. Herkes sevdiği yıldızdan ışık alsın, biz Hz. Ali’den ışık alırız. Allah’ın huzurunda bizler tartılacağız fakat bu dünyadayken tartılmak gerekir.

Mısır ve Yunanistan’ın bağımsızlığı için Bektaşilerin rolü çok büyüktür. Kosova’nın bağımsızlığı da bekleniyor onun içinde çok büyük rolü var. Bildiğiniz gibi Bektaşilik 30 memlekette itibar eder. Bektaşiler bütün dünyada var. Dünyada milyonlarca Bektaşi vardır, aynı zamanda Çin’de bir bölgede çok Bektaşi vardır. Bektaşilik birçok yerde sırdır. Bektaşiler daima doğru ve hakikati konuşur, ser verir sır vermez.

 

Önderler var, erenler, evliyalar, onlar adına yazılan velayetnameler var, Makalat, Balım Sultan erkannamesi var… bunun dışında Bektaşiliğin yazılı olarak kaynakları var. Başta mesela Kuran. Kuran nasıl bir kitap Bektaşiler için, o ne buyuruyor, Bektaşiliğe ne ifade ediyor?

 

Bektaşiler Hz. Muhammed, Hz. Ali ve On İki İmamlar’dan ayrı değillerdir. Bunların inançları Ehlibeyt yani Pençe-i Ali Aba, Bektaşilerin en önemli kitabı Kuran’ı Kerim’dir. Kuran’da bir ayet geçiyor “Allah’ın ipinden tutun kurtuluşa varasınız”. Bektaşiler Allah’ın ipine bağlı, onlar bizim öğreticilerimiz, liderlerimizdir. Bektaşiler alçak gönüllü, yumuşak, akıllıdır, bilgilidir, sabırlıdırlar. İnsanların en iyi özelliklerini taşırlar ve insanlık Bektaşilerden örnek almışlardır.

Bektaşilik Balkanlarda Sarı Saltık’tan yayılmıştır. Bektaşilerin Kuran’ı Kerim’den gayrı Hz. Peygamberin konuştuğu hadisler geçiyor. Onlardan gayrı On
İki İmam’ların ve Hacı Bektaşi Veli’den son dede babaya gelen öğütlerinden, mucizelerinden faydalanıyorlar. Bektaşilik Hacı Bektaş zamanında 32 hükümete dağılmıştır. Hacı Bektaş zamanında altı bölgeye ayrılmıştır ilk bölge Hacı Bektaş bölgesidir.

Anadolu’nun merkez ve batı bölgelerini kapsıyordu, ikinci bölge Abdal Musa, üçüncü merkez Seyit Ali Sultan Dimetoko’da (Yunanistan) bütün Balkanlarda olan tekkeler ona bağlıydı, dördüncü merkez Abdül Mümin Dede’nin kurduğu merkez Kerbela’da bulunuyor ona bağlı Suudi Arabistan’ın bir bölümü ve İran. Virani Sultan’ın beşincisi veya Virani Sultan’ın Irak’ta olan o bölge o merkezde. Burada bütün doğudaki olan yerleri kapsıyordu. Altıncısı da Şahkulu Sultan ve ona bağlı olan bölgeler. Bütün bölgeleri Karadeniz’e kadar uzanan merkezleri kapsıyor. Sarı Saltık’ın yedi yerde makamı var. Bütün bunlar onların mucizeleri ve bu mucizeleri beylikleri İslam Balkanlara gelmeden evvel M.S. 1330’larda meydana gelmiştir.

Mahmut katliam yaptı 1000 kadar Bektaşi öldürttü bu eziyetten sonra sır oldu Bektaşilik. Bektaşilerin daha büyük kısmı Arnavut’a Tepedelenli Ali Paşa’ya gitti. Bütün facialara rağmen Bektaşilik halen devam ediyor.

Hacı Bektaş’ın Hakk’a yürümesiyle tekke kapandı onu ilk defa Balım Sultan açtırdı. Onu yaptı ilk defa mücerret erkanını meydana çıkardı, mücerret olanlar sağ kulağında küpe taşırlar.

İkinci açılışını bu dergahta yatan Sersem Ali Dede açtırdı, burada devam etti Salih Niyazi Dedebaba’ya kadar.

Üçüncü defa açılacaktır. Bakalım üçüncü evliya kim olacak? Biz de dua ediyoruz onu ulu Hakk biliyor. Biz hizmet ediyoruz başka işimiz yok.

 

Bektaşilik alçak gönüllülük üzerine kurulan bir inanç sistemi. Sünnilikten, Hıristiyanlıktan, diğer inançlardan Bektaşiliği ayıran yönü nedir?

 

Bektaşi baba erenler olmasaydı Balkanlarda Müslümanlar yayılmazdı. İnsanlık hakkında Bektaşiliğin emeği çoktur. Hacı Bektaş’ın kurduğu Yeniçeri ordusu orada 12 bin asker en iyi nesilden olanı koydular. Fakat Hacı Bektaş’ın koyduğu kanunları bastılar. Onlar 12 binden 40 bine kadar kattılar ve karşıladılar, askerler bastılar Hacı Bektaş’ın yasalarını kanunlarını. Büyük İskender Arnavut milliyetçisi fakat Hz. Muhammed der ki önce vatan, sonra iman. Büyük İskender Türkiye’den kaçtı geldi Arnavutluğa. Hacı Bektaş’ın ordusu mucizeler yapardı böyle zulümle işgal etmezdi toprakları, Tatarlar İslam’ı nasıl kabul etti? Dünyada en büyük imparatorluk Türkiye (Osmanlı) İmparatorluğu oldu. Bir de biz Bektaşiler seviniyoruz ki İslam’a nail olduk. Çünkü biz onunla Allah’ı tanıyoruz ve Peygamber’e saygımız var. Bektaşilerde kadın kısmı erkeklerle beraberdir, böyle hoşgörü nerede var? Kadın normal giysilerle örter kafasını; çuvalla örtmez, erkek kendi nefsine sahip olur.

 

Şeriat, tarikat, marifet, hakikat dört tane kapı var bunlar hep söyleniyor. Sünni İslam anlayışında daha çok şeriat kuralları yani imanın şartları var, İslam’ın şartları var… Bu yönden Bektaşiliğin özelliği nedir?

 

İslam dört direğe bağlıdır onlardan bir tanesi Şeriat, ikincisi tarikat, üçüncüsü marifet, dördüncüsü hakikat. Burada adamlar denetleniyor kim isterse tarikatta, marifette istediği yerde kalıyor onlar nereye nail olurlarsa orada kalıyor. İmam Ali der ki, Allah bir kapı açtı kim isterse o kapıdan geçsin. İnançlardan biri diyor ki; gelme gelme gelme, diğeri diyor ki ne olursan ol gel, gelirsen verdiğin ikrara bağlı olasın. İnsanlıkta dört basamağa ayrılır birincisi peygamberler ve evliyalar, ikinci de evliyalar geliyor, üçüncüde bilgili insanlar geliyor. Hz. Peygamber diyor ki bilgili insanlar peygamberlerin vekilleridir, ondan sonra filozoflar geliyor.

 

Bektaşilik sıradan insanı yücelere çıkarabilecek sistem öneriyor.

 

Hacı Bektaş diyor ki, kutbul alem dünyada bir tanedir ruhani mucizeler onlar da var. Hacı Bektaş bunu yaptı enstitüler kurdu diğerleri bunu hep gizli yaparlardı.

 

İnsanlar pişmemiş dışarıda, Bektaşilik onu nasıl işliyor?

 

Bu sisteme Hz. Peygamber geliyor hurma ağacının altında dedi bana ikrar verenler cehenneme gitmeyecekler. Bektaşilik söylemekle değil, uygulamakla olur, ilimi arayacaksın.

 

Sır olan noktalar var ama çiğler nasıl pişiyor?

 

Ben bu elbiseyi taşırım alçakgönüllü olmak lazım ben örnek olurum, beni seven bana yaklaşıyor istemeyen kaçıyor, sevgi ile aşkla olur zorla olmaz.

 

Dergahlar, tekkeler Bektaşiliğin yaşadığı ana merkezler. Buradaki işleyiş nasıldı; dergahın işi, babaların işi, inanç işi özellikleri nedir?

 

Bektaşilik iş tarikatıdır. Hz. Peygamber’in dediği gibi en büyük ibadet iştir. Fakiri görüyorsun bütün gün nerede huzur görüyorum çalışmakta. (Abdülmüttalip Bekiri) Bektaşilikte iş farzdır. Biz kendi malımızla yaşıyoruz, tarlada çalışarak yemek yaparak. Burada gördüğünüz kadınlar kendi canı için çalışıyorlar. Onlar iş özelliği ile o mertebeye geliyorlar. Başka dinlerin de manastırı vardır ama onlar kapalı yaşıyorlar biz insanlık için çalışıyoruz. Egoizmi kendimize çekeriz, dünya malından çekiniriz.

 

200 yıl önce, 300 yıl önce bu dergah nasıl işliyordu? Dergahın dört kapısı var; ormana, koruya, tarlaya, şehre, dışarıya açılan. Burada kaç tane derviş varmış?

 

Daha evvel de bu tekkenin çok malı ve mülkü vardı o zamanlar babalar çok iş yaparlardı. Halka çalışsınlar, işlesinler, diye köprü yaparlardı, okullar yaparlardı, fakirlere yer ayırırlardı. Bu dergahta dervişler pişe pişe olgunlaşırmış. Onlarca derviş varmış. Her biri bir iş yaparmış. Hatta burada yetişen dervişler başka dergahlara baba olarak gidermiş. Burada durmak yokmuş. Tüm dervişler, babalar hem işlerlermiş, hem de pişerlermiş, Bektaşilik yolunda ilerlermişler.

Burada bulunan Bektaşilerden 200 tanesi muhiptir. Burada o şekildedir ki bugün beş kişi, yarın yedi kişi ve onlar her gün de gelir benimle ibadetler yapıyorlar. Mart ayında herkes geliyor Sultan Nevruz oluyor. Başka günlerde herkes serbesttir çünkü yaşam şartları ağırdır. Hz. Peygamberin hadisleri vardır diyor ki; sabah ve akşam ibadet yap, kıl namazı gece, gündüz çalış. Kuran’da ne diyor; gece namazı daha kıymetlidir gündüz namazından. Her an biz Allah ile birlikteyiz ve namazı zikrederiz, iki dargın olan aileleri barıştırmak namaz sayılır, birini evlendirmek namaz sayılır, bütün yaptığın iyi işler namazdır.

 

Makedonya’daki Bektaşilik, buradaki merkezler, dergahlar, ziyaretler nasıldır?

 

Merkezi Kalkandelen Tetovo. Bu tekkeye bağlı beş tekke ve yirmi tane vakıf sadece türbeler bunlardan biri Kalkandelen Tekkesi, Pirlepe Tekkesi, Kırçovo Tekkesi, Hıdır Baba ve daha fazla tekkeler var ama aklımda olan bunlar. Türklerin buradan çekilmeleriyle onlar yok olmuşlardır. Gördüğünüz gibi Tahir Baba’nın kırkında bütün babalar bu tekkeye geldiler. Tahir Baba, Hacı Bektaş’ın sistemini yeniden canlandırdı, diğer tekkelerde Hacı Bektaş’ın sistemine geçecekler, mücerret sistemi de olacak. Bu zamanda tekkenin mallarını geri çevirmek için çaba harcıyoruz. Tekkenin bütün malını mülkünü eşyasını kayıtlara geçirdik. Bütün babalarla müzakere yapacağız, nasıl olursa olsun onlar bizim kardeşlerimiz.

 

Yunanistan’da Durbali Baba Dergahı’yla ile ilgili temasınız var?

 

Durbali Baba Dergahı’nı ziyarete gittim, orası harap haldedir. Dergahın cd’leri var, isterseniz birazdan açarız görürsünüz dergahı.

 

Kosova’da en büyük tekke hangisi, orada Bektaşilik nasıl işliyor?

 

Burada olduğu gibi orada da aynı, Sünniler Bektaşiliğe baskı yapıyorlar. Yunanistan’da 10 tekke var, Kosova’da 5 tekke var.

 

Baba Tahir Emini Hakk’a yürüdü, çok seviliyordu, onunla ilgili neler söyleyeceksiniz, nasıl bir insandı, Bektaşilik için neler yaptı?

 

Bektaşiliğin önderiydi, yöneticisiydi. Baba Tahir olmasaydı bu tekke tümüyle gidiyordu. Kalkandelen (Tetova)’da, burada 20’den fazla cami var onlar boştur. İnsanlar ibadet eder görünür ama hakiki insan bulmak çok zor. Burada bizlere baskı yapılıyor, bu nasıl namaz kılmaktır, ibadet etmektir.

 

Bu dergahın  şu anki hukuki yönü nedir, bu sıkıntılar nasıl sonuçlanacaktır? (Dergah bir gurup Sünni inançtan insan, daha doğrusu dini bir cemaat tarafından işgal edilmiştir)

 

Biz hükümetle, yani başkanla yavaş yavaş temaslara gireceğiz, benim burada kalmam vaat edilirse yetki verilirse, Makedonya vatandaşı gibi yavaş yavaş onu da alayım, burada bulunan bütün tekkeleri ve canları bir sistemleşmeye koyalım. Ben Arnavutluk’tan geliyorum onların ilişkileri dostçadır.

 

Türkiye’den mesaj istiyorlar mı?

 

Bizim mesajımız Hacı Bektaş’ı yerinde bıraksınlar, Türkiye hükümeti bizim problemlerimize bakarlarsa bu çok yararlı olabilir. Türk kardeşlerimizin işlerinde başarılar dileriz, onlar da mutlu olsunlar, birliğimiz, sevgimiz bol ve daim olsun.

 

Dergah için mesaj verecek misiniz?

 

Bizim mesajımız bizlere yardım etmeniz, Prof. Dr. İzzettin Doğan bize manevi yardımcı olsun. Hükümetle görüşsün, ziyaretler açılsın.

 

Ben çok teşekkür ediyorum.

 

İyiler için vakit boşa gitmez.

 

 

Söyleşiler: Ayhan Aydın, 28 MART 2006, 1 NİSAN 2006

TETOVO, HARABATİ DERGAHI,  MAKEDONYA