HÜMMETÇİ ALİ BABA (YAĞMUROĞLU) OCAĞI

Elvan ÇELEN Dede

 

Yağmur Köyü dediğimiz zaman bu isim bize Yağmur Ocağını da çağrıştırıyor, hatta Karayağmur, Yağmuroğlu gibi değişik isimler de duyuyoruz. Sanırım kök, öz aynı. Hatta Himmetçi Ali Baba Yağmuroğlu Ocağı’ndan diye bize bir yazı gönderdiniz. -umarım bu güzel çalışma da yayınlanacak- fakat, biz buradakine benzer de olsa sizin ağzınızdan sıcak bilgi almak istiyoruz. Himmetçi Ali Baba, Yağmuroğlu Ocağı’ndan bahsedelim biraz, siz bu derlemeyi yaptığınıza göre bir araştırma da yaptınız sanırım bu konuda; hangi bilgilere ulaştınız, bu ocak hakkında ne gibi bilgiler var elinizde?

 

Şu anda bu belge yanımda. İzninizle aynı bilgileri aktarmak istiyorum. Aynısını alınız.

 

Sayın okuyucular; Ali Baba, Musa-i Kazım’ın beşinci göbek torunlarından Seyit Seyfullah’ın torunu, Seyit Veli’nin oğludur. Horasan pirlerindendir. Bir zamanlar Horasan pirleri ile beraber eğitim görmüştür. Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu’ya gelip dergahını kurunca Ali Baba da Anadolu’ya gelir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin dokuzuncu halifesi olur. Belli bir zaman da burada eğitim görür. Hacı Bektaş-ı Veli herkesin yetiştiğini anlayınca, herkesin öksasını atar. Sıra Ali Baba’ya gelince: “Ali Baba senin öksanı attım. Kerametini göster. Öksanı bul, dergahını kur, taliplerini topla, kültürünü ve ibadetini yürüt” der. Ali Baba da: “Hümmet ya Pirim” der ve destur ister. İşte o zaman Hacı Bektaş-ı Veli de: “Destur ya Hümmetçi Ali Baba” der. O andan itibaren adı ‘Hümmetçi Ali Baba’, olarak kalır. Hümmetçi Ali Baba kerametini gösterirken buluta işaret eder ve yağmur yağmaya başlar. Yağmur yağa yağa öksanın atıldığı Kütahya’ya gelir. Bu nedenle bir adı da Yağmur Dede olarak kalır.

Kütahya hükümdarını rahatsız eden bir takım kavimler vardır. Kütahya hükümdarı, Hacı Bektaş’tan bir dervişin geldiğini ve keramet sahibi olduğunu haber alır. Hümmetçi Ali Baba’nın yanına gelir. Der ki: “Ya derviş! Beni rahatsız eden bir kavim var. Bunlardan beni kurtarırsan sana bir mevki veririm. Dergahını kurarsın. Faaliyetini sürdürürsün ve ben de sana tabi olurum.” Nihayet Hümmetçi Ali Baba (Yağmur Dede) bu teklifi kabul eder ve o kavimlerin bulunduğu yere gider. O kavimin beyi ile görüşür. O kavimlerin bulunduğu bölgede, arazi ve ovada su yoktur. Kavimin beyi: “Ya derviş! Sen Horasan’dan Hacı Bektaş’a geldiğini söyledin. Hacı Bektaş da seni buraya gönderdi. Sizde keramet vardır. Gördüğün bu ovada su yok. Eğer bu ovadan su çıkarırsan sana tabi oluruz. Senin dinine ve emrine gireriz” der. Hümmetçi Ali Baba da bunu kabul eder. Elindeki asayı orada bulunan iki kayanın arasına vurur. Oradan çok güzel bir su çıkar. O kavmin hepsi dervişe tabi olurlar. Onlara; doğruluğu, güzelliği, kimsenin kimsede hakkı olmadığını öğretir. Tekrar hükümdarın yanına döner. Kütahya hükümdarı bu olaya çok sevinir. O da Hümmetçi Ali Baba’ya askerleri ile birlikte tabi olur. Sonra der ki: “Ya derviş! Gediz’in Akçaalan’ını sana verdim. Git dergahını kur. Faaliyetlerini sürdür.” Hümmetçi Ali Baba bunun üzerine Akçaalan’a gelir. Orada dergahını kurar. Kerametleri ile, düşünceleri ile, doğruluğu ile birçok vilayetlerden talipler başına toplanır. Cemler yürütür. O dönemde Rum diyarı olan Anadolu, Hacı Bektaş-ı Veli’nin öncülüğünde ve Horasan pirlerinin çabalarıyla İslamlaşır. Bazı hükümdarlar bundan rahatsız olur.

Burdur Beyi çok gaddardır. Kütahya’daki bu durumdan rahatsızlık duyar. Kütahya üzerine asker çekip harp etmeye, İslam dinini ve o dervişi yok etmeye karar verir. Kütahya’nın Tavşanlı Ovası’nda ordular karşı karşıya gelir. Hümmetçi Ali Baba oradadır. İslam askerini savaşa sokmadan kendisi meydana gelir. Birçok nasihatler ederek Burdur beyini ikna etmeye çalışır. Dervişin sözleri çok gaddar olan Burdur beyinin hoşuna gider ama gururuna yediremez. Askerlerine emir verir: “Öldürün bu dervişi, gözüm görmesin” der. Beş-on asker hücum eder. O anda hava kararır. Bir fırtına, bir yağmur başlar. Bütün askerler telaşlanır. Hava açıldığında derviş yoktur. Bu dervişin ermiş olduğunu anlayan Burdur beyi gurur meselesi yaparak, orada bulunan askerlere: “Hani, güvendiğiniz derviş korkudan kaçtı. Sizin hak dediğiniz bu mu?” deyince derviş yeniden ortaya çıkar ve der ki: “Ey Burdur beyi! Anladım ki sen bu işi gurur meselesi yaptın. Ama, Tanrı seni affetmeyecek. Gönder askerlerini!” deyince Burdur Beyi on-on beş askere emir verir. Askerler Hümmetçi Ali Baba’nın etrafını sararlar. Mübarek derviş diz çöker. Zalim askerin birisi boynuna kılıcı vurur ve kellesi düşer. Kelleyi koltuğuna alarak yüksek bir tepeye çıkar ve kelle gövdeye birleşik olarak yatar. Bunu gören Burdur Beyinin kızı koşa koşa Hümmetçi Ali Baba’nın yanına gelir. Görür ki hiç yara almamış, sanki bir nur doğmuş. Kız: “Bu dervişin dini hak olmasaydı, kellesini alıp bu tepeye çıkmazdı ve gördüm ki hiç yara almamış” der ve dua etmeye başlar: “Ya Rabbi! Bu dervişin yüzü gözü hürmetine benim de ruhumu burada al” der ve kız da orada ruhunu teslim eder. Bu durumu gören Burdur beyi gururunu kırarak kan dökülmeden İslamiyet’i kabul eder ve memleketine döner. Hümmetçi Ali Baba’nın türbelerinden bir tanesi Kütahya’nın içinde yolun ortasındadır. Buraya yol vurmuş, greyderler çalışmamıştır.

Hümmetçi Ali Baba bir gün mühendisin rüyasına girer ve: “Evimi yıkma, evini yıkarım” der. Bunun üzerine mühendis hemen ertesi günü yolu yukarı kaydırarak o türbeyi yeniden yaptırır.

İkinci Hümmetçi Ali Baba Türbesini yeniden yaptırır. İkinci Hümmet Ali Baba Türbesi Tavşanlı / Dedeler Köyü’nde bir tepe üzerinde kralın kızı ile birliktedir.

Üçüncü Hümmetçi Ali Baba Türbesi ise Gediz Akçaalan Kasabası’nda bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Yani Hümmetçi Ali Baba’nın Kütahya’da üç yerde türbesi vardır. Şu anda hala yağmur duasına çıkılıyor, kurbanlar kesiliyor ve dualar ediliyor.

Hümmetçi Ali Baba’nın dört oğlu, bir kızı olduğu bilinmektedir. Büyük oğlu hiç evlenmeden babasının sağlığında ruhunu teslim eder. Türbesi Akçaalan’dadır. Belli bir zaman Kütahya’da ikâmet ederler. Fakat, aradan zaman geçince, insanların inançlarını kaybetmeleri ile göç etmek zorunda kalırlar. Eskişehir-Ankara-Yozgat üzerinden Tokat / Zile / Temecik Köyü’ne yerleşirler. Kız kardeşlerini orada evlendirirler. (Şu anda o soy Parpu Ocağı olarak devam eder) Üç kardeş oradan da Tokat’ın Artova İlçesi’ne bağlı yaylalık bir alana yerleşirler. Burası, gelen bu kişilerin adıyla bir köy haline gelir. Adı Yağmur Köyü olarak kalır. Belli bir zaman bu köyde yaşarlar. Oğullarından Musa Çelebi bu köyde kalır. Ahmet Çelebi Zile’nin Göçenli Köyü’ne göç eder. İsmail Çelebi Zile’nin Karabalçık Köyü’ne yerleşir. Hala bunların sülaleleri Yağmuroğlu olarak devam eder. Yağmur Köyü’nde kalan Musa Çelebi’nin torunlarından Mustafa Çelebi, onun oğlu Ahmet Çelebi ve onun oğlu Derviş Musa diye bir zat yetişir. Birçok kerametleri, deyişleri, düvazları vardır. Hala türbesi Yağmur Köyü’ndedir. Ahmet Çelebi’nin diğer bir soyu, oğlu Ali Çelebi’den devam etmektedir. Ali Çelebi oğlu Ali Çelebi’den devam etmektedir. Ali Çelebi oğlu Haydar Çelebi ve onun oğlu Ali Şahin olarak soyadı değişir. Ali Şahin’in oğlu Süleyman Çelen olarak yine soyadı değişir. Süleyman Çelen’in şu an beş oğlu bulunmaktadır. Büyük oğlu Selim Çelen, Rıfat Çelen, Ali Çelen, Elvan Çelen, Haydar Çelen, Derviş Musa’nın oğlu Feyzullah Çelebi, onun oğlu Salih Erdem olarak soyadı değişir. Salih Erdem’in oğlu Fevzi Erdem ve Hasan Erdem. Fevzi Erdem’in oğlu Ali Ekber Erdem ve Hasan Erdem. Fevzi Erdemin oğlu Ali Ekber Erdem ve Rüstem Erdem hala hayattadırlar. Şu an dedelik yapan Elvan Çelen’dir. Hümmetçi Ali Baba’nın Musa-i Kazım soyundan geldiğini Derviş Musa şu beyitinde açıklamaktadır:

“Hümmetçi Ali Baba bizim atamız

Nişan olsa akla vurur putamız

Muhammed Ali’ye çıkar ötemiz

Hümmetçi Ali Baba car Hacı Bektaş”

Hümmetçi Ali Baba bir de Okçu Ali olarak bilinir. Hümmetçi Ali Baba kime sert bakarsa ok gibi işletirmiş. Onun için bir ismi de Okçu Ali Baba olarak kalmış.

 

Kaynak: Seyit Derviş Musa kitabından ve Yağmuroğlu dedelerinden alınmıştır.

 

Musa Kazım evladından gelensin

Hümmetçi Ali Baba cara gel yetiş

İsteyenin muradını verensin

Hümmetçi Ali Baba cara gel yetiş

 

Horasan’dan gelip Urum’a yettin

Pir Hacı Bektaş’tan demanın tuttun

HakK yoluna orada hizmetin ettin

Hümmetçi Ali Baba cara gel yetiş

 

Pirim öksasını alıp atınca

Hümmet et Hünkarım diye coşunca

Buluta binip de yağmur saçınca

Medet Yağmuroğlu cara gel yetiş

 

Buluta binip de yağmur yağdıran

Bütün insanları hayrete koydun

Akçaalan’a gelip dergahını kurdun

Okçu Ali Baba cara gel yetiş

 

Derviş Musa Yağmuroğlu torunu

Yoluna koymuşum varım yoğumu

Elvan Dede kime arz edem halimi

Medet Yağmuroğlu cara gel yetiş

 

Ali Dede

Yukarıda 1287 tarihli icazette ismi geçen Ali Baba’nın torunlarından Yağmur Köyü’nden Haydar oğlu Ali Ağa bu defa Dergah-ı Hazreti Pir’i ziyaret etmiş olmakla isteğine binaen 1287 ve 1319 tarihli icazet tasdiken kendisine verildi. 27 Teşrinisani 1960

 

Süleyman Dede

Yağmur Köyü’nden Himmetçi Ali Baba evlatlarından Süleyman oğlu Elvan Çelen 31.03.1993 tarihinde buraya geldiğinde Babası Süleyman’ın vefat ettiği, belgesinin zayi olduğunu beyanla, bir kopukluk olmaması için, babası için bir belge istemesi üzerine, zayi belge yerine kaim olmak üzere işbu belge oğlu Elvan Çelen’e verildi. 31.03.1993

 

HÜMMETÇİ ALİ BABA (YAĞMUROĞLU) OCAĞI

 

Elvan ÇELEN Dede

 

Yağmur Köyü dediğimiz zaman bu isim bize Yağmur Ocağını da çağrıştırıyor, hatta Karayağmur, Yağmuroğlu gibi değişik isimler de duyuyoruz. Sanırım kök, öz aynı. Hatta Himmetçi Ali Baba Yağmuroğlu Ocağı’ndan diye bize bir yazı gönderdiniz. -umarım bu güzel çalışma da yayınlanacak- fakat, biz buradakine benzer de olsa sizin ağzınızdan sıcak bilgi almak istiyoruz. Himmetçi Ali Baba, Yağmuroğlu Ocağı’ndan bahsedelim biraz, siz bu derlemeyi yaptığınıza göre bir araştırma da yaptınız sanırım bu konuda; hangi bilgilere ulaştınız, bu ocak hakkında ne gibi bilgiler var elinizde?

 

Şu anda bu belge yanımda. İzninizle aynı bilgileri aktarmak istiyorum. Aynısını alınız.

 

Sayın okuyucular; Ali Baba, Musa-i Kazım’ın beşinci göbek torunlarından Seyit Seyfullah’ın torunu, Seyit Veli’nin oğludur. Horasan pirlerindendir. Bir zamanlar Horasan pirleri ile beraber eğitim görmüştür. Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu’ya gelip dergahını kurunca Ali Baba da Anadolu’ya gelir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin dokuzuncu halifesi olur. Belli bir zaman da burada eğitim görür. Hacı Bektaş-ı Veli herkesin yetiştiğini anlayınca, herkesin öksasını atar. Sıra Ali Baba’ya gelince: “Ali Baba senin öksanı attım. Kerametini göster. Öksanı bul, dergahını kur, taliplerini topla, kültürünü ve ibadetini yürüt” der. Ali Baba da: “Hümmet ya Pirim” der ve destur ister. İşte o zaman Hacı Bektaş-ı Veli de: “Destur ya Hümmetçi Ali Baba” der. O andan itibaren adı ‘Hümmetçi Ali Baba’, olarak kalır. Hümmetçi Ali Baba kerametini gösterirken buluta işaret eder ve yağmur yağmaya başlar. Yağmur yağa yağa öksanın atıldığı Kütahya’ya gelir. Bu nedenle bir adı da Yağmur Dede olarak kalır.

Kütahya hükümdarını rahatsız eden bir takım kavimler vardır. Kütahya hükümdarı, Hacı Bektaş’tan bir dervişin geldiğini ve keramet sahibi olduğunu haber alır. Hümmetçi Ali Baba’nın yanına gelir. Der ki: “Ya derviş! Beni rahatsız eden bir kavim var. Bunlardan beni kurtarırsan sana bir mevki veririm. Dergahını kurarsın. Faaliyetini sürdürürsün ve ben de sana tabi olurum.” Nihayet Hümmetçi Ali Baba (Yağmur Dede) bu teklifi kabul eder ve o kavimlerin bulunduğu yere gider. O kavimin beyi ile görüşür. O kavimlerin bulunduğu bölgede, arazi ve ovada su yoktur. Kavimin beyi: “Ya derviş! Sen Horasan’dan Hacı Bektaş’a geldiğini söyledin. Hacı Bektaş da seni buraya gönderdi. Sizde keramet vardır. Gördüğün bu ovada su yok. Eğer bu ovadan su çıkarırsan sana tabi oluruz. Senin dinine ve emrine gireriz” der. Hümmetçi Ali Baba da bunu kabul eder. Elindeki asayı orada bulunan iki kayanın arasına vurur. Oradan çok güzel bir su çıkar. O kavmin hepsi dervişe tabi olurlar. Onlara; doğruluğu, güzelliği, kimsenin kimsede hakkı olmadığını öğretir. Tekrar hükümdarın yanına döner. Kütahya hükümdarı bu olaya çok sevinir. O da Hümmetçi Ali Baba’ya askerleri ile birlikte tabi olur. Sonra der ki: “Ya derviş! Gediz’in Akçaalan’ını sana verdim. Git dergahını kur. Faaliyetlerini sürdür.” Hümmetçi Ali Baba bunun üzerine Akçaalan’a gelir. Orada dergahını kurar. Kerametleri ile, düşünceleri ile, doğruluğu ile birçok vilayetlerden talipler başına toplanır. Cemler yürütür. O dönemde Rum diyarı olan Anadolu, Hacı Bektaş-ı Veli’nin öncülüğünde ve Horasan pirlerinin çabalarıyla İslamlaşır. Bazı hükümdarlar bundan rahatsız olur.

Burdur Beyi çok gaddardır. Kütahya’daki bu durumdan rahatsızlık duyar. Kütahya üzerine asker çekip harp etmeye, İslam dinini ve o dervişi yok etmeye karar verir. Kütahya’nın Tavşanlı Ovası’nda ordular karşı karşıya gelir. Hümmetçi Ali Baba oradadır. İslam askerini savaşa sokmadan kendisi meydana gelir. Birçok nasihatler ederek Burdur beyini ikna etmeye çalışır. Dervişin sözleri çok gaddar olan Burdur beyinin hoşuna gider ama gururuna yediremez. Askerlerine emir verir: “Öldürün bu dervişi, gözüm görmesin” der. Beş-on asker hücum eder. O anda hava kararır. Bir fırtına, bir yağmur başlar. Bütün askerler telaşlanır. Hava açıldığında derviş yoktur. Bu dervişin ermiş olduğunu anlayan Burdur beyi gurur meselesi yaparak, orada bulunan askerlere: “Hani, güvendiğiniz derviş korkudan kaçtı. Sizin hak dediğiniz bu mu?” deyince derviş yeniden ortaya çıkar ve der ki: “Ey Burdur beyi! Anladım ki sen bu işi gurur meselesi yaptın. Ama, Tanrı seni affetmeyecek. Gönder askerlerini!” deyince Burdur Beyi on-on beş askere emir verir. Askerler Hümmetçi Ali Baba’nın etrafını sararlar. Mübarek derviş diz çöker. Zalim askerin birisi boynuna kılıcı vurur ve kellesi düşer. Kelleyi koltuğuna alarak yüksek bir tepeye çıkar ve kelle gövdeye birleşik olarak yatar. Bunu gören Burdur Beyinin kızı koşa koşa Hümmetçi Ali Baba’nın yanına gelir. Görür ki hiç yara almamış, sanki bir nur doğmuş. Kız: “Bu dervişin dini hak olmasaydı, kellesini alıp bu tepeye çıkmazdı ve gördüm ki hiç yara almamış” der ve dua etmeye başlar: “Ya Rabbi! Bu dervişin yüzü gözü hürmetine benim de ruhumu burada al” der ve kız da orada ruhunu teslim eder. Bu durumu gören Burdur beyi gururunu kırarak kan dökülmeden İslamiyet’i kabul eder ve memleketine döner. Hümmetçi Ali Baba’nın türbelerinden bir tanesi Kütahya’nın içinde yolun ortasındadır. Buraya yol vurmuş, greyderler çalışmamıştır.

Hümmetçi Ali Baba bir gün mühendisin rüyasına girer ve: “Evimi yıkma, evini yıkarım” der. Bunun üzerine mühendis hemen ertesi günü yolu yukarı kaydırarak o türbeyi yeniden yaptırır.

İkinci Hümmetçi Ali Baba Türbesini yeniden yaptırır. İkinci Hümmet Ali Baba Türbesi Tavşanlı / Dedeler Köyü’nde bir tepe üzerinde kralın kızı ile birliktedir.

Üçüncü Hümmetçi Ali Baba Türbesi ise Gediz Akçaalan Kasabası’nda bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Yani Hümmetçi Ali Baba’nın Kütahya’da üç yerde türbesi vardır. Şu anda hala yağmur duasına çıkılıyor, kurbanlar kesiliyor ve dualar ediliyor.

Hümmetçi Ali Baba’nın dört oğlu, bir kızı olduğu bilinmektedir. Büyük oğlu hiç evlenmeden babasının sağlığında ruhunu teslim eder. Türbesi Akçaalan’dadır. Belli bir zaman Kütahya’da ikâmet ederler. Fakat, aradan zaman geçince, insanların inançlarını kaybetmeleri ile göç etmek zorunda kalırlar. Eskişehir-Ankara-Yozgat üzerinden Tokat / Zile / Temecik Köyü’ne yerleşirler. Kız kardeşlerini orada evlendirirler. (Şu anda o soy Parpu Ocağı olarak devam eder) Üç kardeş oradan da Tokat’ın Artova İlçesi’ne bağlı yaylalık bir alana yerleşirler. Burası, gelen bu kişilerin adıyla bir köy haline gelir. Adı Yağmur Köyü olarak kalır. Belli bir zaman bu köyde yaşarlar. Oğullarından Musa Çelebi bu köyde kalır. Ahmet Çelebi Zile’nin Göçenli Köyü’ne göç eder. İsmail Çelebi Zile’nin Karabalçık Köyü’ne yerleşir. Hala bunların sülaleleri Yağmuroğlu olarak devam eder. Yağmur Köyü’nde kalan Musa Çelebi’nin torunlarından Mustafa Çelebi, onun oğlu Ahmet Çelebi ve onun oğlu Derviş Musa diye bir zat yetişir. Birçok kerametleri, deyişleri, düvazları vardır. Hala türbesi Yağmur Köyü’ndedir. Ahmet Çelebi’nin diğer bir soyu, oğlu Ali Çelebi’den devam etmektedir. Ali Çelebi oğlu Ali Çelebi’den devam etmektedir. Ali Çelebi oğlu Haydar Çelebi ve onun oğlu Ali Şahin olarak soyadı değişir. Ali Şahin’in oğlu Süleyman Çelen olarak yine soyadı değişir. Süleyman Çelen’in şu an beş oğlu bulunmaktadır. Büyük oğlu Selim Çelen, Rıfat Çelen, Ali Çelen, Elvan Çelen, Haydar Çelen, Derviş Musa’nın oğlu Feyzullah Çelebi, onun oğlu Salih Erdem olarak soyadı değişir. Salih Erdem’in oğlu Fevzi Erdem ve Hasan Erdem. Fevzi Erdem’in oğlu Ali Ekber Erdem ve Hasan Erdem. Fevzi Erdemin oğlu Ali Ekber Erdem ve Rüstem Erdem hala hayattadırlar. Şu an dedelik yapan Elvan Çelen’dir. Hümmetçi Ali Baba’nın Musa-i Kazım soyundan geldiğini Derviş Musa şu beyitinde açıklamaktadır:

“Hümmetçi Ali Baba bizim atamız

Nişan olsa akla vurur putamız

Muhammed Ali’ye çıkar ötemiz

Hümmetçi Ali Baba car Hacı Bektaş”

Hümmetçi Ali Baba bir de Okçu Ali olarak bilinir. Hümmetçi Ali Baba kime sert bakarsa ok gibi işletirmiş. Onun için bir ismi de Okçu Ali Baba olarak kalmış.

 

Kaynak: Seyit Derviş Musa kitabından ve Yağmuroğlu dedelerinden alınmıştır.

 

Musa Kazım evladından gelensin

Hümmetçi Ali Baba cara gel yetiş

İsteyenin muradını verensin

Hümmetçi Ali Baba cara gel yetiş

 

Horasan’dan gelip Urum’a yettin

Pir Hacı Bektaş’tan demanın tuttun

HakK yoluna orada hizmetin ettin

Hümmetçi Ali Baba cara gel yetiş

 

Pirim öksasını alıp atınca

Hümmet et Hünkarım diye coşunca

Buluta binip de yağmur saçınca

Medet Yağmuroğlu cara gel yetiş

 

Buluta binip de yağmur yağdıran

Bütün insanları hayrete koydun

Akçaalan’a gelip dergahını kurdun

Okçu Ali Baba cara gel yetiş

 

Derviş Musa Yağmuroğlu torunu

Yoluna koymuşum varım yoğumu

Elvan Dede kime arz edem halimi

Medet Yağmuroğlu cara gel yetiş

 

Ali Dede

Yukarıda 1287 tarihli icazette ismi geçen Ali Baba’nın torunlarından Yağmur Köyü’nden Haydar oğlu Ali Ağa bu defa Dergah-ı Hazreti Pir’i ziyaret etmiş olmakla isteğine binaen 1287 ve 1319 tarihli icazet tasdiken kendisine verildi. 27 Teşrinisani 1960

 

Süleyman Dede

Yağmur Köyü’nden Himmetçi Ali Baba evlatlarından Süleyman oğlu Elvan Çelen 31.03.1993 tarihinde buraya geldiğinde Babası Süleyman’ın vefat ettiği, belgesinin zayi olduğunu beyanla, bir kopukluk olmaması için, babası için bir belge istemesi üzerine, zayi belge yerine kaim olmak üzere işbu belge oğlu Elvan Çelen’e verildi. 31.03.1993