CEM Vakfı’nın Düzenlediği Yunanistan Turu Yapıldı (2009)

Ayhan Aydın

 

Sınırdaş olmak komşu olmak demek mi aynı zamanda bilemiyorum. Ama en azından ülkemize sınırları olan ülkelere komşu ülkeler, diyoruz. Ne kadar komşuyuz, ne kadar birbirimize yakınız bilemiyorum ama Ben ezelden beri severim Yunanistan’ı. Çok iyi bilirim ki içlerinde düşmanlık hisleriyle bizlere bakanlar vardır, çok iyi bilirim ki bazı Yunanlılar tarihi hastalıklarından kurtulmamış bizim topraklarımızı da gözlerini dikmişlerdir. Zaman zaman devleti yönetenler de türlü kaos planlarıyla halkın milli duygularını kullanmışlardır yıllar yılı Türkiye’ye ve Türklere karşı. Ama Yunanistan gerçekten bizim komşumuzdur, Yunanlılar da bizlere çok benzeyen komşularımızdır. Yunanistan da bizim ülkemiz gibi tarihin ve doğanın harikası  bir ülkedir.

Bunları uzatmayacağım. Yaptığımız bir geziyle Yunanistan’ın ne kadar güzel bir ülke olduğunu, Yunanlıların bizlere ne kadar çok benzediklerini bizzat yaşamış oldum.

 

Cem Vakfı öncülüğünde 5-8 Kasım tarihleri arasında komşumuz Yunanistan’a bir kültürel gezi düzenlendi. Otuz beş kişiyle hareket eden kafile gurubu ilk önce Yunanistan’ın en büyük kentlerinden olan Selanik’e gitti. Buradaki tarihi ve turistlik yerleri gezen ekip daha sonra büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bir dönem yaşadığı evi ziyaret etti. Selanik bizim İzmir’imize benzeyen bir sahil kenti. Tarihi kalesi, sahildeki beyaz kulesi, parklarıyla, modern binaları yanında eski Türk mimarisini koruyan konaklarıyla, temizliğiyle gezilmeyi hak ediyor.

Aynı akşam burada konakladıktan sonra 7 Kasım’da Serez üzerinden Kavala’ya hareket eden ekip tatil beldesi olan oldukça güzel bu kentte bir şehir turundan sonra ipek cenneti olarak bilinen Sofulu’ya hareket etti.

Serez Şeyh Bedreddin’le özdeşleşen bir kent. Ama burayla ilgili bilgilerimiz çok sınırlı olduğu için kenti gezemiyoruz. Acaba Şeyh Bedreddin’in asıldığı demirciler çarşısından hala bir iz var mıdır? En azından sevenleri tarafından ziyaret edilen ve kemikleri 1963’de Türkiye’ye getirilmeden önce türbeye dönüştürülen mezarının yeri bulunamaz mı? Elbette sırf bunları araştırmak için de buralara gelmek gerekir.

Benim gönlüm ise Kavala’da kaldı. Müthiş güzel bir kent olan Kavala tertemiz, ışıl ışıl bir turistlik cennet. Tarihi Osmanlı konakları ve çirkin yapılaşmanın giremediği, sakin bir yaşamın sürmesi için, martı sesleri daha iyi duyulsun diye her şey kendini dinginliğe bırakmış gibi. Burada daha fazla zaman geçirmek isterdim açıkçası.

Sofulu ise zamanın durduğu bir yer sanki. Çarşı içindeki mütevazı dükkanlardan bir kısmı yörenin en meşhur ürünü olan ipek ürünleriyle dolu. Bizler tertemiz ara sokaklardan yürüyerek her birisi birer çiçek cenneti olan bahçeli evlere hayranlıkla bakarak ilerliyoruz. İnsanlar kışlık ihtiyaçları olan odunları kesmiş hazırlamışlar bile. Ama bu odunlar bile bana çok güzel görünüyor. Buralarda kaybolsam saatlerce yürüsem, sonra bir kafede çayımı içsem diyorum. Bahçesindeki kedilerle bize gülümseyen bir Yunanlı teyze büyük sevgiyle gülücükler dağıtarak bizi selamlıyor. Kahve içmemizi istiyor. Selam ediyor, el sallıyor arkamızdan. Türkiye’den gelmek, İstanbul’dan gelmek komşudan gelmek demek burada.

Gece Gümilcine’de konaklayan ziyaretçi gurubu 8 Kasım Pazar günü ise Alevi Bektaşi dünyasının en önemli inanç merkezlerinden  Seyyid Ali (Kızıldeli) Sultan Dergahı’na ulaştı. Burada her yıl geleneksel olarak düzenlenen “Kasım Kurbanı” Etkinliklerine katılan CEM Vakfı gezi ekibi Seyyid Ali Sultan’ın türbesinin de bulunduğu alanda altı saat boyunca Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımızın da aralarında bulunduğu Rumeli’li dostlarımızla sohbet etti, kaynaştı. Güney Bulgaristan’dan Mustafa Ali Mustafa ve Zeki Güneş başkanlığında bir otobüsle dergahı ziyaret eden canlar ise sazlar eşliğinde semahlar dönüp cem yaptılar.

Aynı zamanda CEM Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olan Avukat Namık Sofuoğlu, Cem Vakfı Avukatı Serap Topçu, Basın Halkla İlişkiler Biriminden Ayhan Aydın ve Avukat Bülent Arslan ise bölgedeki sorunlarla ilgili dede ve babalarla sohbet ettiler.

Yeni yapılan Aşevi binası, etkinliğe katılan Türkiye’nin Gümilcine Konsolosu, Müftü vekili ve dede, babaların da hazır bulundukları halk kitlesinin huzurunda açıldı. Açılışta lokmalar dağıtıldı.

Gurup içinden birçok insansa atalarının doğdukları toprakları görmenin sevincini, heyecanını, duygusallığını da yaşamış oldu.

Ayhan Aydın CEM Vakfı’nın armağanı olarak tüm Cem Dergisi sayılarından, kitap ve takvimlerden oluşan hediye kolilerini Dergahı’n kütüphanesine teslim etti.

Seyyid Ali Sultan Korumu Heyeti ilk başkanı çok sevgili Hasan Çengel’i Geçtiğimiz sene kaybetmiştik. Ailesini görme şansımız oldu. Ayhan Aydın’la birlikte Namık Bey, Serap Hanımla Çengel’in mezarını da ziyaret etmeyi ihmal etmediler. 

Akşam saatlerinde ise büyük bir mutluluk içinde yurda dönen ekip üyeleri yeni gezilerde buluşmak dileğiyle birbirinden ayrıldılar.