Bulgar Ressam Todor Todorof ile söyleşi…

Bulgar Ressam

 

TODOR TODOROF;

 

Razgrat’ta fırçalar Erenlerin izini sürdü… bu izi yaşayan Bulgar Ressam Todor Todorof: ben gerçeği tasavvufta buldum, diyor.

 

Açılışına yetişemediğim ama, Bulgaristan’da 15/25 Haziran tarihleri arasında CEM Vakfı adına gerçekleştirdiğim araştırma gezisi esnasında gezme olanağı bulduğum; Razgrat Tasavvufi Resimler Plainer’inde onlarca tabloda erenlerin izinde, gerçeğin ışığında bir büyük yolculuğa çıktım. Bu yolculuk Ahmet Yesevi’den, Hacı Bektaş’a, Mevlana’dan Demir Baba’ya uzanan bir manevi yolculuktu. Fırçaların her darbesi karanlıklar içindeymiş gibi görünen tarihin sayfalarını renklendiriyor, tablolardan tasavvuf renkleri içinde sevgi, barış, dostluk, hoşgörü tayfları her tarafı sarıyordu. Veysel Bayram’ın gayretleri, Razgrat Ressamlar Derneği Başkanı, Belediye Sanat Galerisi Müdürü, Ressam, Türk Dostu Todor Todorof’un desteğiyle açılan bu sergiye birçok ressam katılmıştı. Ben gerçeği tasavvufta buldum, diyen Todor Todorof’un özellikle Demir Baba’yla  ilgili yapmış olduğu resimler bir harika. Çok güzel bir şehir olan Razgrat’ta sanatsal kimliği canlı tutan Totorof’la, 18 Haziran’da gerçekleştirdiğim söyleşiyle  yörenin sanat dünyasına kısa da olsa bir yolculuğa çıkıyoruz. (Söyleşiyi Bulgarca’dan  Türkçe’ye  Veysel Bayram çevirdi).

 

Sayın Todor Todorof Bey’den kendisini kısaca tanıtmasını istesek bize neler söyler?

Aslında Veriko Tırnova Üniversitesi  Güzel Sanatlar mezunuyum. Prof. Nicolageuf sayesinde ilgi gördüm. Mezuniyetimden sonra Razgrad’a döndüm, buraya doğduğum şehre. Diğer meslektaşlarım ve arkadaşlarım gibi ben de çalışmalarıma burada başladım. İlk olarak çalışmalarım karikatür türünde idi, sanatçı olarak da bu konularda kendimi aramaya başladım. Birçok uluslararası yarışmalara katıldım; oralardan ödüllerim var. Bunun dışında  tabii ki Bulgaristan’da birkaç yarışmaya katıldım. Zevklerimden biri Türkiye’de bir karikatür yarışmalarına katıldım; Aydın Doğan Vakfı’nın karikatür yarışması gibi. Sanatçı olarak arayışlarım ve denemelerim çok. Her sanatçı gibi ben de kendimi arıyorum. Hangi form, hangi tarz bana daha uygun olacak onun arayışındayım.

 

Veriko Tırnova Üniversite’si nerede?

Razgrad’a210 km.

 

Akşehir festivallerine gittiniz mi?

Gitmek istedim ama olmadı.

 

Güzel Sanatlarla uğraşan insanlar içi güzel insanlar. Doğa, insan çok önemli. Her felsefik düşüncede çok önemli oluyor. Bu değerler içerisinde kendisinizi nasıl anlatırsınız?

İlk olarak beni ilgilendiren benim yaşadığım çevre, doğa olsun, insan olsun bunu sevdiğimi ifade edeyim. Sanatçının çalışmaları tam oturduğu zaman kendi ruh duygularını ifade etmek ister. Her eserin değerlendirme sürecinde bir tasavvuf var. Hakikate en yakın yol tasavvuftur. Hakikate ermek için en yakın yol, tasavvuftan geçer. Bir sanatçı bir küçük çocuk gibidir. Nasıl çocuk oyunlarını çok temiz bir ruhla oynarsa  sanatçı da duygularını en iyi tablolarıyla, eserleriyle ifade eder.  Bizler de bir çocuk gibi oyunlarla oynuyoruz. Biz paletlerle, değişik renklerle bu oyunu oynuyoruz.  Sanatçı yapmış olduğu eserlerle kendini diğer insanlara tanıtmış oluyor.  Benim için sanat kendini dünyaya ve insanlığa açmaktır. Tabi ki bunun da  bir uzmanlığı var. Bir yerde durmamak gerek. Sonuç olarak, hakikat gerçek olandır.

 

Bu konularda çok iyi anlaştık ve sizi iyi tanıdım. Ben Radgrad’ı çok sevdim, bayıldım, hayran oldum. Siz bir kaç cümle ile Razgrad’ı  nasıl anlatırsınız?

Razgrad benim memleketim olsa da Sofya doğumluyum.  Trakya bölgesinde de yaşadım, Şepan Şehrinde. Bizde bir ifade var; Güney Bulgaristan’da; Trakya’da  yaşayan insanların ruhları daha sıcak. Burası çok güzel  bir şehir, mükemmel bir şehir. Tabi ki insanları çok güzel bu şehrin. Razgrad’ın kültür hayatını etkileyen bu şehirde yaşayan çok farklı ırklar ve dinden insanların olması. Bundan önce yaşayan çok değerli ressamlarımız, müzisyenlerimiz, sanatçılarımız var. Bunlar Razgrat  kültür hayatına çok önemli iz bırakmışlardır. Çok düzenli, temiz, yaklaşık 40 bin nüfuslu bir şehir. Belediyenin çok iyi bir tiyatrosu, yeterli bir galerisi, müzesi var.  Belediyenin müzesi  İ.Ö. 4./5. Asırdan kalma. Bunların hepsinin temelinde yine burada yaşayan  bu ruhu taşıyan insanlar var.

 

Razgrad’ta Türkler de çok, Türkler içerisinde Aleviler/Bektaşiler var ve doğal olarak Türk ve Bektaşi Kültürünü tanıdınız.  Bir kültür ve sanat insanı olarak bir kaç cümle ile neler söylersiniz bu insanlar için?

Tüm yukarıda söylediklerim bu şeyin içerisinde; bu insanları ve son zamanlarda onların kültürünü, onların yaşam tarzını daha derin tanıma fırsatım oldu. Alevi ve Bektaşiler arasında benim çok iyi arkadaşlarım var. Bu arkadaşlar benim sanatımda yeni bir sayfa açtırdılar bana.  Bu yeni sayfa bana yeni bir şeyler açıyor, değerli bir yol. Onlar çok temiz kalpli, yakından, candan arkadaşlar belki bu onların duyarlılığı ve belki de onların zamanında taşıdığı bir miras. Ben bugün yeterince eserlerimi belki de ifade edemem ama benim dünya bakışımı geliştirecek. Razgrad’ta çok iyi ve güzel insanlar yaşıyor, çok değerli Aleviler Baktaşiler yaşıyor.

 

Deliorman ulularıyla  Razgrad tabi ki ayrılamaz. Oranın güzelliği buraya da yansımış, sizin gibi değerli insanlara da o ormanların suyu ilham vermiş, o erenlerin ruhu size vurmuş… Veysel Bey’in evinde gördüm çok ekilendim  yaptığız Demir Baba Resminden. Tek kelimeyle müthiş bir şey. Niçin Demir Baba,  nasıl bir  etkilenme oldu da böyle güzel resimler meydan çıktı?

Güneş altında hiç bir tesadüf yok hayatta.  Senin söylediğin bu sular asırlar boyu sürecek bu güzelliği taşımışlar, çok uzun zamandır bu devam etmiş bu güzelliğin taşınması.  Bence bir insanın  üçüncü gözünün olmaması çok kötü bir şey. Bir insan bunları göremezse, yaşadığı toprağı tanıyamayacak, özürlü olacak. Bir insanın çevresinde olan her şeyi bilmesi lazım, bunlar şahsi faydalı şeylerdir. Tek kültür, tek hayat, tek ibadet, başlangıçta çok çerçeveli başladı. Bu dilin bu kültüre bağlı olanlara bence daha çok yardımcı olacak ve zenginleştirecek. Yazılı yazılar çok ama hiç bir yere gelinmemiş meydanda bir şey yok.

 

Elbette bu çalışmalar devam edecek?

 

Senin gördüğün başlangıç. Daha çalıştığım bir kaç eser var, benim çalıştığım süreçte yeni şeyler doğuyor. Benim ilk yapıtım çok az ve yetersiz çalıştıkça daha yeni şeyler keşfediyorum. Basında bir kültür ressam çapında. Bu ressam açısından da insan hayatında bir kültür işi.

 

Sezai Kara gelmiş olsaydı, bence kelimelerle olmasa bile  fırçalarla anlaşacaktınız.

Benim için ilk olarak dünyaya ruh belirlenmiş yani ruh varmış, milyonlar önce bizim dünyamızda bir ruh yaşıyormuş, kültür için bir sonuç aldık. Kültür bize miras, bizim bölgede yaşayan değişik kültürlerin rastlaşması, birleşmesi. Farklı devletlerden gelen arkadaşlarımız, örneğin; İstanbul’dan, Makedonya’dan ressamları bir oluyor farklı açıdan gerekli bilgiler. Değişik ruh gözünde bakıldı bu konuya, genelde sonuçlanan sergide ustalık aramayalım. En önemlisi değişik kültürler, değişik insanlar. Biz tasavvufu değişik ressamdan çok yakın bir ortamda buluyorum.

 

Çok harika, bu çalışmalar sürecek emekleriniz var, daha güzel günlerde buluşacağız.

Biz burada devam etmek istiyoruz. Biz alanımızı Türkiye’de genişletmek istiyoruz, Asya ve Avrupa ile köklü olsun. İnsanlar almayı bilsin, kültür de sanattır.

 

Çalışmalarınız ve çabalarınız için çok teşekkür ediyorum.

İnşallah buraya gelişiniz tek ve ilk olmaz. Bizim kollarımız, kapılarımız sizlere her zaman açık.

 

 

Söyleşi: Ayhan Aydın, Cem Dergisi, Temmuz 2001, Sayı: 111, Sayfa: 21-24